Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor KÖŞE YAZISI 15.08.2026 12:05 3 okunma

40 Yılda Bir Gelen Yetenek Greenwood: Sahtekarlıkla Başlayan Kariyerinde Rekorlara İmza Attı! Şimdi Fenerbahçe Sahne Alıyor...

Manchester United altyapısından çıkan ve '40 yılda bir gelen yetenek' olarak lanse edilen Mason Greenwood, saha dışı olaylara rağmen Getafe ve Marsilya'da sergilediği performansla küllerinden doğdu. Şimdi gözler Fenerbahçe'nin bu 'dönüşüm sihirbazı' üzerindeki planlarında.

40 Yılda Bir Gelen Yetenek Greenwood: Sahtekarlıkla Başlayan Kariyerinde Rekorlara İmza Attı! Şimdi Fenerbahçe Sahne Alıyor...

Futbol dünyası, her jenerasyonda az sayıda isme nasip olan, olağanüstü yetenekleriyle dikkat çeken oyunculara ev sahipliği yapar. Manchester United altyapısından yetişen ve henüz genç yaşlarında potansiyeliyle büyük umutlar vadeden Mason Greenwood da bu nadir yeteneklerden biri olarak gösteriliyordu. Altyapıdan çıkan 'safkan golcü' olarak tanımlanan Greenwood, teknik kapasitesi, her iki ayağını da üst düzeyde kullanabilme becerisi ve gol yollarındaki ustalığıyla kısa sürede büyük kulüplerin radarına girdi. Hatta bazı yorumcular tarafından efsanevi isimler Thierry Henry ve Robin Van Persie gibi yıldızlarla kıyaslanması, onun ne denli büyük bir potansiyele sahip olduğunun en somut göstergelerindendi.

Neslin En Parlak Yıldız Adayı: Altyapıdan Sahneye

Manchester United'ın gençlik akademisinde adeta bir 'yıldız adayı' olarak yetiştirilen Mason Greenwood, kulüp tarafından 'neslinin en büyük yeteneklerinden biri' olarak görülüyordu. Wayne Rooney sonrası akademiden çıkan en umut vadeden isim olarak gösterilen Greenwood için yapılan scout raporları da bu durumu doğruluyordu. Raporlarda öne çıkan kritik özellikler şunlardı:

  • İki Ayağını Da Eşit Kalitede Kullanabilme: Sağ veya sol ayak ayrımı olmaksızın her iki ayağını da etkili kullanması, onu savunmacılar için tam bir kabus haline getiriyordu.
  • Az Dokunuşla Gol Pozisyonu Yaratma: Sahip olduğu çeviklik ve top hakimiyeti sayesinde, az sayıda topla bile tehlikeli pozisyonlar üretebilme yeteneği dikkat çekiyordu.
  • Bitiricilikte Yaşıtlarının Çok Ötesinde: Gol vuruşlarındaki soğukkanlılığı ve isabeti, yaşına göre beklenenin çok üzerinde bir seviyedeydi.
  • Durdurulması Zor Bir Oyuncu Profili: Hızı, top sürme becerisi ve ani yön değiştirmeleriyle savunma oyuncularını kolayca geçebiliyordu.

Manchester United yönetimi, Greenwood üzerine uzun vadeli planlar yapmış, geleceğin yıldızını adeta 'kendi ellerinde' şekillendirmeyi amaçlamıştı. Ancak futbol sahalarındaki parlak performansı, ne yazık ki saha dışındaki disiplinsiz davranışları ve otoriteye karşı sergilediği tavırla gölgelenmeye başladı. Kendi çevresindekileri dinlemeyen, adeta 'dokunulmaz' bir tavır sergileyen Greenwood'un bu özellikleri, kulüp içinde ciddi endişelere yol açıyordu.

Küllerinden Yeniden Doğuş: Getafe ve Marsilya Dönemleri

Greenwood'un karıştığı ciddi olaylar ve devam eden yasal süreç, Manchester United'ı zorlu bir kararın eşiğine getirdi. Kulüp, böylesine parlak bir yeteneği kaybetmek istemese de, hem sponsorların hem de kamuoyunun artan baskısı nedeniyle bir adım atmak zorunda kaldı. Uzun süren soruşturmalar ve görüşmelerin ardından, oyuncunun kariyerine başka bir kulüpte devam etmesinin en doğru seçenek olacağı sonucuna varıldı. Bu gelişme üzerine, 2023 yazında Greenwood, İspanya'nın Getafe ekibine kiralandı.

