Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Ekonomi KÖŞE YAZISI 25.06.2026 16:36 20 okunma

ABD Ekonomisinde Şaşırtan Yükseliş: Tüketici Harcamaları Beklentileri Katladı, Enflasyon İşareti Tedirgin Ediyor!

ABD'de kişisel tüketim harcamaları mayıs ayında beklentilerin üzerine çıkarak yüzde 0.7 arttı. Enflasyonun yakından takip edilen göstergesi ise yıllık yüzde 3.4'lük bir artışla dikkat çekti.

ABD Ekonomisinde Şaşırtan Yükseliş: Tüketici Harcamaları Beklentileri Katladı, Enflasyon İşareti Tedirgin Ediyor!

Amerika Birleşik Devletleri ekonomisi, mayıs ayında güçlü bir tüketici harcaması rallisiyle dikkatleri üzerine çekti. Resmi veriler, bireysel harcamaların aylık bazda %0.7'lik beklenmedik bir artış kaydettiğini ortaya koydu. Bu rakam, ekonomistlerin ve piyasa gözlemcilerinin tahminlerinin üstünde bir performans sergileyerek, genel ekonomik aktivitenin gücüne işaret ediyor.

Tüketici Harcamalarındaki Sürpriz Yükselişin Ardındaki Nedenler Neler?

Mayıs ayındaki bu dinamik artış, tüketici güvenindeki olası bir toparlanmaya veya daha önceki dönemlerde ertelenen talebin kendini göstermesine bağlanabilir. Özellikle enflasyonist baskıların hala hissedildiği bir ortamda, harcamaların artması, Amerikan halkının ekonomik belirsizliklere rağmen harcama eğilimini sürdürdüğünü gösteriyor. Bu durum, özellikle büyük perakende satışları ve hizmet sektörü gibi tüketiciye dayalı alanlarda olumlu etkiler yaratabilir. Uzmanlar, bu artışın mevsimsel faktörlerden mi, yoksa daha kalıcı bir eğilimden mi kaynaklandığını anlamak için önümüzdeki aylarda yayınlanacak verileri yakından takip edeceklerini belirtiyorlar. Salgın sonrası normalleşme süreci ve bu süreçteki harcama alışkanlıklarındaki değişimler de bu tabloyu şekillendiren önemli etkenler arasında yer alıyor.

Enflasyon Göstergesi Gözleri Çevirdi: Fed Ne Yapacak?

Öte yandan, bu harcama artışı, Federal Rezerv'in (Fed) enflasyonla mücadelesi açısından da kritik bir öneme sahip. Fed'in, politika kararlarında temel gösterge olarak kabul ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, mayıs ayında yıllık bazda %3.4'lük bir artış gösterdi. Bu rakam, enflasyonun hala merkez bankasının hedeflediği seviyelerin üzerinde seyrettiğini bir kez daha teyit ediyor. Ekonomistler, güçlü tüketici talebinin enflasyonist baskıları daha da körükleyebileceği endişesini taşıyor. Bu durum, Fed'in faiz politikaları konusunda daha temkinli veya şahin bir duruş sergilemesine neden olabilir. Önümüzdeki dönemde yapılacak faiz toplantılarında, bu verilerin karar alma mekanizmalarında ne kadar etkili olacağı merak konusu. Para politikasının sıkılaştırılması beklentilerinin devam edip etmeyeceği, bu verilerin ışığında yeniden değerlendirilecek.

PCE Enflasyonunun Detayları ve Geleceğe Etkileri

Çekirdek PCE, gıda ve enerji gibi volatilitesi yüksek kalemleri dışladığı için enflasyonun temel eğilimini daha net gösterir. Mayıs ayındaki %3.4'lük yıllık artış, enflasyonun beklenenden daha yapışkan olduğunu ve düşüş trendinin yavaş ilerlediğini gösteriyor. Özellikle hizmet enflasyonundaki son dönemdeki yükselişler ve mal fiyatlarındaki göreceli stabilizasyon, bu durumun temel dinamiklerini oluşturuyor. Bu veriler, Fed'in enflasyonu kontrol altına alma çabalarının ne kadar süreceği konusunda belirsizlikleri artırıyor. Yatırımcılar ve politika yapıcılar, bu enflasyonist baskının kalıcılığına dair daha fazla işaret arayışında olacaklar.

