Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Ekonomi 30.06.2026 11:06 1 okunma

1 Temmuz'da Devreye Giriyor: Oteller, Restoranlar ve Kafeler İçin Yeni Sistem Neleri Değiştirecek?

Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi'ne HOREKA sektörü entegrasyonu 1 Temmuz'da başlıyor. Otel, restoran ve kafe işletmeleri için kritik rol üstlenecek bu sistemin detayları ve getireceği yenilikler merak ediliyor.

1 Temmuz'da Devreye Giriyor: Oteller, Restoranlar ve Kafeler İçin Yeni Sistem Neleri Değiştirecek?

Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda hayata geçirilecek olan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi'nde geri sayım başladı. Özellikle 1 Temmuz itibarıyla ulusal entegrasyonunun tamamlanması planlanan sistemde, otel, restoran ve kafe gibi yeme-içme ve konaklama sektörünün lokomotifliğini yapan HOREKA (Hotel, Restaurant, Café) işletmeleri kritik bir rol üstlenecek. Bu işletmelerin sisteme kayıt süreçleri devam ederken, Türkiye'nin ambalaj atık yönetiminde yepyeni bir dönemin kapıları aralanıyor.

DOA Sistemi Nedir ve Neden Önemli?

Depozitosu Olan Ambalajlar Sistemi, tek kullanımlık ambalajların (özellikle plastik şişeler, cam şişeler ve metal kutular) belirli bir depozito ücreti karşılığında tüketicilere sunulmasını ve bu ambalajların geri toplama noktalarına iade edildiğinde depozitonun geri alınmasını amaçlıyor. Bu sistemin temel amacı, geri dönüşüm oranlarını maksimum seviyeye çıkarmak, çöp sahalarına giden atık miktarını azaltmak ve döngüsel ekonomiyi güçlendirmek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın öncülüğünde geliştirilen bu proje, Avrupa'da birçok ülkede başarıyla uygulanan bir modelin Türkiye'ye uyarlanmış hali.

Bu sistemin hayata geçmesiyle birlikte, tüketiciler satın aldıkları ürünlerin ambalajları için küçük bir depozito bedeli ödeyecekler. Ürün tüketildikten sonra ambalajı çöpe atmak yerine en yakın toplama noktasına iade edenler, ödedikleri depozito tutarını geri alabilecekler. Bu, hem tüketicileri geri dönüşüme teşvik edecek hem de atıkların ayrıştırılması ve geri kazanılması sürecini çok daha verimli hale getirecek.

HOREKA Sektörü Neden Odağında?

HOREKA sektörü, yüksek hacimli ambalaj tüketimi nedeniyle DOA Sistemi'nin entegrasyonunda stratejik bir öneme sahip. Oteller, restoranlar, kafeler, barlar ve diğer yeme-içme mekanları, her gün binlerce plastik şişe, cam şişe ve kutu ambalaj kullanıyor. Bu işletmelerin sistemi etkin bir şekilde uygulaması, geri dönüşüm hedeflerine ulaşılmasında kilometre taşı niteliğinde olacak. Kayıt süreçlerinin devam etmesi, sektördeki işletmelerin bu yeni düzene adapte olmaları için verilen zamanı işaret ediyor. Sistemin 1 Temmuz'da tam kapasiteyle çalışmaya başlamasıyla birlikte, HOREKA işletmelerinin atık yönetim politikalarında önemli değişiklikler yapması gerekecek.

Özellikle atık toplama, ayrıştırma ve depozito iade süreçlerinin bu işletmelerin operasyonel akışlarına entegre edilmesi büyük önem taşıyor. Çevre dostu uygulamaları benimseyen işletmelerin hem yasal yükümlülüklerini yerine getirecek olmaları hem de marka imajlarını güçlendirmeleri bekleniyor. Bu süreçte, geri dönüşüm teknolojileri sağlayan firmalar ve yerel yönetimlerle iş birliği de hayati önem taşıyor.

Sistem Nasıl İşleyecek ve Tüketiciyi Neler Bekliyor?

Sistemin işleyişi, tüketiciler için oldukça basit olacak. Satın alınan ürünlerin etiketlerinde depozito bedeli bilgisi yer alacak. Kullanım sonrası ambalajlar, anlaşmalı marketler, özel toplama noktaları veya restoranların kendi bünyelerindeki iade makinelerine bırakılacak. Toplama noktalarında yer alan otomasyon sistemleri, ambalajları okuyarak depozito bedelinin iadesini sağlayacak. Bu süreç, hem fiziksel iade noktaları hem de mobil uygulamalar aracılığıyla yönetilebilecek. Uzmanlar, bu tür sistemlerin tüketicilerin geri dönüşüm bilincini artırdığını ve çevreye karşı daha sorumlu bir tavır sergilemelerine olanak tanıdığını belirtiyor.

