Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor KÖŞE YAZISI 29.06.2026 00:35 4 okunma

A Milli Takım Marşı Belli Oldu: Genç Yeteneklerin 'Bizim Çocuklar'ı Halkın Kalbini Fethetti!

Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Futbol Federasyonu işbirliğiyle düzenlenen beste yarışmasında, güzel sanatlar lisesi öğrencilerinin 'Bizim Çocuklar' adlı eseri halk oylamasıyla birinci seçildi. Milli Takım'ın Dünya Kupası yolculuğunda ses getirmesi beklenen marşın klibi de tamamlandı.

A Milli Takım Marşı Belli Oldu: Genç Yeteneklerin 'Bizim Çocuklar'ı Halkın Kalbini Fethetti!

Türkiye A Milli Futbol Takımı'nın ruhunu yansıtacak marşı belirlemek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) işbirliğiyle hayata geçirilen anlamlı proje sonuçlandı. Bakan Yusuf Tekin'in başlattığı kampanya, Türkiye'nin dört bir yanındaki güzel sanatlar liselerinden 82 eserin yarışmaya katılmasıyla büyük ilgi gördü. Bu proje, genç yeteneklere hem sanatsal kimliklerini sergileme hem de milli takıma manevi destek verme fırsatı sundu.

Genç Sanatçılardan Milli Takıma Destek: 'Bizim Çocuklar' Sahneye Çıktı

Proje kapsamında, MEB ve TFF işbirliğiyle düzenlenen marş yarışmasına yoğun başvuru alındı. Türkiye'nin geleceği olan genç sanatçıların A Milli Futbol Takımı için bestelediği eserler, müzik dünyasının deneyimli isimlerinden oluşan bir jüri tarafından titizlikle değerlendirildi. Ortaöğretim Genel Müdürü Cengiz Mete, TFF temsilcisi Türker Tozer, Proje Koordinatörü Prof. Dr. İbrahim Sarıtaş, orkestra şefi Murat Kodallı, besteci ve müzisyen Ali Otyam ile müzisyen Ali Tufan Kıraç ve oyuncu Oktay Gürsoy gibi isimlerin yer aldığı jüri, 82 eser arasından finale kalacak 5 eseri belirledi. Bu seçimin ardından, en çok beğeniyi toplayacak eserin belirlenmesi için halk oylaması süreci başladı.

Halk Oylamasıyla Zirveye Yerleşti: Bursa'dan 'Bizim Çocuklar' Çıktı

Büyük bir heyecanla beklenen halk oylaması sonuçlandı ve Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin imzasını taşıyan 'Bizim Çocuklar' isimli marş, tüm rakiplerini geride bırakarak birinci seçildi. Eserin yaratıcılığında İlker Gerez, Arda Aktüre, Emir Ali Coşkungün ve Emin Utku Özçivi gibi genç yetenekler bulunuyor. Marşın hem bestelenmesi hem de seslendirilmesinde sergiledikleri başarı, jüri üyeleri ve halk tarafından takdir topladı. Bu süreçte, öğrencilere rehberlik eden koordinatör öğretmenler Cemil Hadi Bulut, Mehtap Keşan Akdoğan, Mehmet Emin Bilen ve Burhan Büke'nin de emeği büyük.

Milli Takımın Yeni Marşı Profesyonel Kliple Taçlandı

Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin büyük emekleriyle ortaya çıkan ve halkın oylarıyla birinci seçilen 'Bizim Çocuklar' marşı için özel bir klip çalışması yapıldı. Bursa Merinos Stadyumu'nda, yaklaşık 1300 öğrenci ve velinin coşkulu katılımıyla çekilen klip, Milli Takım'ın ruhunu ve gençlerin enerjisini yansıtacak şekilde tasarlandı. Profesyonelce hazırlanan bu görsel şölen, marşın daha geniş kitlelere ulaşmasını ve milli takım ruhunu daha da pekiştirmesini amaçlıyor. Klip, yayınlandığı andan itibaren büyük ilgi görmeye başladı.

