Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Teknoloji 12.09.2026 22:05 1 okunma

Honor'dan Dev Hamle! Milyarlarca Dolarlık Pazar İçin Türkiye'de Üretime Başlıyor: Kritik İş Birliği Açıklandı

Akıllı telefon devi Honor, Salcomp ile yaptığı stratejik iş birliğiyle Türkiye'de üretim tesisi kuruyor. Bu adım, Honor'un Türkiye pazarındaki iddiasını güçlendirirken, yerli üretime de önemli bir ivme kazandıracak.

Honor'dan Dev Hamle! Milyarlarca Dolarlık Pazar İçin Türkiye'de Üretime Başlıyor: Kritik İş Birliği Açıklandı

Honor'un Türkiye Pazarına Yönelik Büyük Üretim Planı Ortaya Çıktı

Akıllı telefon pazarında küresel çapta adından sıkça söz ettiren Honor, Türkiye pazarına yönelik iddialı bir yerli üretim hamlesi başlattı. Yapılan son dakika açıklamalarına göre, teknoloji devi Honor, Salcomp ile gerçekleştirdiği kritik bir iş birliği neticesinde Türkiye'de akıllı telefon üretimine başlıyor. Bu stratejik yatırım, Honor'un Türkiye'deki mevcut büyüme ivmesini daha da yukarı çekeceği öngörülüyor.

İstanbul Avcılar'da Üretim Start Veriyor: Yerli Üretim Devri Başlıyor

Honor'un Türkiye'deki bu devrim niteliğindeki hamlesi, özellikle İstanbul'un Avcılar ilçesindeki Salcomp'un üretim tesislerinde hayata geçirilecek. Edinilen bilgilere göre, Honor markası altında satışa sunulacak bazı akıllı telefon modellerinin montajı ve üretimi bu tesiste yapılacak. Böylece Honor, Samsung, Xiaomi gibi yerli üretim yapan markalar kervanına katılmış olacak. Bu gelişme, Türkiye'nin teknoloji üretimindeki konumunu güçlendirmesi açısından da büyük önem taşıyor.

Salcomp'un Tecrübesi ve Honor'un Vizyonu Birleşiyor

Teknoloji dünyasında Salcomp'un üretim alanındaki geniş tecrübesi, Honor'un Türkiye'deki üretim hedeflerine ulaşmasında kilit rol oynayacak. Salcomp'un Avcılar'daki modern üretim tesisi, daha önce de birçok uluslararası teknoloji markasının akıllı telefonlarını başarıyla üretmiş bir altyapıya sahip. Bu tecrübe, Honor'un yüksek kalite standartlarını Türkiye'de sürdürmesini kolaylaştıracak.

Yerli Üretim Hangi Modelleri Kapsayacak? Üretim Takvimi Açıklanacak mı?

Honor'un Türkiye'de üretilecek akıllı telefon modellerine ilişkin detaylar şimdilik netleşmiş değil. Şirket yetkilileri, hangi Honor modellerinin Türk mühendisler tarafından üretileceği ve üretimin tam olarak ne zaman başlayacağına dair ayrıntılı bir takvim paylaşmadı. Ancak, şirketin son dönemdeki ürün gamını genişleterek özellikle orta ve üst segment akıllı telefonlar ile dikkat çekici katlanabilir modelleri Türkiye pazarına sunduğu göz önüne alındığında, bu modellerin yerli üretim kapsamında değerlendirilmesi bekleniyor. Pazarda yerli üretimin artması, hem tüketiciye daha uygun fiyatlar sunma potansiyeli taşıyor hem de teknoloji ekosisteminde yeni istihdam alanları yaratma anlamına geliyor.

Sektör Uzmanlarından İlk Değerlendirmeler

Teknoloji analistleri, Honor'un Türkiye'de üretim kararı almasının, markanın uzun vadeli stratejisinin önemli bir parçası olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin stratejik konumu, gelişmiş üretim altyapısı ve genç nüfusu, teknoloji devleri için cazip bir üretim merkezi olma potansiyeli taşıyor. Bu adımın, sektördeki rekabeti daha da kızıştıracağı ve yerli teknoloji ekosistemini olumlu yönde etkileyeceği düşünülüyor. Honor'un bu hamlesiyle birlikte, önümüzdeki dönemde Türkiye'den dünyaya ihraç edilecek akıllı telefonların sayısında da artış yaşanması muhtemel.

