Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Gündem 18.06.2026 12:35 1 okunma

25 Bin Minik Sporcu Geleceğe Yüzüyor: Triatlon Okulu Dev Projeyle Başlıyor!

Türkiye Triatlon Federasyonu, 'Triatlon Okulu' projesiyle 25 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyor. Proje, çocukların erken yaşta çok yönlü spor becerileri kazanmasını amaçlarken, farklı branşlar için de güçlü bir altyapı oluşturacak.

25 Bin Minik Sporcu Geleceğe Yüzüyor: Triatlon Okulu Dev Projeyle Başlıyor!

Türkiye Triatlon Federasyonu'nun vizyoner projesi 'Triatlon Okulu', kısa sürede spora gönül verecek binlerce çocuğun hayatına dokunmaya hazırlanıyor. Federasyon Başkanı Bayram Yalçınkaya'nın duyurduğu proje kapsamında, 25 bin çocuğun erken yaşta sporla tanışması hedefleniyor. Bu devasa adım, sadece triatlon branşına değil, genel olarak sporun tabana yayılmasına ve çok yönlü sporcu gelişimine odaklanıyor.

Geleceğin Şampiyonları Bu Okulda Yetişecek

Federasyon Başkanı Bayram Yalçınkaya, projenin temel amacının, çocukları yaşamın erken evrelerinde spor kültürüyle buluşturmak olduğunu belirtti. Yalçınkaya, 'Triatlon Okulu'nun sadece yüzme, bisiklet ve koşu gibi triatlonun temel disiplinlerini öğretmekle kalmayacağını, aynı zamanda çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini destekleyecek temel motor becerilerini kazandırmayı amaçladığını vurguladı. Bu modelin, ilerleyen yaşlarda farklı spor branşlarında başarılı olacak alt yapıyı oluşturmada kilit rol oynayacağına inanılıyor.

Sporun Her Dalına Kapsamlı Yatırım

Yalçınkaya'nın açıklamalarına göre, 'Triatlon Okulu' projesi, geleceğin elit sporcularını yetiştirmenin ötesinde, daha geniş kitlelere sporun faydalarını ulaştırmayı hedefliyor. Erken yaşta sporla tanışan her çocuğun, hem fiziksel sağlığı hem de sosyal becerileri açısından önemli kazanımlar elde edeceği öngörülüyor. Projenin, okul sporlarının ve yerel spor kulüplerinin gelişimine de ivme kazandırması bekleniyor. Bu sayede, Türkiye'nin spor pastasından daha fazla gencin faydalanması ve ülkenin spor potansiyelinin tam anlamıyla ortaya çıkarılması amaçlanıyor.

Sporun Geleceği İçin Kritik Bir Adım

Türkiye Triatlon Federasyonu'nun bu öncü projesi, sporun sadece profesyonel bir kariyer olmanın ötesinde, bir yaşam biçimi haline gelmesi gerektiği felsefesini benimsiyor. 'Triatlon Okulu' ile verilecek eğitimlerin, çocuklara disiplin, azim ve takım ruhu gibi değerleri de aşılayacağı belirtiliyor. Bu kazanımlar, onların hem spor hayatlarında hem de sosyal yaşamlarında başarılı bireyler olmalarına zemin hazırlayacak. Proje, Türkiye'de sporun tabana yayılması ve daha fazla çocuğun aktif bir yaşam sürmesi için önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. Önümüzdeki dönemde projenin detayları ve uygulanma takvimi hakkında daha fazla bilginin paylaşılması bekleniyor.

