Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Teknoloji KÖŞE YAZISI 08.07.2026 00:05 9 okunma

Mazda Sürücüleri Şokta! Fiziksel Tuşları Tamamen Kaldırdılar: 'Daha Güvenli' Savunması Yetti Mi?

Mazda'nın yeni nesil araçlarında fiziksel düğmeleri tamamen kaldırarak dokunmatik ekranlara geçiş kararı, otomotiv dünyasında büyük yankı uyandırdı. Şirket, bu radikal değişimin 'daha güvenli' olduğunu savunuyor.

Mazda Sürücüleri Şokta! Fiziksel Tuşları Tamamen Kaldırdılar: 'Daha Güvenli' Savunması Yetti Mi?

Otomotiv sektöründe ezber bozan bir gelişme yaşanıyor. Uzun yıllardır kokpitlerinde fiziksel butonlara ve dairesel kontrol mekanizmalarına yer vererek sürüş güvenliğini önceliklendiren Japon devi Mazda, yeni nesil araç tasarımlarında köklü bir değişikliğe gidiyor. Bu kararın ardından otomotiv dünyasında ciddi bir tartışma alevlendi.

Mazda'dan Dijital Panele Tam Geçiş: Neden Fiziksel Butonlar Devreden Çıkıyor?

Mazda'nın üst düzey yöneticilerinden gelen son açıklamalar, markanın gelecekteki araçlarında geleneksel fiziksel butonlara yer vermeyeceğini net bir şekilde ortaya koydu. 2026 model Mazda CX-5 ile birlikte tanıtılan bu yeni tasarım felsefesi, konsola entegre edilen devasa yatay bir dijital ekranla hayata geçiriliyor. Ses ayarlarından klima kontrollerine kadar pek çok işlevin artık dokunmatik ekran üzerinden yönetileceği belirtiliyor. Bu hamle, sektördeki genel eğilimlere tam olarak zıt bir duruş sergiliyor.

'Gözü Yoldan Ayırmak Daha Tehlikeli' Savunması

Mazda yöneticisi Yamaguchi, geleneksel kokpit tasarımlarında bulunan çok sayıda fiziksel düğmenin aslında sanılanın aksine sürüş güvenliğini tehlikeye attığını ileri sürüyor. Yamaguchi, “Sürücüler, birçok benzer tuş arasından istediklerini bulmak için aşağıya bakmak zorunda kalıyor. Bu durum, özellikle hızla değişen trafik koşullarında ciddi bir dikkat dağınıklığına yol açabiliyor” diyerek, kontrollerin tek bir dijital ekranda toplanmasının bu riski en aza indirdiğini savunuyor. Bu yeni yaklaşımın, sürüş deneyimini daha sezgisel ve dolayısıyla daha güvenli hale getireceğini iddia ediyorlar.

Sektör İkiye Bölündü: Güvenlik Mi, Alışkanlıklar Mı?

Otomotiv sektöründe bazı markalar, sürücülerin konforu ve alışkanlıkları gereği kaldırdıkları fiziksel butonları güvenlik endişeleriyle yeniden araçlarına entegre etme eğilimindeyken, Mazda'nın bu radikal adımı şiddetli tartışmalara yol açtı. Kimileri Mazda'nın bu hamlesini cesur bir yenilik olarak görürken, kimileri ise sürücülerin fiziksel butonlara olan güvenini ve kullanım kolaylığını göz ardı ettiğini düşünüyor. Özellikle uzun yıllardır Mazda kullanan sadık müşteri kitlesinin bu duruma nasıl tepki vereceği merak konusu.