Piyasa Beklentileri ve Ekonomik Görünüm

Bu gelişmeler, ABD ekonomisinin genel sağlığına dair karışık sinyaller veriyor. Bir yandan güçlü tüketici harcamaları ekonomik büyümeyi desteklerken, diğer yandan süregelen enflasyonist baskılar makroekonomik istikrarı tehdit ediyor. Bu çift yönlü tablo, Fed'in gelecekteki adımlarını daha da karmaşık hale getirecektir. Ekonomistler, resesyon riskinin azaldığına dair görüşlerin güçlendiğini ancak enflasyonla mücadeledeki belirsizliklerin hala önemli bir risk faktörü olduğunu vurguluyorlar. Önümüzdeki çeyreklerde açıklanacak veriler, bu dengeyi daha net ortaya koyacak ve Amerikan ekonomisinin gelecek yönünü belirleyecek.

Buse Aydın

Buse Aydın

Ekonomi & Finans Analisti

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 24.09.2026 10:05 0 okunma

Yeşil Etiket Savaşları Başlıyor: 'Greenwashing' Devri Kapandı! Türkiye'nin Yeni Yeşil Taksonomisiyle Finans Dünyası Şokta!

Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, çevre dostu faaliyetleri net kriterlere bağlıyor. Artık 'yeşil' etiketini herkes kullanamayacak, bankalar 2029'a kadar hazırlanacak.

Yeşil Etiket Savaşları Başlıyor: 'Greenwashing' Devri Kapandı! Türkiye'nin Yeni Yeşil Taksonomisiyle Finans Dünyası Şokta!

Resmi Gazete'de Tarihi Adım: Yeşil Taksonomi Yönetmeliği Yayında!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 24 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, sürdürülebilirlik alanında devrim niteliğinde bir düzenlemeyi hayata geçirdi. Bu yeni düzenleme ile birlikte, hangi ekonomik faaliyetlerin gerçek anlamda 'çevre dostu' kabul edileceğine dair net ve ölçülebilir kriterler belirlenmiş oldu. Temel amaç ise şirketlerin kendilerini 'yeşil' olarak lanse ederken kullandıkları yanıltıcı pazarlama taktiklerinin, yani 'greenwashing'in önüne geçmek.

Türkiye Yeşil Taksonomisi Nedir? Sürdürülebilir Yatırımların Yeni Sözlüğü

Sürdürülebilir yatırımlar için ortak bir dil ve standart oluşturmayı hedefleyen Türkiye Yeşil Taksonomisi, adeta bir 'sürdürülebilirlik sözlüğü' görevi görecek. Avrupa Birliği'nde yıllardır başarıyla uygulanan benzer sistemlerin Türkiye'ye uyarlanmış hali olan bu yapı, temelini İklim Kanunu'ndan alıyor. Sistemin operasyonel yönetimi ve denetimi ise İklim Değişikliği Başkanlığı uhdesinde olacak. Başkanlık, bu kritik görevi yürütürken, ilgili bakanlıklar, düzenleyici kurumlar ve özel sektör temsilcilerinden oluşan 15 kişilik özel bir komite ile yakın işbirliği içinde çalışacak.

Altı Çevresel Hedef Belirlendi

Yönetmelik, sürdürülebilirliğin temel taşlarını oluşturan altı ana çevresel hedef etrafında şekilleniyor: sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitesinin artırılması, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü, son olarak da biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin iyileştirilmesi.

Bir Faaliyet 'Yeşil' Kriterini Nasıl Karşılayacak? Üç Temel Şart

Bir ekonomik faaliyetin 'yeşil' veya sürdürülebilir olarak sınıflandırılabilmesi için birbirinden kritik üç şartı aynı anda yerine getirmesi zorunlu hale geldi. Bu şartlar şunlardır:

  • Faaliyetin, belirlenen altı çevresel hedeften en az birine önemli ölçüde katkı sağlaması gerekmektedir.
  • Faaliyetin, diğer çevresel hedeflere herhangi bir ciddi zarar vermemesi esastır.
  • Uluslararası kabul görmüş çalışma ve insan hakları standartlarına tam uyum göstermelidir.

