Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor 16.09.2026 04:05 1 okunma

Hakan Çalhanoğlu'nun Yeni Sözleşme Pazarlığında ŞOK DETAY! Sakatlık Profili, Inter'in Kararını Nasıl Etkileyecek?

Inter'in yıldız orta saha oyuncusu Hakan Çalhanoğlu'nun sözleşme yenileme görüşmelerinde 'sakatlık geçmişi'nin önemli bir faktör olacağı ortaya çıktı. Geçmişte yaşadığı ciddi sakatlıklar, milli oyuncunun geleceğini belirsizliğe sürükleyebilir.

Hakan Çalhanoğlu'nun Yeni Sözleşme Pazarlığında ŞOK DETAY! Sakatlık Profili, Inter'in Kararını Nasıl Etkileyecek?

İtalyan devi Inter'in Türk yıldızı Hakan Çalhanoğlu, son dönemde sergilediği performansla olduğu kadar, geleceğiyle ilgili belirsizliklerle de gündemde. Udinese deplasmanı öncesinde takımın önemli kozlarından biri olarak görülen milli futbolcu, beklenmedik bir sakatlık darbesiyle kadro dışı kaldı. Bu durum, hem sahadaki eksikliğini hissettirdi hem de sözleşme yenileme sürecine dair kritik bir perdeyi araladı.

Sakatlığın Perde Arkası ve Acil Müdahale

Udinese maçı hazırlıklarının ilk anlarında adalesinde hissettiği rahatsızlığa rağmen devam etmek isteyen Hakan Çalhanoğlu, teknik heyetin sağduyulu kararıyla riske edilmedi. Milli oyuncunun durumuyla ilgili ilk değerlendirmeler, adduktor kaslarındaki yorgunluğa işaret ediyordu. Ancak, kısa sürede yapılan tetkikler, Roma maçı öncesinde daha net bir tablo ortaya koydu. Kulüp tarafından yapılan resmi açıklamada, Çalhanoğlu'nun kas zorlanması yaşadığı ve bu nedenle başkent deplasmanında forma giyemeyeceği belirtildi. Bu gelişme, futbolcunun sahadan uzak kalacağı sürenin belirsizliğini koruduğu anlamına geliyordu.

Geçmiş Kabus Geri mi Dönüyor? Sözleşme Pazarlığında Kritik Faktör

La Gazzetta dello Sport'un özel haberine göre, Hakan Çalhanoğlu'nun sakatlık konusundaki hassas yaklaşımın ardında sadece yoğun maç takvimi değil, aynı zamanda geçmişte yaşadığı ciddi sakatlık problemleri yatıyor. Son iki sezonda yaşadığı çeşitli sakatlıklar nedeniyle toplamda 28 maç kaçırması, hem oyuncunun hem de kulübün gelecek planlarını doğrudan etkiliyor. Sezon sonunda sözleşmesi sona erecek olan tecrübeli oyuncu ile yapılacak yeni kontrat görüşmelerinde, bu sakatlık geçmişinin belirleyici bir rol oynaması bekleniyor. Inter yönetimi, bir yandan oyuncunun sahadaki değerini göz önünde bulundururken, diğer yandan da oyuncunun fiziksel dayanıklılığını ve uzun vadede takım için ne kadar güvenilir bir seçenek olacağını değerlendirecek.

Inter Sportif Direktörü'nden Açıklama: Sakinlik ve Değerlendirme Vurgusu

Inter Sportif Direktörü Dario Baccin, Udinese maçı öncesinde yaptığı açıklamalarla Hakan Çalhanoğlu'nun sözleşme durumu hakkında önemli ipuçları verdi. Baccin, görüşmelerin başladığını ve sürecin sakin bir şekilde ilerlediğini belirtti. Gelecek günlerde ve aylarda konunun daha detaylı ele alınacağını vurgulayan Baccin, 'Her şeyi sakin bir şekilde değerlendirmek istiyoruz' diyerek, kulübün aceleci bir karar almak istemediğinin altını çizdi. Hem futbolcuların hem de kulübün bu büyük yapının bir parçası olmasından duydukları memnuniyeti dile getiren Baccin, sözleşme yenileme kararının tüm paydaşların beklentilerini karşılayacak şekilde alınacağını ima etti. Ancak, Hakan'ın yaşadığı son sakatlık ve geçmişindeki sakatlık geçmişi, bu 'sakin değerlendirme' sürecini daha da karmaşık hale getireceğe benziyor. Inter'in, yıldız oyuncusunun performansını ve fiziksel durumunu dengeleyerek stratejik bir karar vermesi gerekecek.

