Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Ekonomi KÖŞE YAZISI 18.09.2026 18:35 26 okunma

İstanbul Havalimanı Pist Sefasına Hazır: Küresel Taht Yeniden Sallanıyor!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'na eklenen yeni pistin, kentin küresel hava trafiğindeki konumunu daha da güçlendireceğini duyurdu. Tarihi öneme sahip bu gelişme, havacılık sektöründe yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

İstanbul Havalimanı Pist Sefasına Hazır: Küresel Taht Yeniden Sallanıyor!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nda kritik bir gelişmeyi duyurarak, havacılık sektöründe adeta bir devrim niteliğinde olan yeni bir pistin hizmete girdiğini müjdeledi. Üç aktif pistiyle zaten önemli bir oyuncu olan havalimanı, bu yeni yatırımla birlikte küresel ölçekte rekabet gücünü bir üst seviyeye taşıyacak.

Yeni Pist İle Kapasite Artışı Hayal Değil

Bakan Uraloğlu'nun açıklamalarına göre, devreye alınan bu yeni pist, özellikle doğu-batı yönlü operasyonlar için stratejik bir öneme sahip. Bu gelişme, İstanbul Havalimanı'nın mevcut operasyonel verimliliğini artırırken, olası hava koşullarında dahi aksama yaşanmadan hizmet verme kabiliyetini de güçlendirecek. Uraloğlu, 'Yeni pistimiz, İstanbul'un küresel hava trafiğindeki iddiasını daha da yükseğe taşıyacak' diyerek bu projenin taşıdığı vizyonu net bir şekilde ortaya koydu. Bu adım, sadece mevcut kapasiteyi artırmakla kalmayıp, gelecekteki büyümeyi de destekleyecek bir altyapı oluşturuyor.

Küresel Havacılıkta İstanbul Rüzgarı

İstanbul Havalimanı, kısa sürede gösterdiği başarıyla dünya havacılığında kendine sağlam bir yer edinmişti. Yeni pistin eklenmesiyle birlikte, havalimanının dünya çapındaki destinasyonlara ulaşım kolaylığı ve yolcu taşıma kapasitesi artacak. Bu durum, Türkiye ekonomisi ve turizmi için de önemli fırsatlar yaratacak. Uçuş operasyonlarında yaşanacak hızlanma ve esneklik, hem havayolu şirketleri hem de yolcular için büyük bir avantaj sağlayacak. Havalimanının konumu, coğrafi avantajları ve teknolojik altyapısı göz önüne alındığında, yeni pistin uluslararası hava trafiği üzerindeki etkisi şimdiden merak konusu.

Sektörden İlk Yorumlar: Rekabet Artacak

Havacılık sektörü analistleri, yeni pistin devreye alınmasının rekabet ortamını kızıştıracağını öngörüyor. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu'daki büyük hub'lar ile olan rekabette İstanbul Havalimanı'nın elinin daha da güçleneceği belirtiliyor. Bu yatırımın, sadece yolcu trafiğini değil, aynı zamanda kargo taşımacılığını da olumlu etkilemesi bekleniyor. Bakan Uraloğlu'nun vurguladığı gibi, bu gelişme İstanbul'un küresel bir aktarma merkezi olma hedefini pekiştiriyor.

Geleceğe Yatırım: İstanbul Havalimanı’nın Rolü

İstanbul Havalimanı, kurulduğu günden bu yana büyük bir vizyonun ürünü olarak öne çıkıyor. Üçüncü pistin devreye alınması, bu vizyonun somut bir göstergesi. İlerleyen dönemlerde planlanan ek pistler ve tesislerle birlikte, havalimanının potansiyelinin çok daha fazlasının ortaya çıkacağı konuşuluyor. Bu tür stratejik yatırımlar, Türkiye'nin havacılık sektöründeki liderliğini pekiştirmesi ve uluslararası alanda rekabet gücünü artırması açısından büyük önem taşıyor. Yeni pistin getireceği operasyonel iyileşmeler, hava yolu şirketlerinin maliyetlerini düşürebilir ve daha fazla sefer düzenlemelerine olanak tanıyabilir.