Ulusal Spor Altyapısına Güçlü Katkı

Federasyon Başkanı Bayram Yalçınkaya, bu projenin uzun vadede Türkiye'nin ulusal spor altyapısını da güçlendireceğine dikkat çekti. 'Triatlon Okulu'nda kazanılacak temel becerilerin, ilerleyen yıllarda milli takımlara seçilecek sporcu havuzunu genişleteceği ifade ediliyor. Özellikle triatlon gibi çoklu disiplin gerektiren branşlarda yetenekli gençlerin keşfedilmesi ve bu gençlere gerekli destek ve eğitimlerin sağlanması, uluslararası arenadaki başarıları da doğrudan etkileyecek. Yalçınkaya, bu projenin sadece bir spor projesi olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir kalkınma hamlesi olduğunu belirterek, tüm paydaşlardan destek istedi.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Ekonomi 18.06.2026 13:35 0 okunma

Türkiye'den COP31'e Yeşil Köprü: Sıfır Atık Devrimi Londra'da Yankılanıyor!

Türkiye ve İngiltere arasında 'sıfır atık' vizyonuyla atılan dev adım, Kasım'daki COP31 zirvesi öncesinde Londra İklim Eylemi Haftası'nda ana gündem oldu. Küresel iklim mücadelesinde yeni bir sayfa açılıyor.

Türkiye'den COP31'e Yeşil Köprü: Sıfır Atık Devrimi Londra'da Yankılanıyor!

Türkiye'nin öncülük ettiği 'sıfır atık' vizyonu, uluslararası arenada giderek daha fazla karşılık buluyor. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir dönemeç olan COP31 Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olan Türkiye, bu alandaki çalışmalarını İngiltere ile omuz omuza sürdürüyor. Son olarak, Londra İklim Eylemi Haftası'nda atılan adımlar, iki ülke arasında 'sıfır atık' odaklı güçlü bir köprünün kurulduğunun net bir göstergesi oldu. Bu önemli gelişme, küresel iklim gündeminin merkezine Türkiye'nin yeşil dönüşüm stratejilerini taşıdı.

Küresel İklim Sahnesinde Sıfır Atık Vurgusu

Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek olan ve dünyanın gözlerinin çevrileceği COP31 İklim Zirvesi öncesinde, Londra'da gerçekleşen İklim Eylemi Haftası, Türkiye'nin uluslararası iklim diplomasisindeki etkinliğini bir kez daha ortaya koydu. Bu yılki etkinlikte, 'sıfır atık' kavramı, daha önceki yıllara nazaran ana gündem maddelerinden biri olarak öne çıktı. Bu durum, küresel ölçekte atık yönetiminin ve döngüsel ekonominin iklim kriziyle mücadeledeki vazgeçilmez rolünün altını çiziyor. Türkiye'nin bu konudaki kararlılığı ve attığı somut adımlar, uluslararası platformda takdirle karşılanıyor. Londra'daki etkinlikler, iki ülkenin iklim değişikliğiyle mücadeledeki ortak hedeflerini pekiştirirken, sıfır atık prensiplerinin yaygınlaşması için de önemli bir fırsat sundu.

COP31 Öncesi Stratejik İş Birliği

COP31 Zirvesi, Türkiye için hem ev sahibi olmanın getirdiği sorumluluk hem de küresel iklim politikalarında söz sahibi olma potansiyeli açısından büyük önem taşıyor. Bu zirveye hazırlık kapsamında, İngiltere ile kurulan 'sıfır atık' köprüsü, stratejik bir iş birliğinin ürünü olarak görülüyor. Londra İklim Eylemi Haftası'ndaki yoğun temaslar ve iş birliği çalışmaları, zirve öncesinde uluslararası kamuoyunun dikkatini bu konuya çekmeyi başardı. Sıfır atık yaklaşımının, kaynakların verimli kullanılması, çevre kirliliğinin azaltılması ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesi gibi konularda sunduğu çözüm potansiyeli, zirvenin temel taşlarından biri olmayı hedefliyor. Bu iş birliğinin, sadece iki ülke arasında değil, küresel düzeyde de benzer adımların atılmasına öncülük etmesi bekleniyor.

