Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Teknoloji KÖŞE YAZISI 24.07.2026 23:35 20 okunma

Apple Vision Pro'nun Mimarı OpenAI'a Kaçtı! Yapay Zeka Devinde Yeni Dönem Mi Başlıyor?

Apple'ın devrim niteliğindeki Vision Pro projesinin kilit isimlerinden Paul Meade, rakip yapay zeka şirketi OpenAI'a transfer oldu. Bu hamle, teknoloji dünyasında yeni bir dönemin habercisi mi?

Apple Vision Pro'nun Mimarı OpenAI'a Kaçtı! Yapay Zeka Devinde Yeni Dönem Mi Başlıyor?

Teknoloji dünyası, Apple'dan OpenAI'a gerçekleşen üst düzey bir transferle çalkalanıyor. Apple Vision Pro'nun donanım mühendisliği alanındaki kritik isimlerinden Paul Meade, önümüzdeki hafta itibarıyla görevinden ayrılarak yapay zeka devi OpenAI'ın bünyesine katılacak. Bu beklenmedik ayrılık, özellikle Apple'ın üst düzey yönetici kayıpları trendini sürdürmesi açısından dikkat çekiyor.

Apple'ın Visioner Projesinin Kilit İsmi Rakibe Geçti

15 yılı aşkın süredir Apple'da görev yapan Paul Meade, şirketin ürün geliştirme süreçlerinde önemli roller üstlendi. 2010 yılında iPad yöneticisi olarak teknoloji devine adım atan Meade, daha sonra iPhone program yönetimi gibi kritik departmanlarda görev aldı. Ancak asıl çıkışını 2017'de Vision Products Group ekibine katılmasıyla yaptı. 2019'daki yönetim değişikliğinin ardından Apple Vision Pro'nun tüm donanım mühendisliği süreçlerinin başına getirilen Meade, bu çığır açan ürünün hayata geçmesinde başrolü oynadı. Şimdi ise bu deneyimini OpenAI'ın donanım biriminde değerlendirecek.

OpenAI'dan Yıldız Transferler: Eski Apple'cılar Buluşuyor

Paul Meade'in OpenAI'a katılması, şirketin teknoloji dünyasının en parlak beyinlerini bir araya getirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Meade, OpenAI'da daha önce Apple'dan ayrılan Jony Ive, Tang Tan ve Evans Hankey gibi tanıdık simalarla birlikte çalışacak. Bu durum, OpenAI'ın yapay zeka destekli yeni nesil cihazlar üzerindeki iddialı çalışmalarına ayrı bir boyut katıyor. OpenAI, özellikle Apple'ın yetenek havuzundan isimleri bünyesine katma konusunda oldukça agresif bir politika izliyor. Geçtiğimiz yıllarda Jony Ive'ın yapay zeka girişimi Leigh'i satın almasıyla başlayan bu süreçte, Tang Tan'ın öncülüğünde birçok Apple çalışanı OpenAI'a geçmişti. Bu isimler arasında, Apple'ın insan arayüzü tasarım ekibinden Cyrus Daniel Irani ve Apple Watch donanım ekibinden Erik de Jong gibi kilit yöneticiler de bulunuyor.

Yönetici Hareketliliği Teknoloji Devlerini Sarstı

Son dönemde teknoloji dünyasında üst düzey yöneticilerin şirket değiştirmesi sıkça rastlanan bir durum haline geldi. Apple da bu durumdan nasibini alan şirketlerden biri. Meade'in ayrılığından sadece birkaç ay önce, Apple Intelligence Answers, Knowledge ve Information ekibinin başındaki Ke Yang'ın Meta'ya geçişi ve ardından İnsan Arayüzü Tasarımı Başkan Yardımcısı Alan Dye'ın da yine Meta bünyesine katılması bu durumu gözler önüne serdi. Bu yoğun yönetici hareketliliği, şirketlerin stratejik planlamalarında ve gelecekteki ürün geliştirme yol haritalarında önemli etkilere yol açabilir. Apple'ın bu yetenek kaybı karşısında nasıl bir strateji izleyeceği ve OpenAI'ın bu hamlelerle yapay zeka alanında ne gibi çığır açıcı yeniliklere imza atacağı merak konusu.