Bakan Tekin'den Alkış Alan Projeye Kapsamlı Destek

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, A Milli Futbol Takımı marşının belirlendiği beste yarışmasıyla ilgili duygularını sosyal medya hesabından paylaştı. Bakan Tekin, yarışmanın birincisi olan 'Bizim Çocuklar' marşını besteleyen ve seslendiren Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerini ve sürece katkı sağlayan herkesi canı gönülden kutladı. Sosyal medya paylaşımında, 'Bir milletin heyecanı, gençlerimizin sesiyle daha da büyüyor' ifadesini kullanan Tekin, marşın Milli Takım'ın Dünya Kupası yolculuğuna güç katacağına inandığını belirtti. Bakan Tekin, bu güzel eserin ülkeye hayırlı olmasını diledi ve emeği geçen tüm genç sanatçılara ve danışman öğretmenlere teşekkür etti. Bu proje, gençlerin sanatsal yeteneklerini keşfetmeleri ve toplumsal değerlere katkıda bulunmaları açısından örnek bir model olarak öne çıkıyor.

Tarık Yiğit

Tarık Yiğit

Spor Yorumları & Toplum

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 13.08.2026 04:05 0 okunma

Xiaomi 18 Pro Max'ten Nefes Kesen Teknoloji Şovu: 2nm Devrim ve Çift 200MP Kamera Sınırları Zorluyor!

Teknoloji dünyası Xiaomi 18 Pro Max'in sızan detaylarıyla çalkalanıyor: 2nm işlemci, devasa 8.500 mAh batarya ve LOFIC destekli çift 200MP kamera devrimi yolda. İşte yeni amiral gemisinin tüm merak edilenleri...

Xiaomi 18 Pro Max'ten Nefes Kesen Teknoloji Şovu: 2nm Devrim ve Çift 200MP Kamera Sınırları Zorluyor!

Xiaomi 18 Pro Max: Teknoloji Devrimine Hazırlanın!

Teknoloji dünyası, akıllı telefon pazarının devlerinden Xiaomi'nin merakla beklenen yeni amiral gemisi Xiaomi 18 Pro Max hakkında ortaya çıkan sızıntılarla adeta nefesini tuttu. Güvenilir kaynaklardan edinilen son bilgiler, cihazın yalnızca birkaç ay sonra piyasaya sürülmesi beklenen özelliklerine dair dudak uçuklatan detayları gün yüzüne çıkardı. Özellikle 2nm üretim teknolojisine sahip yepyeni bir işlemci, LOFIC teknolojisiyle donatılmış çift 200 megapiksel kamera kurulumu ve 8.500 mAh'lik devasa bir batarya gibi unsurlar, teknoloji meraklılarını şimdiden heyecanlandırmış durumda. Bu yenilikçi model, pazarda adeta bir teknoloji devrimi başlatmaya hazırlanıyor.

Görsel Şölen ve Rekor Kıran Kamera Performansı

Ekran Teknolojisinde Yeni Bir Dönem

Xiaomi 18 Pro Max, kullanıcılara benzersiz bir görsel deneyim sunmak için tasarlandı. Cihaz, mühendislik prototiplerinden sızan bilgilere göre, dört kenarda eşit incelikte çerçevelerle çevrili, köşeleri zarifçe yuvarlatılmış düz bir ekran tasarımına sahip olacak. Bu 6.9 inçlik 2K OLED panel, sadece estetik bir zarafet sunmakla kalmayacak, aynı zamanda üstün renk doğruluğu ve akıcı bir yenileme hızı ile de fark yaratacak. Görüntü teknolojisindeki bu gelişme, oyun oynama, film izleme ve fotoğraf düzenleme gibi aktivitelerde kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyacak.

200MP Kameralarla Profesyonel Çekim Gücü

Akıllı telefon fotoğrafçılığında sınırları zorlayan Xiaomi 18 Pro Max, kamera donanımıyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Cihazda, LOFIC (Low-light Overflow Control Image) teknolojisi ile desteklenen iki adet 200 megapiksel sensör bulunacak. Ana kamera, özellikle düşük ışık koşullarında bile yüksek dinamik aralık ve inanılmaz detay kalitesi sunarak gece çekimlerinde devrim yaratacak. İkinci 200MP sensör ise yaklaşık 3x optik yakınlaştırma yeteneğiyle telephoto ve makro çekimlerde profesyonel düzeyde sonuçlar vadediyor. Bu gelişmiş kamera sistemi, kullanıcıların anılarını en net ve canlı haliyle ölümsüzleştirmesine olanak tanıyacak.