Türkiye'nin Sıfır Atık Liderliği

Türkiye, son yıllarda Emine Erdoğan'ın himayelerinde başlattığı 'Sıfır Atık Projesi' ile hem yurt içinde hem de uluslararası alanda önemli bir farkındalık ve uygulama başarısı yakaladı. Bu proje sayesinde, milyonlarca ton atığın geri dönüştürülmesi, milli ekonomiye kazandırılması ve çevreye verilen zararın en aza indirilmesi hedefleniyor. Londra'daki buluşmalar, Türkiye'nin bu alandaki deneyimlerini ve başarılı modellerini paylaşması açısından da kritik bir rol oynuyor. Sıfır atık prensiplerinin benimsenmesi, sadece atık bertarafını değil, aynı zamanda üretimden tüketime kadar tüm süreçlerde sürdürülebilirliğin esas alınmasını ifade ediyor. Bu kapsamda, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefi, Türkiye'nin iklim diplomasisinin merkezinde yer alıyor.

Geleceğe Yönelik Umut Işığı

Londra'daki iklim eylemleri ve Türkiye ile İngiltere arasındaki bu stratejik 'sıfır atık' iş birliği, küresel iklim mücadelesi için umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. COP31 Zirvesi'nde sıfır atık konusunun merkezde yer alması, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi alanlarında daha somut ve bağlayıcı kararların alınmasına zemin hazırlayabilir. Bu iş birliği, geleceğin iklim politikalarının belirlenmesinde önemli bir rol oynayacak ve Türkiye'yi bu alanda lider bir konuma taşıyacaktır. Atılan bu önemli adımlar, gezegenimizin geleceği adına atılmış güçlü ve kararlı bir adımdır.

Teknoloji 18.06.2026 13:05 0 okunma

Türkiye'nin Milli Yapay Zeka 'Bilge'si Tanıtıldı: Erdoğan'ın Vizyonu Gerçeğe Dönüşüyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yapay Zeka Eylem Planı'nın ardından TÜBİTAK'tan dev adım! Türkiye'nin yerli ve milli yapay zeka modeli Bilge tanıtıldı. Peki, Bilge neler yapabiliyor ve ne zaman kullanıma sunulacak?

Türkiye'nin Milli Yapay Zeka 'Bilge'si Tanıtıldı: Erdoğan'ın Vizyonu Gerçeğe Dönüşüyor!

Türkiye'nin yapay zeka alanındaki hedefleri doğrultusunda önemli bir gelişme yaşandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde duyurduğu ve ülkeyi bu alanda daha aktif hale getirmeyi amaçlayan “Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı”nın ardından, kritik bir adım daha atıldı. Bu gelişme, TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilen ve Türkiye'nin yerli ve millî yapay zekâ modeli olarak nitelendirilen “Bilge”nin tanıtılmasıyla taçlandı. Bilge, özellikle Türkçe büyük dil modeli altyapısıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

Yerli Yapay Zeka 'Bilge': Geleceğe Açılan Pencere

TÜBİTAK BİLGEM tarafından hayata geçirilen Bilge, mevcut yapay zeka teknolojilerinin sunduğu yetenekleri Türk mühendislerin imzasını taşıyan özgün bir altyapıyla birleştiriyor. Henüz tam olarak kullanıma sunulmamış olsa da, Bilge'nin sahip olduğu potansiyel şimdiden büyük bir merak uyandırıyor. Diğer gelişmiş dil modellerine benzer şekilde, doğal dilde sohbet etme, kullanıcının sorduğu sorulara anlamlı ve bağlama uygun yanıtlar verme gibi temel işlevleri yerine getirebileceği belirtiliyor. Bu modelin en önemli özelliği ise Türkiye'nin özel ihtiyaçları ve kültürel dokusu göz önünde bulundurularak tasarlanmış olması.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı'nın Bilge ile yaptığı etkileşimleri gösteren videolar, modelin dil yeteneği ve etkileşim gücü hakkında ipuçları veriyor. Ancak, teknik detaylar ve özellikler konusundaki kesin bilgiler henüz paylaşılmadı. Bu durum, yapay zeka meraklıları ve sektör profesyonelleri arasında beklentiyi daha da artırıyor.