Bu katkının somut olarak nasıl ölçüleceği ve hangi teknik eşiklerin aşılması gerektiği ise İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yayımlanacak olan teknik tarama kriterleri ile belirlenecektir. Yönetmelik, kömür gibi katı fosil yakıtların kullanıldığı üretim faaliyetlerinin ise hiçbir şekilde sürdürülebilir kabul edilmeyeceğini kesin bir dille ifade etmektedir.

Hangi Sektörler Kapsamda? Geniş Bir Yelpaze ve Kritik Geçiş Faaliyetleri

Yönetmeliğin ekinde yer alan kapsamlı liste, hangi sektörlerin ve faaliyetlerin bu yeni düzenlemeye tabi olacağını detaylandırıyor. Listede, güneş, rüzgâr, jeotermal ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji üretiminden, batarya ve hidrojen ekipmanı imalatına; atıksu arıtma tesislerinden, elektrikli ve elektronik ekipman üretimine kadar oldukça geniş bir spektrum bulunuyor. Özellikle çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi yüksek emisyonlu sektörler, bu geçiş sürecinde kritik rol oynayacakları gerekçesiyle 'geçiş faaliyeti' olarak tanımlanıyor. Ayrıca, biyoçeşitliliğin korunması hedefi kapsamında oteller ve kamp alanları gibi konaklama tesisleri de düzenlemenin odağına yerleşiyor. Her bir faaliyetin 'yeşil' statüsünü belirleyecek detaylı teknik kriterler ise Başkanlık tarafından açıklanacak.

Finans Sektörü İçin 2029 Maratonu Başlıyor: Raporlama Zorunluluğu Kapıda

Yönetmeliğin en çarpıcı ve piyasalar üzerinde en fazla etki yaratması beklenen yönü ise raporlama yükümlülükleri. Şirketler, taksonomiye uyumlu gelir, yatırım ve giderlerini gönüllülük esasıyla raporlayabilecek olsalar da, bankalar, sigorta şirketleri, emeklilik fonları, aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri için bu raporlama zorunlu hale getirildi. Bu finansal kuruluşlara, yeni sisteme tam uyum sağlamaları ve raporlama altyapılarını oluşturmaları için 1 Ocak 2029 tarihine kadar önemli bir geçiş süresi tanındı. Raporlar, mali dönemin sona ermesini takip eden altı ay içinde Çevrimiçi Taksonomi Yönetim Sistemi'ne yüklenecek ve kamuya açık hale getirilecek. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen finansal kuruluşlar hakkında ise idari para cezaları uygulanabileceği belirtildi.

Bu Düzenleme Ne Anlama Geliyor? Tüketiciden Finansmana Etkileri

Kısa vadede, sıradan tüketiciler için doğrudan bir fiyat veya ürün değişikliği beklenmese de, bu düzenlemenin uzun vadede finansal ekosistemi derinden etkileyeceği öngörülüyor. Bankalar ve diğer finansal kuruluşlar, kredi portföylerinin ne ölçüde sürdürülebilir projelere yönlendirildiğini şeffaf bir şekilde raporlamak zorunda kalacak. Bu durumun, özellikle yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su yönetimi ve geri dönüşüm gibi alanlardaki projelere erişimi kolaylaştırması ve finansman maliyetlerini düşürmesi bekleniyor. Sistemin gerçek anlamda ne kadar etkili olacağını ve çevresel hedeflere ne kadar sıkı uyulacağını belirleyecek olan ve henüz yayımlanmamış teknik kriterler büyük önem taşıyor. Ancak genel olarak bakıldığında, 'yeşil' kelimesinin artık bir pazarlama argümanı olmaktan çıkıp, somut ve denetlenebilir bir standarda kavuşması, sektörün uzun zamandır beklediği kilit bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Teknoloji 24.09.2026 09:35 1 okunma

ARM Devriminin Kilidi Açılıyor: Snapdragon X Cihazlara Beklenen Linux Desteği Geliyor!

Qualcomm, Snapdragon X serisi dizüstü bilgisayarlar için nihayet Linux desteğini duyurdu. Debian ve Ubuntu uyumluluğu ile ARM tabanlı cihazlar yeni bir döneme giriyor.

ARM Devriminin Kilidi Açılıyor: Snapdragon X Cihazlara Beklenen Linux Desteği Geliyor!