Güç ve Dayanıklılığın Yeni Adresi

2nm İşlemci ve Devasa Batarya Birleşimi

Xiaomi 18 Pro Max'in kalbinde, mobil işlemci teknolojisinde bir kilometre taşı niteliğindeki 2nm üretim sürecine sahip Snapdragon işlemci yer alacak. Bu yeni nesil yonga seti, önceki modellere kıyasla önemli ölçüde performans artışı ve enerji verimliliği sunacak. Bu yüksek işlem gücüyle başa çıkmak için cihaz, 8.500 mAh gibi olağanüstü bir batarya kapasitesiyle donatılacak. Bu sayede yoğun kullanımda bile uzun saatler boyunca şarj ihtiyacı duymadan cihazı kullanmak mümkün olacak. Ayrıca, 100W kablolu ve 50W kablosuz hızlı şarj desteği, bu devasa bataryanın bile kısa sürede doldurulabilmesini sağlayacak.

Ses ve Dokunsal Geri Bildirimde Üstün Deneyim

Teknolojik yenilikler sadece görüntü ve performansla sınırlı kalmıyor. Xiaomi 18 Pro Max, çift stereo hoparlör sistemi ve geliştirilmiş haptik motor ile de kullanıcıların duyusal deneyimini zenginleştirecek. Bu özellikler, oyun oynarken, film izlerken veya müzik dinlerken çok daha etkileyici ve gerçekçi bir ses deneyimi sunacak. Cihazın yüksek maliyetli bileşenlerle donatılmış olması, fiyatlandırmasının da oldukça iddialı olacağına işaret ediyor. Sektör analistleri, Xiaomi'nin bu hamlesiyle premium akıllı telefon pazarındaki iddiasını daha da güçlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Teknoloji 13.08.2026 03:35 2 okunma

PlayStation Dünyasında ŞOK Karar: 3 Yıl Dokunmayana Hesap Yasak!

Sony, PlayStation hesap politikalarında köklü bir değişikliğe imza attı. 36 ay boyunca kullanılmayan hesaplar kapanacak ve bu süreç geri döndürülemez olacak. Oyunseverler dikkat!

PlayStation Dünyasında ŞOK Karar: 3 Yıl Dokunmayana Hesap Yasak!

Oyun dünyasının devi PlayStation, aldığı son kararlarla bir kez daha gündeme oturdu. Daha önce fiziksel oyun satışlarını bırakma kararıyla büyük yankı uyandıran Sony, şimdi de oyuncuların merakla beklediği ancak bir o kadar da endişelendiren yeni bir hesap politikasıyla karşımızda. Bu yeni düzenleme, özellikle uzun süredir konsolundan uzak kalan veya farklı nedenlerle hesabını aktif kullanmayan milyonlarca oyuncuyu yakından ilgilendiriyor.

PlayStation'da Kullanılmayan Hesaplara Savaş Açıldı

Eskiden ne kadar uzun süre aktif olunmasa da hesapların güvende kaldığına dair bir algı varken, Sony'nin bu politikasını tamamen değiştirdiği anlaşılıyor. Nisan 2026'dan itibaren yürürlüğe girecek olan bu yeni kurallar, özellikle 'pasif' olarak nitelendirilen hesapları hedef alıyor. Sosyal medyada da hızla yayılan bu gelişme, birçok oyunsevere adeta şok etkisi yarattı. Peki, bu yeni düzenleme tam olarak ne anlama geliyor ve oyuncular nelere dikkat etmeli?

'Pasif' Hesaplara 3 Yıl Sonra Elveda: Geri Dönüş Yok!

Sony'nin resmi duyurularında ve hesap politikası güncellemelerinde yer alan bilgilere göre, artık 36 ay yani tam 3 yıl boyunca hiçbir aktivite göstermeyen PlayStation hesapları kapatılma riskiyle karşı karşıya kalacak. Bu, uzun bir süre konsolunuzla veya çevrimiçi hizmetlerle etkileşimde bulunmadığınız takdirde, biriktirdiğiniz oyunlara, dijital satın alımlara ve hatta PlayStation Network kimliğinize veda etmeniz anlamına gelebilir. Bu durum, oyuncuların dijital koleksiyonlarının ve çevrimiçi kimliklerinin geleceği hakkında ciddi endişeler taşımasına neden oluyor.

