Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Gündem KÖŞE YAZISI 16.09.2026 09:35 23 okunma

Canlı Hayvan Naklinde RADİKAL Değişiklik: Sahipsiz Hayvanlar Kesime mi Gidiyor?

Canlı hayvan nakil yönetmeliğinde yapılan köklü değişiklikler gündemde. Tanımlanamayan hayvanların durumu ve kesim süreci yeniden düzenlendi. Yeni kurallar hayvan sahiplerini ve kesimhaneleri yakından ilgilendiriyor.

Canlı Hayvan Naklinde RADİKAL Değişiklik: Sahipsiz Hayvanlar Kesime mi Gidiyor?

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın canlı hayvan nakil yönetmeliğinde yaptığı önemli güncellemeler, sektörde yeni bir dönemin kapısını araladı. Yapılan değişiklikler, özellikle kesimhanelere veya hayvan satış noktalarına getirilen ve sahipliği belirsiz olan hayvanların durumunu yeniden şekillendiriyor. Bu yeni düzenlemeler, hayvan sağlığı ve ticareti açısından kritik önem taşıyor.

Belirsiz Durumdaki Hayvanlar İçin Yeni Protokol

Yeni yönetmelik çerçevesinde, bir kesimhane veya hayvan satış noktasına getirilen ve kimliği veya sahibi tanımlanamayan hayvanlar için izlenecek prosedür netleştirildi. Daha önce bu tür durumlar belirsizlik yaratabilirken, artık resmi bir prosedür işletilecek. Hayvanın bir resmi veteriner hekim tarafından muayene edilmesi ve kesime uygun bulunması halinde, bekleme süresi ortadan kalkıyor. Bu, hayvanın sağlığının korunması ve gereksiz yere bekletilmesinin önlenmesi açısından önemli bir adım.

Masraflar Kime Ait Olacak?

Kesime uygun bulunan ve hızla işleme alınacak bu hayvanların tüm masrafları, ilgili sahibinin sorumluluğunda olacak. Bu madde, hayvan sahiplerinin sorumluluklarını bir kez daha vurgularken, olası suistimallerin önüne geçmeyi hedefliyor. Hayvanın nakliyesinden kesimine kadar olan tüm süreçteki giderler, sahibine fatura edilecek. Bu durum, hayvan sahiplerini hayvanlarının kimliklendirilmesi ve yasal prosedürlere uyulması konusunda daha dikkatli olmaya teşvik edecek.

Amaç: Sağlık, Güvenlik ve Şeffaflık

Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri, yapılan bu düzenlemenin temel amacının, hayvan sağlığını ve gıda güvenliğini en üst düzeyde sağlamak olduğunu belirtiyor. Kimliği belirsiz hayvanların piyasada kontrolsüz dolaşımını engellemek ve olası hastalıkların yayılma riskini minimize etmek hedefleniyor. Ayrıca, bu süreçteki şeffaflığı artırmak ve tüm paydaşlar için net kurallar belirlemek de yönetmeliğin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.

Kesim Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yapılan değişiklik, kesimhaneler ve hayvan ticareti yapan işletmeler üzerinde de yeni sorumluluklar getiriyor. Resmi veteriner hekimin onayıyla kesilecek hayvanların süreci, hızlandırılmış bir şekilde tamamlanacak. Bu, hem işletmelerin operasyonel verimliliğini artıracak hem de hayvan refahı açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yönetmelik, bu sürece ilişkin detaylı bilgilendirme ve uygulama kılavuzlarının da yakında yayımlanacağını duyurdu.

Sektör temsilcileri, bu yeni düzenlemenin hem hayvan refahını iyileştireceğine hem de kayıt dışı hayvan hareketliliğini azaltarak daha sağlıklı bir pazar oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyor. Ancak, uygulama sürecindeki olası zorluklar ve detayların yakından takip edileceği de belirtiliyor. Bu köklü değişikliklerin, Türkiye'deki canlı hayvan ticareti ve kesim süreçlerini nasıl etkileyeceği önümüzdeki günlerde daha net anlaşılacak.