1 Temmuz'dan sonra piyasaya sürülecek olan depozitolu ürünlerde bu sistemin zorunlu hale gelmesiyle birlikte, tüketicilerin eski alışkanlıklarını gözden geçirmeleri gerekecek. Başlangıçta küçük bir adaptasyon süreci yaşanabileceği düşünülse de, sistemin uzun vadede çevresel faydaları tartışılmaz. Bu yenilik, Türkiye'yi sürdürülebilirlik konusunda daha ileriye taşıyacak önemli bir adım olarak görülüyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 30.06.2026 12:06 0 okunma

Gelecek Şimdi Başlıyor: Türkiye'nin Ekonomik Kalbi KOBİ'ler İçin Meta'dan Dev Yapay Zeka Hamlesi!

Türkiye'deki KOBİ'ler için dijital dönüşümde çığır açacak bir adım atıldı: Meta, TOBB ve Habitat Derneği iş birliğiyle 1000 işletmeye ücretsiz yapay zeka eğitimi sunuluyor.

Gelecek Şimdi Başlıyor: Türkiye'nin Ekonomik Kalbi KOBİ'ler İçin Meta'dan Dev Yapay Zeka Hamlesi!

Dünya genelinde dijitalleşmenin ivme kazandığı bu çağda, Türkiye'nin işletmeleri için küresel rekabette öne çıkmalarını sağlayacak çok önemli bir atılım gerçekleşiyor. Teknoloji devi Meta; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Habitat Derneği ile stratejik bir iş birliği yaparak, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı’nın da destekleriyle devasa bir projeyi hayata geçirdi: “Meta ile Yapay Zeka Dönüşümü Programı”.

İstanbul'da düzenlenen görkemli bir lansmanla duyurulan bu kapsamlı ve tamamen ücretsiz eğitim programı, Türkiye genelindeki 1000 orta ölçekli işletmenin operasyonlarına yapay zeka araçlarını entegre ederek somut bir büyüme kaydetmesini hedefliyor. Programın temel amacı, KOBİ’lerin müşteri edinme maliyetlerini düşürürken, yeni ve sürdürülebilir gelir kaynakları yaratmalarına olanak tanımak. Bu vizyon, aynı zamanda Türkiye’nin ulusal yapay zeka politikalarına da doğrudan ve güçlü bir katkı sunuyor.

KOBİ'ler İçin Yapay Zeka Çağına Dev Geçiş Nasıl Gerçekleşecek?

“Meta ile Yapay Zeka Dönüşümü Programı”, halihazırda temel dijital araçları ve sosyal medya platformlarını kullanan ancak bunun bir adım ötesine geçerek ileri teknolojik çözümleri işine adapte etmek isteyen işletmeleri merkeze alıyor. Proje, Meta, TOBB ve Habitat Derneği ortaklığında yürütülürken, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı’nın katılımı ile de devlet destekli güçlü bir vizyona kavuşuyor. Ender Öztürk tarafından 12 Haziran 2026 tarihinde yapılan duyuruyla, bu programın 1000 işletmeye ulaşacağı resmileşti.

Eğitim Müfredatında Neler Var?

Meta Blueprint tarafından özel olarak geliştirilen eğitim müfredatı, sadece teorik bilgilerle sınırlı kalmayıp, doğrudan ticari başarıya odaklanan pratik ve uygulanabilir çözümler sunuyor. Katılımcı KOBİ’ler, modern iş dünyasının olmazsa olmazı haline gelen Advantage+, Üretken Yapay Zeka (Generative AI), Meta Business AI ve Mesajlaşarak Ticaret (Conversational Commerce) gibi gelişmiş teknolojileri kullanarak operasyonel maliyetlerini azaltacak ve verimliliklerini gözle görülür şekilde artıracak.

Eğitim süreçlerinde işletmeler, reklam harcamalarının geri dönüşünü (ROAS) optimize eden Advantage+ sistemlerini ve içerik üretim süreçlerini otomatikleştiren Üretken Yapay Zeka araçlarını etkin bir şekilde kullanmayı öğreniyor. Bunun yanı sıra, müşteri ilişkilerini yapay zeka destekli botlarla yönetmeyi sağlayan Meta Business AI ve Mesajlaşarak Ticaret yöntemleri de programın ana odak noktaları arasında yer alıyor.

Programın Yol Haritası: Türkiye Genelinde Yaygın Erişim

Programın Türkiye genelinde geniş bir tabana yayılması ve ülkenin her bölgesinden işletmeye ulaşması için üç temel ayak üzerine kurulu yenilikçi bir eğitim modeli uygulanıyor:

  • Yüz Yüze Atölye Çalışmaları: Türkiye genelinde düzenlenecek olan 10’dan fazla yüz yüze atölye çalışmasında, her oturumda 100 ila 150 işletmeden oluşan odak gruplarına uygulamalı ve interaktif eğitimler veriliyor.
  • Sanal Oturumlar: Uzman eğitmenler tarafından yönetilen çevrim içi ve esnek sanal sınıflar sayesinde, işletmelerin sürekli olarak kendilerini geliştirmelerine olanak tanınıyor.
  • Ücretsiz Çevrim İçi Kaynaklar: Eğitim alan ya da programı takip eden her işletmenin uzun vadede faydalanabileceği, sürekli güncellenen dijital öğrenme kütüphanesi erişime açılıyor.

