Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor 01.09.2026 17:35 1 okunma

Djokovic'ten Tarihi Çöküş: 20 Yıl Sonra İlk Kez Grand Slam'e İlk Turda Veda!

Tenis dünyasının efsane ismi Novak Djokovic, ABD Açık'a erken veda ederek kariyerinde 20 yıl sonra ilk kez bir Grand Slam turnuvasına ilk turda boyun eğdi. Sahada yaşadığı fiziksel çöküş ve hastalıkla mücadele eden Sırp yıldızın bu beklenmedik yenilgisi, turnuvanın gidişatını da belirsizliğe sürükledi.

Djokovic'ten Tarihi Çöküş: 20 Yıl Sonra İlk Kez Grand Slam'e İlk Turda Veda!

Tenis dünyasının yaşayan efsanesi Novak Djokovic, ABD Açık'a başladığı gibi veda ederek tüm otoriteleri şoke etti. Kariyerinde tam 24 Grand Slam zaferi bulunan Sırp süperstar, turnuvanın ilk turunda karşılaştığı Arjantinli rakibi Mariano Navone karşısında sahadan 3-2 mağlup ayrıldı. Bu sonuçla birlikte, 39 yaşındaki Djokovic, tam 20 yıl sonra ilk kez bir Grand Slam turnuvasında daha ilk turda rakiplerine elenmiş oldu.

Sahada Yaşanan Beklenmedik Çöküş

New York'ta düzenlenen turnuvanın ilk gününde, dünya klasmanında 49. sırada yer alan 23 yaşındaki genç yetenek Mariano Navone ile mücadele eden Djokovic, maça istediği gibi başlayamadı. Setler 7-6, 5-7, 4-6, 6-2, 6-1 şeklinde sonuçlandı ve Djokovic, mücadeleyi 3-2 kaybederek turnuvadan erken ayrılmak zorunda kaldı. Maç boyunca fiziksel olarak zorlanan Djokovic'in, özellikle son setlerde ayakta durmakta güçlük çektiği gözlemlendi. Rakibinin sert oyununa ve kendi performansındaki düşüşe engel olamayan yıldız isim, ilk turda veda ederek akıllara kazınacak bir sonuca imza attı.

Djokovic'ten Şok Açıklamalar: 'Tüm Vücudum Çöküyor'

Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan Novak Djokovic, yaşadığı sağlık sorunlarını dile getirerek mağlubiyetin nedenlerini ortaya koydu. Djokovic, 'Bu yıl hemen hemen her maçta taşıdığım bir şey mide bulantısı ve kusma. Tüm vücudum çökmeye başlıyor.' ifadelerini kullandı. Sahada adeta bir çöküş yaşadığını belirten yıldız tenisçi, 'Kramplar ve ağrılar. Sonunda sırtım ve omzum pes etti, maçı bitiremedim.' diyerek yaşadığı çaresizliği anlattı. Bu açıklama, Djokovic'in kariyerinde ilk kez bir Grand Slam'de bu denli ciddi sağlık problemleriyle mücadele ettiğini gözler önüne serdi.

Tenis Dünyası Bir Efsanenin Ağzından Söylenenlere İnanamadı

Djokovic'in ilk turda elenmesi, tenis dünyasında büyük bir şok etkisi yarattı. 2005 yılından bu yana ilk kez bir Grand Slam'e ilk turda veda eden bir Djokovic'in sahneye çıkması, pek çok spor yazarını ve tenisseverleri şaşırttı. Kariyerinin bu noktasında hala zirvede kalmayı başaran bir sporcunun, hele ki bir Grand Slam'in ilk turunda böyle bir performans sergilemesi, beklenmedik bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Bu beklenmedik yenilgi, ABD Açık'taki diğer maçlar ve şampiyonluk adayları üzerindeki psikolojik etkiyi de şimdiden merak ettiriyor.