Bu Hamle Yapay Zeka Yarışında Dengeleri Değiştirir Mi?

Paul Meade gibi deneyimli bir ismin OpenAI'a geçmesi, şirketin gelecekteki donanım projeleri ve yapay zeka entegrasyonu konusunda ne kadar iddialı olduğunun bir göstergesi. Özellikle sanal ve artırılmış gerçeklik alanında yeni bir çığır açması beklenen Vision Pro'nun geliştirilmesinde kilit rol oynamış bir ismin rakip kampa katılması, sektörde rekabetin kızışacağının bir işareti. Apple'ın bu kritik isim kaybına nasıl bir yanıt vereceği ve OpenAI'ın bu güçlü kadroyla yapay zeka ekosisteminde nasıl bir üstünlük kuracağı önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.

Ceren Güneş

Ceren Güneş

Teknoloji & Gelecek Vizyonu

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Spor 23.10.2026 05:35 1 okunma

Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage'den Beşiktaş İtirafı: 'İhtiyaçları Yok!'

UEFA Avrupa Ligi'nde Beşiktaş ile 2-2 berabere kalan Crystal Palace'ın hocası Pierre Sage, rakibin skor üretme potansiyeline dikkat çekerek, 'İyi takımların çok fazla skor üretmesine gerek kalmaz' dedi.

Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage'den Beşiktaş İtirafı: 'İhtiyaçları Yok!'

UEFA Avrupa Ligi'nin heyecan dolu 3. haftasında Beşiktaş, kendi sahasında Crystal Palace ile kozlarını paylaştı. Mücadele 2-2'lik eşitlikle sonuçlanırken, maçın ardından Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage, Beşiktaş'ın potansiyeline dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Beşiktaş'ın Skor Gücü Hakkında Şaşırtan Yorumlar

Karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında söz alan Fransız çalıştırıcı, Beşiktaş'ın oyun içindeki varlığına ve skor üretme kabiliyetine vurgu yaptı. Sage, rakip takımın sergilediği performansı şu sözlerle değerlendirdi: "Verdiğimiz şansları değerlendiren, oyunun her anında yer alan bir Beşiktaş vardı. Maçın genelinde topa daha fazla sahip olmamıza rağmen, Beşiktaş gibi kaliteli ekiplerin çok fazla gol pozisyonuna girmesine gerek kalmadığını düşünüyorum. Kendi kalitesini ortaya koyarak skor üretebiliyorlar." Bu ifadeler, Beşiktaş'ın az pozisyonda bile gol bulabilme yeteneğinin, rakip hocayı dahi etkilediğini gösteriyor.

Planlar ve Gerçekleşenler: Sahada Bir Hikaye

Pierre Sage, maç öncesi belirledikleri taktiksel planlara sadık kaldıklarını ancak sahadaki dinamiklerin beklentilerini tam olarak karşılamadığını belirtti. "Planlarımıza sadık kaldığımızı düşünüyorum," diyen Sage, takımının birlikte hareket ettiğinde ve yüksek konsantrasyonla oynadığında başarılı olabildiğini vurguladı. Ancak bu mücadelede, istenilen sonuca ulaşılamadığını üzülerek ifade etti. "Ben kazanmak için yeterli performansı sergilediğimize inanıyorum," diyen Sage, yine de Beşiktaş'ın da benzer bir performans gösterdiğini ve rakibin oyununu kısıtlamaya çalıştıklarını ancak bunu başaramadıklarını sözlerine ekledi. Bu durum, maçın iki takım için de ne kadar çekişmeli geçtiğinin bir göstergesi.