Olası Senaryolar ve Gelecek Perspektifi

Hakan Çalhanoğlu'nun sözleşme durumu, önümüzdeki aylarda İtalya futbol kamuoyunun en çok konuşulan konularından biri olmaya devam edecek. Kulübün, oyuncunun sakatlık profiline yönelik yapacağı detaylı analizler, kontrat süresi, maaş beklentisi ve bonus maddeleri gibi konularda belirleyici olacak. Öte yandan, oyuncunun da kariyerindeki bu kritik dönemeçte en doğru kararı vermek için kendi sağlık durumunu ve takım içindeki yerini titizlikle değerlendireceği aşikar. Inter'in, Hakan gibi kilit bir oyuncuyu kaybetmek istemeyeceği ancak aynı zamanda gelecekte yaşanabilecek olası sakatlıkların maliyetini de göz ardı edemeyeceği bir denge kurması gerekecek. Bu süreçte yaşanacak gelişmeler, hem Inter'in hem de milli takımımızın geleceği açısından büyük önem taşıyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 16.09.2026 04:35 0 okunma

Balkanlar'dan Gelen Tufan İstanbul'u Vurdu: 4 Gün Boyunca Sırılsıklam Olacağız! Sıcaklıklar Dibine Vurdu!

Balkanlar üzerinden gelen ani hava değişimi, Türkiye genelinde etkili olmaya başladı. Özellikle İstanbul'da 4 gün sürecek şiddetli yağışlar ve düşen sıcaklıklar günlük hayatı baştan aşağı değiştiriyor.

Balkanlar'dan Gelen Tufan İstanbul'u Vurdu: 4 Gün Boyunca Sırılsıklam Olacağız! Sıcaklıklar Dibine Vurdu!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden yapılan son değerlendirmeler, yurt genelinde etkili olan serin ve yağışlı havanın perşembe gününe kadar süreceğini gösteriyor. Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası, Türkiye'yi etkisi altına alırken, özellikle büyükşehirlerde yaşayan vatandaşlar sürprizle karşılaştı. Beklenen bu hava durumu, özellikle yaz aylarının son günlerinde yüksek seyreden sıcaklıklara alışanlar için önemli bir geri dönüş anlamına geliyor.

İstanbul'da Şiddetli Yağışlı Günler Kapıda!

Marmara Bölgesi'nin genelinde, özellikle İstanbul'da bugün ve önümüzdeki üç gün boyunca aralıksız yağış bekleniyor. Termometrelerin hafta sonu 30 derece civarını gösterdiği İstanbul'da, bu ani bastıran yağışlarla birlikte sıcaklıklar adeta çakıldı. Hissedilir derecede düşen sıcaklıklar, 22 dereceye kadar gerileyecek. Bu durum, şimdiden vatandaşları hazırlıklı olmaya ve ani hava değişimine karşı tedbir almaya itiyor. Yağışların yer yer şiddetini artırabileceği konusunda uyarılar yapıldı.

Yurt Genelinde Yağışlı Hava: Hangi Bölgeler Daha Çok Etkilenecek?

Meteoroloji'nin raporlarına göre, bu serin ve yağışlı hava yalnızca İstanbul ile sınırlı kalmayacak. Kuzey, iç ve batı kesimlerde yoğunlaşacak olan yağışlar, Marmara, Ege, Batı Akdeniz ve Toroslar mevkii gibi bölgeleri kapsayacak. İç Anadolu'nun kuzeybatısı ve Karadeniz'in büyük bölümünde de sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar etkili olacak. Tokat ve Erzincan, Ardahan çevreleri de bu yağışlı sistemden nasibini alacak. Ancak, özellikle Marmara'nın doğusu, Ege'nin kuzeydoğusu, Batı Karadeniz'in batı kesimleri ile Kastamonu ve İç Anadolu'nun kuzey bölgelerinde yağışların yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Bu bölgelerde yaşayanların ani su baskınları ve sel riskine karşı dikkatli olması önem taşıyor.

