Gülistan Doku Davasında Kilit İsimden Gelen Çarpıcı İtiraflar: ABD'den İşaret Edilen Üç Noktada Zamana Karşı Yarış Başladı!
Gülistan Doku soruşturmasında firari olarak ABD'de yakalanan Umut Altaş'ın verdiği kritik bilgiler ışığında, kayıp kızın izini sürmek için Munzur Üniversitesi, Aktuluk Mahallesi ve Bayraktepe'deki su arıtma tesisi çevresindeki çöplük alanda yoğun arama çalışmaları başlatıldı.
Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku dosyası, aradan geçen uzun zamana rağmen Türkiye'nin gündemindeki yerini koruyor. Genç kızın akıbetiyle ilgili süren büyük gizem, son dönemde yaşanan çarpıcı gelişmelerle yeni bir boyuta taşındı. Özellikle soruşturmanın kilit isimlerinden Umut Altaş'ın ABD'den verdiği kritik ifadeler, kayıp dosyasında umutları yeniden yeşertirken, arama çalışmalarının seyrini tamamen değiştirdi. Bu ifadelerin ardından İçişleri ve Adalet Bakanlıkları koordinasyonunda Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ekipleri, Altaş'ın işaret ettiği bölgelerde kapsamlı bir arayış başlattı.
Kritik İsim Umut Altaş ve Çarpıcı İtirafları
Gülistan Doku soruşturmasının en tartışmalı figürlerinden biri olan Umut Altaş, uzun süredir devam eden firar sürecinin ardından ABD'de yakalanmış ve hakkında Interpol tarafından çıkarılan kırmızı bülten ile gözaltına alınmıştı. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in yakın arkadaşı olması sebebiyle davanın merkezinde yer alan Altaş, yakalanmadan hemen önce kamuoyuna yansıyan açıklamalarda bulunmuştu. Bu açıklamalarda, cesedin tam yerini bilmediğini ancak Munzur Üniversitesi çevresi, Aktuluk Mahallesi ve Bayraktepe mevkiindeki su arıtma tesisi yanındaki çöplük alan gibi spesifik noktaların titizlikle incelenmesi gerektiğini belirtmişti. Daha da önemlisi, Altaş, verdiği röportajda Mustafa Türkay Sonel'in cinayeti kendisine valilik konutunda itiraf ettiğini öne sürerek şok etkisi yaratmıştı. 'Çok bağırıyordu ben de sıktım' sözleriyle aktardığı iddia edilen itiraf, dosyanın seyrini kökten değiştirecek nitelikteydi. Altaş, ayrıca Sonel'in kendisine bu cinayeti işlediğine dair bir not bıraktığını ve hatta cinayet silahına araçtayken dokunduğunu ifade etmişti. Altaş, artık bu olayın tamamen çözülmesini istediğini vurgulamıştı. Bu iddialar, yıllardır süren belirsizliğe bir ışık tutma potansiyeli taşıyor.
Teknoloji Destekli Arama Çalışmaları Hız Kazandı
Umut Altaş'ın işaret ettiği üç kilit nokta, Gülistan Doku'nun bulunması umuduyla kapsamlı arama çalışmalarının merkezi haline geldi. İçişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı'nın koordineli çalışmasıyla Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı özel Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ekipleri, sahada yoğun mesai harcıyor. Arama faaliyetleri Dinar Deresi, Munzur Üniversitesi çevresi ve Sarısaltuk Viyadüğü civarında yoğunlaşırken, ekipler son teknolojiyi de devreye soktu. Özellikle yeraltı görüntüleme cihazları kullanılarak toprağın altı detaylı bir şekilde taranıyor. Bu modern cihazlar, gönderdikleri kızılötesi sinyaller sayesinde yeraltının üç boyutlu görüntüsünü elde ederek, şüpheli olabilecek alanların en ince ayrıntısına kadar incelenmesine olanak tanıyor. Bu teknoloji sayesinde, geleneksel arama yöntemlerinin ötesine geçilerek, toprak altında saklı kalmış olası delillerin veya bulguların tespit edilmesi amaçlanıyor. Arama ekipleri, kayıp genç kızın izini sürmek için hiçbir detayı atlamadan, büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyor.
Genişleyen Soruşturma ve Diğer Şüpheliler
Gülistan Doku dosyasının bir cinayet soruşturması olarak ele alınması ve Umut Altaş'ın iddialarıyla birlikte, davanın karmaşıklığı ve genişliği de gözler önüne serildi. Bugüne kadar yürütülen soruşturmalar kapsamında, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile dönemin İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, 'Kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Davada, suç delillerini gizleme ve yok etme gibi ciddi iddialarla da birçok kişi yargı önüne çıkarıldı. Gülistan Doku'nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, Abarakov'un babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer, firari şüpheli Umut Altaş’ın babası Celal Altaş ve annesi Nurşen Arıkan, ihraç polis memuru Gökhan Ertok ve dönemin Tuncay Sonel’in yakın koruması Şükrü Eroğlu bu suçlamalarla tutuklandı. Ayrıca, dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de hastane kayıtlarını sildiği iddiasıyla ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Soruşturmanın en dikkat çekici tutuklamalarından biri de, bizzat eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de tutuklanması kararı oldu. Bu durum, dosyanın devletin en üst kademelerine kadar uzanan bağlantılarını ve kamuoyundaki hassasiyeti bir kez daha ortaya koydu. Her bir tutuklama, Gülistan Doku'nun kayboluşundaki karmaşık ağın çözülmesine yönelik atılan adımlar olarak değerlendiriliyor.