Sony, bu radikal değişikliğin ardında yatan sebepleri tam olarak açıklamamış olsa da, genel olarak hesap veritabanını temiz tutmak, sunucu yükünü azaltmak ve aktif kullanıcı deneyimini iyileştirmek gibi stratejik nedenlerin rol oynaması muhtemel. Ancak bu durum, geçmişte önemli yatırımlar yapmış ve dijital oyun kütüphanesini yıllar içinde özenle oluşturmuş oyuncular için büyük bir hayal kırıklığı kaynağı olabilir.

Sony'den Önce Uyarı E-postası: Ama Süre Çok Kısa!

Peki, Sony bu süreçte kullanıcılara herhangi bir uyarıda bulunacak mı? Evet, şirket bu konuda bir önlem almış gibi görünüyor. Kullanılmayan hesabın durumu hakkında kullanıcılara öncelikle bir e-posta gönderileceği belirtiliyor. Bu e-postada, hesabın kapanma riski ve durumun ne olacağına dair bilgiler yer alacak. Ancak asıl kritik nokta, bu uyarıdan sonra kullanıcıya tanınacak süre. Duyurulara göre, bu bildirimden sonra kullanıcılara sadece 6 aylık bir ek süre verilecek. Eğer kullanıcı bu 6 aylık periyot içerisinde herhangi bir şekilde hesabıyla etkileşime geçmezse, yani giriş yapmaz, bir oyun indirmez veya çevrimiçi bir hizmet kullanmazsa, hesabı kalıcı olarak kapatılacak.

Hesap Kapanırsa Neler Olacak?

Bu yeni politikanın en çarpıcı ve endişe verici detayı ise, hesabın kapanmasının geri döndürülemez olması. Yani, bir kez kapatılan bir PlayStation hesabı, ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın tekrar geri getirilemeyecek. Bu, sadece hesabın kendisinin değil, aynı zamanda o hesapla ilişkilendirilen tüm dijital oyunlar, indirilebilir içerikler (DLC), sanal para birimleri ve hatta başarımların (trophy) da sonsuza dek kaybolacağı anlamına geliyor. Bu durum, oyuncuların dijital varlıkları üzerindeki kontrolünü kaybetme korkusunu körüklüyor.

Oyunseverler Nelere Dikkat Etmeli?

Bu yeni politikadan etkilenmemek için oyunseverlerin yapması gerekenler oldukça net. Eğer uzun süredir PlayStation konsolunuza veya hesabınıza giriş yapmadıysanız, Nisan 2026'ya kadar en azından bir kez hesabınıza giriş yapmanız ve küçük de olsa bir aktivitede bulunmanız büyük önem taşıyor. Bu aktivite, bir oyunun ana menüsüne girmek, bir dijital oyunun mağaza sayfasını ziyaret etmek veya PlayStation Store'da gezinmek gibi basit bir eylem bile olabilir. Önemli olan, hesabın aktif olarak kullanıldığının sistem tarafından algılanmasını sağlamak.

Ayrıca, ilerleyen dönemlerde bu tür politikaların daha da sıkılaşabileceği veya sürenin değişebileceği de göz ardı edilmemeli. Bu nedenle, PlayStation hesaplarınızı düzenli olarak kontrol etmek ve gerekirse bir aksiyon almak, dijital oyun koleksiyonunuzu korumak adına akıllıca bir önlem olacaktır. Sony'nin bu hamlesi, oyun dünyasında uzun süre daha konuşulacağa benziyor ve oyuncuların dijital varlık yönetimi konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyuyor.

Teknoloji 13.08.2026 02:05 2 okunma

Samsung'dan Dev Atılım: 22 Temmuz'da Teknolojiye Damga Vuracak Sürprizler Geliyor! Katlanabilir Telefonlar ve Gözlükler Sahneye Çıkıyor!

Samsung, 22 Temmuz 2026'da düzenlenmesi beklenen Galaxy Unpacked etkinliğinde sınırları zorlayacak. Teknoloji devi, üç farklı katlanabilir telefon modeli ve yenilikçi akıllı gözlükler dahil olmak üzere premium segmentte iddialı ürünlerini görücüye çıkaracak.

Samsung'dan Dev Atılım: 22 Temmuz'da Teknolojiye Damga Vuracak Sürprizler Geliyor! Katlanabilir Telefonlar ve Gözlükler Sahneye Çıkıyor!