Rotasyon ve Kırmızı Kartın Etkisi

Beşiktaş'ın maça rotasyonlu bir kadroyla çıkmasının kendisi için sürpriz olup olmadığı sorusuna ise Sage, futbolcuların yoğun maç temposundan sonra dinlenmeye ihtiyaç duyduklarını belirtti. İlk yarıda takımın oyun bağlantılarında ve topa sahip olma oranında aksaklıklar olduğunu kabul eden tecrübeli hoca, buna rağmen maçın 2-2'lik skorla sonuçlanmasının ilginç olduğunu ifade etti. Oyuncu değişikliklerinin temel amacının galibiyet olduğunu kaydeden Sage, özellikle kırmızı kart sonrası oyun planlarında kaçınılmaz olarak değişiklikler yapmak durumunda kaldıklarını da sözlerine ekledi. Bu karmaşık durumlar, futbolun içinde her an her şeyin olabileceğinin canlı bir kanıtı.

UEFA Avrupa Ligi'ndeki bu beraberlik, Crystal Palace için gruptaki durumlarını daha da kritik hale getirirken, Beşiktaş'ın Avrupa arenasındaki iddiasını sürdürmesi açısından önemli bir puan olarak kaydedildi. Her iki takım da gelecek maçlarda daha iyi sonuçlar almayı hedefleyerek çalışmalarına devam edecek.

Gündem 23.10.2026 04:35 4 okunma

Eyüpsultan'da Kolonlardan Gelen Sesler Paniğe Yol Açtı: 5 Katlı Bina Yıkılma Tehlikesiyle Mühürlendi!

Eyüpsultan'da kolonlarından gelen sesler üzerine ihbar edilen 5 katlı bir bina, yapılan incelemeler sonucunda riskli bulunarak tahliye edildi ve mühürlendi. Binanın akıbeti ise detaylı incelemelerin ardından netleşecek.

Eyüpsultan'da Kolonlardan Gelen Sesler Paniğe Yol Açtı: 5 Katlı Bina Yıkılma Tehlikesiyle Mühürlendi!

İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde, Düğmeciler Mahallesi 1. Hilal Sokak'ta gece saatlerinde duyulan endişe verici sesler, yürekleri ağızlara getirdi. Bir apartmanın taşıyıcı kolonlarından geldiği iddia edilen sesler, bölge sakinlerinde büyük bir paniğe neden oldu. Hemen polis, itfaiye ve zabıta ekiplerine haber verildi. Olay yerine hızla intikal eden ekipler, sokağa güvenlik önlemleri alarak giriş çıkışları kontrollü bir şekilde sağlamaya başladı.

Binada Aniden Yükselen Sesler Tehlike Çanlarını Çaldırdı

Mahalle sakinlerinin bildirmesi üzerine harekete geçen yetkililer, binanın yapısal durumunu tespit etmek üzere harekete geçti. Olay yerine sevk edilen belediye mühendisleri, derhal binada kapsamlı bir inceleme başlattı. Yapılan ilk tespitler, vatandaşların endişelerini doğruladı. Mühendislerin hazırladığı ön rapora göre, 5 katlı binanın taşıyıcı sistemlerinde ciddi problemler olduğu ve yapının 'riskli yapı' statüsüne girdiği belirlendi. Bu durum, olası bir depremde veya ağır hava koşullarında binanın çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyordu.

Acil Tahliye Kararı ve Mühürleme İşlemi

Riskli yapı tespiti sonrası, en büyük öncelik vatandaşların can güvenliği oldu. Zabıta ve polis ekipleri, binada ikamet eden tüm daire sakinleriyle irtibata geçerek durumu hızla bildirdi. Panik içinde tahliye edilen aileler, eşyalarını toplamak için kısıtlı bir süre bulabildi. Bölge halkı, olası bir felaketi ucuz atlattıkları için derin bir nefes alırken, yetkililerin kararlı müdahalesi takdir topladı. Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından, binanın giriş kapıları ve pencereleri zabıta ekipleri tarafından mühürlenerek kullanıma kapatıldı. Binanın çevresi ise güvenlik amacıyla demir bariyerlerle çevrilerek olası tehlikelerin önüne geçildi.