Bilge'nin Yetenekleri ve Kullanıma Sunulma Süreci

Bilge'nin yetenekleri, şüphesiz yapay zeka alanındaki yerli kapasitemizi güçlendirecek nitelikte. Doğal dil işleme konusunda kaydedilen ilerlemeler, Türkçenin yapay zeka tarafından daha iyi anlaşılması ve işlenmesi anlamına geliyor. Bu durum, eğitimden sağlığa, finanstan kamu hizmetlerine kadar pek çok alanda çığır açıcı uygulamaların önünü açabilir. Ancak, bu güçlü modelin ne zaman ve nasıl bir süreçle kamuoyuna sunulacağı merak konusu. TÜBİTAK'tan yapılan resmi açıklama, bu noktada önemli bir detayı netleştirdi.

TÜBİTAK, Bilge'nin henüz halka açık kullanıma sunulmadığı konusunda kesin bir dille uyarıda bulundu. İnternet üzerinde Bilge adıyla dolaşan veya onunla ilişkilendirilen çeşitli uygulama ve hizmetlerin TÜBİTAK tarafından geliştirilmediği ve desteklenmediği vurgulandı. Bu tür yanıltıcı kullanımlara karşı dikkatli olunması gerektiği belirtildi. Modelin geliştirme süreçlerinin devam ettiği ve resmî duyuruların yakında yapılacağı ifade edildi. Bu açıklamalar, projenin şeffaf ve kontrollü bir süreç izlediğini gösteriyor.

Yapay Zeka Stratejisinin Önemi ve Bilge'nin Rolü

Türkiye'nin Yapay Zeka Eylem Planı, ülkenin 2023 sonrası stratejik hedefleri arasında yapay zekayı merkezi bir konuma yerleştirdiğini gösteriyor. Bu plan, sadece teknolojik bir sıçrama değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma, bilimsel ilerleme ve toplumsal refahı artırma potansiyeli taşıyor. Bilge gibi yerli ve milli yapay zeka modellerinin geliştirilmesi, bu stratejinin temel taşlarından birini oluşturuyor. Kendi teknolojimizi üretme ve geliştirme yeteneği, dışa bağımlılığı azaltma ve ulusal güvenliği güçlendirme açısından da büyük önem taşıyor.

Bilge'nin ilerleyen dönemlerde ulaşacağı yetkinlik seviyesi ve entegre edileceği alanlar, Türkiye'nin yapay zeka ekosistemindeki yerini belirleyecek. Modelin, dil bariyerlerini aşarak küresel yapay zeka tartışmalarına Türk perspektifini taşıması da bekleniyor. TÜBİTAK'ın bu konudaki çalışmaları ve Bilge'nin gelecekteki adımları, yakından takip edilecektir.

Ekonomi 18.06.2026 12:05 1 okunma

Milyonlarca Öğrenci Dikkat! YKS Sırasında Kornalar Susuyor: Şoförlerden Tarihi Karar Geldi

Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF), Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) boyunca ülke genelinde korna çalınmaması yönünde karar aldı. Bu adım, sınav stresini azaltmayı hedefliyor.

Milyonlarca Öğrenci Dikkat! YKS Sırasında Kornalar Susuyor: Şoförlerden Tarihi Karar Geldi

Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), her yıl olduğu gibi bu yıl da milyonlarca öğrencinin kaderini belirleyecek. 20-21 Haziran tarihlerinde düzenlenecek olan sınava girecek olan 2 milyon 425 bin 628 aday için geri sayım başlarken, sınavın huzurlu bir ortamda geçmesi adına kritik bir karar alındı.