Teknoloji dünyasının dev ismi Samsung, önümüzdeki günlerde düzenleyeceği merakla beklenen Galaxy Unpacked etkinliğiyle yine adından söz ettirecek. Henüz resmi bir duyuru yapılmamış olsa da, sektör kulislerinde ve güvenilir kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Güney Koreli devin bu büyük buluşması 22 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleşecek. Samsung'un bu etkinlikte sadece akıllı telefonlarla sınırlı kalmayıp, adeta bir teknoloji şöleni sunması bekleniyor. Premium segmentte konumlandırılacak yeni ürünlerin listesi ise heyecan verici.

Samsung'un Yenilikçi Ürün Yelpazesi: Beklentilerin Ötesinde Bir Lansman

Samsung'un Temmuz 2026 etkinliğinde tanıtacağı ürünler arasındaki en dikkat çekici yenilik, şüphesiz katlanabilir telefon modellerindeki çeşitlilik. Bugüne dek gördüğümüz standartların dışına çıkan Samsung, bu etkinlikte tam üç farklı katlanabilir telefon modeliyle teknoloji severlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Bu stratejik hamlenin ardında, tamamen yeni bir tasarım anlayışını benimseyen, daha geniş bir ekrana sahip yatay katlanabilir model yatıyor. Bu yenilikçi cihaz, teknoloji meraklılarının büyük ilgisini çekecek ve pazar dinamiklerini değiştirecek gibi görünüyor. Geçmiş yıllarda büyük beğeni toplayan standart yatay katlanabilir tasarım ise bu kez Galaxy Z Fold8 Ultra adı altında kullanıcılarla buluşacak. Dikey katlanabilir tasarımıyla sevilen Galaxy Z Flip8 modeli ise bildiğimiz çizgiyi koruyarak ürün gamındaki yerini alacak. Bu geniş ürün yelpazesi, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap etme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.

Akıllı Saatlerden Gözlüklere: Samsung'un Dijital Ekosistemini Genişletme Hamlesi

Katlanabilir telefonların yanı sıra, Samsung'un akıllı saat pazarındaki liderliğini pekiştirecek yeni amiral gemisi modellerini de bu etkinlikte tanıtması bekleniyor. Galaxy Watch Ultra ve Galaxy Watch9 gibi üst düzey akıllı saatlerin, mevcut modellere kıyasla önemli yenilikler ve geliştirilmiş özelliklerle gelmesi öngörülüyor. Bu saatler, sadece birer aksesuar olmanın ötesine geçerek, kullanıcıların sağlık ve fitness takibinden günlük iletişimlerine kadar birçok alanda daha akıllı bir deneyim sunacak. Ancak bu etkinlikteki en büyük sürprizlerden biri, akıllı gözlük pazarına yönelik atılacak adım olabilir. Meta'nın Ray-Ban ile yaptığı işbirliğine benzer bir yaklaşımla, günlük kullanıma uygun, şık ve işlevsel bir akıllı gözlük modelinin de 22 Temmuz'daki lansmanda boy göstermesi kuvvetle muhtemel. Bu hamle, Samsung'un giyilebilir teknoloji alanındaki vizyonunu ne kadar geniş tuttuğunu bir kez daha gözler önüne serecek.

Teknoloji Dünyasında Yeni Bir Dönem Başlıyor

Samsung'un 22 Temmuz'daki Galaxy Unpacked etkinliği, sadece yeni ürünlerin tanıtılacağı bir lansman olmanın ötesinde, teknoloji dünyasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak da yorumlanabilir. Üç farklı katlanabilir telefon modeliyle pazarı çeşitlendirme stratejisi, giyilebilir teknolojilerdeki yenilikçi atılımlar ve potansiyel akıllı gözlük hamlesi, Samsung'un geleceğe dönük vizyonunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Teknoloji devinin bu iddialı lansmanla birlikte pazar payını artırması ve rakiplerine karşı önemli bir avantaj sağlaması bekleniyor. Kullanıcılar ise bu yeniliklerle birlikte daha akıllı, daha bağlantılı ve daha yenilikçi bir teknoloji deneyimine kavuşacaklar.

