İmamoğlu Davasında Şoke Eden İfadeler: 'Eşim 160 Bin Lira İçin İntihar Etti, Tapu Yok!'
Ekrem İmamoğlu'nun da yargılandığı 'çıkar amaçlı suç örgütü' davasının 102. duruşmasında tanıklar çarpıcı iddialarda bulundu. Beylikdüzü Belediyesi'nde veznedar olarak çalışan bir tanığın eşinin intiharı ve belediye dönemindeki usulsüzlük iddiaları mahkemede yankılandı.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği Ekrem İmamoğlu'nun da sanıkları arasında yer aldığı 'çıkar amaçlı suç örgütü' davasının 102. duruşması tamamlandı. Duruşmada, bazı müşteki ifadelerinin ardından tanıkların dinlenilmesine geçildi. Salonda tansiyonun bir an olsun düşmediği duruşmada, tanıkların beyanları dikkatle dinlendi.
Tanık Beyanları Davaya Damga Vurdu: 'Eşim İntihar Etti, Tapu Yoktu!'
Duruşmada tanıklık yapan Arzu Uçar, Beylikdüzü Belediyesi'nde eşinin 23 yıl boyunca görev yaptığını belirterek, eşinin Ekrem İmamoğlu döneminde üzerine atılan bir suçlama nedeniyle intihar ettiğini söyledi. Uçar, intihar öncesinde iptal edilen bir makbuzun parası hakkında da şüphelerini dile getirerek, 'İptal edilen makbuzun parası ortada yoktu. Eşim o belediyede veznedar olarak çalışıyordu' dedi. Eşinin ölümü sonrası İmamoğlu ile görüştüğünü aktaran Uçar, Başkan'ın 'iş adamları bir araya gelmiş ve almış gibi gösterilir' şeklindeki açıklamasının kendisini şaşırttığını, hatta daire bakmalarının söylendiğini ifade etti. Uçar, 'Hani ben gerçekten birilerinden para toplayıp da bize bir daire tutulacak falan diye düşünüyordum. Eşim 160 bin lira yüzünden canından oldu, bize evin tapusu verilmedi. 23 senelik çalışma hayatı olan bir insana mobbing uygulandı' diyerek yaşadıklarını anlattı.
Milyonluk Teslimatlar ve Kültür AŞ Sinyali
Davada dinlenen bir diğer tanık Aydın Şahin ise, iş insanı Adem Kameroğlu tarafından yetkilendirildiğini ve bankadan 2 milyon liralık para çektiğini belirtti. Şahin, parayı Necati Özkan adlı kişiye teslim ettiğini ve Özkan'ın bu parayı kendi inşaatlarına 500 bin lira halinde 4 seferde yatırdığını kaydetti. Tanık Ekrem Reşat Tüzün ise, daha önce Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nden bedelsiz izin alabildiklerini ancak 2020'den sonra Kültür AŞ'ye ödeme yapmadan izin alamadıklarını söyledi. Tüzün, 'Bütün reklam şirketlerini çağırıyorlardı, yeni bir düzene gidiyoruz diye. Bizi de davet ettiler ve izni alabilmenin yolunun Kültür AŞ'ye ödeme yapmaktan geçtiğini ifade ettiler. Yani izinlerin alınması için Kültür AŞ'ye bir ödeme yapılması istendi ve bu ödemeler yapıldıktan sonra izinler gelmeye başladı' diyerek, izin süreçlerinde bir sistem değişikliği olduğunu ima etti.
İlaç Şirketinden 3.5 Milyon Dolar Teslimatı İddiası
Tanıklardan Cem Erdinç de, olay tarihinde bir ilaç şirketinde idari işler müdürü olarak görev yaptığını ve şirketin inşaat bölümüyle ilgili bir iskan probleminde Şişli Belediyesi'nden kaynaklanan bir sıkıntı yaşandığını belirtti. Genel müdürleriyle belediye başkan yardımcısının yanına gittiklerini ve görüşmelerin ardından sürecin takip edileceği bilgisini aldıklarını aktaran Erdinç, daha sonra genel müdürünün kendisini belediye başkan yardımcısının danışmanı Altan Ertürk ile buluşmak üzere Sarıyer'e yönlendirdiğini söyledi. Erdinç, 'Altan Bey'e bir emanet teslim edeceğimi söyledi. Daha sonra Altan Bey bana bir konum attı Sarıyer tarafından. Ben de ilgili meblağı verdiler ve o meblağı alıp götürüp Sarıyer'de Altan Bey'in bulunduğu yere teslim ettim' diye konuştu. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın 'Ne kadarlık bir paraydı teslim ettiğiniz?' sorusuna ise Erdinç, '3,5 milyon dolar. Büyük tek bir valizin içinde teslim ettim' yanıtını verdi.
Bir kısım tanığın ifadelerinin alınmasının ardından, mahkeme heyeti duruşmayı bir sonraki güne erteledi. Davada yeni tanıkların dinlenmesi ve delillerin değerlendirilmesi sürecek.