Yıkım Süreci ve Beklentiler

Şu an için binanın ne zaman yıkılacağına dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Belediye yetkililerinden alınan bilgilere göre, riskli yapının akıbeti, yapılacak olan detaylı zemin etütleri ve statik incelemelerin sonuçlarına göre netleşecek. Uzmanlar, bu tür riskli yapıların tespiti ve bertaraf edilmesi sürecinin, hem yerel yönetimler hem de bina sakinleri için kritik önem taşıdığını vurguluyor. Eyüpsultan'daki bu olay, İstanbul gibi deprem riski yüksek bir şehirde kentsel dönüşümün ve mevcut yapı stokunun denetiminin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Vatandaşlar, bir an önce bölgedeki benzer risklerin de tespit edilerek gerekli önlemlerin alınmasını bekliyor. Binanın yıkımına karar verilirse, bu sürecin ne kadar süreceği ve sakinlerin barınma ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı da önümüzdeki günlerde netleşecek.

Gündem 23.10.2026 04:05 5 okunma

İstanbul'da Nefesler Tutuldu: Üst Solunum Yolu Salgını Kapıda Mı? 559 Bin Kişi Hastanelerin Kapısını Çaldı!

İstanbul'da sonbaharın gelmesiyle birlikte üst solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşanıyor. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, son bir ayda 559 bin kişinin bu şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu açıkladı. Bu durum, olası bir salgın endişesini de beraberinde getiriyor.

İstanbul'da Nefesler Tutuldu: Üst Solunum Yolu Salgını Kapıda Mı? 559 Bin Kişi Hastanelerin Kapısını Çaldı!

İstanbul, mevsim geçişlerinin en belirgin yaşandığı metropollerden biri olarak, sonbaharın etkisiyle birlikte sağlık gündeminde önemli bir gelişmeyi duyurdu. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, kentteki üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) vakalarında kaydedilen artışa dikkat çekerek, vatandaşları uyardı. Güner'in paylaştığı rakamlar, son bir ayda 559 bin kişinin bu tür şikayetlerle hastanelere müracaat ettiğini ortaya koyuyor. Bu sayı, mevsimsel etkilerin yanı sıra olası bir salgın tehlikesine işaret ediyor.

Sonbaharın Gelmesiyle Vaka Sayılarında Ani Yükseliş

Mevsim normallerinin dışında seyreden hava koşulları ve kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi gibi faktörler, virüslerin yayılması için elverişli bir ortam oluşturuyor. Özellikle okulların açılması ve toplu taşıma araçlarındaki yoğunluk, üst solunum yolu enfeksiyonlarının daha hızlı yayılmasına zemin hazırlıyor. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, artışın belirgin olduğunu ve bu durumun yakından takip edildiğini belirtti. Son bir ayda kaydedilen yarım milyonu aşan başvuru, sağlık sisteminin bu yoğunluğa ne kadar hazır olduğu sorusunu da akıllara getiriyor.

Uzmanlardan Vatandaşlara Önemli Uyarılar

Üst solunum yolu enfeksiyonları, genellikle virüs kaynaklı olup, soğuk algınlığından gribe, hatta daha ciddi enfeksiyonlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu enfeksiyonlar; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Doç. Dr. Güner, vatandaşların bu belirtileri hafife almamaları, özellikle kronik rahatsızlığı olanların ve yaşlıların daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Hijyen kurallarına dikkat edilmesi, el temizliğinin sık sık yapılması, kalabalık ortamlarda maske kullanılması ve hasta kişilerden uzak durulması gibi basit ama etkili önlemlerin, enfeksiyonların yayılmasını engellemede kritik rol oynayacağını belirtti.