YKS Odaklı Sessizlik Çağrısı: Şoförlerden Öğrencilere Destek

Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Genel Başkanı Mehmet Yiğiner, yaptığı önemli açıklamada, sınavın hassasiyetine vurgu yaptı. Yiğiner, YKS sınav saatleri boyunca, özellikle öğrencilerin yoğunlaştığı bölgelerde ve sınav merkezleri çevresinde, şoförlerin zorunlu haller dışında kornaya basmamaları yönünde bir karar aldıklarını duyurdu. Bu kararın temel amacının, sınav stresi yaşayan gençlerin dikkatlerinin dağılmasını engellemek ve onların sınav performansını en üst düzeyde sergilemelerine olanak tanımak olduğu belirtildi.

Gürültü Kirliliğine Karşı Alınan Önlemlerin Önemi

Sınavlar, özellikle gençler üzerinde yoğun bir baskı ve stres yaratabilmektedir. Bu kritik süreçte, dış etkenlerin minimize edilmesi büyük önem taşır. Tıpkı YKS gibi önemli sınavlarda ortaya çıkan gürültü kirliliği, adayların konsantrasyonunu bozarak sınav başarısını olumsuz etkileyebilir. Mehmet Yiğiner'in liderliğindeki TŞOF'un aldığı bu karar, bu tür olumsuzlukların önüne geçmeyi hedefliyor. Yiğiner, tüm şoförlere seslenerek, bu hassas dönemde gösterecekleri anlayış ve işbirliği için şimdiden teşekkür etti. Bu kararın, sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde değil, tüm yurtta uygulanacak olması, kararlılığın bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Geleceğe Yapılan Yatırım: Sınav Huzuru İçin Ortak Sorumluluk

YKS, yalnızca öğrencilerin değil, aynı zamanda ailelerinin de büyük beklenti içinde olduğu bir süreçtir. Bu süreçte alınan her türlü önlem, gençlerin geleceğine yapılan bir yatırım olarak görülmelidir. Kornaların susması kararı, toplumsal duyarlılığın ve geleceğimizin teminatı olan gençlerimize verilen değerin bir yansımasıdır. TŞOF'un bu adımının, diğer sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara da örnek olması bekleniyor. Sınavın yapılacağı gün ve saatlerde, özellikle araç kullanan tüm vatandaşların bu karara riayet etmesi, sınavın huzurlu atmosferine katkıda bulunacaktır. Bu sessizlik, aslında geleceğe verilen en anlamlı desteklerden biri olacak.

Toplumsal Duyarlılık ve Sorumluluk Bilinci

Bu tür toplumsal hassasiyet gerektiren durumlarda, şoför esnafının gösterdiği fedakarlık ve anlayış takdire şayandır. TŞOF, daha önceki yıllarda da benzer sınavlarda ve önemli toplumsal olaylarda benzer kararlar alarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiştir. Bu kararın, sınav süresince trafik yoğunluğunun yaşanabileceği büyük şehirlerde dahi sessizliğin hakim olmasına yardımcı olması umuluyor. Bir anlık gürültünün bile telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceği bilinciyle hareket eden şoförler, bu vesileyle bir kez daha toplumsal sorumluluk bilinci sergilemiş olacaktır. Federasyon, alınan kararın tüm üyeleri tarafından hassasiyetle uygulanacağından emin.

Ekonomi 18.06.2026 11:05 1 okunma

Mayıs Ayında Konut Piyasasında ŞOK Düşüş! Satışlar Yüzde 31'den Fazla Çakıldı: Rakamlar Ne Anlama Geliyor?

Türkiye'de Mayıs ayında konut satışlarında ciddi bir düşüş yaşandı. Geçen yılın aynı dönemine göre %31,2'lik bir azalmayla 93.333 konut el değiştirdi. Bu çarpıcı veri, emlak sektörünün geleceğine dair önemli ipuçları veriyor.

Mayıs Ayında Konut Piyasasında ŞOK Düşüş! Satışlar Yüzde 31'den Fazla Çakıldı: Rakamlar Ne Anlama Geliyor?

Türkiye'nin emlak piyasası, Mayıs 2024 verileriyle birlikte önemli bir daralma sinyali verdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan son rakamlara göre, ülke genelinde 93 bin 333 konut satışı gerçekleşti. Ancak bu rakam, geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla tam yüzde 31,2'lik dikkat çekici bir düşüşü işaret ediyor. Bu durum, sektör profesyonelleri ve yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.

