Can Holding Davasında ŞOK TAHLİYE: Bilgi Üniversitesi Eski Rektörü Remzi Sanver Serbest Kaldı!
Can Holding soruşturması kapsamında tutuklanan Bilgi Üniversitesi'nin eski rektörü Remzi Sanver, mahkeme kararıyla tahliye edildi. Holding yetkilileri hakkında 'örgüt kurma', 'kara para aklama' ve 'dolandırıcılık' gibi suçlamalarla yürütülen soruşturmanın detayları dikkat çekiyor.
Can Holding'e yönelik yürütülen devasa soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Holding yetkilileriyle birlikte gözaltına alınarak tutuklanan Bilgi Üniversitesi'nin eski rektörü Remzi Sanver, mahkemenin aldığı kararla özgürlüğüne kavuştu. Bu tahliye kararı, soruşturmanın geldiği noktada yeni bir dönemi işaret ediyor olabilir.
Sanver'in Tahliye Süreci Nasıl İşledi?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen soruşturma kapsamında, Can Holding yöneticilerine yönelik 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme', 'örgüte üye olma', 'suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama' ve 'nitelikli dolandırıcılık' gibi ağır suçlamalarla hukuki süreç başlatılmıştı. Bu kapsamda tutuklanan eski rektör Remzi Sanver'in avukatları, müvekkillerinin tutukluluğuna itirazda bulundu. Mahkeme, yapılan itirazı titizlikle değerlendirdikten sonra Remzi Sanver'in tahliyesine karar verdi. Bu karar, Sanver'in yargılanmasının tutuksuz devam edeceği anlamına geliyor.
Soruşturmanın İkinci Dalgasında Neler Yaşanmıştı?
Hatırlanacağı üzere, Can Holding soruşturmasının ikinci dalga operasyonunda toplam 26 şüpheli gözaltına alınmıştı. Yapılan işlemler sonucunda bu şüphelilerden 11'i tutuklanmıştı. Mahkeme, tutuklama kararlarının yanı sıra, diğer şüpheliler hakkında da çeşitli tedbirler uygulamıştı. Bu tedbirler arasında 'yurt dışı çıkış yasağı' ve 'imza verme yükümlülüğü' gibi adli kontroller bulunurken, bazı şüpheliler için ise 'konutu terk etmeme' şartı getirilmişti.
Holding Yapısı ve Mali Suçlamalar: MASAK Raporları Devrede
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ve daha sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na devredilen soruşturmanın kökeninde, Can Holding bünyesindeki şirketler aracılığıyla suç işlemek amacıyla bir örgüt kurulduğu iddiaları yatıyor. İddialara göre, bu örgüt marifetiyle 'nitelikli dolandırıcılık', 'vergi kaçakçılığı', 'kaynağı belirsiz gelirlerin sisteme sokulması' ve 'suçtan elde edilen gelirlerin aklanması' gibi çok yönlü mali suçlar işlendi. Bu iddialar, özellikle Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve mali denetim birimlerince hazırlanan raporlarla somutlaştı.
Holding Tarafından Gerçekleştirildiği İddia Edilen Yöntemler
Soruşturma raporlarına göre, Can Holding bünyesindeki şirketlere kaynağı belirsiz yüklü miktarda para girişlerinin yapıldığı, bu paraların şirketler arasında aktarılarak izlerinin kaybettirilmeye çalışıldığı belirtiliyor. Ayrıca, faturasız işlemler ve sahte fatura düzenlemeleri yoluyla vergi yükümlülüğünün azaltıldığı da iddialar arasında yer alıyor. Holding yönetiminin, denetim mekanizmalarını zayıflatmak amacıyla sık sık yönetim kurulu değişiklikleri yaptığı ve sorumlulukları örgüt üyeleri arasında dağıttığı öne sürülüyor.
'Varlık Barışı' Kullanılarak Kara Para Aklama İddiası
Soruşturmada dikkat çeken bir diğer önemli iddia ise, ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde dahi nakit sermaye artırımları yapıldığı yönünde. Bu sermaye artırımlarının kaynağının ortaklara borçlar olarak gösterildiği ancak bu borçların gerçeği yansıtmadığı vurgulanıyor. Daha da vahimi, bu borç hesaplarındaki tutarların, 'Varlık Barışı Kanunu' kapsamında şirkete yeniden yatırılarak sisteme dahil edildiği iddia ediliyor. Bu durumun, kanunun amacına aykırı olarak suçtan elde edilen gelirin aklanması anlamına geldiği belirtiliyor.
Stratejik Sektörlerde Finansman ve Meşruiyet Arayışı
MASAK raporlarının ortaya koyduğu bulgulara göre, örgütün eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde faaliyet gösteren şirketleri satın almak, hisse devirleri yapmak ve yatırım faaliyetlerinde bulunmak suretiyle hem ekonomik gücünü artırdığı hem de kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmayı hedeflediği kaydediliyor. Bu genişleme stratejisinin, doğrudan suç gelirleriyle finanse edildiği iddia ediliyor.
Mal Varlığına El Konulma ve Kayyum Atamaları
Soruşturma kapsamında daha önce de 121 şirketin mal varlığına el konulmuş ve bu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanmıştı. Operasyonlar kapsamında gözaltına alınanlar arasında Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kenan Tekdağ da bulunuyordu. Yapılan operasyonlarda bazı şüphelilerin tutuklandığı, bazılarına ise ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirleri uygulandığı biliniyor. Soruşturmanın kilit isimlerinden Can Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can'ın da daha önce tutuklandığı ve 'örgüt kurma' ve 'kara para aklama' suçlarından yargılandığı biliniyor.