Ankara ve İzmir'de Durum Ne? Antalya Sıcaktan Nasibini Alıyor

Büyükşehirlerden Ankara'da da durum farklı değil. Meteoroloji, bu akşam ve Perşembe günü Ankara'da yağışların şiddetli olacağı uyarısında bulundu. Başkentte termometreler 26 dereceyi gösterirken, komşu şehir Bursa'da da yağmurlu bir hava hakim olacak ve sıcaklık 23 derece civarında seyredecek. İzmir'de ise bazı ilçelerde aralıklı sağanak geçişleri öngörülüyor, sıcaklıklar 27 derece civarında olacak. Akdeniz'in incisi Antalya ise, yurdun batısındaki bu yağışlı sistemden daha az etkileniyor gibi görünse de, Çarşamba gecesi ve Perşembe günü gök gürültülü ve şiddetli yağışlar bekleniyor. Antalya'da sıcaklıklar ise 31 dereceye ulaşarak diğer bölgelere göre daha yüksek seyretmeye devam edecek.

Ani Sıcaklık Düşüşleri ve Alınması Gereken Önlemler

Genel olarak bakıldığında, Türkiye'nin büyük bir bölümünü etkisi altına alan bu hava dalgasının Cuma gününe kadar devam etmesi bekleniyor. Özellikle yazın son günlerinde yaşanan yüksek sıcaklıklara kısa sürede bu denli keskin bir düşüş, hem mevsim geçişlerinin hızlandığını gösteriyor hem de vatandaşların giyim ve yaşam alışkanlıklarını yeniden gözden geçirmelerini gerektiriyor. Ani sıcaklık değişimlerinin bağışıklık sistemini zayıflatabileceği unutulmamalı, özellikle kronik rahatsızlığı olanların bu süreçte daha dikkatli olmaları öneriliyor. Dışarı çıkarken yanınıza bir şemsiye almayı unutmayın, zira sürpriz yağmurlar her an kapınızı çalabilir.

Teknoloji 16.09.2026 03:35 1 okunma

Yapay Zekanın Kontrolü Tehlikede mi? Kurucu Ortaktan Şok Açıklama: 'Acil Kapatma Düğmesi' Şart!

Yapay zeka devi Anthropic'in kurucu ortağı Jack Clark, teknolojinin kontrolsüz gelişimine dikkat çekerek, üçüncü bir tarafın devreye girebileceği bir 'acil kapatma düğmesi'nin zorunlu hale gelmesi gerektiğini savundu. Clark, 'Muazzam riskler alarak kumar oynuyoruz' diyerek acil önlem çağrısında bulundu.

Yapay Zekanın Kontrolü Tehlikede mi? Kurucu Ortaktan Şok Açıklama: 'Acil Kapatma Düğmesi' Şart!

Yapay zeka teknolojisinin hızla ilerlediği günümüzde, bu devasa gücün kontrol altında tutulması gerektiğine dair endişeler giderek artıyor. ABD merkezli öncü yapay zeka şirketi Anthropic'in kurucu ortaklarından Jack Clark, bu konudaki çarpıcı değerlendirmelerini BBC ile paylaştı. Clark, yapay zeka sistemlerinin beklenmedik bir şekilde tehlikeli hale gelmesi durumunda, toplumun güvenliği için 'acil bir kapatma düğmesinin' zorunlu kılınabileceği fikrini ortaya attı.

Yapay Zeka Kontrolü: Küresel Bir Tartışma

Son dönemde yapay zeka alanında yaşanan gelişmeler ve potansiyel riskler, uluslararası düzeyde geniş çaplı tartışmalara yol açmış durumda. Clark, bu tartışmaların merkezine oturan 'kapatma düğmesi' konseptinin önemine vurgu yaparak, bunun yalnızca şirketlerin kendi içlerinde uygulayabileceği bir mekanizma olmaktan öte, üçüncü bir tarafın kontrolünde olabilecek bir sistemle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Mevcut durumda Anthropic dahil birçok yapay zeka firmasının farklı türde 'kapatma mekanizmaları' geliştirdiğini ancak bunların yeterli olmadığını ima eden Clark, bu tür acil durum önlemlerinin ve denetim mekanizmalarının, yapay zeka politikalarına ilişkin daha kapsamlı küresel müzakerelerin bir parçası olması gerektiğini savundu.