Yıllardır beklenen gelişme sonunda resmileşti! Qualcomm, yenilikçi Snapdragon X serisi işlemcileriyle güçlenen dizüstü bilgisayarlar için uzun zamandır talep edilen Linux desteğini resmen duyurdu. Bu hamle, ARM mimarisinin PC dünyasındaki yükselişini hızlandırırken, kullanıcıların işletim sistemi seçiminde daha fazla özgürlük anlamına geliyor.

ARM Tabanlı Dizüstü Bilgisayarlar ve Linux'un Yükselişi

Dizüstü bilgisayar sektörü, performans ve enerji verimliliği arasındaki dengeyi yeniden kurma arayışında. Bu noktada, geleneksel x86 mimarisine kıyasla daha az güç tüketimi ve yüksek performans sunan ARM tabanlı işlemciler öne çıkıyor. Qualcomm'un Snapdragon X serisi, bu yeni nesil mobil işlemcilerin başında geliyor. Ancak bu güçlü donanımlar, piyasaya sürüldükleri ilk günden bu yana Linux ekosisteminden gerekli desteği alamıyordu. Android'in Linux çekirdeğini kullanmasına rağmen, tam teşekküllü Linux dağıtımlarının bu cihazlarda sorunsuz çalışması bir engel teşkil ediyordu.

Snapdragon X İçin Linux Yol Haritası Belirlendi

Qualcomm, Snapdragon Zirvesi'nde yaptığı resmi duyuruyla bu beklentiyi somutlaştırdı. Şirket, Snapdragon X serisi için kapsamlı bir Linux desteği sunma yolunda önemli adımlar attıklarını açıkladı. İlk etapta, Linux dünyasının en köklü ve kararlı dağıtımlarından biri olan Debian'ın desteği yıl sonuna kadar kullanıcılara sunulacak. Bu entegrasyon, geliştiriciler ve ileri düzey kullanıcılar için cihazların sunduğu potansiyeli tam anlamıyla ortaya çıkaracak. Debian'ın sunduğu esneklik ve güvenlik özellikleri, Snapdragon X cihazları üzerinde yepyeni kullanım senaryolarının önünü açacak.

Ubuntu ve Geleceğe Yönelik Vizyon

Qualcomm'un vizyonu sadece Debian ile sınırlı kalmayacak. Şirket, 2027 yılına kadar Linux uyumluluğunu daha da genişletmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, önümüzdeki yılın başlarında Snapdragon X2 tabanlı cihazlar için popüler Linux dağıtımı Ubuntu'nun desteği de aktif hale gelecek. ASUS gibi önde gelen donanım üreticilerinin de bu sürece hızla adapte olması ve kendi Snapdragon X2 sistemleri için Ubuntu desteğini 2027'nin ilk yarısında sunmayı planlaması, ARM tabanlı dizüstü bilgisayarların Linux dünyasındaki yerini daha da sağlamlaştıracak. Modern Linux dağıtımlarının kullanıcı dostu arayüzleri ve zengin yazılım kütüphaneleri, yeni nesil donanımlarla birleştiğinde, teknik engelleri ortadan kaldırarak daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşılmasını sağlayacak. Bu gelişmeler, performans ve yazılım özgürlüğünü bir arada arayanlar için kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor.

Snapdragon X serisi kullanıcıları için bu adım, cihazlarının tam donanım potansiyelini kullanabilmeleri adına büyük önem taşıyor. Linux'un sunduğu açık kaynak felsefesi ve üstün performans, yeni nesil ARM işlemcilerle birleştiğinde ortaya verimli ve güçlü bir çalışma ortamı çıkması bekleniyor. Siz de bu gelişmeyle ilgili düşüncelerinizi ve Snapdragon X cihazınızda Linux kullanma fikrinize dair yorumlarınızı bizimle paylaşabilirsiniz.

Teknoloji 24.09.2026 09:05 3 okunma

Apple Intelligence Fiyaskosu: OpenAI'dan Şok İtiraf! ChatGPT Beklentiyi Karşılamadı Mı?

OpenAI'dan Apple Intelligence'daki ChatGPT entegrasyonuna dair beklenenin altında kalan kullanım oranlarına ilişkin çarpıcı açıklamalar geldi. Hukuki süreçler ve antitröst iddiaları bu gelişmeleri daha da alevlendirdi.

