Cevdet Yılmaz Açıkladı: Türkiye Ekonomisi Yüksek Gelir Grubuna Geçiyor! Yeni 'Bağlantı Noktası' Hamlesiyle Küresel Piyasaları Sallayacak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin küresel ekonomideki konumunu ve geleceğe yönelik stratejilerini 'Vizyon 100 İstanbul Zirvesi'nde değerlendirdi. Yılmaz, Türkiye'nin orta gelir grubundan yüksek gelir grubuna geçiş yaptığını ve stratejik 'bağlantı noktası' rolüyle küresel ekonomide daha güçlü bir merkez olacağını belirtti.
Vizyon 100 Platformu'nun ev sahipliği yaptığı ve 'Küresel Ekonominin Geleceği' ana teması etrafında şekillenen Vizyon 100 İstanbul Zirvesi, iş ve ekonomi dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. İstanbul'da düzenlenen zirveye katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu küresel konjonktürdeki yerini ve geleceğe dair vizyonunu çarpıcı açıklamalarla paylaştı. Programda ayrıca Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve FANUC Türkiye & CIS Ülkeleri Genel Müdürü Teoman Alper Yiğit de yer aldı.
Türkiye'nin Enerji Arzındaki Güçlü Durumu: 'Problem Yaşamadık'
Küresel ekonominin son yılların en çalkantılı ve hassas dönemlerinden birini yaşadığına dikkat çeken Yılmaz, özellikle bölgesel gerilimlerin bu kırılgan yapıyı daha da artırdığını vurguladı. Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların petrol ve LNG arzını sekteye uğratarak enerji fiyatlarını tırmandırdığını, güvenlik risklerinin ise sigorta ve navlun maliyetlerini yükselttiğini belirtti. Yılmaz, 'Elbette Türkiye olarak bu süreçten etkileniyoruz, özellikle enerji ithalatçısı bir ülke olmamız nedeniyle fiyat artışlarının etkisini hissediyoruz. Ancak altını çizmek isterim ki, Türkiye bu süreçte bir arz problemi yaşamadı.' dedi. Enerjinin en pahalı kaynağının 'olmayan enerji' olduğunu ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin son 23 yılda attığı adımlarla tedarik sistemini çeşitlendirdiğini, depolama kapasitesini artırdığını ve yerli üretimini güçlendirdiğini sözlerine ekledi.
Dönüşüm Çağında Türkiye: Dijitalleşme, Yeşil Enerji ve Parçalı Ticaret
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonominin karmaşık yapısı içinde öne çıkan üç temel dönüşüm sürecine dikkat çekti. İlk olarak dijitalleşmenin küresel iş yapış şekillerini kökten değiştirdiğini, ikinci olarak iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşümün kaçınılmaz bir boyut kazandığını belirtti. Üçüncü dönüşüm alanı olarak ise çok taraflı ticaret sisteminin zayıflaması, jeopolitik bloklaşmalar ve stratejik sektörlerde artan korumacılık eğilimlerinin küresel ticareti daha parçalı bir yapıya sürüklediğini ifade etti. Bu eş zamanlı dönüşümlere uyum sağlama kapasitesinin, ülkelerin ve firmaların rekabet gücü açısından belirleyici olacağının altını çizen Yılmaz, böylesine belirsiz bir ortamda Türkiye ekonomisinin gösterdiği güçlü dayanıklılığa ve birçok alanda elde ettiği pozitif ayrışmaya dikkat çekti. Uygulanan ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendiğini, ekonominin dış şoklara karşı direncini artırdığını kaydetti. Yılmaz, 'Milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış durumda, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doları aşmış durumda. İlk defa Dünya Bankası sınıflandırmasına göre Türkiye orta gelirli ülkeler liginden yüksek gelirli ülkeler ligine adım atıyor.' ifadeleriyle Türkiye'nin ekonomik yükselişini vurguladı.
Türkiye: Bölgesel İstikrarın Adası ve Küresel Bağlantı Noktası
Yılmaz, bu güçlü makroekonomik temelin üzerine inşa edilen yatırım ortamının önemine değindi. Siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye'nin bölgesinde bir 'istikrar adası' ve 'güvenli liman' konumunda olduğunu belirtti. Coğrafi konumuyla Avrupa, Asya ve Afrika'nın kesişim noktasında yer alan Türkiye'nin, 'dünyanın bağlantı noktası' konumunda dinamik ve hızla büyüyen bir ekonomi olduğunu ifade etti. Bölgedeki çatışmalara ve istikrarsızlıklara rağmen Türkiye Cumhuriyeti'nin, bir yandan caydırıcı gücünü artırırken diğer yandan diplomasiyi önceliklendirdiğini ve Türkiye'yi çatışma alanından uzak tutarak istikrarlı gelişimini sağladığını söyledi. Bu ivmeyi daha da ileriye taşımak amacıyla geçtiğimiz günlerde duyurulan 'Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı' ile dünyanın istikrarsızlaştığı bir dönemde istikrarını koruyan ve pekiştiren bir ülke olarak daha fazla sermayeyi, nitelikli insanı ve karar alma merkezlerini Türkiye'ye çekmeyi hedeflediklerini belirtti.
Rekabetçi Vergi Yapısı ve 'Tek Durak Ofis' Uygulaması
Meclis'ten geçmesi beklenen yeni paketin, özellikle üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturacağını kaydeden Yılmaz, ihracat yapan imalatçı firmalar için kurumlar vergisinin önemli ölçüde indirileceğini ve Türkiye'nin küresel ölçekte bir güçlü üretim üssü haline gelmesinin hedeflendiğini dile getirdi. Transit ticaret gelirlerinin Türkiye'ye getirilmesi halinde neredeyse hiç vergi alınmayacak yeni bir yaklaşım geliştirildiğini anlatan Yılmaz, hizmet alanında hayata geçirilen nitelikli hizmet merkezi modeli ile yüksek katma değerli hizmet ihracatına yeni bir ivme kazandırılacağını ifade etti. Yılmaz ayrıca, İstanbul Finans Merkezi'nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olması yolunda atılan adımları paylaştı. Finansal piyasaların derinliğini artırma ve uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirme hedefleri doğrultusunda, yatırım süreçlerini sadeleştirecek ve bürokratik engelleri azaltacak 'Tek Durak Ofis' modelinin büyük önem taşıdığını vurguladı. 'Öncelikle İstanbul Finans Merkezi'nde bu ay içinde bir 'Tek Durak Ofis' açılacak, ben de inşallah açılışına katılacağım.' diyen Yılmaz, bu uygulamanın Türkiye genelinde de belli nitelik ve ölçekteki projeler için hizmet sunumunu iyileştireceğini sözlerine ekledi.
Buse Aydın
Ekonomi & Finans Analisti
Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.