Siz de Honor'un Türkiye'deki bu önemli üretim hamlesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Markanın yerli üretim kararının pazara ve tüketicilere etkileri sizce ne olacak? Görüşlerinizi ve yorumlarınızı aşağıdaki bölümden bizlerle paylaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Spor 12.09.2026 21:35 2 okunma

İsmail Kartal Geri Döndü! Fenerbahçe'de Beklenen Kare Çıktı, Gaziantep FK Maçı Hazırlıkları Başladı

Fenerbahçe'de teknik direktörlük krizi tatlıya bağlandı. İstifa eden İsmail Kartal, Başkan Aziz Yıldırım'ın devreye girmesiyle takımın başında kaldı ve Gaziantep FK maçı hazırlıklarına başladı.

İsmail Kartal Geri Döndü! Fenerbahçe'de Beklenen Kare Çıktı, Gaziantep FK Maçı Hazırlıkları Başladı

Belirsizlik Sona Erdi: İsmail Kartal Yeniden Sahada

Fenerbahçe camiasında son günlerde yaşanan teknik direktör belirsizliği bugün itibarıyla sona erdi. UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki Roma maçı sonrası sürpriz bir şekilde istifa eden deneyimli teknik adam İsmail Kartal, Başkan Aziz Yıldırım'ın yoğun çabası ve ikna süreci sonucunda görevine geri döndü. Bu gelişme, sarı-lacivertli taraftarlarda büyük bir sevinçle karşılanırken, takımın Gaziantep FK ile oynayacağı kritik maç öncesi moral bulmasına zemin hazırladı.

Kartal'ın İstifası ve Yıldırım'ın Müdahalesi: Kriz Nasıl Aşıldı?

Perşembe akşamı yaşananların ardından cuma günkü antrenmana çıkmayan ve takımın başında yer almayan İsmail Kartal'ın durumu belirsizliğini koruyordu. Futbol Direktörü Oğuz Çetin'in Kartal ile yaptığı görüşmelerden sonuç alınamaması, tansiyonu daha da artırdı. Ancak Başkan Aziz Yıldırım'ın doğrudan devreye girmesi ve İsmail Kartal ile özel bir görüşme gerçekleştirmesi, krizi çözdü. Yapılan görüşmelerin detayları henüz tam olarak açıklanmasa da, Başkan Yıldırım'ın Kartal'a olan güveni ve destek mesajının etkili olduğu belirtiliyor. Bu kritik müdahalenin ardından, Fenerbahçe yönetimi cuma akşamı yaptığı resmi açıklama ile İsmail Kartal'ın görevine devam edeceğini duyurdu.

Gaziantep FK Maçı Öncesi Yeni Enerji

Teknik direktörlük konusundaki belirsizliğin ortadan kalkmasıyla birlikte, Fenerbahçe'nin Gaziantep FK maçı hazırlıkları da kaldığı yerden devam etti. Cumartesi günü gerçekleştirilen antrenmanda İsmail Kartal, takımın başında yer alarak oyuncularıyla yakından ilgilendi. Bu dönüş, takımın motivasyonunu artırdığı ve oyunculara yeni bir enerji aşıladığı gözlemlendi. Kartal yönetiminde yapılacak olan Gaziantep FK maçı, sarı-lacivertliler için ligdeki konumunu sağlamlaştırmak adına büyük önem taşıyor. Deneyimli teknik adamın, yaşanan bu süreci geride bırakarak takımı zafere taşıma konusundaki kararlılığı ise tam gaz sürüyor.

Fenerbahçe'de Gündem: Transfer ve Gelecek Planları

İsmail Kartal'ın takımın başına dönmesiyle birlikte, Fenerbahçe'de şimdi gözler transfere ve sezonun geri kalanına çevrildi. Kartal'ın raporu doğrultusunda yapılacak transfer hamleleri ve takımın genel stratejisi önümüzdeki günlerde daha net şekillenecek. Başkan Aziz Yıldırım'ın da yakın takibinde olan bu süreçte, Fenerbahçe'nin önümüzdeki dönemdeki hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için atılacak adımlar merakla bekleniyor.

Gündem 12.09.2026 21:05 3 okunma

Tarih Yazıldı! Defne Kurt, Avrupa Şampiyonası'nda Efsaneleşti: 5 Altın Madalya ile Türk Sporuna Yeni Bir Devir Başladı!