Apple Intelligence Fiyaskosu: OpenAI'dan Şok İtiraf! ChatGPT Beklentiyi Karşılamadı Mı?

OpenAI, Apple Intelligence platformuna entegre edilen ChatGPT'nin kullanımının beklentilerin altında kaldığını resmen duyurdu. Şirket tarafından yapılan ve mahkeme belgeleriyle de desteklenen bu açıklamalar, teknoloji dünyasında yankı buldu. Apple ile 2024 yılında yapılan stratejik iş birliğinin ilk sonuçları, şirketin ilk tahminlerinden oldukça uzak bir tablo çiziyor.

Gündem 24.09.2026 08:35 4 okunma

Dev Şirketin Patronundan Çarpıcı İddia: '1.4 Milyar TL'lik Değerimiz Hâlâ Ucuz!' Savcılara Şok Cevap Verdi

Tera Yatırım'ın patronu Emre Tezmen, şirketin astronomik yükselişini savcılara açıklarken, mevcut 1.4 milyar TL'lik değerlerinin bile 'ucuz' olduğunu savunarak şaşırttı. Fon soruşturmasında tanıkların ifadeleri ise perde arkasını aydınlatıyor.

Dev Şirketin Patronundan Çarpıcı İddia: '1.4 Milyar TL'lik Değerimiz Hâlâ Ucuz!' Savcılara Şok Cevap Verdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü devasa fon soruşturmasında, Tera Grubu'nun patronu Emre Tezmen'in savcılık ifadesi, piyasalarda ve yatırımcı çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Bir yılda değeri 200 kat artarak 1.4 milyar TL'den 280 milyar TL'ye fırlayan şirketiyle ilgili sorulan sorulara Tezmen'den gelen yanıt, adeta 'pes' dedirtti. Tezmen, bu astronomik yükselişe rağmen şirketin piyasa değerinin 'hâlâ ucuz' olduğunu iddia etti.

Milyarlarca Liralık Yükselişin Perdesi Aralanıyor

Soruşturma kapsamında tutuklanan Tera Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ve eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün ifadeleri, dosyanın ne denli derinleştiğini gözler önüne seriyor. Savcıların, binlerce yatırımcının merak ettiği soruları tek tek yönelttiği Tezmen'e, özellikle fonlarda toplanan paraların Tera'nın kendi hisselerini şişirmek için kullanılıp kullanılmadığı, şirket sahiplerine hisse fiyatlarını yükseltme karşılığında 'elden para' ödenip ödenmediği gibi kritik sorular yöneltildi. Ayrıca, yaklaşık 9 milyar TL'lik toplam değeri 620 milyar TL'ye çıkan şirketlerdeki akıl almaz yükselişin sırrı ve MASAK'ın raporladığı milyarlarca dolarlık şüpheli para hareketleri de sorgulandı.

'Şişirme Değil, Büyüme!' Tezmen Savunması

İfadesinde, yaklaşık 40 şirketten oluşan Tera Grubu'nun stratejik yatırım kararlarını kendisinin verdiğini belirten Emre Tezmen, fonların hangi hisseleri alıp sattığıyla doğrudan bir ilgisinin olmadığını öne sürdü. Ancak savcılık makamı, Tera Yatırım'ın yaklaşık 1.4 milyar TL olan piyasa değerinin, inanılmaz bir hızla 280 milyar TL'ye ulaşmasını sordu. Tezmen, bu olağanüstü yükselişi, şirketin kendi büyümesi ve yaptığı stratejik yatırımlarla açıkladı. Savcılığın 'Bu bir balon mu?' sorusuna karşılık Tezmen, 'Bu bir şişirme yükseliş değildir. Bu bedel bile hâlen ucuz.' diyerek iddialı bir savunma yaptı. Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre, TRHOL hissesi 450 milyon TL'den 135 milyar TL'ye, TEHOL 1.9 milyar TL'den 103 milyar TL'ye, PEKER hissesi ise yaklaşık 5 milyar TL'den 100 milyar TL'ye kadar fırlamış durumda. Tezmen, dört şirketin toplam piyasa değerinin 9 milyar TL'den 620 milyar TL'ye ulaşmasını ise yine şirket faaliyetleri, büyüme stratejileri ve yatırımcı güvenine bağladı.