Türkiye Ekonomisinin Dinamosu KOBİ'ler İçin Stratejik Hamle

Türkiye’deki toplam işletme sayısının yüzde 99’undan fazlasını oluşturan KOBİ’ler, ülke ekonomisinin ve istihdamının en büyük taşıyıcısı konumunda. Ancak küresel pazar şartlarında rekabet edebilmek, bu işletmelerin yeni nesil teknolojilere ne kadar hızlı uyum sağladığı ile doğrudan ilişkilendiriliyor. Yapay zeka dönüşümü, bu kritik adaptasyon sürecinde KOBİ'lere benzersiz bir avantaj sunuyor.

Yetişmiş İnsan Kaynağı Açığı Kapatılıyor

TÜİK verilerine göre Türkiye’deki KOBİ’ler, yapay zeka teknolojilerine karşı mesafeli durmuyor, aksine bu teknolojileri kullanmaya oldukça sıcak bakıyor. Ancak işletmelerin önündeki en büyük engeli, yüzde 74,2 gibi yüksek bir oranla, yetişmiş insan kaynağı ve teknik bilgi eksikliği oluşturuyor. Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu, bu programın tam da bu noktadaki insan kaynağı açığını kapatmak üzere tasarlandığını belirtiyor. Caldu’ya göre, yapay zeka araçlarının doğru kullanımı sayesinde yerel üreticilerin küresel pazardaki rekabet güçleri ciddi oranda artış gösterecek.

Dijital Platformların Türkiye Ekonomisine Katkısı: Milyar Liralık Etki

PublicFirst tarafından Meta için hazırlanan güncel araştırma raporları, dijital platformların Türkiye’deki ticari ekosistem için ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre:

  • Türkiye’deki küçük işletmelerin yüzde 53’ü satış yapmak ve yeni müşterilere ulaşmak için birincil kanal olarak Facebook ve Instagram platformlarını kullanıyor.
  • WhatsApp Business uygulaması, işletmeler ve tüketiciler arasındaki iletişim engellerini tamamen ortadan kaldırarak tek başına Türkiye ekonomisinde 220 milyar TL’lik devasa bir ekonomik değer yaratıyor.

TOBB Girişimcilik Müdürü Duygu Kılıç da yapay zekanın artık bir tercih değil, sürdürülebilirlik için bir zorunluluk olduğunu vurguluyor. 15.000 girişimciden oluşan TOBB Kadın ve Genç Girişimciler Kurulları ile yapay zekayı teorik bir kavram olmaktan çıkarıp, ticari operasyonların fiili bir parçası haline getirmek amaçlanıyor.

İhracatta Yapay Zeka Gücü ve Başvuru Detayları

Ticaret Bakanlığı da yerel markaların ve üreticilerin ihracat süreçlerine yapay zekayı dahil etmelerini stratejik bir hedef olarak görüyor. Lansmanda söz alan Ticaret Uzmanı Şafak Bozkır Aydoğmuş, bakanlık olarak temel amaçlarının işletmelere sadece geçici bilgiler sunmak değil, kalıcı bir dijital dönüşüm yetkinliği kazandırmak olduğunu belirtiyor. Bu yetkinlikler sayesinde Türkiye’deki orta ölçekli işletmeler, sınır ötesi e-ihracat operasyonlarına çok daha hazır hale gelecek.

“Meta ile Yapay Zeka Dönüşümü Programı” bünyesinde gerçekleştirilecek tüm eğitimlere ve dijital kaynaklara başvurmak için detaylı bilgilere Meta, TOBB ve Habitat Derneği'nin resmi web sitelerinden ulaşılabilecektir. Türkiye'nin ekonomik geleceği için atılan bu büyük adım, KOBİ'lerin dijital çağda global birer oyuncu olmalarının önünü açıyor.

Gündem 30.06.2026 10:06 1 okunma

Küçük Muhammed'in Feci Ölümüyle Sarsılan Kent: İstanbul Raylarındaki "Görünmez Tehlike" Neden Bitmiyor? Uzmanlar Uyardı!

İstanbul'da 6 yaşındaki Muhammed'in tramvay altında kalarak hayatını kaybetmesi, kent genelinde artan raylı sistem kazalarını bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlar, eski hatlardaki teknoloji eksikliğini ve yaya güvenliği açığını işaret ederek acil önlemlerin önemini vurguluyor.

Küçük Muhammed'in Feci Ölümüyle Sarsılan Kent: İstanbul Raylarındaki "Görünmez Tehlike" Neden Bitmiyor? Uzmanlar Uyardı!

İstanbul'un kalbi Fatih, önceki gün 6 yaşındaki Muhammed M. M.'nin trajik ölümüyle sarsıldı. Laleli-İstanbul Üniversitesi Durağı'nda dengesini kaybederek raylara düşen küçük çocuğun, gelen tramvayın altında kalarak hayatını kaybetmesi, kentteki raylı sistem güvenliği tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi. Bu yürek burkan olay, ne yazık ki İstanbul ve Türkiye genelinde artan tramvay kazaları zincirinin yalnızca son halkası olarak kayıtlara geçti. Göz ardı edilen riskler ve güvenlik açıkları, şehir yaşamının dinamik bir parçası olan tramvay hatlarını adeta birer ölüm tuzağına dönüştürüyor.