Kaan Arslan

Kaan Arslan

Gündem & Siyaset Yazarı

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 02.11.2026 03:05 1 okunma

Çin Otomotiv Devleri Çöküşte: Yüzde 90'ı Zarar Deryasında Kayboluyor!

Çinli otomobil üreticilerinin büyük çoğunluğunun zarar ettiği ortaya çıktı. Sektör liderlerinden gelen çarpıcı açıklamalar ve bağımsız raporlar, krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Peki, gelecekte ayakta kalabilecek kaç firma var?

Çin Otomotiv Devleri Çöküşte: Yüzde 90'ı Zarar Deryasında Kayboluyor!

Otomotiv dünyasının devasa üretim üssü Çin'de sular durulmuyor. Ülkenin önde gelen otomobil üreticilerinin neredeyse tamamının finansal sıkıntılar içinde olduğu, hatta yüzde 90'ının zarar ettiği iddia edildi. Bu şok edici tablo, sektörün geleceğine dair ciddi soru işaretleri barındırıyor.

Sektörün Kalbinden Gelen İtiraf: Hayatta Kalma Mücadelesi

Chery International Başkanı Zhang Guibing'in Avustralya basınına yaptığı açıklamalar, Çin otomotiv sektöründeki derin krizi adeta belgeledi. Guibing, Çinli otomobil üreticileri arasında kârlı bir şekilde faaliyet gösteren firmaların sayısının parmakla gösterilecek kadar az olduğunu belirterek, yaklaşık yüzde 90'lık zarar oranına dikkat çekti. Artan araştırma ve geliştirme maliyetlerinin birçok şirketi finansal çıkmaza sürüklediğini vurgulayan Guibing, pek çok firmanın pazarda tutunamayacağını öngörüyor. Bu açıklamanın, sektörün içinden gelen önemli bir isimden gelmesi, iddiaların ciddiyetini artırıyor.

Rakamlar Yalan Söylemiyor: Zarar Tablosu Göz Kamaştırıyor

AlixPartners'ın Haziran 2026'da yayınladığı Küresel Otomotiv Görünümü raporu, Zhang Guibing'in tespitlerini somut verilerle destekliyor. Rapora göre, 2025 yılında özellikle yeni enerjili araç (NEV) segmentine odaklanan 30 Çinli üretici bulunuyordu. Bu segment, elektrikli ve elektrik destekli araçları kapsıyor. Ancak bu 30 şirketten yalnızca üçü yılı kârla kapatabildi. Geri kalan firmalar ise önemli zararlar kaydetti. Bu durum, Guibing'in dile getirdiği tabloyla birebir örtüşüyor.

Geleceğe Yönelik Korkutan Tahminler

AlixPartners'ın analizleri, geleceğin daha da karanlık olduğunu gösteriyor. Mevcut 30 üreticiden sadece yedisinin 2030 yılına kadar mevcut finansal zorlukların üstesinden gelebileceği tahmin ediliyor. Bu durum, zayıf finansal yapıya sahip şirketlerin pazardan çekileceği veya büyük oyuncular tarafından satın alma hedefi haline geleceği anlamına geliyor. Otomotiv sektöründeki bu konsolidasyon, Çinli markaların küresel rekabetteki yerini de yeniden şekillendirecek.

Üretim Kapasitesi Talebi Fırladı: Fiyat Savaşları Kapıda

Çinli otomobil üreticilerinin karşı karşıya olduğu bir diğer büyük sorun ise kapasite fazlası. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 35 milyon araç üreten Çin'de, toplam yıllık üretim kapasitesi 55 milyon adede ulaşıyor. Bu durum, fabrikaların önemli bir kısmının tam verimle çalışamadığına işaret ediyor. Düşük talep ve yüksek üretim kapasitesi, maliyet baskısını artırırken, firmaları agresif fiyat indirimlerine zorluyor. Bu durum, kârlılık beklentilerini daha da aşağı çekerken, sektördeki hayatta kalma mücadelesini daha da çetinleştiriyor. Bu çetin koşullar altında, AlixPartners'ın öngördüğü gibi 2030'a kadar sadece yedi şirketin kâr edebilmesi, sektörün geleceği hakkında önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Dış pazarlara açılma çabaları şimdilik bu maliyet yükünü tam olarak hafifletmiş görünmüyor.