Getafe'de ilk haftalarda taraftarların yoğun tepkisiyle karşılaşsa da, Greenwood sahadaki performansıyla kısa sürede kendini affettirmeyi başardı. Kiralık oynadığı sezon boyunca çıktığı 33 lig maçında 8 gol atıp 6 asist yaparak, takımın öne çıkan isimlerinden biri olmayı başardı. Bu etkileyici geri dönüşe rağmen Manchester United, oyuncunun geri dönüşüne yeşil ışık yakmadı.

Ardından 2024 yazında, yaklaşık 25 milyon Euro bonservis bedeliyle Fransa'nın Olympique Marsilya takımına transfer oldu. Teknik direktör Roberto De Zerbi yönetiminde adeta yeniden doğan Greenwood, kariyerinin en parlak dönemlerinden birini yaşadı. Marsilya'daki ilk sezonunda 36 resmi maçta kaydettiği 22 gol ve yaptığı 6 asist ile takımın lideri konumuna geldi. Avrupa'nın dev kulüpleri, yeniden bu yetenekli oyuncuyu transfer listesine eklemeye başladı. Ancak bu parlak performansa rağmen, savunmaya yeterince katkı sağlamaması ve takıma defansif anlamda destek olmaması, en çok eleştirilen yönleri olarak öne çıktı. Geçmişte yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle imajı zedelenmiş olsa da, sahadaki oyunuyla tüm eleştirilerin önüne geçmeyi başardı. 2024-25 sezonunda da tüm kulvarlarda forma giydiği 45 maçta 26 gol ve 11 asistlik performansıyla yıldızlaşmaya devam etti.

Fenerbahçe'nin Yeni Yıldızı: Greenwood'u Yeniden Parlatacak mı?

Mason Greenwood'un futbol kariyerindeki evrimi, farklı teknik direktörlerin yaklaşımıyla da şekillendi. Manchester United'da Ole Gunnar Solskjaer, oyuncunun savunma katkısını önemsemeyip yalnızca gol atmasını beklerken, Getafe'de Jose Bordalas ile birlikte rakip savunmayı takip eden, ikili mücadelelere giren ve top saklayarak takım arkadaşlarına alan açan bir oyuncuya dönüştü. Bu süreçte fiziksel olarak da önemli bir gelişim gösterdi.

Marsilya'da ise Roberto De Zerbi ile birlikte, rakip savunmaları üzerine çekip pas opsiyonları yaratırken, bitiricilik yeteneğinin yanına asist becerisini de ekledi. Takımın lideri haline gelerek çok yönlü bir oyuncuya dönüştü. Şimdi ise Türk futbolunun dev kulüplerinden Fenerbahçe, bu çalkantılı ama bir o kadar da yetenekli oyuncuyu bünyesine kattı. Teknik direktör İsmail Kartal'ın, saha dışındaki sorunlarını geride bırakmış ve yeniden zirveye tırmanışa geçen Greenwood'u daha da parlatarak şampiyonluk yolunda kullanma şansı bulunuyor. Fenerbahçe'nin bu 'dönüşüm sihirbazı' ile ne denli büyük bir başarı yakalayacağı merak konusu.

Efsanelerden Greenwood Yorumları

Mason Greenwood'un yeteneği, futbol dünyasının önde gelen isimlerinden de övgüler almıştı. İşte bazı öne çıkan yorumlar:

  • Ole Gunnar Solskjaer: "Gördüğüm en iyi bitiricilerden biri. Sağ ayağı mı daha iyi, sol ayağı mı, gerçekten bilmiyorum. Mason'a ceza sahasında yarım metre alan bırakırsanız golü atar."
  • Jose Bordalas: "Olağanüstü bir kaliteye sahip. Her geçen hafta daha iyi oluyor. Takım arkadaşları tarafından çok seviliyor. Çalışma isteği bizi çok etkiledi."
  • Alex Ferguson: "En beğendiğim genç futbolculardan biri Mason Greenwood. Bana göre üst düzey bir oyuncu olacak. Büyük bir forvetin sakinliğine ve soğukkanlılığına sahip. Şutları her zaman kaleye isabet ediyor. Bu onun harika nitelikler taşıdığını gösteriyor."
Tarık Yiğit

Tarık Yiğit

Spor Yorumları & Toplum

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 15.08.2026 13:05 0 okunma

Huawei'den Küresel Pazar Bombası! Pura 90 Serisi Sahneye Çıkıyor: Tarih Belli Oldu, İddialar Şoke Etti!