Milli para yüzücü Defne Kurt, Avrupa Şampiyonası'nda elde ettiği 5 altın madalya ile kırılması güç bir rekora imza atarak bir ilki başardı. Turgut Aslan Yaraman da gösterdiği üstün performansla şampiyonadaki ikinci altın madalyasını kazandı.

Tarih Yazıldı! Defne Kurt, Avrupa Şampiyonası'nda Efsaneleşti: 5 Altın Madalya ile Türk Sporuna Yeni Bir Devir Başladı!

Milli para yüzücümüz Defne Kurt, katıldığı Avrupa Şampiyonası'nda sergilediği inanılmaz performansla adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Kurt, kazandığı beşinci altın madalya ile bir Avrupa Şampiyonası'nda en çok altın madalya kazanan ilk Türk sporcu unvanını elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Bu tarihi zafer, Türk spor kamuoyunda büyük sevinçle karşılandı.

Defne Kurt'tan Tarihi Başarı: Rekorlar Kırıldı, Gurur Yaşandı

Defne Kurt'un bu muazzam başarısı, sadece bireysel bir zafer olmanın ötesinde, Türk para yüzme sporunun geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Şampiyonada gösterdiği istikrar ve üstün disiplinle rakiplerini geride bırakan Kurt, özellikle son yarışında sergilediği mücadeleci ruhla izleyenlere parmak ısırtmayı başardı. 5 altın madalya gibi ulaşılması güç bir hedefe ulaşması, onun ne denli yetenekli ve azimli bir sporcu olduğunu kanıtlıyor. Bu başarı, genç sporculara da ilham kaynağı olacak nitelikte.

Turgut Aslan Yaraman'dan Göz Kamaştıran Performans

Defne Kurt'un yanı sıra, şampiyonada mücadele eden bir diğer milli sporcumuz Turgut Aslan Yaraman da iki altın madalya kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Yaraman'ın performansı, Türk para yüzme takımının genel başarısının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. İki sporcunun birden böylesine büyük bir şampiyonada madalyalarla dönmesi, federasyonun ve antrenörlerin disiplinli çalışmasının bir meyvesi olarak görülüyor.

Paralimpik Yüzmede Yeni Hedefler ve Gelecek Vizyonu

Bu tarihi zaferlerin ardından gözler, Türk paralimpik sporcuların gelecekteki hedeflerine çevrildi. Defne Kurt ve Turgut Aslan Yaraman gibi başarılı sporcuların varlığı, önümüzdeki uluslararası organizasyonlarda daha büyük başarılara imza atılacağının sinyallerini veriyor. Federasyon yetkilileri, sporcuların başarılarının devamı için gerekli tüm desteğin sağlanacağını ve uluslararası alanda daha fazla başarı hedeflendiğini belirtti. Bu madalyalar, sadece sporcularımızın değil, tüm Türkiye'nin gururu olmaya devam edecek.

Defne Kurt'un elde ettiği 5 altın madalya, onu sadece bir şampiyon değil, aynı zamanda Türk spor tarihinin en önemli figürlerinden biri haline getirdi. Bu başarı, sporcularımızın azminin, kararlılığının ve ülkemize duyduğu sevginin en somut kanıtlarından biridir. Gelecek turnuvalarda da benzer başarıların elde edilmesi bekleniyor.

Gündem 12.09.2026 20:35 2 okunma

Kore Kültür Merkezi'nden Türkiye'ye Yeni Vizyon: Park Saeng İmzasıyla Deneyim Odaklı Kültür Köprüsü Kuruluyor!

Kore Kültür Merkezi'nin yeni müdürü Park Saeng, Türkiye'de Kore kültürünü sadece izlemekle kalmayıp, yaşayarak deneyimleme fırsatları sunacak yeni projelerin müjdesini verdi. Amaç, iki ülke arasındaki kültürel etkileşimi derinleştirmek.

Kore Kültür Merkezi'nden Türkiye'ye Yeni Vizyon: Park Saeng İmzasıyla Deneyim Odaklı Kültür Köprüsü Kuruluyor!

Kore Kültür Merkezi (KKM), yeni müdürü Park Saeng yönetiminde Türkiye'deki faaliyetlerine yepyeni bir boyut kazandırmaya hazırlanıyor. Park Saeng, görevine başlar başlamaz yaptığı açıklamalarla, merkezin bundan böyle etkileşimli ve deneyim odaklı programlara ağırlık vereceğini duyurdu. Bu yeni yaklaşım, Türk halkının Kore kültürünü daha derinlemesine ve çok yönlü bir şekilde tanımasını sağlamayı hedefliyor.

