Dilovası'nda 7 Can Aldıran Facia: Ruhsatsız Bina İzni Veren Belediyeciler Hakim Karşısında! Yıkım Kararları Görmezden Gelindi mi?
Kocaeli Dilovası'ndaki kozmetik fabrikasında 7 kişinin ölümüne neden olan yangınla ilgili dava sürüyor. Ruhsatsız bina için çalışma izni veren 7 kamu görevlisi hakim karşısına çıkarken, yıkım kararlarının neden uygulanmadığı sorgulanıyor.
Facianın Ardından Adalet Arayışı: 7 Canın Kaybı Davaya Dönüştü
Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde meydana gelen ve 7 kişinin hayatını kaybettiği, 6 kişinin ise yaralandığı korkunç kozmetik fabrikası yangınına ilişkin hukuki süreç devam ediyor. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dördüncü duruşmasında, ihmalleri olduğu iddia edilen şirket ve belediye yetkililerinden oluşan 23 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşmaya, tutuklu sanıklar, bazı tutuksuz sanıklar, hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatlar katıldı. Mahkeme salonunda gergin bir bekleyiş hakimken, dosyadaki belgeler ve sanıklar hakkındaki iddianamenin okunmasıyla duruşma başladı.
Belediye İhmalleri ve Yıkım Kararları Göz Ardı mı Edildi?
Duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan eski Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz, söz konusu işletmeye ruhsatın kendisi göreve gelmeden önce verildiğini, ancak adres değişikliği nedeniyle yenilenen ruhsatı imzaladığını belirtti. Temiz, ruhsat başvurusunu imzalarken binayla ilgili bir yıkım kararı olduğundan haberdar olmadığını iddia ederek, dosyanın içeriğini inceleme sorumluluğunun bulunmadığını savundu. İşletme sahiplerini tanımadığını ve daha önce hiç bir araya gelmediğini öne süren Temiz, tahliye talebinde bulundu.
Dönemin Dilovası Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü ve Başkan Yardımcısı Hüseyin Öztürk ise savunmasında, görev süresi boyunca 264 kaçak bina hakkında yıkım kararı verdiklerini hatırlattı. Dilovası'ndaki birikmiş yapı sorunları nedeniyle mevcut yönetimin ve memurların bu tür olaylardan sorumlu tutulmasını doğru bulmadığını ifade eden Öztürk, belediyenin yıkımları gerçekleştirebilecek ne ekonomik ne de sosyal güce sahip olduğunu belirtti. Yangının çıktığı işletmeye ruhsat verildiği dönemde kaçak yapıyı tespit edip yıkım kararı aldıklarını ancak Fen İşleri Müdürlüğü'ne yönlendirilmesine rağmen yıkımın gerçekleştirilemediğini kaydeden Öztürk, kendisinin mülkiye müfettişleri tarafından sorumlu tutulduğunu ancak 2016'daki meclis kararında görevini yerine getirdiğini, sonrasındaki süreçten sorumlu olmadığını savundu ve tahliyesini istedi.
Kaçak Yapı Stoku ve Yıkım Süreçlerindeki Zorluklar
Eski Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu da bilirkişi raporunun teknik olarak yetersiz olduğunu savunarak, yapının inşa edildiği ve yangının çıktığı tarihlerde görevde olmadığını belirtti. Bütçe eksikliği nedeniyle yıkım ihalesi düzenlemeye vakit bulamadığını, tüm kaçak yapıları ilgili birimlere bildirdiğini ve görevini kötüye kullanmadığını iddia etti.
Mevcut Dilovası Belediyesi Yapı Kontrol Müdürü Muammer Telli ise yangın çıkan binanın inşaatına başlandığında belediyede çalışmadığını, yıkım kararı çıktığı tarihlerde de yapı kontrol müdürü olmadığını dile getirdi. Göreve 2024'te başladığını ve ilçe genelindeki kaçak yapıların yıkımı için müdürlüğün bütçesini 3.5 milyon liradan 85 milyon liraya çıkardıklarını ifade etti. 2025'te hazırlanan 250 milyon liralık yıkım ihalesinin katılımcı çıkmaması nedeniyle iptal olduğunu aktaran Telli, belediyenin kendi imkanlarıyla kaçak yapıları yıkmasının mümkün olmadığını vurguladı.
Eski Yapı Kontrol Müdür Vekili Selim San da kısa görev süresi boyunca yangınla ilgili herhangi bir işlem yapmadığını belirtti. Sanıkların savunmalarının alınmasının ardından duruşmaya yarın sabaha kadar ara verildi.
Ne Olmuştu?
Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki bir kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025 tarihinde çıkan yangında, aralarında Tuğba Taşdemir (17), Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31) ve Şengül Yılmaz (59) hayatını kaybetmiş, 7 kişi de yaralanmıştı. Kocaeli Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Tuncay Yıldız da 15 Kasım'da kurtarılamamıştı. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, fabrika yetkilileri ve iş güvenliği firması sorumluları hakkında 'olası kastla öldürme' ve 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' gibi suçlamalarla cezalandırılmaları talep ediliyor. Ayrıca, olay yerinde ihmali bulunduğu düşünülen belediye görevlileri hakkında da 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan hapis cezası isteniyor.