Sağlık Kuruluşları Yoğun Mesai İçinde

İstanbul'un devasa nüfusu ve günlük hareketliliği göz önüne alındığında, 559 binlik başvuru sayısı, sağlık kuruluşları üzerinde önemli bir yük oluşturuyor. Acil servisler ve poliklinikler, mevsimsel artış nedeniyle daha yoğun bir mesai harcıyor. Bu durum, hem hastaların tedavi süreçlerini etkileyebiliyor hem de sağlık çalışanlarının motivasyonunu zorlayabiliyor. İl Sağlık Müdürlüğü'nün, bu artan talebi karşılamak için ek önlemler alıp almayacağı ise merak konusu. Hastanelerdeki yoğunluğun yönetimi ve hastaların en kısa sürede şifa bulması için koordineli çalışmaların yürütülmesi büyük önem taşıyor.

Gelecek Günler İçin Beklentiler ve Önlemler

Uzmanlar, önümüzdeki haftalarda hava sıcaklıklarının daha da düşmesiyle birlikte vaka sayılarında bir miktar daha artış yaşanabileceği tahmininde bulunuyor. Bu nedenle, toplum sağlığını korumak adına hem bireysel hem de toplumsal düzeyde alınacak tedbirlerin önemi daha da artıyor. Aşı takviminin güncellenmesi, toplumun bilinçlendirilmesi ve sağlık altyapısının güçlendirilmesi gibi adımlar, olası bir salgın dalgasını en az hasarla atlatmak için hayati önem taşıyor. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün, bu konudaki gelişmeleri ve alınacak önlemleri kamuoyu ile paylaşması bekleniyor.

Gündem 23.10.2026 03:35 7 okunma

Sudan'da Bombalar Susmuyor: Siviller Can Pazarı! Kızılhaç'tan Yürek Burkan Açıklama

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Sudan'daki hava saldırılarının siviller üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek, artan can kayıpları ve yaralanmalar konusunda derin endişelerini dile getirdi. Çatışmaların gölgesinde kalan insani krizin boyutları gün yüzüne çıkıyor.

Sudan'da Bombalar Susmuyor: Siviller Can Pazarı! Kızılhaç'tan Yürek Burkan Açıklama

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), savaşın enkazına dönen Sudan'da sivil yaşamın giderek daha büyük bir tehdit altında olduğunu duyurdu. Son dönemde yoğunlaşan ve **havadan gerçekleştirilen saldırılar**, masum insanların hayatını kabusa çevirirken, acı bilanço da katlanarak artıyor. ICRC'nin yayımladığı son raporlar, çatışmaların sürdüğü bölgelerde sivillere yönelik zararın endişe verici boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor.

Sudan'da Hava Saldırıları: Siviller Vuruluyor, Umutlar Tükeniyor

Sudan'da uzun süredir devam eden iç savaş, ülkenin dört bir yanında yıkıma yol açmaya devam ediyor. Özellikle son haftalarda artış gösteren ve büyük ölçüde **hava bombardımanları** şeklinde cereyan eden saldırılar, yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin (ICRC) yetkilileri, çatışmaların sivil halk üzerindeki etkisinin daha önce hiç görülmemiş seviyelere ulaştığını belirtiyor. Raporda, hava saldırılarının en çok sivil kayıplara yol açtığı ve yaralı sayısının da her geçen gün arttığı vurgulanıyor. Hastaneler, yaralı sivillerle dolup taşarken, temel sağlık hizmetlerine erişim de giderek zorlaşıyor. Bu durum, MINUSMA gibi uluslararası misyonların bile zorlandığı bir ortamda, insani yardım kuruluşları için de büyük bir meydan okuma anlamına geliyor.