Spor 02.11.2026 02:35 1 okunma

Anfield'da Dev Fırtına: Arsenal, Liverpool'u Tek Golle Devirip Liderlik Koltuğuna Oturdu!

Premier Lig'de dev maç nefes kesti! Anfield'da Liverpool'u konuk eden Arsenal, Kai Havertz'in attığı kritik golle sahadan 3 puanla ayrıldı. Bu galibiyetle zirveye yerleşen Arsenal, Liverpool'a ise şok yaşattı.

Anfield'da Dev Fırtına: Arsenal, Liverpool'u Tek Golle Devirip Liderlik Koltuğuna Oturdu!

İngiltere Premier Lig'de heyecan doruktaydı! Devlerin kapışmasında, futbolun kalelerinden Anfield, bu kez Arsenal'a güldü. Ligin 9. haftasında, Jurgen Klopp yönetimindeki Liverpool, sahasında Mikel Arteta'nın öğrencisi Arsenal'ı konuk etti. Nefes kesen mücadele, futbolseverlere unutulmaz anlar yaşatırken, sahadan Arsenl galip ayrıldı.

Dev Maçın Kilidi Arsenal'dan Geldi

Anfield'da oynanan karşılaşmanın henüz 16. dakikasında sahneye çıkan Kai Havertz, attığı golle takımını öne geçirdi. Bu gol, maçın skorunu belirleyen tek gol olurken, Liverpool'ın evindeki galibiyet serisini de sonlandırdı. Kırmızılar, yoğun baskı kurmasına rağmen Arsenal savunmasını aşmakta zorlandı. Arsenal ise disiplinli oyunu ve hızlı hücumlarıyla Liverpool'a zor anlar yaşattı. Maç boyunca sergilenen mücadele, Premier Lig'in ne kadar çekişmeli bir lig olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Arsenal Liderlik Koltuğunda, Liverpool Takipte

Bu kritik galibiyetle birlikte Arsenal, ligde puanını 24'e yükselterek liderlik koltuğuna oturdu. Manchester City'nin puan kaybettiği haftada elde edilen bu zafer, Londra ekibinin şampiyonluk iddiasını güçlendirdi. Öte yandan, sahadan puansız ayrılan Liverpool ise 15 puanda kalarak zirve yarışında yara aldı. Jurgen Klopp'un öğrencileri, önümüzdeki haftalarda toparlanarak şampiyonluk umutlarını canlı tutmaya çalışacak.

Gözler Avrupa'da: Zorlu Fikstür Bekliyor

Premier Lig'deki bu önemli karşılaşmanın ardından her iki takımın da gözü kulağı Avrupa kupalarında olacak. Ligin gelecek haftasında Liverpool, deplasmanda Crystal Palace ile karşı karşıya gelecek. Arsenal ise evinde Hull City'yi ağırlayacak. Ancak asıl önemli mücadeleler Şampiyonlar Ligi'nde yaşanacak. Liverpool, 4 Kasım Salı günü Şampiyonlar Ligi'nde Fenerbahçe ile İstanbul'da kritik bir maça çıkacak. Arsenal ise aynı gün deplasmanda Slavia Prag ile mücadele edecek. Bu zorlu fikstür, her iki takımın da derinlikli kadrolarını ve taktiksel esnekliklerini test edecek.