Kültürel Diplomaside Yeni Bir Dönem: Dokun, Hisset, Tat!

Yeni müdür Park Saeng, KKM'nin misyonunu yeniden tanımlayarak, Kore kültürünü sadece tanıtmakla kalmayıp, bizzat yaşatmak amacında olduklarını belirtti. Park, geleneksel Kore müziğini dinlemenin ötesine geçerek, onu canlı performanslarla hissetmeyi; Kore mutfağını görmenin ötesine geçerek, tatma ve öğrenme atölyelerine katılmayı; Kore dilini duymanın ötesine geçerek, temel düzeyde iletişim kurmayı ve Kore geleneksel sanatlarını öğrenme fırsatları sunacaklarını vurguladı. Bu kapsamda, düzenlenecek etkinliklerin sadece bilgilendirici değil, aynı zamanda duyusal bir yolculuk sunması planlanıyor.

Park Saeng'in Vizyonu: Türkiye'de Kore Rüzgarı Estirmek

Park Saeng, Türkiye'deki görev süresince kültürel diplomasi alanında yenilikçi adımlar atmayı hedeflediğini ifade etti. KKM'nin sadece bir kültür merkezi olmanın ötesine geçerek, iki ülke insanları arasında köprüler kuran dinamik bir platform haline gelmesini arzuladığını söyledi. Özellikle genç nesillerin ilgisini çekecek, çağdaş Kore kültürünü yansıtan etkinliklerin de programlara dahil edileceği öğrenildi. K-Pop, K-Drama gibi popüler kültür unsurlarının yanı sıra, Kore'nin zengin tarihi ve sanatsal mirasının da daha modern ve ulaşılabilir formatlarda sunulması öngörülüyor. Bu strateji ile, Kore kültürüne olan ilgiyi daha geniş bir kitleye yaymak ve kalıcı hale getirmek amaçlanıyor.

Etkileşimli Etkinliklerle Kültürel Bağları Güçlendirme

Park Saeng tarafından açıklanan bu yeni strateji, ziyaretçilere aktif katılım imkanı sunan atölye çalışmaları, interaktif sergiler, gösteri sanatları etkinlikleri ve tadım günleri gibi çeşitli formatlarda hayata geçirilecek. Örneğin, Kore çay seremonisini deneyimlemek, geleneksel Kore el sanatları hakkında bilgi edinmek veya Kore mutfağının inceliklerini bir şef eşliğinde öğrenmek gibi fırsatlar ziyaretçileri bekliyor olacak. Merkezin fiziki mekanlarının da bu deneyim odaklı yaklaşıma uygun olarak yeniden düzenlenebileceği konuşuluyor. Bu sayede KKM, ziyaretçilerin hem eğlendiği hem de öğrendiği, unutulmaz anılar biriktirdiği bir mekan haline dönüşecek. Park Saeng, bu vizyonun Türkiye ile Kore arasındaki dostluk bağlarını daha da kuvvetlendireceğine ve karşılıklı anlayışı artıracağına olan inancını dile getirdi.

Yapılacak olan bu yenilikçi çalışmaların, Kore kültürünün Türkiye'deki tanınırlığını ve popülerliğini artırması bekleniyor. Yeni müdür Park Saeng liderliğindeki Kore Kültür Merkezi'nin, kültürel alışverişi zenginleştirecek ve her iki ülkenin halkları arasında değerli bağlar kuracak projelere imza atması heyecanla bekleniyor.

Gündem 12.09.2026 19:35 1 okunma

Bahreyn'den İran'a Net Yanıt: 'Bu Masada Olmayacağız!'

Bahreyn, İran'ın katıldığı hiçbir uluslararası toplantıda yer almayacağını duyurdu. Umman'da düzenlenecek kritik bir görüşmeden çekilme kararı, bölgedeki tansiyonu yeniden yükseltti.

Bahreyn'den İran'a Net Yanıt: 'Bu Masada Olmayacağız!'

Orta Doğu'da jeopolitik dengelerin hızla değiştiği bir dönemde, Bahreyn'den İran'a yönelik sert bir tavır geldi. Bahreyn Krallığı, Umman'ın ev sahipliği yapacağı ve Hürmüz Boğazı'nın stratejik öneminin masaya yatırılacağı bakanlar düzeyindeki kritik bir toplantıya katılmayacağını resmen açıkladı. Bu karar, iki ülke arasındaki gerilimin boyutunu ve bölgesel iş birliği konusunda yaşanan derin ayrılıkları gözler önüne seriyor.