'Kumar Oynayan Bir Endüstriyiz'

BBC'nin, şirketlerin zorunlu bir 'acil kapatma düğmesi'ne sahip olması ve bu düğmenin üçüncü bir tarafça mı kontrol edilmesi gerektiği yönündeki sorusuna Clark, “Bence bu, toplumun bilmek isteyeceği ve nihayetinde bu konuda kurallar koymak isteyebileceği türden bir konu” şeklinde yanıtladı. Bu açıklama, yapay zeka geliştirme sürecindeki şeffaflık ve hesap verebilirlik ihtiyacını bir kez daha gözler önüne serdi.

Yapay zekanın insanlığı tehdit etme olasılığına dair istatistiklerin anlamsız olduğunu düşündüğünü belirten Clark, asıl endişesinin yapay zekanın tamamen kontrolsüz bir endüstri haline gelmesi olduğunu söyledi. Bu durumu, “Muazzam riskler alarak kumar oynuyoruz. Ve asıl mesele şu ki bu sektörün gidişatını değiştirmeliyiz,” sözleriyle özetledi. Bu ifadeler, sektörün mevcut gidişatına dair derin bir rahatsızlığı ve köklü bir değişim gerekliliğini ortaya koyuyor.

İçeriden Gelen Uyarılar: İstifalar ve Endişeler

Clark'ın açıklamaları, yapay zeka sektöründeki potansiyel tehlikelere dair daha önceki uyarılarla da örtüşüyor. OpenAI ve Anthropic gibi önde gelen şirketlerde araştırmacı olarak görev yapmış Jacob Coxon, geçtiğimiz dönemlerde her iki şirketin de yapay zeka konusundaki sorumluluklarını yeterince yerine getirmediğini savunarak Anthropic'ten istifa etmişti. Coxon, şirketlerin kendi kendini geliştirebilen yapay zeka sistemleri için adeta bir kontrolsüz yarış içinde olduğunu öne sürmüştü. Bu sistemlerin yakın gelecekte, her türlü siber savunmayı aşabilecek insanüstü yeteneklere sahip olabileceği uyarısında bulunmuştu.

Coxon ayrıca, yapay zeka modellerini geliştiren bazı sektör çalışanlarının, bu sistemlerin önümüzdeki 10 yıl içinde insanlığı tehdit edebileceğine ciddi şekilde inandığını iddia etmişti. Bu tür iddialar, yapay zekanın geleceği hakkında hem heyecan verici hem de ürkütücü senaryoları beraberinde getirirken, Jack Clark'ın 'acil kapatma düğmesi' çağrısı, bu endişeleri daha somut ve acil bir eylem planına dönüştürme gerekliliğini vurguluyor. Yapay zekanın potansiyel faydalarından yararlanırken, olası riskleri en aza indirmek için küresel işbirliği ve sıkı denetim mekanizmaları hayati önem taşıyor.

Gündem 16.09.2026 02:35 1 okunma

Çatalca'da Nefes Kesen Operasyon: Bavuldan Çıkan Zehir Miktarı Dudak Uçuklattı! 11 Kilo Kokain Tek Seferde İmha Edildi

İstanbul polisi, Çatalca'da düzenlediği uyuşturucu operasyonunda dev bir darbe vurdu. Teknik ve fiziki takibin ardından gerçekleştirilen baskında, toplamda 11 kilo 500 gram kokain ele geçirildi. Operasyonda 2 şüpheli şahıs gözaltına alındı.

Çatalca'da Nefes Kesen Operasyon: Bavuldan Çıkan Zehir Miktarı Dudak Uçuklattı! 11 Kilo Kokain Tek Seferde İmha Edildi

İstanbul'un gözbebeği Çatalca'da, uyuşturucu madde ticaretine yönelik yapılan yoğun çalışmalar meyvesini verdi. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin koordineli çalışması sonucunda, sokaklara yayılarak gençlerin hayatını karartan uyuşturucu baronlarına büyük bir darbe vuruldu.

