Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Teknoloji 13.07.2026 08:05 3 okunma

Oyun Dünyasında Devrim! SteamOS Artık Intel ve Nvidia ile Nefes Alacak: Detaylar Şaşırtıcı!

Valve, SteamOS işletim sistemini Intel ve Nvidia donanımlarına taşıyarak oyun deneyimini kökten değiştiriyor. Yeni güncellemeler ve iş birlikleriyle PC oyunculuğunda yepyeni bir dönem başlıyor.

Oyun Dünyasında Devrim! SteamOS Artık Intel ve Nvidia ile Nefes Alacak: Detaylar Şaşırtıcı!

Oyun dünyasının nabzını tutan teknoloji devi Valve, işletim sistemi SteamOS'i daha geniş bir kitleye ulaştırmak için önemli bir adım attı. Yapılan duyuruya göre Valve, **Intel ve Nvidia ile kritik bir iş birliğine** imza atarak, popüler işletim sistemini bu dev donanım üreticilerinin ürünleriyle uyumlu hale getiriyor. Bu stratejik hamle, özellikle **Windows dışı el konsolları ve PC'lerde daha akıcı ve stabil bir oyun deneyimi** arayan milyonlarca oyuncu için umut vaat ediyor.

SteamOS 3.8 İle Intel Cephesinde İlk Adımlar Atıldı

Valve'ın kısa süre önce kullanıcılara sunduğu SteamOS 3.8 güncellemesi, bu yeni dönemin ilk somut meyvelerini verdi. Bu güncelleme ile birlikte Intel tabanlı el konsolları için ilk ürün yazılımı desteği kullanıma sunuldu. Bu gelişme, özellikle MSI Claw gibi cihazlarda kontrolcü desteğinin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlayarak, Linux tabanlı oyun ekosistemini çok daha erişilebilir bir hale getirdi. Valve yetkililerinden Pierre-Loup Griffais, Intel ile grafik yığınını optimize etmek için **yakın bir çalışma temposunda** olduklarını doğrularken, Intel cephesinden de benzer açıklamalar geldi. Intel, Linux tarafındaki artan talebin bilincinde olduklarını ve Mesa sürücüleri üzerinde Valve ile **stratejik ortaklıklar** yürüttüklerini belirtti.

Masaüstü Kartlarında da Testler Başladı: Nvidia Süreci Beklenenden Farklı

SteamOS 3.8'in Intel entegrasyonu, sadece el konsollarıyla sınırlı kalmadı. YouTube üzerinden yapılan detaylı testlerde, işletim sisteminin MSI Claw cihazlarda başarılı bir şekilde çalıştığı gözlemlenirken, bir Reddit kullanıcısı ise SteamOS'i Intel'in Arc B580 masaüstü ekran kartında dahi çalıştırmayı başararak teknoloji gündemine bomba gibi düştü. Nvidia cephesinde ise süreç biraz daha temkinli ilerliyor. Valve, Nvidia donanımları için geniş çaplı desteğin bu yıl içinde tamamlanmasını beklemiyor. Ancak, şirketin bu alanda özel bir ekip kurarak Nvidia sürücüleri üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığı ve yakın bir iş birliği içinde oldukları bilgisi, geleceğe yönelik umutları yeşertiyor. Bu süreç, Nvidia'nın oyunculuk ekosistemindeki güçlü yerini göz önüne alındığında, oldukça kritik bir öneme sahip.