Bakan Uraloğlu, sözlerini tamamlarken, bu önemli yatırımın ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi. Bu gelişme, havacılığın geleceğine yapılan sağlam bir yatırım olarak kayıtlara geçti.

Buse Aydın

Buse Aydın

Ekonomi & Finans Analisti

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 02.11.2026 22:05 1 okunma

Erdoğan'ın Adaylığı İçin Tarih Verdi: 16 Nisan 2028'de Seçim Vurgusu!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, CNN Türk'te katıldığı programda 2028 seçimleri için çarpıcı bir tarih önerisinde bulundu. Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin işleyişine dair önemli açıklamalarda bulunurken, Erdoğan'ın adaylığı için kritik bir zamanlamaya işaret etti.

Erdoğan'ın Adaylığı İçin Tarih Verdi: 16 Nisan 2028'de Seçim Vurgusu!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, katıldığı bir televizyon programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulunarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin işleyişine dair detayları paylaştı. Uçum, bu sistemde Cumhurbaşkanının hem icrai hem de istişari alanlarda kolektif çalışmalara hakim olmasının gerekliliğini vurguladı. Üst kademe yöneticilerin, Cumhurbaşkanının programının oluşturulması ve uygulanmasında kritik bir sorumluluk taşıdığına dikkat çeken Uçum, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin bakanlarla birlikte bu programın hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu belirtti.

Hukuk Politikaları Kurulu'nun Rolü ve Uçum'un Konumu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin önemli bir parçası olan Hukuk Politikaları Kurulu'ndaki görevine de değinen Mehmet Uçum, bu kurulun hukuk politikaları üretirken çift boyutlu bir süreci işlettiğini anlattı. Kurulun ürettiği politika taslaklarının öncelikle Cumhurbaşkanına arz edildiği ve uygun görülen unsurların Cumhurbaşkanının programının bir parçası haline geldiğini ifade etti. Ayrıca, kurulların kamuoyunu bilgilendirme görevine de sahip olduğunu belirten Uçum, Cumhurbaşkanının perspektifi ve programı çerçevesinde hukuk alanına ilişkin bilgilerin paylaşılmasının önemini vurguladı. Kendi açıklamalarını Cumhurbaşkanı Başdanışmanı veya Cumhurbaşkanı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan Vekili sıfatıyla yaptığını kaydeden Uçum, kişisel görüşlerin tartışılmasının ise konuşmaların sonuçlarını değerlendirecek kişilere ait olduğunu dile getirdi.

Seçim Tarihi İçin Tarihi Öneri: 16 Nisan 2028

Mehmet Uçum'un en dikkat çekici açıklamalarından biri ise seçim tarihine yönelik önerisi oldu. Daha önce de dile getirdiği gibi, seçimlerin 16 Nisan 2028 tarihinde yapılmasını tavsiye ettiğini tekrarlayan Uçum, bu tarihin tesadüfi olmadığını belirtti. 16 Nisan'ın, Türkiye'de Başkanlık Sistemine geçiş referandumunun yıl dönümü olduğunu hatırlatan Uçum, bu sembolik tarihin Meclis tarafından seçilmesi halinde anlamlı bir değer taşıyacağını söyledi. Uçum, bu önerisiyle seçimlerin Mart ya da Nisan gibi yakın bir tarihte yapılacağına dair net bir vurgu yapmak istediğini ifade etti. Bu önerinin sadece kişisel bir görüş olmadığını, aynı zamanda siyasi ve hukuki boyutları olan bir konuya işaret ettiğini belirtti.

Siyasi Partilerin Seçim İradesi ve Erdoğan'ın Adaylığı

Uçum, seçimlerin zamanlaması konusundaki siyasi iradeye de dikkat çekti. Meclis'teki siyasi partilerin, özellikle de birinci parti olan AK Parti ve MHP'nin, olağan seçime en yakın zamanda yapılması yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, kendisinin 16 Nisan önerisi sorulduğunda, “Cumhurbaşkanı Danışmanımızın söylediğiyle seçimlerin zamanında yapılması arasında saat farkı bile yoktur” şeklindeki sözlerine atıfta bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da seçimlerin 2028 Nisan'ında veya Mart'ında yapılacağı bir duruma “hayır diyemeyeceklerini” belirttiğini aktardı. Bu açıklamaların, siyasi partilerin genel olarak seçimlerin öne alınması yönünde bir irade ortaya koyduğuna işaret ettiğini savundu. Hatta DEM Parti'nin de bu konuda ısrarcı bir irade sergilemediğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Adaylığının Önemi