Kentte Artan Raylı Sistem Trajedileri: Bir Değil Bin Vaka

İstanbul'un yoğun yaya trafiğine sahip hatları, özellikle T1 Kabataş-Bağcılar ve T4 Bağcılar-Topkapı, sıkça kaza haberleriyle gündeme geliyor. Ancak bu acı tabloda sadece yayalar değil, diğer araçlar da yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde bir kamyon ile tramvayın çarpışması sonucu 5 kişi yaralanmış, soruşturma başlatılmıştı. Bir başka olayda, Gaziosmanpaşa'da tramvayla motosikletin çarpıştığı kaza sonrası motosiklet sürücüsü ağır yaralı kurtarılmıştı. Daha yakın geçmişte, Fatih'te Çemberlitaş Durağı yakınlarında yola aniden çıkan bir yaya tramvayın çarpmasıyla kaldırıma savrulup yaralanmış, görüntüler güvenlik kameralarına yansımıştı. Eylül ayında ise Beyoğlu Tophane Durağı'nda, yayalara kırmızı ışık yanarken karşıya geçmeye çalışan bir kişi, tramvayın altında kalarak ağır yaralanmış ve itfaiye tarafından kurtarılmıştı. 2025 Nisan'ında Haseki Durağı'nda yaşanan bir diğer faciada, 53 yaşındaki F. K. isimli vatandaş tramvay çarpması sonucu hayatını kaybetmişti. Kazaların sadece insan çarpmasıyla sınırlı kalmadığı da görülüyor; üç yıl önce Eminönü'nden Sirkeci yönüne giden bir tramvayın raydan çıkarak elektrik direğine çarpması, can kaybı yaşanmasa da seferlerde aksaklıklara yol açmıştı. Bu olaylar, raylı sistemlerin şehir hayatıyla iç içe olmasının getirdiği güvenlik risklerini gözler önüne seriyor ve sistemsel bir çöküşün sinyallerini veriyor.

Modern Çağın Güvenlik Açığı: Teknoloji Ne Kadar Yeterli?

Yaşanan her kazanın ardından akıllara gelen ilk soru: Bu ölümlerin ve yaralanmaların önüne geçilemez mi? İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, günümüz raylı sistem teknolojilerinin ulaştığı noktayı ve Türkiye'deki durumu değerlendirdi. Ilıcalı'ya göre, modern raylı sistemler artık yalnızca vatman dikkatine bağlı olmaktan çıkmış durumda. Bugün, sensörler, kameralar, yapay zekâ destekli görüntü işleme sistemleri ve otomatik koruma mekanizmaları ile desteklenen çok katmanlı güvenlik yapıları öne çıkıyor. Ilıcalı, dünya genelindeki yeni nesil tramvay sistemlerinde radar, lidar, kamera ve nesne algılama teknolojilerinin birlikte kullanıldığını, hat üzerinde bir yaya veya engel tespit edildiğinde önce vatmanın uyarıldığını, gerekli durumlarda ise otomatik frenleme fonksiyonlarının devreye girebildiğini belirtiyor. Ancak Türkiye'deki tüm hatlarda bu teknolojilerin aynı seviyede bulunmadığının altını çiziyor. Özellikle geçmiş yıllarda inşa edilen hatlarda kullanılan araçlar ile yeni nesil araçlar arasında önemli teknik farklılıklar mevcut. Prof. Dr. Ilıcalı, "İstanbul'da son yıllarda ciddi teknolojik yatırımlar yapılmış olmakla birlikte, mevcut araç filosunun tamamının aynı seviyede engel algılama ve otomatik müdahale sistemlerine sahip olduğunu söylemek mümkün değildir," diyerek eksikliğe dikkat çekiyor. Uzmanlar, raylı sistem güvenliğindeki yeni hedefin, vatman hatasını da telafi edebilen aktif güvenlik sistemlerinin tüm filoya yaygınlaştırılması olması gerektiğini vurguluyor. Bu tür sistemler, insan hatasını tamamen ortadan kaldırmasa da riskleri önemli ölçüde azaltma potansiyeli taşıyor.

Acil Çağrı: Güvenli Raylar İçin Hangi Adımlar Atılmalı?

Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, tramvay sistemlerinin şehir hayatıyla bütünleşik çalışmasının bir avantaj olduğunu ancak bunun güvenlik açısından riskleri de beraberinde getirdiğini ifade ediyor. Özellikle T1 hattı gibi yoğun turistik ve ticari hareketliliğin bulunduğu koridorlarda yayaların tramvay yolunu adeta bir yaya koridoru gibi kullandığını belirtiyor. Ilıcalı'ya göre çözüm, sadece cezai yaptırımlarda değil, öncelikle mühendislik tedbirlerinde aranmalıdır. İnsan davranışlarını değiştirmede en etkili yöntemlerden birinin doğru fiziksel tasarım olduğuna dikkat çeken Ilıcalı, özellikle istasyon çevrelerinde yönlendirici korkulukların artırılmasının ve güvenlik bilincinin yükseltilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Yayalar için daha görünür uyarı sistemleri, sıkı denetimler ve sürekli eğitim, bu trajedileri önlemede kritik rol oynayacaktır. Bu tür trajedilerin bir daha yaşanmaması için kapsamlı bir strateji ve acil eylem planı, İstanbul'un ve diğer şehirlerin raylı sistem güvenliği için kaçınılmaz bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Şehirlerimizin daha güvenli raylara kavuşması için yetkililerin ivedilikle harekete geçmesi bekleniyor.