Premier Lig'de Yeni Dönem

Anfield'da alınan bu tarihi galibiyet, Arsenal'ın bu sezonki şampiyonluk potansiyelini bir kez daha gösterdi. Mikel Arteta yönetiminde istikrarlı bir grafik çizen Londra ekibi, genç ve dinamik kadrosuyla ligin zirvesine göz dikmiş durumda. Liverpool ise evindeki yenilgiyle birlikte bazı dersler çıkararak, önümüzdeki maçlarda daha güçlü bir geri dönüş yapmayı hedefleyecektir. Premier Lig'deki şampiyonluk yarışı, bu tür kritik maçlarla daha da kızışacağa benziyor.

Teknoloji 02.11.2026 02:05 3 okunma

Evren Ne Zaman Son Bulacak? Bilim İnsanları 11 Milyar Yıllık Korkutucu Tahmini Açıkladı!

Cornell Üniversitesi'nden bilim insanları, evrenin şu anki genişlemesinin tersine dönerek milyarlarca yıl sonra 'Büyük Çöküş' ile sona erebileceği teorik bir model ortaya koydu. Yeni bir döngüye girme ihtimali de inceleniyor.

Evren Ne Zaman Son Bulacak? Bilim İnsanları 11 Milyar Yıllık Korkutucu Tahmini Açıkladı!

Korkutucu Bir Gelecek Senaryosu: Evrenin Sonu Yaklaşıyor Mu?

Kozmosun gizemleri üzerine yapılan araştırmalar, insanlığın en temel sorularından birini yeniden gündeme getirdi: Evren ne zaman son bulacak? Cornell Üniversitesi'nden fizikçi Henry Tye liderliğindeki bir ekip, evrenin geleceğine dair çığır açan bir teorik model geliştirdi. Bu model, evrenin mevcut genişleme eğiliminin bir gün tersine dönebileceği ve 'Büyük Çöküş' olarak adlandırılan yıkıcı bir sona doğru ilerleyebileceği öngörüsünde bulunuyor. Bilim dünyasında heyecanla karşılanan bu çalışma, evrenin kaderine dair bildiklerimizi sorgulatıyor.

Genişlemeden Sıkışmaya: Kuantum Fiziğinin Rolü

Mevcut kozmolojik anlayışımıza göre evren, yaklaşık 13.8 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama'dan bu yana sürekli olarak genişliyor. Ancak bu genişlemenin neden hızlandığı sorusu, bilim insanlarını uzun süredir meşgul ediyordu. 1990'ların sonunda keşfedilen ve evrenin yaklaşık yüzde 70'ini oluşturduğu düşünülen karanlık enerji, bu hızlanmayı açıklamak için ortaya atılan anahtar kavram oldu. Ancak karanlık enerjinin doğası ve evren boyunca sabit kalıp kalmadığına dair belirsizlikler, teorik modellerin güncellenmesini zorunlu kıldı.

Henry Tye ve ekibinin geliştirdiği yeni modelde, karanlık enerjinin yanı sıra, varlığı henüz deneysel olarak kanıtlanmamış 'aksiyon' adı verilen varsayımsal parçacıklar da evrenin genişlemesinde rol oynuyor. Bu parçacıkların, evrenin erken dönemlerinde genişlemeyi tetikleyici bir rol oynadığı, ancak zamanla etkilerinin azaldığı düşünülüyor. Modelde, negatif bir değere sahip olan kozmolojik sabitin (karanlık enerjinin sabit bir temsili) ve aksiyonların etkileşiminin, uzun vadede genişlemeyi yavaşlatıp bir 'sıkışma' dönemini başlatabileceği öne sürülüyor.

Hesaplamalar Ne Diyor? Büyük Çöküş Ne Zaman Başlayacak?