Uçum, en önemli noktalardan birinin de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir kez daha aday olmasının Türkiye'nin lehine olduğuna dair inançları olduğunu belirtti. 2024 Ekim ayından bu yana bu görüşü savunduğunu kaydeden Uçum, Cumhurbaşkanını bir ulusal değer ve milli servet olarak gördüğünü ifade etti. Hem birikimi, hem ilişki yönetimi becerisi hem de Türkiye'nin gelecek perspektifi açısından bu birikimden faydalanılması gerektiğini savundu. Ancak bunun için Cumhurbaşkanının, Anayasa'daki istisnai adaylık hakkını kullanarak son kez aday olması gerektiğini vurguladı. Bu durumun, seçimlerin 7 Mayıs 2028 tarihinden önce yapılması gerekliliğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Karar Mekanizması ve Hukuki Süreç

Seçimlerin yenilenmesi kararının Meclis'in yetkisinde olduğunu hatırlatan Uçum, bu konudaki en kritik noktanın, Cumhurbaşkanının adaylığının önünü kesecek bir siyaset izlenmemesi olduğunu söyledi. Demokratik rekabete inanan hiçbir partinin, Cumhurbaşkanının önünü kesmemesi gerektiğini savundu. Seçimlerin yenilenmesi kararına Meclis'teki yaklaşık 500 milletvekilinin destek verebileceğini öngördüğünü dile getirdi. Eğer seçimler Mart veya Nisan'a çekilirse, Cumhurbaşkanının aday olabildiğini ve bunun erken seçim değil, öne çekilmiş seçim olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu karar için 360 oya ihtiyaç duyulduğunu, AK Parti, MHP ve CHP'nin son açıklamalarıyla bu sayının 371'e ulaştığını kaydetti. Siyasi olarak Cumhurbaşkanının adaylığının kesinleştiğini ancak hukuki olarak Meclis'in bu kararı alması gerektiğini sözlerine ekledi. Uçum, tüm bu değerlendirmeler ışığında seçimlerin Mart veya Nisan aylarında yapılabileceği yönündeki öngörüsünü yineledi.

Gündem 02.11.2026 21:35 1 okunma

Osmaniye Sallandı! Kandilli ve AFAD Verileri Açıklıyor: Sumbas'ta Az Önce Ne Oldu?

Osmaniye'nin Sumbas ilçesi merkezli 4.2 büyüklüğündeki deprem, bölge halkını tedirgin etti. Kandilli ve AFAD verileriyle anlık gelişmeler...

Osmaniye Sallandı! Kandilli ve AFAD Verileri Açıklıyor: Sumbas'ta Az Önce Ne Oldu?

Osmaniye'de yaşayanlar dün akşam saatlerinde şiddetli bir sarsıntı ile güne uyandı. 02 Kasım 2026 Salı günü, saat 20:58'de merkez üssü Sumbas (Osmaniye) olan bir deprem meydana geldi. Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan ilk bilgilere göre, depremin büyüklüğü 4.2 olarak kaydedildi. Bu büyüklükteki bir deprem, özellikle sismik açıdan aktif bölgelerde hissedilir düzeyde olabilir ve bölge halkında kısa süreli bir paniğe neden olmuş olabilir.

Gündem 02.11.2026 21:05 3 okunma

Erdoğan'ın Adaylığı Kesinleşti mi? Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'dan Kritik Seçim Tarihi ve Anayasa Sinyali!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, CNN Türk'te yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin işleyişini ve 2028 seçimlerine dair önemli ipuçları verdi. Uçum'un açıklamaları, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası adaylığı ve seçim takvimiyle ilgili spekülasyonları alevlendirdi.

Erdoğan'ın Adaylığı Kesinleşti mi? Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'dan Kritik Seçim Tarihi ve Anayasa Sinyali!