Kullanıcı Geri Bildirimlerine Açık Kapı

Mazda yönetimi, bu köklü tasarım değişikliğinin temelinde yatan nedenlerden birinin de yapılan pazar araştırmaları olduğunu belirtiyor. Tüketicilerin büyük bir kısmının araçlarında daha modern ve entegre dijital ekranlar görmek istediği yönünde bulgulara ulaşıldığı ifade ediliyor. Ancak marka, kullanıcı geri bildirimlerinin de önemini vurguluyor. Kuzey Amerika operasyonlarından yapılan açıklamalarda, “Eğer pratik kullanımda ciddi şikayetler veya olumsuz geri bildirimler alırsak, gelecekte fiziksel butonları kokpite yeniden dahil etme fikrine tamamen açığız” denildi. Bu ifade, Mazda'nın kullanıcı memnuniyetine verdiği önemi de gösteriyor.

187 beygir gücündeki yeni CX-5 ile başlayan bu büyük tasarım dönüşümünün, markanın küresel satış performansını ve müşteri memnuniyetini nasıl etkileyeceği ise önümüzdeki dönemde netlik kazanacak. Bu durum, otomotiv sektöründeki dijitalleşme ve kullanıcı deneyimi arasındaki denge arayışının ne kadar karmaşık bir süreç olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Ceren Güneş

Ceren Güneş

Teknoloji & Gelecek Vizyonu

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 22.08.2026 03:05 0 okunma

NATO'nun Savunma Kalkanı Genişliyor: İtalya'dan Konya'ya Kritik Hava Savunma Sistemi Yerleşimi!

Milli Savunma Bakanlığı, NATO'nun hava savunma kapasitesini artırmak amacıyla İtalya'ya ait SAMP-T hava savunma sisteminin Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'na konuşlandırılacağını duyurdu. Bu adım, bölgesel güvenliğe önemli bir katkı sağlayacak.

NATO'nun Savunma Kalkanı Genişliyor: İtalya'dan Konya'ya Kritik Hava Savunma Sistemi Yerleşimi!

Türkiye'nin stratejik konumu ve NATO içindeki önemi bir kez daha gözler önüne serildi. Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) yapılan son dakika açıklamasına göre, İtalya'ya ait gelişmiş bir hava savunma sistemi, Türkiye topraklarına yerleştirilecek. Bu hamle, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) kolektif savunma planları çerçevesinde, ittifakın hava savunma yeteneklerini önemli ölçüde güçlendirmeyi hedefliyor.

Konya'ya Kritik Destek: SAMP-T'ler Devrede

Bakanlığın resmi bildiriminde yer alan detaylara göre, İtalya'nın en modern hava savunma sistemlerinden biri olan SAMP-T (Sol-Air Missile Type) bataryaları, Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde görev yapacak. Bu konuşlandırma, NATO'nun Daimi Savunma Planı'nın bir parçası olarak gerçekleştiriliyor ve mevcut bölgesel güvenlik ortamında caydırıcılığı artırması bekleniyor. SAMP-T sistemlerinin, özellikle balistik füzeler, seyir füzeleri ve gelişmiş hava araçlarına karşı üstün koruma sağlama kapasitesi biliniyor.

Bölgesel Güvenlik ve NATO İşbirliği Vurgusu

Bu stratejik yerleştirme, Türkiye'nin NATO içindeki kilit rolünü ve ittifakın doğu kanadının güvenliğine sağladığı katkıyı pekiştiriyor. MSB'nin açıklamasında, bu tür işbirliklerinin müttefik hava savunmasının güçlendirilmesi amacıyla yapıldığı özellikle vurgulandı. SAMP-T sistemlerinin Konya'ya intikali, hem Türkiye'nin kendi hava sahasının bütünlüğünü koruma yeteneğini artıracak hem de NATO'nun genel savunma stratejisine entegre bir unsur olarak öne çıkacak. Uzmanlar, bu gelişmenin, bölgesel istikrarın korunması ve olası tehditlere karşı hızlı ve etkili müdahale kabiliyetinin artırılması açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.

SAMP-T Sistemi Nedir? Teknolojik Üstünlük Neler Sunuyor?

