Messi'nin Zirve Performansı ve Prim Sorusu: Türk Futbolu Nerede Yanlış Yapıyor?
Arjantin'in yıldızı Lionel Messi'nin Dünya Kupası'ndaki olağanüstü başarısı ve sahadaki motivasyonu, Türk futbolunun temel sorunlarını ve 'bizimkiler'in prim beklentisini yeniden gündeme getirdi. Milli takımın santrfor krizi ve kadro tercihlerindeki hatalar masaya yatırıldı.
Futbol dünyası, Katar'da düzenlenen 2022 FIFA Dünya Kupası'nda sergilenen olağanüstü performanslarla dolu bir turnuvaya tanıklık etti. Turnuvada öne çıkan golcüler arasında Lionel Messi, Kylian Mbappe, Harry Kane ve Erling Haaland gibi isimler yer aldı. Ancak bu yıldızların parlamasında, bireysel yetenekleri kadar oturtulmuş bir takım kimyasının ve kolektif oyunun payı büyüktü. Arjantin ve Fransa gibi takımların sahaya yansıttığı bu uyum, Messi ve Mbappe gibi süperstarların işini kolaylaştırdı. Benzer şekilde, İngiltere'de Harry Kane'in liderliği de takımının başarısıyla doğru orantılıydı.
Messi: Tutku ve Halk İçin Sahada
Lionel Messi'nin, 39 yaşına yaklaşmasına rağmen Dünya Kupası'nda gösterdiği performans, futbolseverleri bir kez daha büyüledi. Kariyerinde kazanmadık kupa bırakmayan ve milyarlarca dolarlık bir servetin sahibi olan Messi'nin, hala ülkesini mutlu etmek için sahaya çıkması, pek çok spor insanı için ilham verici bir tablo çizdi. Dünya Kupası'nı kazanma baskısının ortadan kalkmasıyla daha rahat ve verimli bir oyun sergileyen Messi, kariyerinin sonbaharında bile iddiasını sürdürerek mücadele ediyor. Bu durum, akıllara doğal olarak Türk futbolcuların motivasyon kaynaklarını getiriyor. 'Bizim Çocuklar' olarak bağrımıza bastığımız milli takım oyuncularımızın, gösterilen ilgiye rağmen sergilediği bazı tavırlar, Messi'nin bu koşulsuz bağlılığıyla tezat oluşturuyor. Akıllara gelen soru ise şu: Acaba Messi, bu denli fedakarlık yaparken hiç 'Primimiz ne kadar?' diye sormuş mudur?
Santrfor Krizi mi, Eğitim Sistemi Çöküşü mü?
Milli takımımızın uzun süredir kanayan yaralarından biri de santrfor eksikliği. Ancak bu sorunun çözümü için yabancı oyuncu devşirme formülleri üretmek yerine, köklere inmek gerekiyor. Bir ülkenin futbolundaki kalite, ancak kendi içinden yetiştirdiği oyuncularla ölçülür. Yıllardır gurbetçi oyuncuların katkısıyla ayakta durmaya çalışan Türk futbolu, artık kendi altyapısından cevherler çıkarmak zorunda. Büyük kulüplerin forvet pozisyonunu yabancılara teslim etmesi, yerli santrforların yetişmesini engelliyor. Burak Yılmaz, Semih Şentürk, Serhat Akın gibi isimlerin yerini dolduracak yerli yetenekler maalesef artık sahada görünmüyor. Fransa örneğinde olduğu gibi yabancı oyuncuların milli takımlarda yer alması savunulabilir ancak bu oyuncuların Fransa'da yetişmiş ve oynamış olması esastır. Bizde ise durum farklı. Kendi ligimizde yeterince forma şansı bulamayan yerli oyuncularımızın, milli takımda kontenjan doldurması doğru bir yaklaşım değil.
Montella'nın Kadro Tercihleri ve Görmezden Gelinen Yetenekler
Teknik Direktör Vincenzo Montella'nın milli takım kadrosunda yaptığı seçimler de ayrı bir tartışma konusu. Yedek kulübesinde bile kendi kulüplerinde kadroya giremeyen, istenmeyen isimlerin yer alması düşündürücü. Kaan Ayhan, İrfan Can Kahveci, Mert Günok, Çağlar Söyüncü gibi isimlerin kadroya dahil edilip yeterli şans bulamaması, Montella'nın planlama hatası olarak değerlendirilebilir. 37 yaşındaki Mert Günok yerine daha genç ve potansiyelli bir isim olan Berke Özer'in tercih edilmesi gerekebilirdi. Kaan Ayhan'ın Galatasaray'daki sınırlı süreleri, Çağlar Söyüncü'nün Fenerbahçe'deki az forma şansı göz önüne alındığında, bu oyunculara neden milli takımda öncelik verildiği sorusu akıllara geliyor. Öte yandan, Suudi Arabistan'da forma giyen Merih Demiral'ın ilk 11'de yer alması, Bundesliga'da harika bir sezon geçiren Ozan Kabak'ın ise kulübede bekletilmesi de çelişkili kararlar olarak öne çıkıyor. Orkun Kökçü gibi yetenekli bir oyuncunun, Arjantin, İngiltere, Fransa ve İspanya gibi liglerde rahatlıkla oynayabilecekken, milli takımımızda yeterince şans bulamaması da ayrı bir hayal kırıklığı.
ABD Maçı: Bir Prestij Mücadelesi mi, Küllerinden Doğma Şansı mı?
Önümüzdeki ABD maçı, Türk futbolu için bir prestij mücadelesi anlamı taşıyor. Bu karşılaşma, Montella'nın daha az forma şansı verdiği Deniz Gül, Can Uzun gibi genç yeteneklere şans vermesi için iyi bir fırsat olabilir. Oyuncularımızın kendilerini uluslararası arenada kanıtlamaları ve potansiyellerini göstermeleri açısından bu tür maçlar büyük önem taşıyor.