Yatırımcı Parasıyla Grup Şirketlerine Operasyon Mu?

Soruşturmanın en can alıcı noktalarından biri de Tera fonlarının, grubun kendi şirketlerine yatırım yapmasıyla ilgiliydi. Savcılık, Tezmen'e 'Fonlarda toplanan paralar, sizin kontrolünüzdeki şirketlerin hisselerini almak ve fiyatlarını yapay olarak yükseltmek için mi kullanıldı?' sorusunu yöneltti. Tezmen bu noktada, Tera fonlarının grup şirketlerinin hisselerini almasının hukuken bir engel teşkil etmediğini ve bu fiyat artışlarının kendisine doğrudan bir menfaat sağlamadığını savundu. Ancak savcılığın, 'Biz sizin hissenizi fonlarla alalım, fiyatını yükseltelim; siz de karşılığında elden para verin' şeklinde bir pazarlık olup olmadığı sorusu, iddiaların ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Tezmen bu doğrudan soruya da 'iddia reddederek' yanıt verdi.

Eski Yönetici Alper Öztürk'ten Çarpıcı İfadeler

Soruşturmada eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün ifadeleri de büyük önem taşıyor. Öztürk, 'Portföy yöneticiliğim sadece kâğıt üzerinde formaliteden ibaretti.' diyerek fonların gerçek yönetim mekanizması hakkında şüphe uyandırdı. Vişne hisselerindeki işlemlerden rahatsız olduğunu ve çalışanları bu konuda uyardığını belirten Öztürk, söz konusu işlemlerin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından incelendiğini ve idari para cezası uygulandığını söyledi. Öztürk, 12 Ocak 2026'da görevlerinden ayrılmış olsa da, ifadesinin alındığı tarihte hala Tera Portföy'de danışmanlık görevine devam ettiğini de belirtti. Bu durum, Öztürk'ün Tera Grubu ile olan bağlarının tamamen kopmadığını gösteriyor. Ayrıca, yurt dışı bankalardan finansman sağlama ve girişim sermayesi projelerinde destek verme gibi konulara da değinen Öztürk, SPK incelemesinin ardından fon yöneticiliğini bıraktığını kaydetti.

MASAK Raporları ve Milyarlık Transferler

Savcılık, MASAK raporlarına dayanarak Emre Tezmen'in 28 Ağustos 2026'da Özen Kuzu'ya tek seferde gönderdiği 1 milyar 159 milyon 772 bin TL'lik transferin nedenini sordu. Tezmen, işlemin Prive Sigorta'nın satın alınmasıyla ilgili olabileceğini ancak detayları hatırlamadığını belirtti. Grup içi milyarlarca liralık para trafiği de mercek altına alındı. Tezmen'in Tera Yatırım Bankası'na 2,8 milyar TL, Tera Yatırım Holding'den 2 milyar TL ve Tera Yatırım Menkul Değerler'den 2,77 milyar TL aldığının tespit edildiği ve bu para hareketlerinin sebebinin sorgulandığı öğrenildi. Tezmen, bu işlemlerin bankanın sermaye artırımıyla ilişkili olduğunu düşündüğünü ifade etti. Savcılık ayrıca, Tezmen'in toplam para transfer hacminin 2024'te 210 milyon TL iken, 2025'te 5,87 milyar TL'ye fırlamasını da sorguladı.

Spor 24.09.2026 08:05 4 okunma

Galatasaray'ın Kabusu VAR Hakemi, A Milli Takımımız'ın Önemli Maçına Atandı! Okan Buruk'un Sert Tepkisi Unutulmadı

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk'un Sporting maçı sonrası sert eleştiriler yönelttiği VAR hakemi Christian Dingert, Türkiye'nin Fransa ile oynayacağı kritik Uluslar Ligi maçında görevlendirildi. Buruk'un 'dingil' benzetmesiyle gündeme gelen hakemin atanması dikkat çekti.