Bölgesel Gerilimde Yeni Perde: Bahreyn Geri Adım Atmadı

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada, Tahran yönetiminin katıldığı hiçbir uluslararası forumda yer almayacakları vurgulandı. Bu net duruş, İran'ın bölgedeki etkisi ve izlediği politikalarla ilgili duyulan ciddi endişelerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı gibi küresel ticaretin can damarı olan stratejik bir bölgenin güvenliği konusunda uluslararası iş birliğinin şart olduğu bir zamanda, Bahreyn'in bu tutumu dikkat çekici. Kararın, İran'ın son dönemdeki bazı adımlarına ve bölgesel istikrarı tehdit eden faaliyetlerine bir tepki olduğu düşünülüyor.

Neden Hürmüz Boğazı Toplantısı Bu Kadar Önemli?

Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği hayati bir su yoludur. Bu bölgedeki herhangi bir istikrarsızlık, küresel enerji piyasalarında şok dalgaları yaratabilir. Bu nedenle, bölge ülkelerinin ve uluslararası aktörlerin katılımıyla gerçekleşecek bu tür toplantılar, olası krizleri önlemek ve deniz güvenliğini sağlamak adına büyük önem taşıyor. Bahreyn'in bu toplantıdan çekilmesi, İran ile yaşanan diplomatik sürtüşmelerin, bölge güvenliğine yönelik ortak çabaları dahi sekteye uğratabilecek düzeyde olduğunu gösteriyor.

Diplomatik İlişkilerde Soğuk Rüzgarlar

Bahreyn ve İran arasındaki diplomatik ilişkiler uzun süredir inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Özellikle İran'ın bölgedeki nüfuz mücadelesi ve bazı Körfez ülkelerinin iç işlerine müdahale ettiği iddiaları, ilişkilerin gerginleşmesinde önemli rol oynuyor. Bahreyn'in, İran'ın katıldığı bir toplantıya katılmayı reddetmesi, bu gerilimin ne denli somut bir diplomatik hamleye dönüştüğünü ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu tür diplomatik restleşmelerin, bölgedeki mevcut hassas dengeyi daha da kırılgan hale getirebileceği konusunda uyarıyor. Bu durum, uluslararası toplumun da bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor.

Gelecek Günlerde Neler Beklenmeli?

Bahreyn'in bu kararı sonrası gözler, Tahran yönetimine ve diğer bölgesel güçlere çevrilmiş durumda. İran'ın bu duruma nasıl bir tepki vereceği ve Umman'da düzenlenecek toplantının Bahreyn'in yokluğunda nasıl bir seyir izleyeceği merak ediliyor. Ayrıca, bu gelişmenin, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi bölgesel oluşumlar üzerindeki etkileri de tartışılacaktır. Bahreyn'in kararlılığının devam etmesi halinde, İran'ın bölgesel toplantılardaki izolasyonunun artması ihtimali de konuşuluyor. Bu olay, Orta Doğu diplomasisinde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir ve bölgesel güvenlik dinamiklerinde önemli değişimlere yol açabilir.

Gündem 12.09.2026 18:35 3 okunma

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un Ölümüyle İlgili Şok İddialar: 'Beni Zehirleyebilirler' Diyen Tanıktan Soruşturmayı Sarsacak İfadeler!

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki şüpheli ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada, tanıkların ifadeleri dosyaya bomba gibi düştü. FETÖ bağlantısı ve 'zehirlenme' endişeleri soruşturmayı derinleştiriyor.

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un Ölümüyle İlgili Şok İddialar: 'Beni Zehirleyebilirler' Diyen Tanıktan Soruşturmayı Sarsacak İfadeler!

Beykoz'da 2016 yılında hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili başlatılan soruşturmada, kritik tanık ifadeleri dosyaya girdi. Olayın sıradan bir ölüm olup olmadığına dair şüpheler, tanıkların anlattıklarıyla daha da arttı. Soruşturmayı yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın FETÖ bağlantısını mercek altına alırken, Denizolgun'un ölmeden önceki endişeleri de ortaya çıktı.