Teknoloji 30.06.2026 09:36 1 okunma

Apple'dan Yapay Zeka Devrimi: Cihazlar ve Bulut Birlikte Çalışacak! 5 Yeni Model Tanıtıldı

Apple, WWDC26'da beş yeni nesil Foundation Models'ı tanıttı. Yeni hibrit yapay zeka stratejisi, cihaz içi hız ile bulut gücünü birleştirirken gizlilik ön planda tutuluyor.

Apple'dan Yapay Zeka Devrimi: Cihazlar ve Bulut Birlikte Çalışacak! 5 Yeni Model Tanıtıldı

Apple, teknoloji dünyasına yön veren etkinliklerinden WWDC26'da, yapay zeka alanındaki iddialı vizyonunu somutlaştıran devrim niteliğinde bir duyuruya imza attı. Şirket, üçüncü nesil Apple Foundation Models (AFM) serisini resmi olarak tanıtarak, yapay zeka stratejisinde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Bu kapsamda tanıtılan ve teknoloji gündemine bomba gibi düşen beş yeni yapay zeka modeli, Apple'ın hem cihaz içi (on-device) hem de bulut tabanlı (cloud-based) yapay zeka yeteneklerini eş zamanlı olarak güçlendirmeyi hedefliyor.

Hibrit Yapay Zeka Stratejisinin Detayları Ortaya Çıktı

Apple'ın yeni yapay zeka hamlesinin temelinde, kullanıcı deneyimini optimize etmeyi amaçlayan hibrit bir mimari yatıyor. Bu yaklaşım sayesinde, bazı yapay zeka işlemleri doğrudan kullanıcının Apple cihazlarında (iPhone, iPad, Mac gibi) gerçekleştirilirken, daha karmaşık ve yoğun işlem gücü gerektiren görevler ise Apple'ın güçlendirilmiş bulut altyapısı üzerinden yürütülecek. Şirketin özellikle gizliliğe verdiği önemi vurgulayan Private Cloud Compute (Özel Bulut Bilişim) yapısı, bu yeni nesil modellerin temelini oluşturuyor. İlginç bir şekilde, bu altyapının Google Cloud platformuna taşınması ve Nvidia'nın güçlü GPU'larından yararlanması dikkat çekiyor. Bu stratejik iş birliği, Apple'ın hem performans hem de ölçeklenebilirlik açısından çıtayı yükseltme kararlılığını gösteriyor.

Gizlilik ve Performans Dengesi Nasıl Sağlanıyor?

Apple, yapay zeka alanındaki yeniliklerini hayata geçirirken en büyük önceliğinin kullanıcı gizliliği olduğunu defalarca vurguladı. Yeni nesil Foundation Models'ın geliştirilme ve çalışma süreçlerinde, kullanıcı verilerinin kesinlikle izinsiz veya habersiz kullanılmadığı belirtildi. Modellerin eğitimi için halka açık veri setleri, lisanslı içerikler ve sentetik veriler kullanıldı. Private Cloud Compute mimarisinin Google sunucularında çalışacak olması, güvenlik endişelerini beraberinde getirebilirken, Apple bu konuda oldukça net konuştu. Şirket, Google altyapısında çalışan modellerin de kendi donanımlarında olduğu gibi şeffaf ve denetlenebilir bir güvenlik protokolüne tabi olduğunu ve uçtan uca gizlilik garantisi sunduğunu ifade etti. Bu katmanlı güvenlik yaklaşımı, hem hız hem de gizlilik arayan kullanıcılar için önemli bir güvence niteliği taşıyor.

Tanıtılan Beş Yeni Apple Foundation Model Hangileri?

Apple'ın WWDC26'da tanıttığı üçüncü nesil Foundation Models, yetenekleri ve çalışma prensipleri açısından farklılık gösteriyor. Yeni model ailesi şu şekilde sınıflandırılıyor:

  • AFM 3 Core: Temel yapay zeka görevleri için optimize edilmiş, cihaz üzerinde çalışabilen bir model.
  • AFM 3 Code Advanced: Özellikle kod üretimi ve yazılım geliştirme süreçlerine yönelik gelişmiş yetenekler sunan, cihaz üzerinde çalışan bir model.
  • AFM 3 Cloud: Daha karmaşık ve yoğun işlem gerektiren yapay zeka görevleri için tasarlanmış, bulut tabanlı bir model.
  • AFM 3 Cloud Pro: Profesyonel kullanıcılara yönelik, en üst düzey performans ve yetenekler sunan, bulut tabanlı gelişmiş bir model.
  • ADM 3 Cloud (AFM 3 Cloud benzeri ama farklı bir isimle anılmış olabilir, orijinal metindeki ADM 3 Cloud'un AFM 3 Cloud ile aynı olduğu varsayılarak listelenmiştir veya bu da ayrı bir modeldir): Gelişmiş bulut yetenekleri sunan bir diğer model.