Kadınlarda da Sürprizler: Venus Williams'tan Üzücü Veda

Djokovic'in yaşadığı şokun gölgesinde, tek kadınlarda da sürpriz bir ayrılık yaşandı. İki kez ABD Açık şampiyonluğu bulunan deneyimli tenisçi Venus Williams, vatandaşı Sofia Kenin'e 6-2 ve 7-6'lık setlerle 2-0 yenilerek turnuvaya veda etti. Dünya sıralamasında 611. sırada yer alan ve turnuvaya özel davetiye ile katılan 46 yaşındaki Williams, bu mağlubiyetle birlikte son 14 tekler maçının tamamını kaybetmiş oldu. Ukraynalı rakipler Elina Svitolina ve Marta Kostyuk ise rakiplerini yenerek bir üst tura yükselmeyi başardılar.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 01.09.2026 17:05 2 okunma

RTX 30 Serisi Oyuncular Dikkat! DLSS 5 Sürprizi Tam Bir Fiyasko Çıktı: %97'lik Performans Kaybı Şoke Etti!

NVIDIA'nın yeni DLSS 5 Neural Rendering teknolojisi, RTX 30 serisi ekran kartlarında denendiğinde şaşırtıcı derecede büyük performans düşüşlerine yol açtı. RTX 3080 ile yapılan testler, FPS değerlerinin 138'den 4'e gerileyerek yüzde 97'lik bir kayıp yaşadığını ortaya koyuyor.

RTX 30 Serisi Oyuncular Dikkat! DLSS 5 Sürprizi Tam Bir Fiyasko Çıktı: %97'lik Performans Kaybı Şoke Etti!

NVIDIA'nın heyecanla beklenen yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojisi DLSS 5 Neural Rendering, henüz resmi olarak desteklenmeyen eski nesil ekran kartlarında modcular tarafından denenmeye başlandı. Ancak ilk sonuçlar, teknoloji meraklıları ve oyuncular için tam bir hayal kırıklığı yarattı. Özellikle RTX 30 serisi ekran kartlarında yapılan testler, DLSS 5'in mevcut haliyle bu donanımlarda kullanıldığında ciddi performans sorunlarına yol açtığını gösteriyor.

RTX 3080'de Akıl Almaz Düşüş: Oynanamaz Hale Geldi!

Donanım dünyasının yakından takip ettiği gelişmeler arasında yer alan bu durum, kullanıcı @flovreq tarafından paylaşılan verilerle netleşti. GeForce RTX 3080 gibi güçlü bir Ampere mimarili ekran kartında yapılan denemeler, DLSS 5 Neural Rendering teknolojisinin aktifleştirilmesiyle birlikte oyun içi FPS değerlerinde inanılmaz bir düşüşe neden oldu. Deep Rock Galactic oyununda kaydedilen test sonuçlarına göre, daha önce 138 FPS seviyesinde sorunsuz bir deneyim sunan RTX 3080, DLSS 5 aktif edildiğinde sadece 4 FPS'e kadar geriledi. Bu durum, yüzde 97 gibi dudak uçuklatan bir performans kaybına işaret ediyor ve oyunu teknik olarak oynanamaz hale getiriyor. Sadece kare hızı değil, kare süreleri de büyük bir darbe aldı; normalde 7-8 milisaniye civarında olan kare süreleri, DLSS 5 ile birlikte 260 milisaniyeye kadar fırladı.

Neden Bu Kadar Büyük Bir Fark Var? RTX 30 Serisi Yeterli Değil Mi?

NVIDIA'nın daha yeni nesil RTX 40 ve RTX 50 serisi ekran kartlarında gözlemlenen yüzde 40-50 civarındaki performans etkilerine kıyasla, RTX 30 serisindeki bu dramatik düşüş dikkat çekiyor. Uzmanlar, mevcut donanım mimarisinin, DLSS 5'in getirdiği yapay zeka yükünü kaldırmakta zorlandığını belirtiyor. Bu durum, teknolojinin henüz bu nesil kartlar için optimize edilmediğini açıkça ortaya koyuyor. Modcuların sızdırılan DLL dosyalarını kullanarak bu teknolojiyi eski kartlara uyarlama çabaları, teknik bir merakı gidermeye yönelik olsa da, elde edilen sonuçlar yazılımın donanım seviyesinde ciddi optimizasyon gerektirdiğini kanıtlıyor. Bu tür modifikasyonlar, resmi bir destek kadar stabil ve verimli bir deneyim sunmuyor.