Huawei, merakla beklenen Pura 90 serisini 14 Temmuz'da Malezya'da düzenlenecek özel bir etkinlikle küresel pazara sunuyor. Yeni amiral gemisi telefonların detayları ve fiyatlandırması bu lansmanda netleşecek.

Huawei'den Küresel Pazar Bombası! Pura 90 Serisi Sahneye Çıkıyor: Tarih Belli Oldu, İddialar Şoke Etti!

Teknoloji devi Huawei, akıllı telefon pazarındaki iddiasını pekiştirmek için düğmeye bastı. Şirket, uzun süredir beklenen ve tasarımından kamera özelliklerine kadar pek çok detayıyla merak uyandıran Pura 90 serisinin küresel lansman tarihini resmen duyurdu. Huawei, 'Now is Your Moment' (Şimdi Senin Anın) temasıyla düzenleyeceği özel bir etkinlikle, yeni amiral gemisi telefonlarını dünya vitrinine çıkaracak.

Küresel Tanıtım Malezya'dan Yapılacak: Tarih 14 Temmuz!

Huawei'nin Pura 90 serisini küresel pazara tanıtacağı heyecan verici etkinlik, 14 Temmuz tarihinde Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da gerçekleştirilecek. Bu önemli lansmanla birlikte, daha önce Çin pazarında kullanıcılerle buluşan Pura 90, Pura 90 Pro ve Pura 90 Pro Max modellerinin uluslararası versiyonları ve merakla beklenen fiyatlandırma detayları da netlik kazanacak. Etkinliğin Malezya'da düzenlenmesi, şirketin Asya pazarındaki gücünü ve bu bölgeye verdiği önemi de bir kez daha gözler önüne seriyor.

Pura 90 Serisi Göz Kamaştıran Özelliklerle Geliyor

Daha önce Çin'de tanıtılan Pura 90 serisi, üç farklı modelle teknoloji meraklılarının karşısına çıkıyor. Serinin giriş seviyesi olarak konumlandırılan Pura 90, 6,84 inç boyutunda ve 1.5K çözünürlük sunan düz bir ekranla geliyor. Sadece 6,9 mm'lik inceliğiyle dikkat çeken bu model, aynı zamanda 6.500 mAh gibi etkileyici bir batarya kapasitesine sahip. Bu, kullanıcılara gün boyu kesintisiz bir deneyim vadediyor.

Kamera Performansında Yeni Bir Devrim: Pro ve Pro Max Modelleri Sahne Alıyor

Serinin öne çıkan modellerinden Pura 90 Pro, özellikle kamera yetenekleriyle rakiplerine gözdağı veriyor. Cihazda, 50 MP ana kamera, 12,5 MP ultra geniş açılı kamera ve 4 kat optik yakınlaştırma yapabilen 50 MP periskop telefoto kamera bulunuyor. Ana kamerada kullanılan değişken f/1.4-f/4.0 diyafram açıklığı, düşük ışık koşullarında bile üstün fotoğraf kalitesi sunmayı hedefliyor.

Serinin zirve modeli Pura 90 Pro Max ise 6,9 inçlik devasa ekranıyla geliyor. Kamera kurulumuyla dikkat çeken Pro Max'te, 50 MP ana kamera, 40 MP ultra geniş açılı kamera ve tam 200 MP çözünürlüğünde bir periskop telefoto kamera yer alıyor. Huawei'nin özel prizma yapısıyla geliştirdiği bu gelişmiş telefoto lens, rakiplerine kıyasla çok daha fazla ışık toplayabildiğini iddia ediyor. Bu sayede 4 kat optik yakınlaştırmanın yanı sıra 8 kata kadar optik kalitede yakınlaştırma imkanı sunuyor.

Performans ve Yapay Zeka Odaklı Teknolojiler Pura 90 Serisinde Buluşuyor

Pura 90 Pro ve Pura 90 Pro Max modelleri, gücünü Huawei'nin yeni ve iddialı işlemcisi Kirin 9030S'ten alıyor. Bu yonga seti, özellikle yapay zeka destekli görüntü işleme yetenekleriyle öne çıkıyor. Bu güçlü işlemciye eşlik eden 6.000 mAh batarya ve dayanıklılığıyla bilinen Kunlun Glass ekran koruması, kullanıcı deneyimini en üst seviyeye taşıyor. Ayrıca, her iki model de 100 kata kadar dijital yakınlaştırma yeteneğiyle fotoğrafçılık tutkunlarını cezbedecek gibi görünüyor. Cihazlarda 13 MP ön kamera ve Huawei'nin kendi işletim sistemi HarmonyOS 6.1 bulunuyor.