İtalyan ve Fransız işbirliğiyle geliştirilen SAMP-T, özellikle hassas hedefleme ve geniş alan kapsama yeteneğiyle dikkat çekiyor. Sistem, gelişmiş radarları sayesinde aynı anda birden fazla hedefi takip edebiliyor ve füze savunma konusunda önemli bir kabiliyete sahip. Bu teknolojik üstünlük, karmaşık hava tehditlerine karşı dahi etkili bir savunma hattı oluşturulmasını sağlıyor. 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'nın stratejik konumu, bu sistemin sadece Konya'yı değil, geniş bir coğrafyayı da kapsayacak şekilde etkin kullanılmasına olanak tanıyacak.

Türkiye'nin Hava Savunmasındaki Rolü ve Gelecek Perspektifleri

Türkiye, son yıllarda hava ve füze savunma sistemleri konusundaki milli ve uluslararası işbirliklerini artırarak bu alandaki yeteneklerini sürekli geliştiriyor. SAMP-T sistemlerinin geçici olarak konuşlandırılması, aynı zamanda gelecekteki olası uzun vadeli savunma işbirliği modellerinin de önünü açabilir. Bu tür adımlar, hem Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesini güçlendirirken hem de NATO'nun toplu savunma doktrininin somut bir uygulamasını teşkil ediyor. Önümüzdeki dönemde, bu sistemin entegrasyon süreci ve operasyonel etkinliği yakından takip edilecek.

Gündem 22.08.2026 02:35 0 okunma

Fidan'dan Moskova'da Kritik Görüşmeler: Putin'in Kilit İsimleriyle Buluştu, Masada Neler Konuşuldu?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova'daki temasları çerçevesinde Rusya Devlet Başkanı Putin'in üst düzey danışmanları Vladimir Medinskiy ve Igor Levitin ile bir araya geldi. Görüşmelerde bölgesel gelişmeler ve ikili ilişkilerin ele alındığı bildirildi.

Fidan'dan Moskova'da Kritik Görüşmeler: Putin'in Kilit İsimleriyle Buluştu, Masada Neler Konuşuldu?

Ankara-Moskova Hattında Kritik Temaslar: Bakan Fidan'dan Devre Tatbikatı

Türkiye'nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Federasyonu'nun başkenti Moskova'da temaslarını sürdürüyor. Bölgesel dinamiklerin ve uluslararası ilişkilerin en yoğun şekilde masaya yatırıldığı bu diplomatik süreçte, Bakan Fidan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yakın çevresindeki önemli isimlerle gerçekleştirdiği görüşmeler büyük dikkat çekiyor. Ankara'nın, Moskova ile stratejik diyalog kanallarını açık tutma ve mevcut jeopolitik gelişmeler ışığında ortak zemin arayışını pekiştirme çabaları, bu temaslarla bir kez daha gözler önüne serildi.

Putin'in Danışmanlarıyla Masaya Yatırılan Önemli Konular

Bakan Fidan'ın Moskova programı, yüksek seviyeli diplomatik görüşmelerle dolu geçti. Görüşmelerin ilk durağında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Özel Temsilcisi ve Kültür Politikaları Danışmanı Vladimir Medinskiy yer aldı. Medinskiy, Rusya'nın dış politika ve kültürel diplomasi alanlarındaki kilit isimlerinden biri olarak biliniyor. Bu buluşmada, iki ülke arasındaki kültürel iş birliği potansiyelinin yanı sıra, başta Ukrayna krizi olmak üzere bölgesel güvenlik meseleleri ve stratejik öneme sahip uluslararası konuların değerlendirildiği tahmin ediliyor. Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve bölgedeki istikrarın sağlanması yönündeki gayretlerinin de bu görüşmede gündeme gelmiş olması muhtemel.

Ardından Bakan Fidan, Putin'in Ulaştırma Danışmanı Igor Levitin ile de bir araya geldi. Levitin'in danışmanlık rolü, özellikle lojistik, enerji ve ulaşım projeleri gibi Türkiye için de hayati önem taşıyan alanlarda Rusya'nın stratejilerini şekillendirmesi açısından öne çıkıyor. Bu görüşmede, Karadeniz üzerinden ticaretin canlandırılması, enerji nakil hatlarının güvenliği ve bölgesel altyapı projeleri gibi konuların ele alındığı düşünülüyor. Türkiye-Rusya ekonomik ve ticari ilişkilerinin geliştirilmesi, aynı zamanda mevcut yaptırımlar ve küresel ekonomik dalgalanmaların bu ilişkilere etkileri de masada konuşulan başlıklar arasında yer almış olabilir.