Gelecek Ne Getirecek? RTX 50 Serisi Umut Vadediyor

Şu an itibarıyla NVIDIA'dan RTX 20, RTX 30 veya RTX 40 serisi için resmi bir DLSS 5 desteği açıklaması bulunmuyor. Teknoloji dünyasının gözü, sonbaharda piyasaya sürülmesi beklenen RTX 50 serisinde. DLSS 5 Neural Rendering güncellemesini alacağı kesinleşen tek seri olarak RTX 50 serisi gösteriliyor. NVIDIA daha önceki DLSS sürümleriyle eski nesil kartlara kapılarını aralamış olsa da, DLSS 5 için benzer bir yaklaşım sergileyip sergilemeyeceği belirsizliğini koruyor. Donanım forumlarında ve sosyal medyada oyuncular, NVIDIA'nın gelecekte RTX 30 serisi gibi daha geniş bir kitleye hitap eden kartlar için bir optimizasyon çalışması yapıp yapmayacağını merakla bekliyor. Bu gelişmeler, yapay zeka teknolojilerinin donanımla olan entegrasyonunda optimizasyonun ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sizce NVIDIA, DLSS 5 teknolojisini RTX 30 serisi için optimize etmeli mi? Görüşlerinizi bizimle paylaşın!

Teknoloji 01.09.2026 16:35 3 okunma

Otomotiv Devleri Motorları Değil, Beyinleri Birleştiriyor! Nissan ve Honda'dan Geleceğe Yönelik Gizli Anlaşma Ortaya Çıktı

Nissan ve Honda, elektrikli ve akıllı araçların yazılım altyapısını birlikte geliştirmek için güçlerini birleştirdi. 2029'a kadar sürecek bu dev iş birliği, otomotiv sektöründe yeni bir dönemi başlatıyor.

Otomotiv Devleri Motorları Değil, Beyinleri Birleştiriyor! Nissan ve Honda'dan Geleceğe Yönelik Gizli Anlaşma Ortaya Çıktı

Otomotiv dünyası, elektrikli ve otonom sürüş teknolojileriyle baş döndürücü bir dönüşüm yaşarken, Japonya'nın iki dev ismi Nissan ve Honda, sektörün geleceğine damga vuracak stratejik bir iş birliğine imza attı. İki köklü üretici, araçların beyni konumundaki elektronik kontrol üniteleri (ECU) ve karmaşık yazılım sistemlerini standart bir platformda geliştirmek üzere el sıkıştı. Bu anlaşma, sadece donanımı değil, aynı zamanda araç içi işletim sistemleri ve kritik yazılım bileşenlerini de kapsayarak, otomobillerin dijital geleceğine dair köklü bir vizyonu ortaya koyuyor.

Yazılımda Tek Çatı Altında Buluşma: Gelecek Vizyonu

Nissan ve Honda arasındaki bu tarihi iş birliği, otomotiv sektöründe daha önce pek rastlanmayan bir boyuta ulaşıyor. Taraflar, gelişen teknoloji çağında Ar-Ge süreçlerini optimize etmek, maliyetleri düşürmek ve yenilikçi çözümleri daha hızlı pazara sunmak amacıyla temel E/E (Elektrik/Elektronik) mimarisinde standardizasyona gitme kararı aldı. Bu sayede, her iki marka da kendi kimliklerini koruyarak, dijital altyapının temel taşlarını ortaklaşa inşa edecek. Bu durum, rekabet avantajını artırırken, aynı zamanda yazılım geliştirme hızını da katlayacak.

2029 Hedefi: Dijital Devrim Vites Büyütüyor

Yeni nesil yazılım tabanlı araçların dijital omurgasını oluşturacak bu ortak geliştirme sürecinin, 2029 mali yılı itibarıyla her iki markanın yeni modellerinde kullanılması hedefleniyor. Bu vizyoner adımın temelinde, elektrifikasyon ve yapay zeka destekli sürüş teknolojilerindeki baş döndürücü ilerlemeye ayak uydurma zorunluluğu yatıyor. Nissan ve Honda, bu iş birliği sayesinde Ar-Ge verimliliğini en üst düzeye taşımayı ve ölçek ekonomisinin sunduğu finansal avantajlardan yararlanarak pazardaki konumlarını daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Ortak mühendislik tecrübesi, geliştirme döngülerini kısaltırken, maliyet avantajı sağlayarak tüketicilere de yansıyacak potansiyel faydaların önünü açıyor.