Dev Operasyonun Perde Arkası: Aylarca Süren Takip Sonuç Verdi

Edinilen bilgilere göre, emniyet güçleri aylardır süren titiz bir teknik ve fiziki takip sonucunda, şüpheli şahısların uyuşturucu madde imal ve ticareti yaptığına dair somut delillere ulaştı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı uzman ekipler, elde ettikleri istihbarat doğrultusunda Çatalca'da belirlenen kritik bir adrese ve bu adreste bulunan iki araca eş zamanlı bir operasyon düzenledi. Operasyonun amacı, bu kanlı ticaretin kökünü kazımak ve suç örgütünün faaliyetlerini tamamen durdurmaktı.

Bavul Dolusu Tehlike: Ele Geçirilen Miktar Şoke Etti

Operasyonun en kritik anı, ekiplerin adres ve araçlarda yaptıkları detaylı aramalarda yaşandı. Yapılan aramalarda, piyasa değeri milyonlarca lirayı bulan ve gençlerin geleceğini tehdit eden tam 11 kilo 500 gram saf kokain ele geçirildi. Bu miktar, tek bir operasyonda ele geçirilen en yüksek kokain miktarlarından biri olarak kayıtlara geçerken, uyuşturucu şebekesinin ne denli büyük bir organizasyon olduğu bir kez daha gözler önüne serildi. Ele geçirilen uyuşturucunun, uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele eden toplum için ne denli büyük bir tehdit oluşturduğunun altı çizildi.

Gözaltına Alınan Şüpheliler Adliyeye Sevk Edilecek

Operasyon kapsamında, uyuşturucu madde ticaretinden sorumlu olduğu belirlenen 2 şüpheli şahıs suçüstü yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin emniyetteki sorgularının tamamlanmasının ardından, 'uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti' suçlamasıyla Gebze Adliyesi'ne sevk edileceği öğrenildi. Bu operasyon, emniyetin uyuşturucuyla mücadele konusundaki kararlılığını ve etkinliğini bir kez daha gösterdi.

Çatalca'da Güvenlik Önlemleri Artırıldı

Çatalca'nın huzur ve güvenliği için İstanbul Emniyet Müdürlüğü, bölgedeki denetimlerini artırma kararı aldı. Yapılan bu başarılı operasyonun ardından, benzer suçlara karşı önleyici tedbirlerin daha da güçlendirileceği belirtildi. Halkın desteği ve duyarlılığı ile uyuşturucuyla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Bu operasyon, uyuşturucu tacirlerine yönelik gözdağı niteliği taşırken, vatandaşların da güvenlik güçlerine olan güvenini pekiştirdi.

Teknoloji 16.09.2026 02:05 2 okunma

Türk Havacılığı Tarihinde Bir İlk: HÜRKUŞ-II Askeri Uçak Sertifikasıyla Göklere Yükseliyor!

Türkiye'nin yerli imkanlarla geliştirdiği HÜRKUŞ-II eğitim uçağı, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın titiz denetimleri sonucunda Askerî Tip Sertifikası'nı alarak Türk havacılık tarihinde önemli bir ilke imza attı.

Türk Havacılığı Tarihinde Bir İlk: HÜRKUŞ-II Askeri Uçak Sertifikasıyla Göklere Yükseliyor!

Türkiye'nin milli havacılık ekosisteminde çığır açan bir gelişme yaşandı. TUSAŞ'ın öz kaynaklarıyla hayata geçirdiği HÜRKUŞ-II, kapsamlı ve zorlu bir sertifikasyon sürecini başarıyla tamamlayarak Türk havacılık tarihine adını altın harflerle yazdırdı. 9 Eylül 2026 tarihi itibarıyla, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki uzmanlardan oluşan Sertifikasyon Kurulu tarafından verilen Askerî Tip Sertifikası, bu yerli hava platformunun askeri standartlara uygunluğunu resmen tescilledi. Bu başarı, Türkiye'nin kendi geliştirdiği bir hava aracını, ülkenin kendi teknik otoritesi ve uzman kadrosuyla militaire uçuşa elverişli hale getirme kabiliyetini pekiştiriyor.