Huawei, Pura 90 serisinin küresel pazardaki satış fiyatları hakkında henüz resmi bir açıklama yapmasa da, tüm detayların 14 Temmuz'daki lansman etkinliğinde paylaşılacağı belirtiliyor. Bu gelişme, akıllı telefon pazarında yeni bir rekabet dalgası yaratacak gibi görünüyor. Huawei'nin bu yeni serisiyle pazarda ne kadar etkili olacağı ise zamanla görülecek.

Ekonomi 15.08.2026 11:35 3 okunma

Araç Kiralama Sektöründe Devrim Niteliğinde Değişiklik: Artık Herkes İstediği Arabayı Kiralayamayacak!

Ticaret Bakanlığı'ndan araç kiralama sektörü için yeni düzenlemeler geldi. Yetki belgesi şartı, eğitim zorunluluğu ve araç standartları gibi kritik maddeleri içeren yönetmelik, sektörü kökten değiştirecek.

Araç Kiralama Sektöründe Devrim Niteliğinde Değişiklik: Artık Herkes İstediği Arabayı Kiralayamayacak!

Ticaret Bakanlığı, araç kiralama sektörünün uzun süredir beklediği ve taleplerini dile getirdiği bir dizi önemli düzenlemeyi hayata geçirdi. Yeni yayımlanan yönetmelik ile birlikte, motorlu kara taşıtlarının kiralanması süreci köklü bir değişikliğe uğrayacak. Bu kapsamda, araç kiralama şirketlerinin faaliyet gösterebilmesi için artık 'yetki belgesi' alması zorunlu hale geldi.

Sektöre Giriş Engelleri Yükseliyor: Yetki Belgesi Şartı Neden Önemli?

Daha önce belirli şartlar altında faaliyet gösterebilen araç kiralama firmaları, bu yeni düzenlemeyle birlikte daha sıkı denetimlere tabi tutulacak. Yetki belgesi, sektördeki profesyonelliği artırmayı, merdiven altı işletmelerin önüne geçmeyi ve tüketici haklarını daha güçlü bir şekilde korumayı amaçlıyor. Bu belgeye sahip olmayan işletmelerin faaliyetlerine devam etmesi mümkün olmayacak. Bu durum, sektörde hizmet kalitesinin artacağına ve güvenlik standartlarının yükseleceğine işaret ediyor. Yeni yönetmelik, kiralama süreçlerindeki belirsizlikleri ortadan kaldırarak hem firmalar hem de müşteriler için daha şeffaf bir ortam yaratacak.

Eğitim Şartı Devrede: Kimler Araç Kiralayabilecek?

Yönetmeliğin bir diğer dikkat çekici maddesi ise eğitim şartı. Artık araç kiralama şirketlerinde görev alacak personelin belirli eğitimlerden geçmesi gerekecek. Bu eğitimlerin içeriği ve kapsamı, sektör profesyonellerinin bilgi ve beceri düzeyini yükseltmeyi hedefliyor. Müşteri ilişkilerinden araç bakımı ve onarımına, yasal mevzuattan sigorta işlemlerine kadar geniş bir yelpazede verilecek eğitimler, hem çalışanların yetkinliğini artıracak hem de müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşıyacak. Bakanlık yetkilileri, bu adımın, kiralama işlemlerinin daha bilinçli ve güvenli bir şekilde yürütülmesini sağlayacağını belirtiyor.

Araç Standartları Belirlendi: Eski ve Bakımsız Araçlar Devre Dışı Kalacak

Yeni düzenlemeler sadece şirketleri ve çalışanları değil, kiralanacak araçları da kapsıyor. Yönetmelik, kiralanacak araçların belirli standartlara sahip olmasını zorunlu kılıyor. Bu, piyasada dolaşımda bulunan eski, bakımsız veya güvenlik donanımı yetersiz araçların kullanımının kısıtlanacağı anlamına geliyor. Belirlenen standartlar, araçların teknik yeterliliğini, güvenlik ekipmanlarını ve temizlik durumunu içerecek. Bu sayede, tüketicilerin daha güvenli ve konforlu araçlara erişimi sağlanacak. Özellikle uzun yolculuklar veya ticari kullanımlar için bu standartların belirlenmesi büyük önem taşıyor. Sektör temsilcileri, bu maddenin, rekabetin daha adil bir zeminde yürütülmesine de katkı sağlayacağını düşünüyor.