Piyasalardaki Daralmanın Nedenleri ve Etkileri

Konut satışlarındaki bu keskin düşüşün ardında yatan birçok faktör bulunuyor. Ekonomik belirsizlikler, artan faiz oranları, alım gücündeki değişimler ve gayrimenkul yatırımına yönelik beklentilerin şekillenmesi gibi unsurlar, piyasadaki bu ivme kaybında rol oynuyor. Özellikle kredi faizlerinin yüksek seyretmesi, potansiyel alıcılar için konut kredisi maliyetlerini artırarak karar verme süreçlerini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, bu durumun sadece konut satışlarını değil, aynı zamanda inşaat sektörünün genel sağlığını da etkileyebileceği konusunda uyarıyor.

Bölgesel Farklılıklar ve Şehirlerin Performansı

Mayıs ayı verileri, satışlardaki düşüşün ülke genelinde homojen olmadığını da gösteriyor. Bazı büyük şehirlerdeki talep düşüşü, genel rakamlara daha fazla yansırken, gelişmekte olan bölgelerde durum biraz daha farklılık gösterebilir. Ancak genel eğilim, talebin kısılması yönünde. Bu durum, müteahhit firmalar için yeni projelerin planlanması ve mevcut stokların yönetimi konusunda daha dikkatli davranılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, yatırımcılar için de fırsatları ve riskleri yeniden değerlendirme zamanı olarak görülüyor.

Sektör Uzmanları Ne Diyor? Beklentiler Neler?

Gayrimenkul analistleri, konut piyasasındaki bu yavaşlamanın ne kadar süreceği konusunda farklı görüşler belirtiyor. Bazı uzmanlar, ekonomik koşulların iyileşmesi ve faiz oranlarında yaşanabilecek olası düşüşlerle birlikte ikinci yarıda bir toparlanma beklerken, diğerleri ise bu sürecin daha uzun soluklu olabileceği tahmininde bulunuyor. Özellikle enflasyonla mücadele kapsamındaki sıkı para politikalarının gevşetilmesi, piyasalar üzerinde belirleyici bir rol oynayacaktır. Bu noktada, hükümetin atacağı adımlar ve küresel ekonomik gelişmelerin de yakından takip edilmesi gerekiyor.

Konut Yatırımcıları İçin Yeni Dönem

Mayıs ayındaki bu düşüş, konut sahibi olmak isteyenler için bir yandan fırsat penceresi açarken, diğer yandan da belirsizlikleri beraberinde getiriyor. Fiyatlarda yaşanabilecek olası stabilizasyon veya gerileme beklentisi, alıcıların bekle-gör politikasına yönelmesine neden olabilir. Ancak, uzun vadeli konut yatırımı yapmayı düşünenler için bu dönem, makul fiyatlarla alım yapma şansı sunabilir. Yine de, yatırım kararlarında bölgesel avantajlar, ulaşım olanakları ve sosyal donatıların göz önünde bulundurulması önem taşıyor. Emlak sektörünün geleceği, bu değişken koşullar altında şekillenmeye devam edecek.

Spor 18.06.2026 10:35 1 okunma

Mbappe'den Kante İtirafları: 'Sahada Dört Kişilik Koşu Yapıyor! O Kapasite Nereden Geliyor?'

Paris Saint-Germain yıldızı Kylian Mbappe, Fransız milli takımının tecrübeli ismi N'Golo Kante'nin performansına hayran kaldı. Mbappe, L'Equipe'e verdiği röportajda Kante'nin saha içindeki olağanüstü enerjisini ve futbol zekasını övdü.

Mbappe'den Kante İtirafları: 'Sahada Dört Kişilik Koşu Yapıyor! O Kapasite Nereden Geliyor?'