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde Yeni Dönem Dinamikleri

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, katıldığı bir televizyon programında Türkiye'nin yönetim sistemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin temel işleyiş prensiplerine değinen Uçum, sistemin icrai ve istişare alanındaki kolektif çalışma mekanizmalarının önemine vurgu yaptı. Üst düzey yöneticilerin, Cumhurbaşkanının programının şekillenmesinde ve hayata geçirilmesinde taşıdığı sorumluluğun altını çizen Uçum, özellikle Kabine üyelerinin programın icra noktasında pratik çözümler üreten kilit aktörler olduğunu belirtti. Kurulların ise belirli mecralara yönelik politikalar geliştirmedeki rolüne dikkat çekti. Bu bağlamda Hukuk Politikaları Kurulu'nun faaliyetlerini örnek gösteren Uçum, üretilen politikaların taslaklarının Cumhurbaşkanlığı'na sunulduğunu ve uygun görülenlerin programın bir parçası haline geldiğini ifade etti. Kurulların aynı zamanda hukuk politikaları konusunda kamuoyunu bilgilendirme ve fikri tartışmalara katkıda bulunma gibi iki önemli görevi olduğunu sözlerine ekledi.

Erken Seçim İhtimali ve Erdoğan'ın Adaylığı: 16 Nisan Sinyali

Mehmet Uçum'un açıklamalarındaki en dikkat çekici bölümlerden biri, yaklaşan seçimler ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olası adaylığına yönelikti. Uçum, 16 Nisan 2028 tarihinin sembolik bir değer taşıyacağını belirterek, seçimlerin bu tarihe çekilmesi yönündeki bir kararın olası sonuçlarını değerlendirdi. Seçimlerin Mart ya da Nisan ayında yapılmasının büyük ölçüde netleştiği yönündeki iddialara açıklık getiren Uçum, 16 Nisan tarihinin spesifik bir anlamı olduğunu ima etti. Bu tarihin, Başkanlık sistemine geçişin ve referandumun 11. yıl dönümüne denk gelmesi dikkatlerden kaçmadı. Uçum, bu seçimin siyasi, hukuki ve karar alma boyutları olan çok yönlü bir konu olduğunu vurguladı. Siyasi partilerin Meclis iradesini oluşturduğunu hatırlatan Uçum, seçimlerin olağan tarihinden önce yapılmasında güçlü bir eğilim gözlemlediğini dile getirdi. En önemlisi olarak ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir kez daha aday olmasının Türkiye'nin lehine olacağı yönündeki **iddialarını tekrarladı**. Bu durumun 2024 Ekim ayından beri gündemlerinde olduğunu belirtti.

Anayasal Adaylık ve Meclis'in Rolü

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, mevcut anayasal düzenlemeler çerçevesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylık sürecini de detaylandırdı. Anayasada yer alan istisnai adaylık hakkından yararlanarak yeniden aday olabileceğini belirten Uçum, nihai kararın yine Cumhurbaşkanının kendisinde olduğunu vurguladı. Eğer Meclis seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa, görevdeki Cumhurbaşkanının son kez istisnai olarak aday olabileceği bilgisini paylaştı. Seçimlerin olağan takviminin 7 Mayıs 2028 olduğunu hatırlatan Uçum, bu tarihi Mart veya Nisan'a çekmenin bir erken seçim değil, öne çekilmiş seçim niteliği taşıdığını ifade etti. Meclis'te seçimlerin yenilenmesi kararı için gerekli olan 360 oy sayısına ulaşıldığını, AK Parti, MHP ve CHP'nin son açıklamalarıyla bu sayının 371'e çıktığını belirtti. Özellikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarına atıfta bulunan Uçum, Cumhurbaşkanının adaylığını engelleyecek bir siyasetin savunulamaz olduğunu savundu. Erdoğan'ın 25 yıldır sandıkta yenilmek istendiğini öne süren Uçum, bunun Cumhurbaşkanı olmasından değil, aday olmasından kaynaklandığını söyledi. Seçimlerin yenilenmesi kararının gündeme gelmesi halinde 500 milletvekilinin destek vereceğine inandığını belirten Uçum, 'hayır' demenin Erdoğan karşıtlığı anlamına geleceğini ve bu durumda sandıkta yarışılması gerektiğini savundu. Bu çerçevede, siyasi olarak Cumhurbaşkanının adaylığının kesinleştiğini ancak hukuki sürecin tamamlanması için Meclis'in karar almasının gerektiğini sözlerine ekledi.