Sektör Profesyonellerinden Tam Destek: Yeni Dönem Başlıyor

Araç kiralama sektörünün önde gelen temsilcileri, Ticaret Bakanlığı'nın aldığı bu kararı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını bildirdiler. Uzun süredir dile getirilen sorunların çözümü noktasında atılan bu adımın, sektörün daha kurumsal bir yapıya kavuşmasına ve uluslararası standartlarda hizmet vermesine olanak tanıyacağı belirtiliyor. Sektördeki sağlıksız rekabetin önüne geçilerek, hem tüketicilerin mağduriyetinin engelleneceği hem de ülke ekonomisine katkı sağlayan firmaların daha güçlü hale geleceği ifade ediliyor. Bu yeni dönem, araç kiralama sektöründe bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Gündem 15.08.2026 10:05 3 okunma

İstanbul'un Gözbebeği Oto Galeri Yalan Oldu: 141 Milyon TL'lik Skandalın Ardından Sahibi Firar Etti!

Kadıköy'de lüks araç alım satımıyla bilinen ünlü bir oto galeri, 141 milyon TL'lik devasa bir dolandırıcılık iddiasıyla sarsıldı. Soruşturma derinleştikçe, galerinin sahibinin yurt dışına kaçtığı ortaya çıktı. İşte yaşananlar...

İstanbul'un Gözbebeği Oto Galeri Yalan Oldu: 141 Milyon TL'lik Skandalın Ardından Sahibi Firar Etti!

İstanbul'un prestijli semtlerinden Kadıköy'de faaliyet gösteren ve lüks araç piyasasında tanınan bir oto galeri, akılalmaz bir dolandırıcılık skandalıyla gündeme oturdu. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü kapsamlı soruşturma sonucunda, galerinin sahipleri ve çalışanları hakkında 141 milyon 255 bin 440 TL'lik devasa bir vurgun iddiasıyla iddianame hazırlandı. Soruşturmanın en çarpıcı detaylarından biri ise, galerinin sahibi Şahin Çolak'ın operasyonun ardından yurt dışına kaçtığının belirlenmesi oldu.

Lüks Araç Hayalleri Kabusa Döndü: Güven Üzerinden Dev Soygun!

Bağdat Caddesi'nde bulunan ve bir dönem oldukça popüler olan oto galerinin sahibi Şahin Çolak'ın, müşteri portföyünü ve kurduğu güven ilişkisini kullanarak birçok kişiyi mağdur ettiği iddia ediliyor. İddianamede yer alan bilgilere göre Çolak, yüksek bedelli lüks araçların satışını gerçekleştiriyor, ancak notorious bir şekilde bu araçları teslim etmiyor ya da takas edilen araçların ödemelerini yapmıyordu. Bu yöntemle, birçok yatırımcı ve vatandaşın hayallerindeki lüks otomobillere kavuşamaması pahasına büyük miktarda paranın buharlaştığı belirtiliyor.

Mağdurların İfadesi Kan Dondurdu: Milyonlarca Lira Elden Gitti!

Soruşturma kapsamında dinlenen mağdurların ifadeleri, olayın vahametini gözler önüne seriyor. Mağdur Mehmet Maruf Y.'nin, iki adet Rolls Royce marka araç alımı için Şahin Çolak'a tam 66 milyon TL ödediği ancak araçlara hiç sahip olamadığı ortaya çıktı. Bir diğer mağdur Cevher T. ise, Porsche, Bentley ve Mercedes-Benz marka üç lüks araç için Çolak'ın hesabına 46 milyon 455 bin 440 TL transfer ettiğini, ancak Çolak'ın 'Araçların üzerinde banka haczi var' gibi bahanelerle hem parayı iade etmeyip hem de araçları teslim etmediğini beyan etti. Diğer mağdurların da Bentley, Mercedes-Benz, Porsche, Audi ve Land Rover gibi prestijli markalardaki araç alım-satım işlemleri nedeniyle milyonlarca lira zarara uğradığı bilgisi, olayın boyutunu daha da artırıyor.

Aile ve Çalışanlar da Suç Ortaklığı Mı Yaptı?