Diplomatik Hareketliliğin Ardındaki Stratejik Anlam

Bakan Fidan'ın bu düzeydeki görüşmeleri, küresel ve bölgesel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, Türkiye'nin dengeli dış politika stratejisinin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Moskova'daki temaslar, yalnızca ikili ilişkilerin mevcut durumunu değerlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda önümüzdeki süreçte atılması planlanan adımlara dair önemli sinyaller taşıyor. Özellikle Rusya ile olan hassas denge politikası ve Türkiye'nin bölgesel aktörlerle kurduğu çok boyutlu ilişkiler çerçevesinde, bu görüşmelerin sonuçlarının önümüzdeki dönemde uluslararası alanda yankı bulması bekleniyor. Bakan Fidan'ın bu yoğun temas trafiği, aynı zamanda Türkiye'nin önümüzdeki dönemde küresel sahnede daha etkin bir rol üstlenme arzusunu da pekiştiriyor.

Gelecek Perspektifi ve Olası Gelişmeler

Yapılan görüşmelerin somut sonuçları henüz kamuoyu ile paylaşılmasa da, bu diplomatik temasların her iki ülke açısından da stratejik öneme sahip konuları ele alma fırsatı sunduğu açık. Rusya ile olan ilişkilerin mevcut karmaşıklığı göz önüne alındığında, Bakan Fidan'ın Moskova temaslarının, ilerleyen dönemlerdeki ikili müzakereler ve bölgesel gelişmeler üzerinde belirleyici bir etki yaratabileceği öngörülüyor. Bu temasların, bölgesel barış ve istikrarın tesisi yönünde atılacak adımlar için de bir zemin hazırladığı ifade ediliyor.

Spor 22.08.2026 01:35 2 okunma

Trabzonspor'da Dev Kadro Operasyonu! Ayrılık Kapıya Dayandı: 3 Yıldızla Yollar Ayrılıyor!

Trabzonspor'da yeni sezon öncesi önemli bir ayrılık rüzgarı esiyor. Geçtiğimiz sezonu kiralık geçiren 3 yabancı oyuncu için yönetim net bir karar aldı. Bonservis geliri hedefleyen bordo-mavililer, oyuncularla da yolların ayrılması için temasları sıklaştırdı.

Trabzonspor'da Dev Kadro Operasyonu! Ayrılık Kapıya Dayandı: 3 Yıldızla Yollar Ayrılıyor!

Geride bıraktığımız sezonu farklı kulüplerde kiralık olarak geçiren Denis Draguş, Batista Mendy ve John Lundstram'ın geleceği Trabzonspor'da netleşiyor. Yeni sezon hazırlık kampına katılan ancak teknik direktörün planlamasında yer almadığı belirtilen bu üç oyuncu için yönetim, bonservis geliri elde etme hedefiyle hareket ediyor. Kulüplerle yapılan ön görüşmelerin olumlu ilerlediği ve oyuncuların da kendi kariyerleri için farklı takımlarla temas halinde olduğu gelen bilgiler arasında.

Kadroya Yeni Bir Soluk: Yabancı Sınırı ve Stratejik Ayrılıklar

Türkiye Futbol Federasyonu'nun getirdiği yeni yabancı oyuncu kuralı, Trabzonspor yönetiminin transfer stratejisinde önemli bir rol oynuyor. Mevcut yabancı kontenjanında yer açmak ve daha dinamik bir kadro oluşturmak isteyen bordo-mavililer, Draguş, Mendy ve Lundstram'ın ayrılıklarını kısa süre içerisinde tamamlamayı hedefliyor. Bu durum, hem ekonomik olarak kulübe katkı sağlamayı hem de teknik ekibin daha nokta atışı transferler yapabilmesi için alan açmayı amaçlıyor. Özellikle Süper Lig'in rekabetçi yapısında, doğru yabancı oyuncu profili oluşturmak büyük önem taşıyor.