Yeni Anayasa Tartışmaları ve Hukuki Süreç

Mehmet Uçum, konuşmasında yeni anayasa yapımı konusuna da değindi. Mevcut Meclis'in yeni bir anayasa yapma potansiyeline sahip olduğuna inandığını belirten Uçum, terörle mücadele sürecinde Meclis'in gösterdiği performansı olağanüstü olarak nitelendirdi. Kendi kişisel ajandası olmadığını ve kişisel görüşlerini açıklamadığını vurgulayan Uçum, 16 Nisan tarihinin kendi kişisel önerisi olduğunu ve AK Partili yöneticilerin kendisini Meclis'in yerine karar veriyormuş gibi algılamadığını ifade etti. Nihayetinde kararın Meclis'in yetkisinde olduğunu yineledi. Türkiye'de görevdeki Cumhurbaşkanının iki kez görev yapabileceği kuralını hatırlatan Uçum, istisnai adaylıkla üçüncü kez seçime girebileceğini ve bunun son adaylığı olacağını belirtti. Seçimlerin yenilenmesi kararının 7 Mayıs 2028'den önce Meclis tarafından alınması gerektiğini ve bu kararın ardından 60 günü izleyen ilk pazar günü seçimlerin yapılacağını sözlerine ekledi. Bu durum, Mart veya Nisan aylarında yapılacak olası bir seçimle birlikte 16 Nisan tarihinin hem sembolik hem de hukuki açıdan önemini artırıyor.

Gündem 02.11.2026 20:35 5 okunma

Akdeniz Derinliklerinden Sarsıcı Haber: 5.1'lik Dalga Kıyıya Ulaştı mı? İşte Datça Açıkları Dikkat Çekti!

Akdeniz'de 5.1 büyüklüğünde meydana gelen deprem, bölgede paniğe yol açtı. Muğla'nın Datça ilçesine yakın bir noktada gerçekleşen sarsıntının detayları ve olası etkileri merak konusu oldu.

Akdeniz Derinliklerinden Sarsıcı Haber: 5.1'lik Dalga Kıyıya Ulaştı mı? İşte Datça Açıkları Dikkat Çekti!

Türkiye'nin batı kıyılarını çevreleyen Akdeniz'de gece saatlerinde hissedilen önemli bir sarsıntı kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından duyurulan verilere göre, merkez üssü Akdeniz olan bir deprem meydana geldi. Bu sarsıntı, özellikle kıyı şeridindeki yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlar arasında anlık bir endişe dalgasına neden oldu.

Akdeniz Sallandı: 5.1'lik Depremin Detayları Ortaya Çıktı

AFAD'ın paylaştığı resmi bilgilere göre, saat 19.49'u biraz geçerken gerçekleşen depremin büyüklüğü tam olarak 5.1 Mw olarak ölçüldü. Yerin oldukça sığ sayılabilecek 9,07 kilometre derinliğinde meydana gelen bu sarsıntı, enerjisini yüzeye daha etkili bir şekilde yayabilme potansiyeli taşıyor. Depremin merkez üssünün, Muğla'nın turistik ve doğal güzellikleriyle bilinen Datça ilçesine yaklaşık 253,19 kilometre mesafede olması, sarsıntının hissedilme şiddeti açısından önem taşıyor. Bu mesafe, depremin doğrudan ana karada yıkıcı bir etki yaratma olasılığını düşürse de, denizdeki etkileri ve kıyı bölgelerindeki potansiyel yankıları merak ediliyor.

Deprem Bilimcileri Ne Diyor? Bölgedeki Riskler Göz Ardı Edilmemeli

Akdeniz, jeolojik olarak oldukça aktif bir bölgede yer alıyor. Özellikle Afrika ve Avrasya levhalarının etkileşiminin yoğun yaşandığı bu kuşakta, zaman zaman büyüklü küçüklü depremler meydana gelmesi bekleniyor. Uzmanlar, Akdeniz'deki bu tür sarsıntıların, bölgedeki fay hatlarının hareketliliği hakkında önemli ipuçları verdiğini belirtiyor. Datça ve çevresinin yer aldığı bölge, geçmişte de farklı büyüklüklerde depremlere sahne olmuştur. Bu nedenle, AFAD'ın açıkladığı 5.1'lik deprem, bölgedeki sismik aktivitenin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Kıyı şeridinde yaşayan vatandaşların, deprem sonrası olası artçı sarsıntılara karşı hazırlıklı olmaları ve AFAD'ın yönlendirmelerini dikkatle takip etmeleri büyük önem taşıyor.