Sadece Yazılım Değil, Güvenlik ve Sürdürülebilirlik de Masada

Nissan ve Honda arasındaki stratejik ittifak, sadece dijital altyapıyla sınırlı kalmıyor. İki otomotiv devi, aynı zamanda küresel ölçekte önem kazanan karbon nötrlüğe ulaşma hedefleri doğrultusunda da iş birliği fırsatlarını değerlendiriyor. Bununla birlikte, trafikteki “sıfır ölüm” vizyonunu hayata geçirme konusunda da ortak çalışmalar yürütülmesi öngörülüyor. Bu geniş kapsamlı iş birliği, markaların teknolojik ilerlemelerinin yanı sıra toplumsal sorumluluklarını da yerine getirme konusundaki kararlılığını gösteriyor. Teknoloji ve inovasyonun birleşimiyle, daha güvenli, daha çevreci ve daha akıllı bir ulaşım geleceğinin temelleri atılıyor.

Bu iş birliği, otomotiv sektörünün geleceğine dair önemli ipuçları barındırıyor. Nissan ve Honda'nın attığı bu adım, diğer üreticileri de benzer ortaklıklara teşvik edebilir. Yazılımın otomobillerdeki rolünün her geçen gün artmasıyla birlikte, bu alandaki rekabetin de kızışması bekleniyor. Ortak geliştirilen yazılım platformları, araçların ömrü boyunca güncellenerek performanslarını artırmalarına ve yeni özellikler kazanmalarına olanak tanıyacak.

Gündem 01.09.2026 15:35 3 okunma

17 Ay Tek Başına Hücrede: İstanbul'un Gözü Bu Davada! Savunma Yaptı: 'Kamunun Menfaatini Korudum!'

İstanbul'da görülen kritik bir davada tutuklu bulunan Resul Emrah Şahan, 17 aydır süren tutukluluğu hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şahan, savunmasında kamunun ve Şişli'nin menfaatini korumaya çalıştığını iddia etti. Detaylar haberimizde...

17 Ay Tek Başına Hücrede: İstanbul'un Gözü Bu Davada! Savunma Yaptı: 'Kamunun Menfaatini Korudum!'

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Silivri'de görülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği davada, tutuklu bulunan Resul Emrah Şahan, savcılık karşısında kendini savundu. Yaklaşık 17 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Şahan, hücrede geçirdiği zaman boyunca kendine sorduğu soruların cevabını aradığını ifade etti. Savunmasında özetle, 'Ne kendim için bir para ne de bir menfaat talep ettim. Bana emanet edilen değerleri korumaya çalıştım,' diyerek masumiyetini dile getirdi.

Park Taahhüdü ve Gizli İlişki İddiaları

Davanın kilit noktalarından biri olan park taahhüdü konusuna değinen Şahan, şikayetçi tarafından yöneltilen iddiaları reddetti. Şikayetçinin, 'İskanı geciktirdi, bu yüzden bana bir park taahhüdü zorladı' şeklindeki beyanlarına karşılık, Şahan dosyadaki 2020 tarihli firmanın park taahhüdünü ve bunun 2024'te yenilendiğini hatırlattı. 'Ortada gizlenmiş bir ilişki yok. Projeyle doğrudan ilgili bir alanda, firmanın açıkça ve kayıt altına alınmış bir taahhüdü var. Resul Emrah Şahan bu işin neresinde?' sorusunu soran Şahan, Nişantaşı Koru projesinde kamuya ait bir alana park yapma taahhüdünün kendisi için bir suç delili sayılmasının anlaşılmaz olduğunu belirtti.

Hastane Ruhsatı ve Rüşvet İddiaları: Gerçekler Ortaya Çıkıyor Mu?

Davanın bir diğer önemli boyutu olan hastane ruhsatı konusuna da açıklık getiren Şahan, kendisine yöneltilen 'Rüşvete zorlama' suçlamasını sert dille reddetti. İddianın, 'Almak zorunda olduğu yazı için belediyeye bağış yapmakta zorlanmışız' şeklinde olduğunu belirten Şahan, Şişli'de ofis ticaret alanı ruhsatlı bir binanın hastane ruhsatına çevrildiğini vurguladı. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan ve acil servisinin su bastığı, ardından boşaltılan hastanenin durumuna da dikkat çekti. Şahan, 'Bu binadan hastane olmaz, burası ofis binasıydı' uyarısında bulunduğunu hatırlatarak, konunun takipçisi olacağını belirtti. Ruhsatlandırma sürecinde yetkinin Şişli Belediyesi'nde olmadığını, Sağlık Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetkili olduğunu ifade eden Şahan, 'Şişli'nin hakkını korumaya çalıştım, kamunun menfaatini korudum' diyerek savunmasını pekiştirdi. Anlattığı her şeyin dosyadaki belgelerle kanıtlandığını sözlerine ekledi.