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, oto galeri sahibi Şahin Çolak'ın yanı sıra babası Şerafettin Çolak, kardeşi Ümit Çolak ve galeride çalışan Şerif Yalçın Hünüloğlu'nun da bu dolandırıcılık ağının bir parçası olduğu iddia ediliyor. Baba Şerafettin Çolak'ın, yurt dışındaki oğlu Şahin Çolak'a yönelik talimatlarla galerinin işleyişine müdahil olarak suça iştirak ettiği, kardeşi Ümit Çolak'ın da benzer bir rol üstlendiği belirtiliyor. Her iki ismin de 'Malvarlığı değerlerini aklama' suçunu işlediği öne sürülüyor. Galeride çalışan Şerif Yalçın Hünüloğlu ise, dolandırıcılık suçundan 6 Ocak tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hünüloğlu'nun, eski bir oto galeri sahibi olması ve kendi müşteri portföyünü kullanarak Şahin Çolak'a müşteri temin etmesi ve bu yolla komisyon alması da iddianamede yer buldu.

Malesef Çıkan Gelirler Aklanmaya Çalışılmış

İddianamede, şüphelilerin suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin, çeşitli şirket hesapları ve şahsi hesaplar arasında sürekli transfer edilerek kaynağının gizlenmeye çalışıldığına dair MASAK raporlarına da yer verildi. Bu durum, olayın sadece bir dolandırıcılık vakası olmadığını, aynı zamanda organize bir para aklama şebekesiyle de karşı karşıya olunduğu ihtimalini güçlendiriyor.

Hukuki Süreç Başladı: Cezalar Ağır Olacak!

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamesinde Şahin Çolak, Şerafettin Çolak ve Ümit Çolak'ın 'Nitelikli dolandırıcılık' ve 'Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçlarından, mağdur ve müşteki sayısı kadar cezalandırılmalarını talep etti. Bu kapsamda, her bir şüpheli için 27 yıldan 87 yıla kadar değişen hapis cezası istenmesi dikkat çekiyor. Diğer şüpheli Şerif Yalçın Hünüloğlu için ise 'Nitelikli dolandırıcılık' suçundan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Başsavcılık ayrıca, suçtan elde edildiği düşünülen 141 milyon TL'nin müsaderesini ve dosyada mali sorumlu olarak yer alan şirketlere kayyum atanmasını da talep etti. Davanın ilk duruşmasının 24 Haziran'da İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesi bekleniyor. Bu devasa vurgunla ilgili hukuki sürecin nasıl ilerleyeceği ve adaletin tecellisi merakla bekleniyor.

Gündem 15.08.2026 09:35 4 okunma

Rüşvet Çarkı İstanbul'da Dönmeye Devam Ediyor: 'Belediye Başkanları' Örgüt Davasında Yeni Perde Açılıyor!

İstanbul'da yankı uyandıran 'Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü' davasında, aralarında 3 belediye başkanının da bulunduğu 7 tutuklu ve 200 tutuksuz sanığın yargılanması yeni bir duruşma ile devam ediyor. Mahkeme salonunun yetersizliği nedeniyle nakledilen duruşmada, sanıkların esasa ilişkin mütalaaya karşı savunmaları alınacak.

Rüşvet Çarkı İstanbul'da Dönmeye Devam Ediyor: 'Belediye Başkanları' Örgüt Davasında Yeni Perde Açılıyor!

Büyük Yolsuzluk İddiaları İstanbul'u Sarsmaya Devam Ediyor

Türkiye'yi sarsan 'Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü' davasında yargı süreci hız kesmeden ilerliyor. İddialara göre, Aziz İhsan Aktaş'ın belediye başkanları ve üst düzey yöneticilerine rüşvet vererek kamu ihalelerini organize ettiği soruşturma kapsamında açılan dava, yeni duruşmasıyla kamuoyunun dikkatini bir kez daha üzerine çekiyor. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesi planlanan duruşma, mahkemenin mevcut fiziki kapasitesinin yetersiz kalması üzerine Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında tahsis edilen yeni duruşma salonunda gerçekleştirilecek. Bu durum, davanın ölçeği ve karmaşıklığı hakkında da ipuçları veriyor.

Tutuklu Başkanlar Savunma Yapacak: Esasa İlişkin Mütalaa Vurgusu

Bugünkü duruşmada en önemli gündem maddesi, savcılık tarafından daha önceki celselerde sunulan esasa ilişkin mütalaaya karşı sanıkların savunmalarının alınması olacak. Bu savunmalar, davanın seyrini belirleyecek en kritik aşamalardan biri olarak öne çıkıyor. Yargılanan isimler arasında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara gibi önemli belediye başkanları bulunuyor. Toplamda 7'si tutuklu, 200'ü ise tutuksuz olmak üzere toplam 207 sanığın yargılandığı bu devasa davada, mahkeme heyetinin nasıl bir karar vereceği merakla bekleniyor.