Transfer Görüşmeleri Hız Kazanıyor: Kampta Ayrılık Sinyali

Kamp çalışmalarına aktif olarak katılan oyuncular, antrenmanlarda gösterdikleri performansla dikkat çekse de, gelecekleri belirsizliğini koruyor. Ancak alınan kararlar doğrultusunda, bu üç futbolcunun yeni sezon başlamadan takımdan ayrılması bekleniyor. Yönetim cephesinden gelen açıklamalara göre, transfer görüşmelerinin önümüzdeki günlerde daha da hızlanması öngörülüyor. Gelen tekliflerin titizlikle değerlendirileceği ve her üç oyuncunun da mevcut kamp dönemi sona ermeden yeni takımlarıyla anlaşmalarını tamamlamasının hedeflendiği ifade ediliyor. Bu süreç, bordo-mavili kulübün gelecek sezonki yapılanmasına dair önemli ipuçları veriyor.

Gelecek Planlaması ve Beklentiler

Trabzonspor'un bu stratejik hamlesi, takımın hem mali dengesini koruması hem de sportif başarıyı hedefleyen daha güçlü bir kadro kurması açısından kritik görünüyor. Draguş, Mendy ve Lundstram gibi isimlerin ayrılığıyla elde edilecek fonun, takımın ihtiyaç duyduğu bölgelere yapılacak kaliteli transferler için kullanılacağı tahmin ediliyor. Taraftarlar da bu süreçte yapılacak hamlelerle takıma taze kan gelmesini ve gelecek sezonda daha iddialı bir Trabzonspor izlemeyi umuyor. Transfer piyasasındaki hareketlilik ve kulüpler arasındaki temasların sıklaşması, bu ayrılıkların yakın zamanda netlik kazanacağının sinyallerini veriyor.

Gündem 22.08.2026 00:35 3 okunma

Konya Hattına Kritik Hamle! NATO'nun Süper Silahı 'SAMP-T' Geliyor: Türkiye'nin Savunmasına Dev Destek

Milli Savunma Bakanlığı, NATO'nun Savunma Planı kapsamında İtalya'ya ait gelişmiş SAMP-T hava savunma sisteminin Türkiye'nin stratejik öneme sahip Konya kentindeki hava üssüne konuşlandırılacağını duyurdu. Bu adım, bölgesel güvenlik endişeleri ve artan tehditler karşısında Türkiye'nin hava savunma kapasitesini önemli ölçüde güçlendirecek.

Konya Hattına Kritik Hamle! NATO'nun Süper Silahı 'SAMP-T' Geliyor: Türkiye'nin Savunmasına Dev Destek

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından yapılan resmi açıklamada, NATO'nun hava savunma kabiliyetlerini artırmaya yönelik stratejik adımlarından birinin daha hayata geçirildiği duyuruldu. Bu kapsamda, İtalya'ya ait ileri teknoloji ürünü bir SAMP-T hava savunma sistemi, Türkiye'nin güvenliğinde kritik bir rol üstlenmesi beklenen Konya'ya konuşlandırılacak. Bu gelişme, özellikle son dönemde artan bölgesel gerilimler ve karmaşık tehdit ortamı göz önüne alındığında, Türkiye'nin hava savunma ağını güçlendirme kararlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

NATO'nun Güçlü Kalkanı Konya'ya Yerleşiyor

Bakanlığın açıklamasında, NATO Daimi Savunma Planı çerçevesinde, ittifakın hava savunmasının takviye edilmesi amacıyla İtalyan yapımı bir adet SAMP-T füze savunma sisteminin konuşlandırılacağı belirtildi. Sistem, Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'nda konuşlanacak. Bu üssün seçilmesi, hem stratejik konumu hem de NATO görevleri ve uluslararası tatbikatlardaki etkin rolü nedeniyle büyük önem taşıyor. Samp-T bataryasının buraya entegre edilmesi, Türkiye'nin hava sahasının korunmasına yönelik kapasitesini çok yönlü olarak artıracak.