Yapılan teorik hesaplamalara göre, evrenin mevcut genişleme fazından sıkışma fazına geçişi yaklaşık 11 milyar yıl sonra başlayabilir. Bu sıkışma süreci, evrenin tüm yapısının tek bir noktada toplanacağı 'Büyük Çöküş' ile sonuçlanacak. Bu yıkıcı olayın ise sıkışmanın başlamasından yaklaşık 8 milyar yıl sonra, yani bugünden yaklaşık 19 milyar yıl sonra gerçekleşmesi öngörülüyor. Ancak bilim insanları, bu rakamların henüz kanıtlanmamış teorik varsayımlara dayandığını ve kesin bir tarih olarak kabul edilemeyeceğini özellikle vurguluyor. Bu, evrenin sonunun mevcut anlayışımızdan çok daha farklı ve çarpıcı bir şekilde gerçekleşebileceğine işaret ediyor.

Büyük Çöküş'ün Ardından Yeni Bir Başlangıç Mümkün mü?

Bu senaryonun en dikkat çekici yönlerinden biri, Büyük Çöküş'ün ardından evrenin tamamen yok olmayacağı, aksine yeni bir 'Büyük Patlama' ile yeniden doğabileceği ihtimali. 'Büyük Sıçrama' hipotezi olarak da bilinen bu döngüsel evren modeli, evrenin sonsuz bir genişleme ve sıkışma döngüsüne girebileceğini öne sürüyor. Ancak bu tür bir döngünün gerçekleşmesi, kuantum mekaniği ve genel göreliliğin bir araya geldiği aşırı yoğunluk ve enerji koşullarının anlaşılmasını gerektiriyor. Fizikçiler, bu birleşimi tam olarak açıklayacak bir teoriye henüz sahip değiller. Gelecekteki gözlemler ve geliştirilecek yeni modeller, bu heyecan verici teorilerin doğruluğunu ortaya koyacak.

Bu yeni model, evrenin genişlemesine dair yapılan gözlemlerle (örneğin Dark Energy Survey - DES ve Dark Energy Spectroscopic Instrument - DESI gibi projelerden elde edilen verilerle) uyumlu olup olmadığı açısından test edilecek. Eğer bu teori doğrulanırsa, evrenin sonu hakkındaki düşüncelerimiz kökten değişebilir ve kozmosun aslında sürekli bir yeniden doğuş döngüsü içinde olabileceği fikri güçlenebilir.

Teknoloji 02.11.2026 01:35 3 okunma

Körlük Tedavisinde Devrim: Gen Tedavisiyle Görme Yeteneği 62 Kat Arttı!

Retinitis pigmentoza hastaları için umut ışığı doğdu. Deneysel gen tedavisi, 10 hastadan 7'sinde ışık duyarlılığını gözle görülür şekilde artırarak körlük tedavisinde yeni bir çığır açtı.

Körlük Tedavisinde Devrim: Gen Tedavisiyle Görme Yeteneği 62 Kat Arttı!

Bilim dünyası, ağır ve geri dönüşü olmayan görme kaybına yol açan retinitis pigmentoza (RP) hastalığına karşı umut verici bir gelişmeyi duyurdu. Pittsburgh Üniversitesi ve Moleküler ve Klinik Oftalmoloji Enstitüsü'nden uluslararası bir araştırma ekibi tarafından yürütülen öncü bir gen tedavisi denemesi, 10 gönüllü hastanın 7'sinde ışığa duyarlılığı önemli ölçüde artırmayı başardı. Bu heyecan verici sonuçlar, saygın The New England Journal of Medicine dergisinde yayımlandı.

Geleneksel Tedavilerin Ötesinde: Optogenetik Yaklaşımı

Retinitis pigmentoza, kalıtsal bir göz hastalığı olup, retinadaki ışığa duyarlı fotoreseptör hücrelerini yavaş yavaş yok ederek ilerleyen ve sonunda tam körlüğe yol açabilen bir durumdur. Geleneksel tedavi yaklaşımları genellikle hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya odaklanırken, bu yeni tedavi yöntemi bambaşka bir kapı aralıyor. Ekip, ölen fotoreseptörleri yeniden canlandırmaya çalışmak yerine, görsel bilgiyi beyne ileten retina gangliyon hücrelerini hedef aldı. Bu hücreler, hastalığın ileri evrelerinde bile bir ölçüde hayatta kalabildiği için akıllıca bir strateji olarak öne çıkıyor.