Türkiye'nin Kendi Teknolojisiyle Görev Hazırlığı: HÜRKUŞ-II'nin Sertifikasyon Süreci Derinlemesine İncelendi

HÜRKUŞ-II'nin bu kritik sertifikayı alabilmesi, ardında yoğun bir teknik çalışma ve doğrulama sürecini barındırıyor. Toplamda 1.790 farklı gereksinimin titizlikle doğrulandığı bu süreçte, 12 ayrı sertifikasyon disiplini mercek altına alındı. Hava aracı için hazırlanan ve incelenen 950 sertifikasyon kanıt dokümanı, platformun her detayıyla standartlara uygunluğunu ortaya koydu. HÜRKUŞ-II'nin performansını ve güvenliğini kanıtlamak amacıyla gerçekleştirilen 153 sertifikasyon testinin sonuçları da büyük önem taşıyor. Bu testler arasında 38'i laboratuvar ortamında, 71'i yer testleriyle, 44'ü ise gerçek uçuş koşullarında gerçekleştirildi. Bu yoğun test maratonu, hem tasarımın sağlamlığını hem de operasyonel kabiliyetini gözler önüne serdi. Bu devasa operasyonda, SSB, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, TR Uçuşa Elverişlilik birimleri ve TUSAŞ'tan olmak üzere toplam 90 seçkin uzmanın görev alması, projenin ciddiyetini ve kapsamını bir kez daha vurguladı.

Askeri Havacılıkta Yeni Dönem: Sertifikasyon Yetkinliği ve Geleceğe Yönelik Adımlar

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, HÜRKUŞ-II'ye verilen Askerî Tip Sertifikası'nın taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Görgün, bu sertifikanın sadece HÜRKUŞ-II'nin kendisi için değil, aynı zamanda Türkiye'nin askeri havacılık alanında teknik bir otorite ve güçlü bir sertifikasyon kültürü oluşturma yolunda attığı dev bir adım olduğunu belirtti. Yerli ve milli projelerin artmasıyla birlikte, bu tür sertifikasyon kabiliyetlerinin gelişmesi, Türkiye'yi savunma sanayiinde daha bağımsız ve güçlü bir konuma taşıyacak. TUSAŞ'ın amiral gemisi eğitim uçaklarından biri olan HÜRKUŞ-II, Türk Hava Kuvvetleri'nin gelecekteki pilot adaylarının yetiştirilmesinde kritik bir rol üstlenecek. Yeni nesil eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanan bu uçak, operasyonel kabiliyetleri ve gelişmiş eğitim donanımıyla dikkat çekiyor. Askerî Tip Sertifikası'nın alınması, HÜRKUŞ-II'nin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girebilmesi ve teslimat süreçlerinin hızlanabilmesi önündeki en büyük teknik engellerden birinin aşılması anlamına geliyor. Bu gelişme, aynı zamanda gelecekte geliştirilecek diğer yerli hava platformları için de emsal teşkil edecek ve milli havacılık sanayimizin gelişim ivmesini artıracaktır.

HÜRKUŞ-II, bu sertifika ile birlikte hem Türkiye'nin havacılık endüstrisindeki teknolojik yetkinliğini kanıtlamış oluyor hem de gelecekteki projeler için sağlam bir zemin hazırlıyor. Elde edilen bu başarı, Türk mühendislerin imzasını taşıyan bir gurur tablosu olarak gökyüzündeki yerini alacak.

Gündem 16.09.2026 00:35 2 okunma

İş İnsanından ŞOK İtiraf! 'Seçim Yardımı' Adı Altında Milyonlarca Lira El Değiştirmiş!

İstanbul'da görülen 'çıkar amaçlı suç örgütü' davasında kritik savunmalar alındı. Tutuksuz sanık iş insanı Dinçer Kantar, seçim yardımı adı altında 500 bin lira istendiğini ve bu paranın Berat Kandil'e teslim edildiğini iddia etti. Davada adı geçen milyonlarca liralık transferler ve şok detaylar ortaya çıktı.

İş İnsanından ŞOK İtiraf! 'Seçim Yardımı' Adı Altında Milyonlarca Lira El Değiştirmiş!