Teknoloji 13.08.2026 01:05 3 okunma

Alibaba'dan ŞOK Karar! Milyonlarca Çalışanın Gözü Bu Yasakta: Kod Güvenliği Mercek Altında!

Teknoloji devi Alibaba, güvenlik endişeleriyle yapay zeka destekli programlama aracı Claude Code'a erişimi kısıtlıyor. 10 Temmuz'dan itibaren geçerli olacak yasak, şirketin veri güvenliği stratejilerini yeniden şekillendirecek.

Alibaba'dan ŞOK Karar! Milyonlarca Çalışanın Gözü Bu Yasakta: Kod Güvenliği Mercek Altında!

Çin merkezli teknoloji devi Alibaba, yapay zeka alanındaki güvenlik protokollerini en üst düzeye çıkarmak amacıyla dikkat çekici bir adım attı. Şirket, 10 Temmuz 2026 tarihinden itibaren çalışanlarının Anthropic tarafından geliştirilen popüler programlama aracı Claude Code'u kullanmasını resmen yasakladı. Bu karar, hem sektörde hem de teknoloji dünyasında geniş yankı buldu.

Veri Güvenliği ve Yapay Zeka Kaygıları: Yasak Neden Konuldu?

Alibaba'nın bu ani yasağı arkasında yatan temel nedenler, giderek artan veri güvenliği endişeleri ve yapay zeka araçlarının sunduğu potansiyel riskler olarak gösteriliyor. Anthropic'in politikaları gereği, halihazırda Çinli şirketlerin ve onların kontrolündeki yabancı kuruluşların kendi yapay zeka modellerini kullanmasını engelliyor. Ancak son dönemde ortaya çıkan bazı iddialar, bu politikaların etrafından dolaşılabileceğine işaret etti.

Nitekim, geçtiğimiz günlerde Reddit platformunda yer alan bir gönderi, Claude Code'un Çinli kullanıcıları gizlice tanımlayabilen bir versiyonunun kullanıldığını öne sürdü. Bu iddia üzerine Anthropic'ten bir yetkili olan Thariq Shihipar, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, söz konusu durumun Mart ayında başlatılan bir deney olduğunu doğruladı. Shihipar, bu deneyin amacının, yetkisiz satıcılar tarafından gerçekleştirilebilecek hesap istismarlarını önlemek ve yapay zeka modellerinin taklit edilmesi anlamına gelen model damıtma işlemlerine karşı koruma sağlamak olduğunu belirtti. Model damıtma, bir yapay zeka modelinin çıktılarının kullanılarak başka bir modelin eğitilmesi süreci olarak biliniyor ve fikri mülkiyet hakları açısından önemli bir tehdit oluşturabiliyor.

Anthropic yetkilisi, bu deneyin ardından daha güçlü önlemler aldıklarını ve söz konusu özelliği kaldırmayı planladıklarını da ekledi. Ancak bu açıklamalar, Alibaba'nın aldığı kararı etkilemedi. Şirket, kendi güvenlik protokollerini daha sıkı hale getirme gerekliliği duyarak, Claude Code'u yüksek riskli bir yazılım olarak sınıflandırdı ve çalışanlarına derhal kullanımını durdurmaları yönünde net bir talimat verdi.

Alibaba'nın Alternatif Çözümü: Yerli ve Milli Üretim Vurgusu

Claude Code yasağıyla birlikte Alibaba, çalışanlarına kendi geliştirdiği bir alternatif yapay zeka aracını kullanmaları yönünde çağrıda bulundu. Şirketin kendi bünyesinde geliştirdiği ve artık önceliklendirilen araç, Qoder olarak adlandırılıyor. Bu hamle, Alibaba'nın sadece güvenlik endişelerini gidermekle kalmayıp, aynı zamanda yerli teknoloji üretimini destekleme stratejisinin de bir parçası olarak görülüyor.

Çinli teknoloji şirketlerinin, küresel çapta yaygınlaşan yabancı yapay zeka araçlarına karşı giderek daha temkinli yaklaştığı bir dönemde, Alibaba'nın bu adımı oldukça anlamlı. Şirket içi yazılım geliştirme süreçlerinde yerli ve güvenilir araçların kullanımının teşvik edilmesi, hem veri egemenliği hem de stratejik bağımsızlık açısından büyük önem taşıyor. Bu durum, gelecekte benzer adımların diğer Çinli dev şirketler tarafından da atılabileceği spekülasyonlarını beraberinde getiriyor.