Kendi SteamOS Bilgisayarınızı Toplayın: Valve'dan Yenilikçi Hamleler

Valve, sadece mevcut donanımlarla uyumluluğu artırmakla kalmıyor, aynı zamanda oyunculara daha fazla kontrol ve özgürlük sunmayı hedefliyor. Yeni duyurulan Steam Machine lansmanı ile birlikte, kullanıcılar artık kendi SteamOS tabanlı masaüstü bilgisayarlarını kolayca toplayabilecekler. SteamOS 3.8 sürümünün bu özel kurulumların önünü açmasıyla birlikte, teknoloji meraklıları kendi donanım tercihleriyle Valve'ın optimize edilmiş işletim sistemini deneyimleyebilecekler. Intel'in gelecekteki teknolojileri, örneğin Panther Lake mimarisi ve G3 Extreme çipi gibi yeni nesil donanımlar için henüz net bir takvim olmasa da, Linux tarafındaki çalışmaların hız kesmeden devam ettiği vurgulanıyor. Valve'ın bu **stratejik ortaklıkları**, SteamOS ekosistemini sadece AMD ile sınırlı tutmayıp, farklı platformlara da yayma vizyonunun bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler, PC oyunculuğunda daha açık ve esnek bir ekosistem yaratma yolunda atılmış dev adımlar olarak değerlendiriliyor.

Sizce SteamOS'in Intel ve Nvidia gibi devlerle entegrasyonu, oyun dünyasında ne gibi köklü değişikliklere yol açacak? Bu gelişme, oyun konsolları ve PC'ler arasındaki çizgiyi bulanıklaştıracak mı? Cevaplar merakla bekleniyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Spor 13.07.2026 07:35 2 okunma

Beşiktaş GAİN Tarihi Bir Başarıya İmza Attı! EuroLeague Sahnesinde Yerini Aldı: İşte Detaylar

EuroLeague'in gelecek sezonki formatı netleşti. Beşiktaş GAİN, ekonomik sorunlar yaşayan rakibinin yerine 20. takım olarak ligde mücadele etme hakkı kazandı. Bu, siyah-beyazlılar için tarihi bir an.

Beşiktaş GAİN Tarihi Bir Başarıya İmza Attı! EuroLeague Sahnesinde Yerini Aldı: İşte Detaylar

Avrupa basketbolunun zirvesi olan EuroLeague'de heyecan dorukta! Gelecek sezondan itibaren 20 takımla mücadele edilecek olan ligde, Türk basketbolu adına gurur verici bir gelişme yaşandı. Beşiktaş GAİN, tarihi bir başarıya imza atarak EuroLeague'de yer alma hakkı kazandı. Bu karar, siyah-beyazlı camiada büyük sevinçle karşılanırken, basketbolseverler de Avrupa'nın en prestijli liginde temsil edilmenin mutluluğunu yaşıyor.

EuroLeague'de Dev Değişim: Beşiktaş GAİN Kadroya Dahil Oldu

EuroLeague yönetimi, ligin yapısında önemli bir değişikliğe giderek katılımcı takım sayısını 20'ye çıkarma kararı aldı. Bu genişleme kapsamında, daha önce ekonomik sıkıntılarla gündeme gelen Monaco'nun yerine Beşiktaş GAİN'in davet edilmesi, birçokları için sürpriz oldu. Ancak alınan bilgiye göre, EuroLeague'in 13 hissedarının oy birliğiyle alınan bu karar, Beşiktaş GAİN'in ligdeki potansiyelini ve marka değerini ön plana çıkardı.

Bu tarihi an, Beşiktaş GAİN'in sadece sportif başarılarıyla değil, aynı zamanda kurumsal yapısı ve gelecek vizyonuyla da dikkat çektiğini gösteriyor. Siyah-beyazlı kulübün yöneticilerinin bu süreci titizlikle yürüttüğü ve EuroLeague'in beklentilerini karşılayacak adımları attığı anlaşılıyor. Beşiktaş GAİN'in bu önemli fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğine dair inanç tam.

Tarihi Kararın Arka Planı ve Beklentiler

EuroLeague'de 20 takım kontenjanının açılmasıyla birlikte birçok kulübün gözü bu fırsattaydı. Ancak Monaco'nun yerini dolduracak takımın belirlenmesi sürecinde, Beşiktaş GAİN'in adı öne çıktı. Yapılan oylamada 13 hissedarın desteğini alan temsilcimiz, Avrupa'nın basketboldaki bu devler liginde boy göstermeye hak kazandı. Bu durum, Türk basketbolu için de yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.