İlk Duruşma Geride Kaldı, Tahliyeler Yaşandı

Aziz İhsan Aktaş'ın belediye yöneticileriyle kurduğu iddia edilen rüşvet ve yolsuzluk ağına ilişkin ilk duruşma 27 Ocak 2026 tarihinde yapılmıştı. O tarihten bu yana devam eden yargılama sürecinde, daha önceki celselerde dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Mahkeme heyeti, yaptığı değerlendirmeler sonucunda aralarında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın yanı sıra birçok üst düzey bürokrat ve iş insanının da bulunduğu toplam 26 sanığı tahliye etti. Ancak bu tahliyeler, ana dava dosyasının karmaşıklığını ve sanık sayısının büyüklüğünü değiştirmemiş durumda. Tahliye edilen isimler arasında; Ali Fırat Baycan, Cem Alper Akyüz, İbrahim Koçyiğit, İbrahim Halil Çalış, Mehmet Ataş, Mert Çelik, Müzeyyen Karakaş, Oktay Aktaş, BELTAŞ Başkanı Önder Gedik, Esenyurt Belediye Destek Hizmetleri Müdürü Adnan Acar, İSFALT Genel Müdür Yardımcıları Mehmet Karataş ve Sencer Hacıoğlu, Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek, Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Personeli Mustafa Yolcu, İSFALT Satın Alma Müdürü Rana Uysal, Ali Rıza Yılmaz, Burak Kangal, Kazım Gökhan Yankılıç, Rabil Artan, Burak Sirali, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, eğitmen Gülşah Ocak, eski Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Gülal Erdovan Anıl, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi ve Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi gibi isimler yer alıyordu.

Davanın Arka Planı ve Olası Gelişmeler

Bu dava, Türkiye'de yolsuzlukla mücadele kapsamında yürütülen en kapsamlı soruşturmalardan biri olarak kayıtlara geçti. İddianamede yer alan bilgilere göre, şebekenin kamu kaynaklarını zimmetine geçirme, rüşvet alma ve verme, ihaleye fesat karıştırma gibi pek çok ciddi suçlamayla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğindeki bu örgütün, belediyelerdeki kritik pozisyonları kullanarak nasıl bir rant düzeni kurduğu detaylı bir şekilde inceleniyor. Güncel duruşma ile birlikte, yargılamanın esaslı bir noktaya geldiği ve önümüzdeki süreçte mahkemenin daha somut adımlar atarak delilleri değerlendireceği öngörülüyor. Sanıkların savunmaları, savcılık mütalaası ve sunulacak ek deliller ışığında verilecek kararın, hem ilgili belediyeler hem de genel olarak kamuoyu vicdanı açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Dava süreci, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri açısından yakından takip edilecek.

Gündem 15.08.2026 09:05 4 okunma

Bahçeli'den Ortadoğu ve İsrail'e Sert Çıkış: 'Netanyahu, Kriz Üretim Mekanizmasıdır!'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada ABD-İran mutabakatını değerlendirerek, İsrail'in Filistin'deki politikalarına sert eleştiriler yöneltti. Bahçeli, Netanyahu yönetimini 'ölüm ve intikam makinesi' olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler'in de Gazze'deki insani krize kayıtsız kaldığını savundu.

Bahçeli'den Ortadoğu ve İsrail'e Sert Çıkış: 'Netanyahu, Kriz Üretim Mekanizmasıdır!'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, ABD ile İran arasında varılan ve İsviçre'de imzalanacağı duyurulan mutabakatın, bölgede sulh-u sükunun hakim kılınması adına taşıdığı potansiyele dikkat çekti. Hürmüz Hattı'ndaki seyrüsefer güvenliğinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da tansiyonu yükselten oyunların boşa çıkarılması için bu gelişmenin önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ettiğini belirtti.