SAMP-T: Geleceğin Füze Tehditlerine Karşı Kalkan

Fransa ve İtalya'nın ortaklığında geliştirilen SAMP-T, modern savaş alanlarının en zorlu tehditlerine karşı mücadele etmek üzere tasarlanmış son teknoloji bir kara konuşlu hava ve füze savunma sistemidir. Bu gelişmiş sistem, sadece savaş uçakları ve insansız hava araçlarına (İHA) karşı değil, aynı zamanda seyir füzeleri ve hatta balistik füzelerin belirli türlerine karşı da etkili savunma sağlama yeteneğine sahip. SAMP-T'nin radar ve komuta kontrol sistemleriyle entegre çalışabilme kabiliyeti, Türkiye'nin mevcut hava savunma mimarisiyle uyum sağlayarak caydırıcılığını artırması bekleniyor.

Türkiye'nin Hava Savunma Stratejisi ve NATO İşbirliği

Türkiye, uzun süredir devam eden bölgesel istikrarsızlıklar ve güvenlik endişeleri nedeniyle hava savunma sistemlerini modernize etme ve güçlendirme çabası içinde. Bu kapsamda, daha önceki yıllarda da NATO müttefikleri tarafından çeşitli hava savunma unsurlarının Türkiye'ye konuşlandırıldığı biliniyor. Bu tür işbirlikleri, hem Türkiye'nin ulusal güvenliğini pekiştirmekte hem de NATO'nun kolektif savunma prensibini somutlaştırmaktadır. Önümüzdeki günlerde 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesinde de bu ve benzeri güvenlik konularının ele alınması ve ittifakın gelecekteki stratejilerine yön verilmesi bekleniyor. Konya'ya yerleştirilen SAMP-T bataryası, bu stratejik işbirliğinin önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Stratejik Öneme Sahip Üs ve Gelecek Beklentileri

Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı, Türkiye'nin hava gücünün merkezi konumlarından biri olarak öne çıkıyor. Hem Türk Hava Kuvvetleri'nin operasyonel kabiliyetleri hem de NATO bünyesindeki uluslararası görevler ve tatbikatlar açısından büyük bir öneme sahip. Bu üsse bir SAMP-T bataryasının konuşlandırılması, bölgenin savunma yeteneklerini daha da ileriye taşıyacak. Bu durumun, Türkiye'nin hava savunma doktrinini güçlendireceği ve olası tehditlere karşı daha proaktif bir duruş sergilemesine olanak tanıyacağı düşünülüyor. Ayrıca, bu tür ileri teknoloji sistemlerin entegrasyonu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teknolojik üstünlüğünü ve caydırıcılığını artırma yönündeki kararlılığını pekiştirmektedir.

Gündem 21.08.2026 23:35 2 okunma

Başkan Karalar Hakim Karşısında: 'Olmayan İş Üzerinden Suçlanıyoruz!' Savunmasıyla Yargıda Şok İddialar!

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 33. duruşmasında 'olmayan bir iş' üzerinden suçlandığını belirterek çarpıcı bir savunma yaptı. Davada 200 sanık yargılanıyor.

Başkan Karalar Hakim Karşısında: 'Olmayan İş Üzerinden Suçlanıyoruz!' Savunmasıyla Yargıda Şok İddialar!

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne yönelik devam eden ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran davada, görevinden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, mahkemede söz alarak hakkındaki iddialara yanıt verdi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve toplam 200 sanığın yargılandığı dava, 33. duruşmasıyla devam ederken, Karalar'ın savunması adeta yüreklere su serpti.

Karalar'dan Çarpıcı Savunma: 'İhalelerde Yetkim Yok!'