Yapay Zeka Düzenlemeleri ve Gelecek Perspektifi

Alibaba'nın Claude Code'a getirdiği yasak, yapay zeka teknolojilerinin kullanımına yönelik küresel düzeydeki tartışmaların da bir yansıması. Özellikle hassas verilerle çalışan şirketler, yapay zeka araçlarının potansiyel risklerini en aza indirmek için daha sıkı denetimler ve güvenlik duvarları oluşturma ihtiyacı hissediyor. Bu tür yasaklar, yapay zeka geliştiricilerini daha güvenli ve şeffaf çözümler üretmeye teşvik ederken, aynı zamanda şirketlerin kendi teknolojilerini geliştirmeleri için de bir itici güç oluşturuyor.

Özellikle büyük veri setleriyle çalışan ve küresel çapta faaliyet gösteren teknoloji şirketleri için, veri güvenliği ve gizliliği en önemli öncelikler arasında yer alıyor. Claude Code gibi güçlü yapay zeka araçlarının yanlış ellere geçmesi veya kötüye kullanılması, ciddi finansal ve itibari kayıplara yol açabilir. Bu nedenle, Alibaba'nın attığı adım, sadece kendi şirketinin değil, aynı zamanda genel olarak yapay zeka ekosisteminin güvenliği açısından da dikkate değer bir gelişme olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde, benzer güvenlik endişelerinin yapay zeka araçlarının kullanımını nasıl şekillendireceği yakından takip edilecek.

Gündem 13.08.2026 00:35 3 okunma

LGS Matematik Soruları Çalap mı Çaldı? Öğrenciler ve Uzmanlar Tartışıyor: Okuma Hızı mı, Matematik Bilgisi mi Önemli?

LGS sonrası matematik sorularının uzunluğu ve karmaşıklığı tartışma yarattı. Öğrenciler okuma hızı testi yapıldığını savunurken, uzmanlar eğitimin yeni nesil yaklaşımını ve kazanımları değerlendirdi.

LGS Matematik Soruları Çalap mı Çaldı? Öğrenciler ve Uzmanlar Tartışıyor: Okuma Hızı mı, Matematik Bilgisi mi Önemli?

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 13 Haziran'da gerçekleştirilen Liselere Geçiş Sistemi (LGS) merkezi sınavının ardından, özellikle matematik sorularının niteliği ve uzunluğu sosyal medyada yoğun bir tartışma konusu oldu. Birçok öğrenci ve veli, bazı soruların çözülebilmesi için gereğinden fazla metin okuma ve anlama becerisi gerektirdiğini belirterek, sınavın matematik bilgisi yerine okuma hızını ölçtüğü yönünde eleştirilerde bulundu. Sosyal medya platformlarında yapılan yorumlarda, 'Sorular çok uzundu', 'Bir matematik sorusunu çözmek için önce paragraf çözmek gerekiyor', 'Matematik değil okuma hızı ölçülüyor' gibi ifadeler dikkat çekti. Bu durum, eğitim camiasında ve kamuoyunda sınavın amacına yönelik farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Tartışmaların Odağında Yeni Nesil Sorular Var

Sosyal medyadaki eleştirilerin temelinde, MEB'in son yıllarda benimsediği 'yeni nesil soru' anlayışı yatıyor. Bu anlayışa göre sorular, öğrencilerin sadece ezber bilgilerini değil, aynı zamanda öğrendiklerini gerçek yaşam senaryolarına uygulama, yorumlama ve problem çözme becerilerini de ölçmeyi hedefliyor. Matematik sorularında da benzer bir eğilimin görülmesi, bazı kesimlerce eleştirilirken, eğitim uzmanları bu durumun sınavın temel amacını yansıttığını savunuyor. Tartışmalar sürerken, eğitim uzmanları ve akademisyenler, LGS'de sorulan soruların niteliği, ölçtüğü beceriler ve yeni nesil soru yaklaşımının gerekliliği üzerine çeşitli değerlendirmelerde bulundular.

Uzmanlardan Farklı Bakış Açıları: Anlama mı, İşlem Yeteneği mi?