Filistin Halkının Kanayan Yarası: Yıllardır Ötelene Özlemler

Konuşmasının ağırlıklı bölümünü Filistin meselesine ayıran Bahçeli, 1948'den bu yana Filistin halkının hür ve bağımsız yaşama özleminin ötelenmiş olduğunu vurguladı. 1967'den beri süregelen işgalin derinleştiğini, Kudüs'ün statüsüne yönelik çeşitli girişimlerin denendiğini ve yerleşim politikalarıyla Filistin topraklarının adım adım daraltıldığını söyledi. Gazze'nin ise yıllardır süregelen abluka, açlık, yıkım ve ölüm tehdidi altında var olmaya çalıştığını ifade etti.

Bahçeli, 7 Ekim'den sonra İsrail yönetiminin sergilediği tavrın, savaş hukukunun meşruiyet sınırlarını çoktan aştığını belirterek, vicdan sahibi milletlerin sabrının taştığını dile getirdi. İsrail'in, masum sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren, hatta hastaneler, okullar ve yardım noktalarını dahi savaş alanı haline getiren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine büründüğünü sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, mevcut İsrail yönetimini, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş kan delisi bir kriz makinesi olarak tanımladı. İsrail'in ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırdığını ve Doğu Akdeniz ile Kıbrıs çevresinde istikrarsızlık merkezi olmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.

Netanyahu'nun Acziyeti ve Türkiye'ye Yönelik Eleştiriler

Bahçeli, Netanyahu yönetimini, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizması olarak nitelendirdi. Netanyahu'nun siyasi geleceğinin, yolsuzluk dosyaları, iç siyasetteki meşruiyet krizi ve İsrail toplumunu bölen iktidar hırsı ile uluslararası yargı mercilerindeki ağır süreçlerin gölgesinde olduğunu belirtti. Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağladığını söylediği Netanyahu'nun, koltuğunu korumak için yangına körükle gittiğini ve Ortadoğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalıştığını ifade etti.

Bahçeli, Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef almasının, onun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin bir ilanı olduğunu savundu. Gazze'de yaşanan trajediler, Filistinli esirlerin durumu, Batı Şeria'daki toprak gaspları ve Lübnan'daki yıkım sürerken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmanın akıl tutulması olduğunu dile getirdi. Bebek kanıyla ikbal arayanların gaddarlığı karşısında, uğursuz sayıklamalara kulak asmayacaklarını belirtti.

Birleşmiş Milletler'in Rolü ve Küresel Adaletsizlik

Bahçeli, dünyanın içinde bulunduğu hazin tablo karşısında Birleşmiş Milletler'i de sorgulamak gerektiğini söyledi. Gazze'de insanlığın inim inim inlerken, Birleşmiş Milletler'in adeta üç maymunu oynadığını savundu. Güvenlik Konseyi'nde veto sopasıyla adaletin engellendiğini, tek bir ülkenin İsrail'e kol kanat geren himaye refleksine çarparak yaralandığını ifade etti.

Gazze'de acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes talebinin ve insani yardım çağrılarının, 14 üyenin desteğine rağmen Washington'un veto duvarına çarptığını belirtti. Mesele sadece karar alınamaması değil, mazlumun soluk borusuna düğümlenen bu mahfillerin zulme zaman kazandırması olduğunu vurguladı. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmasına rağmen, bu kararın uygulanmasının yine devletlerin siyasi cesaretine ve hukuka riayetine kaldığını hatırlattı. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin bir kolluk gücü olmadığını belirten Bahçeli, Netanyahu'yu mahkeme huzuruna çıkaracak olanın yine devletler olduğunu söyledi.

Bahçeli, küresel düzenin ve Birleşmiş Milletler'in iki yüzlülüğünün burada bütün çarpıklığıyla ortaya çıktığını ifade etti. New York'ta veto kalkanı açanların, Lahey'de vitrinleri süsleyen söylemlerle yetindiğini ve icraat vakti gelince köşelerine çekildiğini belirtti. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali belirince, Netanyahu etrafında dokunulmazlık zırhı örülmek istendiğini iddia etti. Bahçeli, “Güvenlik Konseyi’nde korunan, Lahey’de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur?” diye sorarak, ortada sadece İsrail’in açtığı katliam düzeni değil, bu düzeni besleyen, arkasını kollayan ve cesaretlendiren küresel düzenin ahlaki iflası olduğunu savundu.

İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıntıları üzerinde kurulan ve 'barışı korumak' iddiasıyla yola çıkan Birleşmiş Milletler'in, Gazze'deki katliam karşısında vazifesini yerine getiremediğini sözlerine ekledi. Bahçeli, “Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır?” sorusuyla uluslararası kurumların duyarsızlığını eleştirdi.