Çift Aşamalı Devrim: Genetik Müdahale ve Özel Gözlükler

Bu yenilikçi gen tedavisi, iki temel bileşenden oluşuyor. İlk adımda, hastaların gözlerinin içine, ChrimsonR adı verilen, hücreleri ışığa duyarlı hale getiren özel bir proteinin genetik kodunu taşıyan viral vektörler enjekte ediliyor. Bu işlem, gangliyon hücrelerinin ışık sinyallerine tepki verebilme yeteneğini yeniden kazandırıyor. Ancak genetik müdahale tek başına yeterli olmuyor. Tedavinin ikinci ve kritik aşaması ise hastaların kullandığı özel tasarlanmış gözlükler ile gerçekleşiyor. Bu ileri teknoloji ürünü gözlükler, kameralar aracılığıyla çevreyi algılıyor, gelen ışık verilerini işliyor ve retinaya hassas ışık sinyalleri yansıtıyor. Bu sayede, genetik olarak modifiye edilen gangliyon hücreleri aktive oluyor ve görsel bilgi işlemeye başlıyor.

Çarpıcı Sonuçlar ve Klinik Anlamlılık

Denemeye katılan 10 hastanın 7'sinde elde edilen sonuçlar, araştırmacıları bir hayli heyecanlandırdı. Işık duyarlılığındaki artış, hastadan hastaya 2 kat ile tam 62,3 kat arasında değişti. Daha da önemlisi, altı hastada gözlemlenen duyarlılık artışının klinik olarak anlamlı bulunduğu belirtildi. Bu, hastaların daha önce algılayamadıkları görsel bilgileri artık fark edebilmeye başladıkları anlamına geliyor. Öte yandan araştırmacılar, bu yöntemin henüz normal görmeyi tamamen geri getirmediğini vurguluyor. Ancak, hastalara önemli ölçüde görsel girdi sağlayarak günlük yaşam kalitelerini artırma potansiyeli taşıyor. Hatta 2021'de yapılan benzer bir çalışmada, bir hastanın nesneleri tanıyabildiği, yerlerini belirleyebildiği ve sayılabildiği rapor edilmişti.

Güvenlik Profili ve Gelecek Beklentileri

Toplamda 10 katılımcıyla gerçekleştirilen bu çalışma, birinci ve ikinci faz kapsamında, öncelikli olarak tedavinin güvenliğini değerlendirmeyi amaçlıyordu. Çalışma süresince 9 katılımcıda toplam 34 istenmeyen etki gözlemlendi. Bu etkilerin büyük çoğunluğu hafif veya orta düzeydeyken, yalnızca bir vaka ciddi olarak sınıflandırıldı. Bir hastada yaşanan geçici damar tıkanıklığı gibi olumsuzluklara rağmen, araştırmacılar genel tabloyu umut verici olarak nitelendiriyor. Yine de, tedavinin daha geniş kitlelerdeki etkinliğini ve uzun vadeli güvenliğini kanıtlamak için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu açıkça belirtiliyor. Bilim dünyası, optogenetik alanındaki ilerlemelerin ve bu tür yenilikçi tedavilerin, görme engelli bireyler için gelecekte çok daha parlak bir tablo çizeceğine inanıyor.

Spor 02.11.2026 01:05 3 okunma

Beşiktaş'ta Italiano'dan Şok İtiraf: '2-0'dan Maçı Verdik! Bedelini Ağır Ödüyoruz!'

Kasımpaşa karşısında 2-0 öne geçmesine rağmen sahadan beraberlikle ayrılan Beşiktaş'ta Teknik Direktör Vincenzo Italiano, maç sonu yaptığı açıklamalarla takımın deplasman sorununa ve dikkat eksikliğine dikkat çekerek, 'Bu durumu çözmemiz lazım, bedelini çok ağır ödüyoruz' dedi.