Eğitim Uzmanı Onur Soğuk, LGS sonrası başlayan eleştirilere karşılık, sınavın temel amacının gözden kaçırıldığını belirtti. Soğuk, özellikle uzunluğu nedeniyle tartışılan 'yelken' sorusu gibi örneklerin, okuma, anlama, yorumlama ve muhakeme becerilerini bir arada ölçen nitelikli sorular olduğunu vurguladı. Soğuk'a göre MEB'in mesajı net: Ezber değil, anlama ve yorumlama. Bu yaklaşımın sadece Türkçe'de değil, matematikte de geçerli olduğunu, matematik sorularının artık daha fazla metin içererek öğrenciden sadece işlem yapmasını değil, problemi anlamasını ve çözüm yolu geliştirmesini beklediğini ifade etti. Soğuk, bu değişimin aslında sürpriz olmadığını, Maarif Modeli ve MEB örnek sorularının uzun süredir okuma-anlama ve bağlam temelli değerlendirme anlayışını işaret ettiğini dile getirdi. Sorunların, beklentilerin yanlış yönetilmesinden kaynaklandığını savunan Soğuk, Bakanlığın MEBİ platformunu işaret etmesinin bazı öğrenci ve velilerde 'Sorular doğrudan buradan gelecek' algısı yarattığını, oysa amacın belirli soruları ezberletmek değil, öğrencinin becerisini ölçmek olduğunu belirtti.

Matematik öğretmeni ve soru yazarı Hakan Pişkiner ise LGS sorularının ayırt edici nitelikte olduğunu söyledi. MEB denemelerinin amacının öğrenci kitlesi üzerinde analiz yapmak olduğunu belirten Pişkiner, bu yıl MEB'in kontrollü bir sınav hazırladığını ifade etti. Temel düzeydeki sorularla genel başarı düzeyünün düşmesini engellerken, geçen yıl çıkan çok sayıdaki şampiyon ihtimalini azalttığını aktardı. Pişkiner'e göre, matematik branşında üçgenler ve doğrusal denklemler gibi konuların ayırt edici olduğunu ve üst yüzdelik dilimleri belirleyecek temel unsurun matematik netleri olacağını öngördü. Matematikte ortalamanın üzerine çıkacak adayların daha yüksek yüzdelik dilimlerde yer alacağını ekledi.

Anadolu Üniversitesi'nden Prof. Dr. Abdulkadir Erdoğan ise zor soruların her zaman nitelikli soru anlamına gelmediği uyarısında bulundu. Bir matematik sorusunu nitelikli yapanın, öğrencinin matematiksel düşünme becerisini, kavramsal bilgisini ve problem çözme yetkinliğini ölçmesi olduğunu vurguladı. Matematik sorularında okuduğunu anlamanın önemli olduğunu kabul eden Erdoğan, ancak okuma becerisinin matematiksel bilgi ve becerilerin önüne geçmesi durumunda, sınavın matematiği değil Türkçe'yi ölçmeye başladığını savundu. Erdoğan, gereğinden fazla uzatılmış ve dolambaçlı anlatımlar yerine, açık ve anlaşılır bir Türkçe ile de üst düzey matematik soruları hazırlanabileceğini belirtti. Sorunun dilinin karmaşıklaşmasının matematiksel değeri artırmadığını, aksine ölçme ve değerlendirme sürecine zarar verdiğini ve öğrencinin matematiksel muhakemesini ölçmek yerine metni çözme becerisini ön plana çıkardığını ifade etti.

YKS Aday Sayıları ve Diğer Gelişmeler

Öte yandan, LGS tartışmaları sürerken, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için de heyecanlı bekleyiş devam ediyor. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy'un açıkladığı rakamlara göre, bu yıl YKS'ye 2 milyonu aşkın aday başvurdu. 20 Haziran Cumartesi günü yapılacak ilk oturum olan Temel Yeterlilik Testi'ne (TYT) 2 milyon 425 bin 628 aday katılacak. 21 Haziran Pazar günü yapılacak Alan Yeterlilik Testleri'ne (AYT) 1 milyon 627 bin 960, Yabancı Dil Testi'ne (YDT) ise 203 bin 639 aday girecek. Sınava ilk kez başvuran adayların sayısı 921 bin 248 olurken, en genç aday 16, en yaşlı aday ise 87 yaşında. 50 yaş ve üzeri 20 bin 158 aday bulunması dikkat çekici bir diğer ayrıntı.