Galatasaray'ın Kabusu VAR Hakemi, A Milli Takımımız'ın Önemli Maçına Atandı! Okan Buruk'un Sert Tepkisi Unutulmadı

A Milli Futbol Takımımız'ın UEFA Uluslar Ligi'nde dev bir mücadeleye çıkacağı Fransa karşılaşmasının hakem kadrosu belli oldu. Yarın akşam Kocaeli Stadyumu'nda saat 21:45'te başlayacak olan kritik mücadelede Alman hakem Felix Zwayer düdük çalacak. Ancak karşılaşmanın hakem ekibinde, daha önce adı sansasyonel olaylarla anılan bir ismin VAR görevlisi olarak yer alması, spor kamuoyunda geniş yankı buldu.

VAR'daki İsmiyle Tartışmaları Alevlendiren Hakem

Fransa ile Türkiye arasındaki bu önemli karşılaşmada düdük çalacak Felix Zwayer'in yardımcılıklarını Robert Kempter ve Nikolai Kimmeyer üstlenecek. Dördüncü hakem ise Florian Badstübner olacak. Asıl dikkat çeken nokta ise VAR (Video Yardımcı Hakem) görevinde Christian Dingert'in bulunması. Dingert'in AVAR (Yardımcı VAR) görevini ise Johann Pfeifer üstlenecek. Bu atama, özellikle geçtiğimiz dönemlerde yaşanan olaylar nedeniyle spor gündemini yeniden alevlendirdi.

Okan Buruk'un Sözleri Hafızalarda Taze: 'Dingil' Yorumu

Christian Dingert, geçtiğimiz sezon Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde Sporting'e 3-1 yenildiği maçta VAR hakemi olarak görev yapmıştı. O karşılaşmanın ardından Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Alman hakeme yönelik oldukça sert açıklamalarda bulunmuştu. Buruk, özellikle kaçan bir kırmızı kart pozisyonunda VAR'a müdahale etmeyen Dingert'i hedef alarak, "Biz 1-0 öndeyken bence tartışılmaz bir şekilde bir kırmızı kart var. Kırmızı kart için VAR'a çağırmayan Alman hakemin, Dingert, yani dingil de dediler ama Dingert diyoruz biz. Ben olsam o Alman hakemin, hakemlik hayatını bitiririm. Bir daha bu hakemin Şampiyonlar Ligi’nde maç almaması gerekiyor" ifadeleriyle tepkisini dile getirmişti. Buruk'un bu sert çıkışı, o dönemde büyük tartışmalara yol açmış ve Dingert'in hakemlik kariyeri hakkında soru işaretleri doğurmuştu.

Türkiye İçin Kritik Maç ve VAR'ın Rolü

Türkiye Futbol Federasyonu'nun ev sahipliği yapacağı bu önemli uluslararası karşılaşmada, özellikle Christian Dingert'in VAR görevinde yer alması, maçın atmosferini şimdiden ısıttı. UEFA'nın hakem atamaları her zaman büyük bir titizlikle yapılıyor ve bu tür atamaların arkasında belirli kriterler bulunuyor. Ancak geçmişte yaşanan bu olaylı maçın ardından, Dingert'in A Milli Takımımızın kritik bir mücadelesinde VAR koltuğunda oturacak olması, ister istemez akıllara soru işaretleri getiriyor. Futbolseverler, özellikle geçmişteki eleştirilerin ışığında, Dingert'in bu maçta adil ve doğru kararlar alıp alamayacağını merakla bekliyor. Türkiye'nin gruptaki kaderini belirleyecek böylesine önemli bir mücadelede, VAR sisteminin ve görevli hakemlerin performansı büyük önem taşıyacak.

Uluslar Ligi'nde Hedef Yükselmek

A Milli Takımımız, UEFA Uluslar Ligi'nde üst liglere yükselme hedefiyle mücadele ediyor. Bu tür kritik karşılaşmalarda alınacak galibiyetler, takımımızın gelecekteki turnuvalar için daha avantajlı bir konuma gelmesini sağlayacak. Fransa gibi güçlü bir rakibe karşı alınacak olası bir iyi sonuç, milli takımımızın moralini de önemli ölçüde yükseltecektir. Bu nedenle, maçın hakemleri ve VAR görevlisi de dahil olmak üzere sahadaki tüm unsurların adil bir şekilde görevini yapması büyük önem taşıyor. Spor kamuoyu, Christian Dingert'in geçmişteki eleştirilerin ardından bu kez kusursuz bir performans sergileyerek hem kendi kariyeri hem de Türk futbolu adına olumlu bir sınav vereceğini umuyor.