Denizde Meydana Gelen Sarsıntıların Olası Etkileri

Deniz tabanında meydana gelen depremlerin, karada hissedilen depremlerden farklı etkileri olabiliyor. 5.1 gibi orta büyüklükteki bir depremin denizdeki tsunami riski genellikle düşük olsa da, sismik dalgaların deniz suyu üzerinde yarattığı değişimler ve kıyıya ulaşan etkiler yakından takip edilmeli. Yetkililer, herhangi bir olumsuz duruma karşı hazırlıklı olduklarını ve bölgedeki durumu sürekli olarak izlediklerini bildirdiler. Bu tür doğal olaylar, aynı zamanda bölgedeki yapıların depreme dayanıklılığı ve acil durum planlarının ne kadar etkin olduğu gibi konuları da yeniden gündeme getiriyor.

Akdeniz'deki bu sarsıntı, Türkiye'nin deprem gerçeğini bir kez daha hatırlatırken, hem bilim insanlarının hem de vatandaşların sürekli uyanık olması gerektiğini gösteriyor. Gelecekteki olası sismik hareketliliklere karşı alınacak önlemler ve halkın bilinçlendirilmesi, can ve mal kaybının en aza indirilmesi açısından hayati önem taşıyor. Depremin ardından bölgede herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı bilgisi, şimdilik yüreklere su serpse de, uzmanlar önümüzdeki günlerde yaşanabilecek olası artçı sarsıntılara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.

Gündem 02.11.2026 20:05 5 okunma

İstanbul'da Büyük Kreş Hamlesi: Bakan Göktaş'tan 100 Yeni Yuva Müjdesi!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul'da başlatılacak 100 kreş projesini duyurdu. Tuzla'da yeni bir gündüz bakımevinin açılışına katılan Bakan Göktaş, erken çocukluk eğitiminin önemine dikkat çekerek, bu alanda yeni düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirtti.

İstanbul'da Büyük Kreş Hamlesi: Bakan Göktaş'tan 100 Yeni Yuva Müjdesi!

Geleceğin Mimarları İçin Dev Adımlar: İstanbul 100 Yeni Kreşe Kavuşuyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, önemli bir dizi ziyaret ve açılış için bulunduğu İstanbul'da, kent için müjde niteliğinde bir gelişmeyi duyurdu. Tuzla'da temaslarda bulunan Bakan Göktaş, AK Parti İlçe Başkanlığı ve Tuzla Belediye Başkanlığı'nı ziyaret ederek yerel yönetimlerle bir araya geldi. Bu ziyaretler sırasında Bakan Göktaş'ın doğum günü de kutlandı. Ardından, Şehit Burak Perçin'in ailesine taziye ziyaretinde bulunan Bakan, günün en anlamlı programlarından biri olan Tuzla Belediyesi Eczacı Melahat Oğuzbeyi Gündüz Bakımevi'nin açılış törenine katıldı.

Açılış törenine katılan isimler arasında İstanbul Valisi Davut Gül, Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl ve çok sayıda davetli yer aldı. Bu anlamlı günde, Bakan Göktaş, erken çocukluk eğitiminin bir toplumun geleceği için taşıdığı stratejik öneme vurgu yaptı.