Diğer Tutuklu Sanıklar ve Savunmaları

Duruşmada, tutuklu bulunan işinsanı Bulut Aydöner de kendi savunmasını yaptı. Aydöner, 'Serbülent'in uydurma beyanıyla tutuklandım' diyerek, ilk günden beri yaptığı işlemin ticari bir işlem olduğunu ve kimden, ne zaman, neden arsaları satın aldığına dair detaylı açıklamalarda bulunduğunu belirtti. Davanın ilerleyen süreçlerinde mahkemenin vereceği kararın, hem sanıklar hem de kamuoyu için büyük önem taşıdığı belirtiliyor.

Teknoloji 01.09.2026 14:05 3 okunma

Yangın Riski Sıfır! Elektrikli Araçlarda Devrim: Sodyum-İyon Bataryalar Devri Başlıyor!

Hyundai Motor Group'un güvenlik testlerini başarıyla geçen UNIGRID imzalı sodyum-iyon batarya teknolojisi, lityum-iyon devrine meydan okuyor. Yangın riski ortadan kalkıyor, enerji depolama devrimi kapıda.

Yangın Riski Sıfır! Elektrikli Araçlarda Devrim: Sodyum-İyon Bataryalar Devri Başlıyor!

Geleneksel batarya teknolojilerinde çığır açan bir gelişme yaşanıyor. ABD merkezli UNIGRID tarafından geliştirilen ve Hyundai Motor Group'un zorlu güvenlik testlerinden tam not alan sodyum-iyon batarya teknolojisi, elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemleri için yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Mevcut lityum-iyon bataryaların potansiyel yangın riskine karşı geliştirilen bu yenilikçi çözüm, sıfır yangın riski vaadiyle dikkat çekiyor.

Güvenlik Testlerinde Tam Puan: Devrim Yaratan Kimya

UNIGRID'in sodyum krom oksit bazlı hücreleri, Hyundai Motor Group'un kapsamlı teknik değerlendirme programında kritik güvenlik testlerini başarıyla tamamladı. Yapılan yoğun testler sonucunda, bu yeni nesil batarya hücrelerinin herhangi bir yangın çıkarma eğilimi göstermediği ve termal yayılım riski taşımadığı kesin olarak kanıtlandı. Termal yayılım, özellikle enerji depolama sistemlerinde büyük bir tehlike oluşturan, bir hücredeki aşırı ısınmanın zincirleme reaksiyonla diğer hücrelere yayılmasıdır. UNIGRID'in bu riski ortadan kaldırması, enerji depolama çözümlerinin güvenliği açısından endişeleri büyük ölçüde azaltıyor.

Zorlu Testler, Üstün Performans

Hyundai Motor Group ile UNIGRID arasındaki stratejik iş birliği, 2025 yılında ZER01NE Accelerator programı kapsamında başlamıştı. Bu programın temel amacı, enerji depolama sistemlerinde yüksek güvenlik standartlarına sahip, yanmaz batarya teknolojilerini yaygınlaştırmaktı. UNIGRID'in hücreleri, bu kapsamlı değerlendirmelerin ardından en ileri seviye test süreçlerine tabi tutuldu. Sadece güvenlik değil, aynı zamanda çevrim ömrü ve sıcaklık dayanıklılığı da test edildi. Hücreler, %100 deşarj derinliğinde gerçekleştirilen sayısız şarj-deşarj döngüsünde düşük kapasite kaybı sergileyerek uzun ömürlü bir performans sergiledi. Sıcaklık testlerinde ise -20°C ile 60°C arasındaki geniş bir çalışma aralığında sorunsuz çalıştığı gözlemlendi. Bu, bataryaların hem en soğuk kış koşullarında hem de en sıcak yaz günlerinde güvenilir bir şekilde çalışabileceği anlamına geliyor.

Sodyum-İyon vs. Lityum-İyon: Geleceğin Teknolojisi Hangisi?