Dikkat Çeken Teknoloji: Seyrek Mimari ve 20 Milyar Parametre

Özellikle AFM 3 Core Advanced modeli, 20 milyar parametre gibi devasa bir sayıya ulaşmasına rağmen, Apple'ın geliştirdiği seyrek mimari (sparse architecture) sayesinde verimli bir şekilde cihaz üzerinde çalışabiliyor. Bu teknoloji, modelin her parametresinin her zaman aktif olmasını gerektirmediği için işlem gücü ve bellek kullanımını optimize ediyor. Bu gelişme, gelecekte daha karmaşık yapay zeka modellerinin bile mobil cihazlarda sorunsuz çalışabileceğinin bir işareti olarak görülüyor.

Yenilikçi Modellerin Performansı Göz Dolduruyor

Apple tarafından yapılan performans değerlendirmeleri, yeni nesil modellerin yapay zeka alanındaki yeteneklerini gözler önüne seriyor. Hem görsel anlama (image recognition) hem de doğal dil işleme (natural language processing) konularında önceki nesillere kıyasla belirgin bir üstünlük sağlandığı belirtiliyor. Bu başarılar, Apple'ın yapay zeka ekosistemini sürekli olarak geliştirdiğinin ve kullanıcılara daha akıllı, daha hızlı ve daha gizli bir deneyim sunma konusundaki kararlılığının bir kanıtı olarak kabul ediliyor. Apple'ın bu hamleleri, teknoloji devinin yapay zeka yarışındaki iddialı konumunu pekiştiriyor.

Gündem 30.06.2026 09:06 1 okunma

Narkotik Operasyonuyla Sarsılan Magazin Dünyası: Enis Arıkan Gözaltında, Beren Saat ve Kenan Doğulu da Mercek Altında!

Ünlü isimlere yönelik uyuşturucu operasyonları İstanbul'u salladı. Oyuncu Enis Arıkan'ın gözaltına alındığı büyük operasyonda, Beren Saat, Kenan Doğulu ve Kerimcan Durmaz gibi birçok tanınmış ismin de soruşturma kapsamında olduğu ortaya çıktı.

Narkotik Operasyonuyla Sarsılan Magazin Dünyası: Enis Arıkan Gözaltında, Beren Saat ve Kenan Doğulu da Mercek Altında!

Türkiye'nin sanat, moda ve sosyal medya dünyası, emniyet güçlerinin düzenlediği kapsamlı uyuşturucu operasyonlarıyla bir kez daha sarsıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği dev operasyonda, kamuoyunun yakından tanıdığı pek çok isim hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve önemli gözaltılar yaşandı. Bu dalganın en dikkat çekici detaylarından biri, sevilen oyuncu Enis Arıkan'ın da gözaltına alınanlar arasında bulunması oldu. Ünlü camiasında büyük bir yankı uyandıran bu gelişme, uyuşturucuyla mücadelede hiçbir isme ayrıcalık tanınmayacağını bir kez daha gözler önüne serdi.

Genişleyen Soruşturmanın Odak Noktası: Kimler Mercek Altında?

Soruşturma kapsamında toplam 24 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi. Gözaltına alınan isimler listesi, magazin ve sanat dünyasının çok sayıda popüler yüzünü barındırıyor. Bu isimler arasında sadece Enis Arıkan değil; şarkıcı Ayşe Hatun Önal, modacı Tolga Çam, fenomen Kerimcan Durmaz, pop müziğin sevilen sesi Kenan Doğulu, başarılı oyuncu Beren Saat, yönetmen Mehmet Cem Kargı, şarkıcı Berdan Mardini, aranjör ve DJ Ozan Doğulu, şarkıcı Yaşar İpek, manken Tessy Ramos Correira ve sosyal medya fenomeni Selin Ciğerci gibi isimler de bulunuyor. Soruşturmanın İstanbul'la sınırlı kalmadığı, Ankara'da da CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker'in oğlu Oğuzhan Beker'in uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı. Öte yandan, Muğla'da mekan işletmecisi Mahmut D., iş insanı Emir B. ve Atlantis Yapım Ortağı Erdal B.'nin ise firari durumda olduğu ve haklarında yakalama kararı bulunduğu öğrenildi.

Adli Süreçte Kritik Viraj: Tutuklamalar ve Şaşırtan Tahliyeler

Narkotik Şube polislerince gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda gözaltına alınan şüpheliler, önce detaylı sağlık kontrolleri için Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. Sağlık kontrollerinin ardından adliyeye çıkarılan isimlerden Tolga Çam, Murat Saygı, Enis Ahmet O., Emre T., Hasan V., Reyhan K., Mehmet Y., Tessy Ramos Correira ve Rafet Eren Y. hakkında tutuklama talep edildi. Mahkeme, bu isimlerden Ferhan K. hariç 9 şüphelinin tutuklanmasına karar verirken, aralarında birçok tanınmış simanın da bulunduğu diğer 14 ismin ise serbest bırakılmasına hükmetti. Şüphelilere yöneltilen suçlamalar "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak" ve "uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırmak" olarak açıklandı. Operasyonlar sırasında çeşitli adres ve iş yerlerinde yapılan aramalarda bir miktar uyuşturucu madde ve içme aparatları ele geçirildiği de belirtildi. Özellikle manken Tessy Ramos Correira'nın işlemlerinde 7.43 gram, modellik firması sahibi Mehmet Yıldız'ın aramalarında ise bir adet hassas terazi ve öğütücü bulunduğu kaydedildi.