Beşiktaş'ta Italiano'dan Şok İtiraf: '2-0'dan Maçı Verdik! Bedelini Ağır Ödüyoruz!'

Beşiktaş'ta Kasımpaşa beraberliği sonrası sular durulmuyor. Teknik Direktör Vincenzo Italiano, maçın ardından yaptığı çarpıcı açıklamalarla takımın yaşadığı sorunlara ışık tuttu. Özellikle deplasman performansındaki tutarsızlığa vurgu yapan tecrübeli çalıştırıcı, '2-0'dan maçı verdik' diyerek hayal kırıklığını dile getirdi.

Deplasman Sendromu: İç Saha Kalitesi Kayıp!

Kasımpaşa ile evinde 2-2 berabere kalan siyah-beyazlılar, bir kez daha deplasman fobisinin bedelini ödedi. Italiano, maçın ardından yaptığı değerlendirmede takımın özellikle ikinci yarıdaki ritim düşüklüğüne ve dikkat eksikliğine dikkat çekti. Maçın kontrolünü kaybettikleri anlarda rakibin oyununa ortak olduklarını belirten Italiano, '4-5 tane çok net gol şansı yakalamışken 3. golü bulamamak ve ardından gelen 2 gol, en büyük hatamızdı' ifadelerini kullandı. Deplasmanda gösterdikleri performansın, iç sahada sergiledikleri kalite ve konsantrasyonun çok uzağında olduğunu vurgulayan teknik adam, 'Bu durumu çözmemiz şart. Çünkü bedelini çok ağır ödüyoruz' diyerek endişesini dile getirdi.

'Kontrolü Kaybettik, Çözüm Bulacağız!'

Italiano, galibiyete çok yakın oldukları bir maçı 'kontrol kaybı' nedeniyle kaybettiklerini kabul etti. Kasımpaşa'nın attığı iki golü de tebrik eden ancak maçın kendi ellerinde olduğunu yineleyen tecrübeli hoca, 'Deplasmandaki oyunumuzu ve sonuçlarımızı mutlaka düzeltmeliyiz. İç sahada yaptığımız hataları en aza indirip, yarattığımız şansları gole çevirebiliyoruz. Ancak deplasmanda aynı performansı sergileyemiyoruz' şeklinde konuştu. Rakip takımların da bu durumdan faydalandığını belirten Italiano, 'Çözüm bulmak zorundayız ve bulacağız' diyerek taraftarlara umut verdi.

'Kapasitemiz Var Ama Gösteremiyoruz'

Beşiktaş'ın deplasmanda galip gelme potansiyeli taşıdığını savunan Vincenzo Italiano, 'Geçmişteki deplasman maçlarımıza baktığımızda galibiyete ne kadar yakın olduğumuzu görebiliriz. Fenerbahçe galibiyeti de bunun bir göstergesiydi. Bu takımın deplasmanda da kazanacak kapasitesi var, ancak bunu sahaya yansıtamıyoruz' açıklamasını yaptı. Bu durumun nedenlerini detaylıca analiz ettiklerini ve en kısa sürede gerekli önlemleri alacaklarını sözlerine ekledi. Italiano, 'İç saha ruhunu deplasmana taşımalıyız' diyerek sözlerini tamamladı.

Gelecek Maçlar İçin Kritik Uyarılar

Kasımpaşa maçıyla birlikte ligde puan kayıplarını sürdüren Beşiktaş'ta, Teknik Direktör Italiano'nun bu açıklamaları camiada geniş yankı buldu. Özellikle deplasmanlarda gösterilen tutarsız performans, önümüzdeki haftalarda alınacak sonuçlar açısından büyük önem taşıyor. Italiano yönetimindeki ekibin, bu kritik soruna neşter vurup vuramayacağı merak konusu.