Umutsuzluğun Ortasında Bir Yardım Eli: Kızılhaç'tan Acil Çağrı

ICRC, yaptığı açıklamada, havadan yapılan saldırıların sivil altyapıyı da hedef alması nedeniyle durumun vahametini koruduğunu ifade etti. Okullar, hastaneler ve ibadet yerleri gibi sivil alanların dahi saldırılardan nasibini aldığına dair bilgiler, savaşın acı gerçekliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Kuruluş, acil ve etkili bir şekilde sivil halkın korunması gerektiğini vurgulayarak, uluslararası topluma çağrıda bulundu. Sivillerin korunmasının en temel insani sorumluluk olduğunu belirten ICRC yetkilileri, çatışan taraflara uluslararası insancıl hukuka uymaları ve sivilleri hedef almaktan kaçınmaları yönünde çağrılarının devam ettiğini de ekledi. Ancak bu çağrıların ne kadar karşılık bulduğu belirsizliğini koruyor.

Sivillerin Yıkılan Hayatları: Bir Trajedinin Anatomisi

Sudan'daki çatışmalar, sadece can kayıplarıyla sınırlı kalmıyor. Hava saldırılarının neden olduğu geniş çaplı yıkım, milyonlarca insanı yerinden yurdundan ediyor. Güvenli yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan siviller, zorlu koşullar altında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gıda, su ve barınma gibi en temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sıkıntılar, insani krizi daha da derinleştiriyor. Özellikle kadınlar ve çocuklar, çatışmaların en kırılgan mağdurları arasında yer alıyor. Psikolojik travmalar, geleceğe dair umutların tükenmesine neden olurken, ülke genelinde derin bir güvensizlik ortamı hakim. Siviller, bombaların gölgesinde yaşamanın getirdiği sürekli korku ve belirsizlikle mücadele ediyor.

Geleceğe Dair Kaygılar: Sudan'da Barış Mümkün Mü?

Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin bu acı tabloyu çizmesi, Sudan'daki insani krizin boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Diplomatik çabaların yetersiz kaldığı ve çatışmaların şiddetlendiği bir ortamda, sivillerin korunması en öncelikli konu olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, çatışan tarafların uluslararası baskılara rağmen saldırılarını sürdürmesi halinde, ülkenin daha büyük bir insani felaketle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor. Bu noktada, uluslararası kuruluşların ve dünya liderlerinin daha kararlı adımlar atması, insani yardım çabalarını artırması ve kalıcı bir barış için diplomatik çözümler üretmesi büyük önem taşıyor. Sudan'daki sivillerin yaşadığı bu trajedinin son bulması ve daha fazla can kaybının önlenmesi, tüm dünyanın ortak sorumluluğu olarak görülüyor.

Gündem 23.10.2026 03:05 6 okunma

Tibet Yerin Dibine Girecek Sanıldı: 7.0 Şiddetindeki Depremde Can Kaybı Artıyor, Kurtarma Çalışmaları Seferber Oldu!

Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde meydana gelen yıkıcı 7.0 büyüklüğündeki depremin bilançosu ağırlaşıyor. İlk belirlemelere göre 16 kişinin hayatını kaybettiği depremde, ekiplerin bölgedeki arama kurtarma çalışmaları aralıksız sürüyor.

Tibet Yerin Dibine Girecek Sanıldı: 7.0 Şiddetindeki Depremde Can Kaybı Artıyor, Kurtarma Çalışmaları Seferber Oldu!

Tibet Özerk Bölgesi, dün gece yaşanan ve tüm bölgeyi sarsan 7.0 büyüklüğündeki depremle yasa boğuldu. Yerel saatle gece geç saatlerde meydana gelen sarsıntı, kısa sürede geniş bir alanda hissedildi ve büyük bir paniğe yol açtı. Depremin merkez üssüne yakın bölgelerde binalarda ağır hasar meydana gelirken, ilk yapılan incelemelere göre 16 vatandaşımız hayatını kaybetti. Kayıp sayısının artmasından endişe ediliyor.