Daha Önceki Dalgalardan Çarpıcı Veriler: Hangi Ünlüler Pozitif Çıkmıştı?

Bu son operasyonların öncesinde de, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen benzer bir soruşturma kapsamında pek çok ünlü ismin kan, saç ve idrar örnekleri incelenmişti. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin Beşiktaş, Sarıyer, Beyoğlu, Kağıthane ve Üsküdar'ın yanı sıra Muğla'da belirlenen adreslere düzenlediği operasyonlarda gözaltına alınan şüphelilerden bazılarının test sonuçları kamuoyuna yansımıştı. Bu incelemelerde; Mabel Matiz (Fatih Karaca), Tarık Tunca Bakır, Aycan Yağcı, Eda Dora, Aslıhan Turanlı, Volkan Bahçekapılı ve Yasemin İkbal'de 'Kokain' maddesi tespit edilmişti. Oyuncu Onur Tuna'nın testinde esrar etken maddesi THC, sanal medya fenomeni Özgür Deniz Cellat'ta yine esrar etken maddesi, Zehra Hanzade Gürkanlar'ın kan ve saçında ise kokain metabolitleri belirlenmişti. Rapçi Blok3 (Hakan Aydın) ve şarkıcı Niran Ünsal (Fatma Uludan Gugu)'un örneklerinde de esrar ve kokain tespit edildiği belirtilmişti. Öte yandan Tuğçe Postoğlu, Cansu Teki, Berkay Şahin, Mirgün Cabas ve Serenay Sarıkaya'nın test sonuçları ise negatif çıkmıştı. Bu detaylar, uyuşturucu kullanımının sanat ve sosyete çevrelerinde ne denli yaygınlaştığını ve emniyet birimlerinin bu konudaki kararlılığını gözler önüne seriyor.

Uyuşturucuyla mücadele, toplum sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir mesele olmaya devam ediyor. Emniyet güçleri, uyuşturucu madde imalatı ve ticareti yapan suç örgütlerinin yanı sıra, kullanımını kolaylaştıran ve bu maddeleri kullanan kişilere yönelik operasyonlarını kesintisiz sürdürüyor. Kamuoyuna mal olmuş isimlerin bu tür soruşturmalara dahil olması, meselenin ciddiyetini artırırken, tüm kesimlere ibret olması açısından da büyük önem taşıyor. Türkiye, uyuşturucuyla mücadelesini her alanda sürdürmeye kararlı bir duruş sergiliyor.

Spor 30.06.2026 08:35 1 okunma

İbrahim Hacıosmanoğlu'ndan Fatih Terim'e Sert Çıkış: 'İmparator' Kimden Hesap Soracak? Bu Yakışmadı!

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, A Milli Takım'ın Dünya Kupası'ndaki Avustralya mağlubiyeti sonrası gelen eleştirilere yanıt verirken, Fatih Terim'in açıklamalarına sert tepki gösterdi. Hacıosmanoğlu, Terim'e 'İmparator' lakabının yakışır şekilde davranmadığını belirterek sitem etti.

İbrahim Hacıosmanoğlu'ndan Fatih Terim'e Sert Çıkış: 'İmparator' Kimden Hesap Soracak? Bu Yakışmadı!

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu'ndaki ilk maçta Avustralya karşısında alınan 2-0'lık mağlubiyetin ardından yaşanan hayal kırıklığına dair açıklamalarda bulundu. Milli takımın hem kendisi hem de tüm çalışanlar adına milletten özür dilediğini belirten Hacıosmanoğlu, bu tür başlangıçların aslında bir ilk olmadığını vurguladı. Tarihte 9 kez uluslararası turnuvalara katıldıklarını ve 8'ine mağlubiyetle başladıklarını hatırlatan Başkan, bunun bir mazeret olmadığını ancak istatistiklerin bu yönde olduğunu ifade etti.

Milletin Gönlü Kırık, Hepimiz Hissediyoruz

Arizona'daki Athletic Grounds'ta yapılan antrenman öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İbrahim Hacıosmanoğlu, Türk milletinin 7'den 70'e tüm bireylerini ilk maçta galibiyetle mutlu etmek istediklerini dile getirdi. Milletin hayal kırıklığına uğratılmasının, teknik kadrodan oyunculara kadar herkesin yüreğini burktuğunu ve bu acıyı derinden hissettiklerini belirtti. Maçın seyrine dikkat çekerek, '100 tane maç oynasanız herhalde böyle bir maçla karşılaşmazsınız' diyen Hacıosmanoğlu, genç millilere olan inancının tam olduğunu ve sahip oldukları yeteneklere güvendiğini söyledi. Maç istatistiklerinin, turnuvada oynanan diğer tüm maçlar arasında dahi benzerine rastlanmayacak derecede ilginç olduğunu sözlerine ekledi. Bu tür olumsuzlukların yaşanabileceğini ancak bunun gelecekte de devam edeceği anlamına gelmediğini vurgulayan Başkan, gençlerin yakın tarihte Avrupa Şampiyonası'nda çeyrek final oynadığını, tarihinde ilk kez uluslararası A Ligi'ne yükseldiğini ve 24 yıl sonra Dünya Kupası'na taşıdığını hatırlattı. Bu başarıların mimarı olan teknik kadro ve oyunculara huzurlarınızda bir kez daha teşekkürlerini sundu.