Futbol dünyasının parlayan yıldızlarından Kylian Mbappe, milli takım arkadaşı N'Golo Kante hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. L'Equipe gazetesine verdiği özel bir röportajda, Chelsea'nin tecrübeli orta saha oyuncusu Kante'nin sahadaki performansını dile getiren Mbappe, futbolseverlerin takdirle izlediği Kante'nin enerjisi ve futbol zekası karşısındaki hayranlığını gizleyemedi.

Kante'nin Olağanüstü Enerjisinin Sırrı

Kylian Mbappe, N'Golo Kante'nin sahada sergilediği bitmek bilmeyen enerjiyi ve çalışma azmini vurgulayarak, 'Hâlâ burada olması inanılmaz!' ifadesini kullandı. Kante'nin futbol kariyerine devam etmesinin kendisi için bir sürpriz olduğunu belirten genç yıldız, tecrübeli oyuncunun saha içinde adeta 'dört kişi adına koştuğunu' söyledi. Mbappe, Kante'nin bu olağanüstü performansının sadece fiziksel bir özellikten ibaret olmadığını, aynı zamanda doğru yerde, doğru zamanda yaptığı koşularla takımına büyük katkı sağladığını belirtti. Futbol dünyasında çok koşan ancak verimli olamayan birçok oyuncu gördüğünü dile getiren Mbappe, Kante'nin ise hem çok koştuğunu hem de bu koşuları 'son derece akıllıca' yaptığını vurguladı. Bu durumun, Kante'yi sahanın en değerli oyuncularından biri haline getirdiğini sözlerine ekledi.

Futbol Zekası ve Saha Okuma Becerisi Ön Planda

Mbappe, Kante'nin sadece fiziksel kapasitesiyle değil, aynı zamanda üstün futbol zekasıyla da öne çıktığını belirtti. 'İnsanlar onun sadece koştuğunu sanıyor. Ama mesele yalnızca bu değil.' diyen Mbappe, Kante'nin oyunun gidişatını 'müthiş okuduğunu' ifade etti. Sahip olduğu keskin futbol zekası sayesinde pozisyonları önceden tahmin edebildiğini ve bu sayede rakip ataklarını daha başlamadan kesebildiğini dile getirdi. Bu yeteneğin, özellikle günümüz futbolunda ne kadar nadir ve değerli olduğunu vurgulayan Mbappe, Kante'nin bu özelliğiyle rakiplerine büyük üstünlük sağladığını söyledi. Kante'nin bu denli yüksek bir performans seviyesini uzun yıllardır koruyabilmesi, Mbappe'nin dikkatinden kaçmadı. 'Zaman geçiyor ama oyununda yaşlandığına dair hiçbir belirti görmüyorum.' diyen Mbappe, Kante'nin profesyonelliğine ve sahadaki etkisine hayranlığını bir kez daha dile getirdi.

Kante'nin Alçakgönüllülüğü ve Milli Takımdaki Rolü

Röportajın devamında Mbappe, Kante'nin saha dışındaki mütevazı kişiliğine de değindi. Kante'nin 'çok nadir rastlanan bir çekingenliğe' sahip olduğunu belirterek, bu alçakgönüllü tavrının onu daha da özel kıldığını söyledi. Milli takımda kendine bir 'sığınak' bulduğunu ifade eden Mbappe, Kante'nin hem kulüp hem de milli takım düzeyinde istikrarlı bir şekilde yüksek performans göstermesinde bu dengeleyici faktörlerin rol oynadığını ima etti. Kante'nin futbol kariyerinin ne kadar daha süreceği merak edilirken, Mbappe'nin esprili bir dille, '64 yaşında emekli olmaktan korkmuyor. (gülüyor) O biraz daha devam edebilir.' demesi, Kante'nin fiziksel ve mental olarak ne kadar formda olduğunun bir göstergesi olarak yorumlandı. Mbappe'nin bu övgü dolu sözleri, N'Golo Kante'nin futbolseverler nezdindeki değerini ve saygınlığını bir kez daha gözler önüne serdi.