'Erken Çocukluk, Bir Bakım Değil, Gelecek Meselesidir'

Törende yaptığı konuşmada Bakan Göktaş, Tuzla'da açılan bakanlık onaylı ilk gündüz bakımevinin altını çizerek, bu merkezin çocukların sevgiyle, merakla büyüyeceği bir ortam sunacağını belirtti. Ailelerin de çocuklarını güvenle emanet edebileceği bu tür kurumların önemine değinen Bakan, çocukluğun insanın tüm hayatına yön veren bir dönem olduğunu vurguladı. İlk kelimelerin, ilk adımların, ilk arkadaşlıkların bu erken yaşlarda filizlendiğini, kendine güvenin, öğrenme merakının ve paylaşma duygusunun bu yıllarda şekillendiğini ifade eden Göktaş, bilimsel verilerin de bu dönemin önemini doğruladığını söyledi. Bakan Göktaş, “Erken yaşta verilen her emeğin karşılığı bir ömür boyu devam eder. Bu yüzden biz erken çocukluğu bir bakım meselesi olarak görmüyoruz. Erken çocukluk aslında bir gelecek meselesidir” diyerek sözlerini tamamladı.

Yeni Yönetmeliklerle Standartlar Yükseliyor

Bakan Göktaş, bu vizyonla 27 Haziran'da atılan önemli bir adıma da dikkat çekti. Kamuda ve belediyeler bünyesinde açılan kreş ve gündüz bakımevlerinin ilk defa müstakil bir yönetmelikle düzenlendiğini hatırlatan Bakan, bu düzenlemenin temel önceliğinin çocukların güvenli ve sağlıklı ortamlarda büyümesi olduğunu belirtti. Kamuda, özelde veya belediyede açılan tüm kurumlar için aynı standartların, aynı özenin, aynı denetimin ve aynı güvencenin geçerli olacağını vurguladı. Bu düzenlemenin, ülke genelinde başlatılan kreş seferberliğinin en güçlü adımlarından biri olduğunu söyledi. Bakanlık olarak, bu kuruluşların açılışından işleyişine kadar her aşamada rehberlik ettiklerini ve süreci yakından takip ettiklerini belirten Göktaş, şu anda 25 ilde 345 belediye kreşi ve gündüz bakımevinin başvuru ve inceleme sürecinin devam ettiğini dile getirdi. Tuzla Belediyesi'nin yeni düzenlemenin ardından ilk ruhsatlı bakımevini açan kurumlardan biri olmasının, ilçenin çocuklarına verdiği değeri gösterdiğini sözlerine ekledi.

İstanbul'da 100 Kreş Hedefi ve Belediyelerin Rolü

İstanbul Valisi Davut Gül ise yaptığı konuşmada, açılışı yapılan bu anlamlı etkinliğe katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Vali Gül, Sayın Cumhurbaşkanı'nın destekleri ve Sayın Bakan'ın öncülüğünde İstanbul'da toplam 100 kreş projesinin hayata geçirileceğini müjdeledi. Bu projelerin bir kısmının başladığını, bir kısmının ise kısa süre içinde başlayacağını belirtti. Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl'ün hedeflerini dinlerken duyduğu mutluluğu ifade eden Vali Gül, hem devletin hem de belediyelerin bu alandaki çalışmalarının şehirlerin gelişimine katkı sağladığını söyledi.

Tuzla Belediyesi'nden Örnek Bir Adım: 160 Kapasiteli Ruhsatlı Bakımevi

Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, Tuzla Belediyesi'nin ilk çocuk gündüz bakımevini açmaktan gurur duyduklarını ifade etti. Mevzuat değişikliğiyle kreş ve gündüz bakımevlerinin ruhsatlandırılması gerekliliğini memnuniyetle karşıladıklarını belirten Bingöl, bu adımı destekleyerek ilk ruhsatlı bakımevini faaliyete geçirdiklerini söyledi. Tesiste 160 öğrenci kapasitesi bulunduğunu, geniş bir oyun parkı ve bahçeye sahip olduğunu aktardı. Çocuklara üç öğün yemek hizmeti sunulduğunu ve gün boyunca kaliteli bir bakım sağlandığını belirtti. Özellikle çalışan anneler için esnek giriş-çıkış saatleri gibi imkanların da sunulduğunu vurguladı. Yemeklerin diyetisyenler tarafından kalori hesaplamalarına göre hazırlandığını ve çocukların yaş gruplarına uygun beslenme ihtiyaçlarının titizlikle gözetildiğini ekledi. Bu projenin, Tuzlalı çocukların ve ailelerin hizmetine sunulan çok güzel bir alan olduğunu sözlerine ekledi.