Günümüzde akıllı telefonlardan elektrikli otomobillere kadar her alanda kullanılan lityum-iyon bataryalar, yüksek enerji yoğunlukları sayesinde uzun yıllardır pazarda hakimiyetini sürdürüyor. Ancak sodyum-iyon teknolojisi, temel malzeme yapısı ve maliyet avantajıyla öne çıkıyor. Sodyum, doğada lityuma kıyasla çok daha bol ve erişilebilir bir element olması, uzun vadede üretim maliyetlerini düşürme potansiyeli taşıyor. Bu durum, özellikle büyük ölçekli enerji depolama sistemleri için sodyum-iyon bataryaları daha cazip bir seçenek haline getiriyor. Bununla birlikte, mevcut üretim ölçeğinde sodyum-iyon bataryaların toplam maliyeti henüz lityum-iyon ile rekabetçi seviyede değil. Enerji yoğunluğu da, ağırlık ve hacmin kritik olduğu mobil cihazlar için hala bir engel teşkil ediyor. Bu nedenle, şu anki sodyum-iyon hücreler, daha çok şebeke ölçeğindeki sabit enerji depolama çözümleri için daha uygun görünüyor.

Küresel Oyuncular Sahneye Çıkıyor

Sodyum-iyon teknolojisinin ticarileşmesi sadece UNIGRID ile sınırlı kalmayacak. Dünyanın önde gelen batarya üreticilerinden CATL, endüstriyel ölçekte sodyum-iyon batarya üretimine başlayarak bu alanda önemli bir oyuncu haline geliyor. CATL, 2026 sonuna kadar enerji depolama sistemleri için toplam 1 GWh sodyum-iyon sevkiyatı hedefliyor. Ayrıca, CHANGAN ile seri üretim bir binek otomobil geliştiren CATL, HyperStrong ile de büyük bir tedarik anlaşması imzalayarak bu teknolojinin yaygınlaşmasını hızlandırıyor. Batarya araştırmalarındaki bir diğer önemli trend ise anot malzemesinin tamamen ortadan kaldırıldığı yeni nesil pil tasarımları üzerine yoğunlaşıyor. Enerji yoğunluğu, çevrim ömrü ve güvenlik gibi temel kriterler, gelecekteki batarya teknolojilerinin yönünü belirleyecek.

Yapay Zekanın Yükselişi ve Batarya İhtiyacı

Yapay zeka destekli veri merkezlerinin hızla artan elektrik talebi, yenilikçi batarya kimyalarına yönelik araştırmaları daha da hızlandırıyor. Güvenilir, güvenli ve yüksek kapasiteli enerji depolama çözümleri, geleceğin teknolojik altyapısının temelini oluşturacak. Sodyum-iyon bataryaların bu devasa talep karşısında ne kadar etkili olacağı ve lityum-iyon teknolojisinin yerini tamamen alıp alamayacağı ise zamanla netleşecek. Ancak bu gelişme, elektrikli mobilite ve sürdürülebilir enerji alanlarında heyecan verici yeni olanakların önünü açıyor.

Gündem 01.09.2026 13:35 4 okunma

Özgür Özel'den Cesur Sözler: 'İktidar Olmazsam Görevi Bırakırım! Yeni Parti'de Liderlik Yarışı Şart mı?'

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partinin kuruluşu, üye sayısı ve gelecek hedefleri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özel, ilk seçimde iktidar olamazsa görevinden ayrılacağını duyurarak dikkatleri üzerine çekti.

Özgür Özel'den Cesur Sözler: 'İktidar Olmazsam Görevi Bırakırım! Yeni Parti'de Liderlik Yarışı Şart mı?'

Yeni Parti çatısı altında 'Bismillah' diyerek yola çıktıklarını belirten Genel Başkan Özgür Özel, partinin kuruluş sürecine dair önemli detayları paylaştı. Özel'e göre parti, 91 kişinin resmi başvurusuyla değil, **milletin iradesiyle kuruldu**. Parti bütçesinin de yine milletin katkılarıyla oluştuğunu vurgulayan Özel, 152 bin bağışçı ve üyenin aidatlarıyla 539 milyon liralık devasa bir bütçeye ulaştıklarını açıkladı. Partiye üye olanların sayısının ise sadece 18 günde 600 bini aştığını ifade etti. Bu rakamların, Avrupa'daki köklü sosyalist partilerin toplam üye sayısını dahi geride bıraktığına dikkat çekerek, partinin taban bulma potansiyelini gözler önüne serdi.