İstanbul'da devam eden ve kamuoyunun yakından takip ettiği 'çıkar amaçlı suç örgütü' davasında 81. duruşma geride kaldı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tutuksuz sanıklardan iş insanı Dinçer Kantar'ın savunması alındı. Kantar, daha önceki ifadelerini tekrar ederek beraatini talep etti.

Milyonluk Transferler ve 'Seçim Yardımı' İddiası

Çapraz sorgu sırasında, sanıklardan Ümit Polat'ın hediye kartı talebine ilişkin bir iddiayı yanıtlayan Kantar, şaşırtıcı detaylar verdi. Kantar, 'Yılbaşı zamanıydı. Bize bir bedel söyledi. Biz de aldık, kendisine teslim ettik' diyerek, Ümit Polat'ın kendisinden 100 bin lira civarında bir B***** kartı istediğini belirtti. Bu talebi ortağı Yücel'e ilettiğini ve kartın temin edilip teslim edildiğini anlattı.

Mahkeme başkanının '500 bin lira ne amaçla istendi? Onu da mı Ümit Polat iletti sana bu şekilde?' sorusuna Kantar, '500 bin lira seçim yardımı olarak bizden isteniyormuş. Evet, kendi söyledi' yanıtını verdi. Parayı teslim aldığında Ümit Polat'ın orada olmadığını ve Murat Or'a bırakması gerektiğini söylediğini aktaran Kantar, paranın Saraçhane'de teslim edildiğini kaydetti.

İddianamede yer alan 6 milyon lira karşılığındaki 185 bin 760 doların kime ve nerede teslim edildiği sorulduğunda ise Kantar, bu parayı Hüsnü Yüksel'e Burhaniye'deki bir ofiste teslim ettiğini söyledi. Bu işlemin öncesinde Ümit Polat'a sorması gerektiğini belirttiğini, ardından kayınpederi Ali İhsan'a sorduğunu ve onun da teyit alması üzerine işlemi gerçekleştirdiğini ifade etti. Teyidi kimden aldığı sorusuna ise 'Genel Müdür Ali Sukas' yanıtını verdi.

'Yukarıya Gidecek Para' Ve İhale Detayları

Duruşmada söz alan bir diğer tutuksuz sanık iş insanı Ali İhsan Mengir de savcılık ifadelerini tekrarladı. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın Ali Sukas ile olan samimiyetini sorması üzerine Mengir, çok samimi olduklarını ancak aralarında bir ticaret olmadığını belirtti.

İhale olayı ve Ali Sukas ile görüşmesi hakkında konuşan Mengir, süreci tam olarak bilmediğini ancak aradaki rakamın yukarıya gideceğini ve bununla kendisinin bir ilgisinin olmadığını söylediğini aktardı. Çocuklarının alacakları olduğunu ve bu yüzden para çektiklerini belirten Mengir, 'Çocuklarım bana 'Baba parayı biz Hüsnü Yüksel'e teslim ettik' dediler' şeklinde konuştu. Bu paranın 6 milyon lirasının Hüsnü Yüksel üzerinden Ertan Yıldız'a teslim edilmesi gerektiğini Ali Sukas'ın söylediğini de sözlerine ekledi.

Mengir, daha sonra alınan 40 milyon liralık ihale için de 5 milyon lira 'yukarıya verme' şartı konuşulduğunu ifade etti. Bu paranın 2,5 milyon lirasını nakit, 2,5 milyon lirasını ise çek olarak istediğini belirtti. Çeki Hüsnü Yüksel'e ofisinde teslim ettiğini, 2,5 milyon lirayı ise oğlunun bankadan çektiği ve çanta içinde kendisine verdiği parayı, Hüsnü Yüksel'in ofisinin karşısındaki otoparkta elden teslim ettiğini anlattı.

Dava Süreci ve Sanık Sayısı

Duruşmada toplam 19 tutuksuz sanığın savunması daha alındı. Böylece davada savunması alınan tutuksuz sanık sayısı 188'e ulaştı. Dava, diğer tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam etmek üzere yarına ertelendi.

Bu kritik duruşmada ortaya çıkan iddialar, davanın seyrini değiştirme potansiyeli taşıyor. Özellikle 'seçim yardımı' adı altında yapılan para transferleri ve milyonluk ihale pazarlıklarına dair detaylar, soruşturmanın derinleşmesine neden olabilir.