Eleştirilere Yanıt ve Yapıcı Yaklaşım Çağrısı

Üç-dört turnuva daha rahatlıkla oynayabilecek bir jenerasyona sahip olunduğunu belirten TFF Başkanı, henüz ilk maçın oynandığı ve önlerinde iki değerli maç daha bulunduğu gerçeğini hatırlattı. Bu süreçte gelen yapıcı eleştirileri, hem teknik hem taktiksel hem de yönetimsel hatalara dair olanları memnuniyetle karşıladıklarını ve saygı duyduklarını ifade eden Hacıosmanoğlu, bu tür geri bildirimlerin devam etmesini arzu etti. Dostun doğruyu söylediğini, düşmanın ise hataların devam etmesini istediğini belirten Başkan, Allah nasip ederse bu ülkenin evlatlarının, anaların duaları ve milletin ferasetiyle yeniden ayağa kalkacağına inancının tam olduğunu söyledi. Hacıosmanoğlu, milli takımın 'çöl' gibi bir ortamda mücadele ettiğini, etrafta 'sırtlanlar' ve 'akbabalar' olduğunu belirterek, bu kesimlerin zayıf noktayı kollayıp saldırmaya hazır olduğunu ima etti. Bu durumun tüm ekibi motive etme anlamında iyi bir sınav olduğunu söyledi ve ilk maçın ardından fırsat kollayanların, olmayan şeyleri olmuş gibi gösterenlerin varlığını eleştirdi.

'Akbabalar ve Sırtlanlar'a Seslendi

Eleştirileri yapan kesimi Türk milletinin ferasetine havale eden Hacıosmanoğlu, bu çabaların beyhude olacağını söyledi. Milli takımın arkasındaki gönül bağını ve desteği örneklerle anlatan Başkan, İsviçre'den 5 aylık bebeğiyle gelen anneyi, kamp yapılan otelin önünde gece 01:30'da ev yemeği yapıp getirmek isteyen teyzeyi örnek göstererek, 'Bu milli takım bizim takımımız' mesajını verdi. İki maç daha önlerinde olduğunu hatırlatan Hacıosmanoğlu, 'Akbabalık, sırtlanlık yapmaya gerek yok' çağrısında bulundu. Turnuvada başarılı olunamasa bile, bu seneki A Ligi'ndeki mücadeleler, gelecek seneki Avrupa Şampiyonası elemeleri ve ardından gelecek Dünya Kupası ve diğer Avrupa Şampiyonası'na kadar bu jenerasyonun en az 4 büyük turnuvada boy göstereceğini vurguladı. Bu gençleri yerden yere vurarak kimsenin bir şey kazanamayacağını savundu.

Fatih Terim'e 'İmparator' Vurgusuyla Eleştiri

Oyuncuların moral durumuna ilişkin sorulan soru üzerine Hacıosmanoğlu, bir atasözüyle durumu özetledi: 'Temel darağacında asılıyor, sordular 'Son arzun nedir?' diye, 'Bu da bana ders olsun' dedi.' Arkadaşların hepsinin durumun bilincinde olduğunu belirten Başkan, 100 maç yapsanız böyle bir sonuçla karşılaşmayacağınızı yineledi. 30 şut, 50'den fazla ceza sahası içi atak, iki direkten dönen top ve rakibin minimum pozisyonla bulduğu iki gol gibi istatistiklerin olağanüstü olduğunu ancak hayatın içinde bunların da var olduğunu söyledi. Bu zorluğun üstesinden gelecek güce sahip olduklarına dair inancını tazeledi.

Şenol Güneş'e Teşekkür, Fatih Terim'e Sitem

Şenol Güneş ve Fatih Terim'in milli takım hakkındaki açıklamaları sorulduğunda ise Hacıosmanoğlu, Şenol Güneş'e teşekkür ettiğini ve kendisiyle görüştüğünü belirtti. Ancak Fatih Terim'i arama gereği duymadığını ifade etti. Terim'in konuşmasının başlangıcı ve son paragrafına kadar olan bölümler için teşekkür ettiğini ancak 'İmparator' lakabını veren halkın, lakaba yakışır bir şekilde konuşmasını bitirmesini beklediğini söyledi. Hacıosmanoğlu, Terim'in bu tavrını 'Hiç yakıştıramadım kendisine, üzüldüm de' sözleriyle değerlendirdi. 'Eğer İmparator ise lakabınız, orada gizemli bir şekilde...' diyerek sözlerini tamamladı.