Duruşma salonunda yaptığı savunmada, Zeydan Karalar, belediye başkanlarının ihale süreçlerindeki rolüne dair önemli açıklamalarda bulundu. Karalar, “Belediye başkanlarının ihale almada veya vermede herhangi bir doğrudan yetkisi bulunmamaktadır. İhale süreci tamamen komisyonlar aracılığıyla yürütülür. İhtiyaç doğrultusunda yapılan ihalelerde, en uygun teklifi sunan ve şartları sağlayan firma ihaleyi kazanır. Bizim durumumuzda ise henüz gerçekleşmemiş bir iş üzerinden, gelecekte olabileceği varsayımıyla suçlama yöneltiliyor” diyerek, üzerine atılı suçlamaların mesnetsiz olduğunu savundu. Mahkemede söz alan bir başka tutuklu sanık, Seyhan Belediye Başkanlığı Temizlik İşleri Müdürlüğü eski görevlisi Özcan Zenger de, üzerine atılı tüm suçlamaları reddederek, herhangi bir rüşvet ilişkisi içinde olmadığını belirtti. Mal varlığının tamamen alın teriyle kazanıldığını ve kimseyle para alışverişi olmadığını dile getiren Zenger, bir yıldır tutuklu olmasının mağduriyet yarattığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ifade etti.

İfadeler Çelişkili: Bir Sanık Üç Farklı İtiraf mı Yaptı?

Zeydan Karalar, savunmasının devamında, Seyhan Belediye Başkanı olduğu dönemde temizlik işlerini yapan yüklenici firmanın sahibi olan sanık Baki Nugay'ın ifadelerindeki çelişkilere dikkat çekti. Karalar, “Baki Nugay, gözaltına alındığında suçlamaları reddetti. Ancak yaklaşık 5 ay sonra verdiği ifadelerde ise üç farklı beyanda bulundu. Birinde ‘Zeydan Karalar ile görüştüm’ derken, bir diğerinde ‘defalarca görüştüm’ dedi. Son ifadesinde ise sadece bir kez görüştüğünü belirtti. Ortak nokta ise, hak edişlerin yapılmadığı, ödemelerin geciktiği ve bu durumdan bizim menfaat sağladığımız yönündeydi. Ancak Nugay, bu ödemeleri düzgün aldığını da beyan etmiştir” diyerek, Nugay’ın ifadelerindeki tutarsızlığın altını çizdi. Karalar, Nugay’ın firmasının işlerini bir önceki yönetimden devraldıklarını ve söz konusu ödemelerin, kendisinin göreve başlamasından yaklaşık 4 yıl sonra gerçekleştiğini vurgulayarak, Nugay’ın sürekli ifade değiştirdiğini belirtti.

'Suç Yoksa Ceza Da Yok!' Karalar Beraat İstedi

Karalar, savunmasını tamamlarken, Aziz İhsan Aktaş'ın şirketinin veya Baki Nugay’ın şirketinin, kendi dönemlerinde belediyeden herhangi bir iş almadığını kesin bir dille ifade etti. “Ortada ne bir ihale ne de bir usulsüzlük var. Eğer bir ihtiyaç olsaydı, belki o firmalar da ihalelere girebilirdi. Ama gerçekleşen bir iş yok. Olmayan bir iş üzerinden yapılan suçlama kabul edilemez. Rüşvet anlaşması, usulsüz ihale veya irtikap gibi eylemler söz konusu olmadığında, ortada bir suç da olmaz” diyen Karalar, mahkemeden delilleri ve ifadelerdeki çelişkileri göz önünde bulundurarak beraatine karar verilmesini talep etti. Savcılık mütalaasında hapis cezası istenen diğer tutuksuz sanıklar ile mütalaada beraatleri öngörülen bazı sanıklar da mahkemeden kendi taleplerine uygun karar verilmesini istedi. Sanıkların avukatları da müvekkilleri adına beraat talebinde bulundu. Duruşma, devam eden savunmaların alınması amacıyla yarına ertelendi. Davada bugüne kadar toplam 119 sanığın mütalaaya karşı savunması alınmış oldu.