Denizolgun'un Ölümüyle İlgili Ortaya Atılan Şok İddialar

Eski Bakan Denizolgun'un şüpheli ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada, beş tanık savcılığa ifade verdi. Tanıklardan gelen bilgiler, Denizolgun'un ölümüyle ilgili planlı bir cinayet ihtimalini güçlendiriyor. İddialara göre, Denizolgun cemaat içindeki bazı hırsların kurbanı olmuş olabilir. Özellikle Alihan Kuriş ve çevresindeki isimlerin, Denizolgun'u ortadan kaldırmak için bir plan yapmış olabileceği üzerinde duruluyor.

FETÖ Elebaşından Gelen Mektup ve Reddedilen Teklif

Soruşturma kapsamında dinlenen tanıklardan biri, Aralık 2013'te Sakarya'da yapılan bir sohbette yaşananları aktardı. Tanığa göre, Denizolgun o dönemde Fethullah Gülen'den bir mektup aldığını ve mektupta kendisinden ilerleyen süreçte birlikte hareket etme teklifi geldiğini söyledi. Ancak Denizolgun'un bu teklife, 'Biz devletimizin yanında dururuz' diyerek net bir şekilde red cevabı verdiği belirtildi. Bu görüşmenin ardından yaklaşık üç yıl sonra, yani 2016 yılında Denizolgun'un esrarengiz bir şekilde çiftliğinde hayatını kaybetmesi, dikkatleri bu mektup ve reddedilen teklife çevirdi.

'Cemaatin Başına Geçme Hırsı' ve Ölümle İlişkisi

Diğer bir tanık ise, Alihan Kuriş'in cemaat içinde büyük hırsları olduğunu ve cemaatin başına geçmek istediğini ifade etti. Tanığın anlatımına göre, Denizolgun da ölümünden kısa bir süre önce Kuriş'in bu yoğun hırslarını fark etmiş ve Kuriş'i bazı konulardan uzak tutmaya çalışmıştı. Bu durumun da Kuriş'in Denizolgun'a karşı bir cephe almasına neden olabileceği üzerinde duruluyor.

'Öldürülmesinin Planlandığını Düşünüyorum' İfadesi ve Şüpheli Zamanlama

Bir başka tanık ise, Arif Ahmet Denizolgun'un öldürülmesinin planlandığını düşündüğünü açıkça belirtti. Hatta Denizolgun'un ölümünden sonra 36 saat gibi uzun bir süre neden haber verilmediğini sorgulayan tanık, bu gecikmenin de ölümün planlı bir şekilde gerçekleştiğine işaret ettiğini savundu. Haberde yer alan bilgilere göre, Denizolgun 06.09.2016 tarihinde çiftliğe gelmiş, aynı gün atına binip konutuna girdikten sonra seyisi tarafından son kez görülmüş. Ancak 07.09.2016 tarihinde saat 19.30-20.00 suları arasında ölü bulunmuş. Bu uzun süre zarfında Denizolgun'a neden ulaşılamadığı ve neden kimsenin bu durumu sorgulamadığı ise büyük bir soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.

'Beni Belki Zehirlerler' Endişesi ve Alınan Önlemler

Tanıklardan biri, Denizolgun'un ölümünden önce çevresindekilere Alihan ve Ayşe Gülderen hakkında kendisini öldüreceklerine dair endişelerini dile getirdiğini aktardı. Denizolgun'un, 'Beni belki de zehirlerler' şeklinde ifadeler kullandığı ve bu duyumları aldıktan sonra bazı önlemler almaya çalıştığı belirtildi. Bu önlemlerin başında ise Alihan Kuriş'i cemaatin dışına itme çabası yer alıyordu.

FETÖ Bağlantısı ve Kayıp Cep Telefonu Sırrı

Soruşturmada öne çıkan bir diğer önemli iddia ise, Alihan Kuriş'in FETÖ tarafından yönetildiği yönünde. Bir tanık, Kuriş'in biat etmediği takdirde cemaatin başından gideceğini bildiğini ve FETÖ ile yakın ilişkisi olduğunu belirtti. Kuriş'in, Denizolgun'un ölüm sürecinde de FETÖ ile bağlantılı olduğu ve FETÖ’nün Alihan’ın yanında olduğu ifade edildi. Elde edilen özel bir bilgiye göre ise, Denizolgun'a ait olduğu düşünülen cep telefonu ortada yok. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kayıp telefona ulaşma çabası sürerken, bu telefonun bulunmasının olayın sır perdesini aralayabileceği düşünülüyor. Şu ana kadar dinlenen 21 tanığın 5'i FETÖ bağlantısına işaret ederken, kayıp telefonun kimde olduğu ve nerede olduğu ise büyük bir muamma olmaya devam ediyor.