Beşiktaş GAİN'in EuroLeague'deki performansı merakla bekleniyor. Kulüp yönetimi, bu tarihi fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için transfer çalışmalarına şimdiden başladığı gelen bilgiler arasında. Güçlü bir kadro kurularak ligde kalıcı olmak ve başarılar elde etmek hedefleniyor. Taraftarlar da bu yeni yapılanmada takımlarına büyük destek vermeye şimdiden hazır görünüyor.

EuroLeague'de Yeni Dönem ve Türkiye'nin Rolü

EuroLeague'in 20 takımlı yeni formatı, ligin rekabetçiliğini ve izlenme oranlarını daha da artıracak. Beşiktaş GAİN'in bu yapıya dahil olması, Türkiye'nin Avrupa basketbolundaki etkinliğini de güçlendirecek. Sadece Beşiktaş değil, ligde yer alan diğer Türk takımları için de bu durumun olumlu yansımaları olması bekleniyor. Avrupa'nın en iyi liglerinden birinde mücadele etmek, genç yeteneklerin gelişimine de katkı sağlayacaktır.

Bu tarihi kararın ardından Beşiktaş GAİN cephesinde yoğun bir çalışma temposu yaşanıyor. Teknik ekip ve yönetim, yeni sezona en güçlü şekilde hazırlanmak için kolları sıvadı. Transfer piyasasında önemli hamleler yapılması ve takımın EuroLeague seviyesine uygun hale getirilmesi hedefleniyor. Şimdiden birçok basketbol otoritesi, Beşiktaş GAİN'in bu yeni yolculukta ses getireceğine inanıyor.

Gündem 13.07.2026 07:05 2 okunma

Gazze'de Medyanın Rolü Mercek Altında: Dijital Anafor'da Şok Eden Tartışmalar!

İstanbul'da düzenlenen 'Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi'nde 'Gazze ve Medya' başlıklı oturum, savaşın medya üzerindeki etkisini ve dijital platformların rolünü masaya yatırdı.

Gazze'de Medyanın Rolü Mercek Altında: Dijital Anafor'da Şok Eden Tartışmalar!

İstanbul, dijital dünyanın karmaşık ağlarını ve ekran bağımlılığının derinlemesine etkilerini ele alan kritik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde, RTÜK ve İstanbul Aile Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen 'Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi', bu kez Filistin'in kanayan yarası Gazze ve medyanın bu zorlu coğrafyadaki rolüne odaklandı. Anadolu Ajansının global iletişim ortaklığında düzenlenen zirvenin özel oturumu, bölgedeki olayların küresel çapta nasıl algılandığını ve dijital platformların bu algıyı nasıl şekillendirdiğini mercek altına aldı.

Medyanın Gazze'deki Vicdani Yükü

Oturumun temel gündem maddesi, Gazze'de yaşanan insani krizin medya tarafından nasıl yansıtıldığı ve bu yansımaların küresel kamuoyu üzerindeki etkileriydi. Katılımcılar, savaşın acımasız gerçeklerinin dijital ekranlara yansımasının ne denli önemli olduğunu vurgularken, aynı zamanda medyanın etik sorumluluklarının da altını çizdiler. Gazze'deki olayların sadece fiziksel bir çatışma olmadığını, aynı zamanda bilgi savaşı ve algı yönetiminin de yoğun olarak yaşandığı bir alan olduğunu belirttiler. Bu bağlamda, dijital platformların haber akışlarını manipüle etme potansiyeli ve bu durumun, özellikle masum sivillerin yaşadığı trajedilerin doğru bir şekilde anlaşılması önündeki engelleri detaylı bir şekilde ele alındı.

Dijital Platformlar ve Gerçeğin Kıyısı

Günümüzde sosyal medya ve diğer dijital mecralar, haberlerin hızla yayıldığı ve geniş kitlelere ulaştığı birincil kaynaklar haline gelmiş durumda. Ancak bu durum, dezenformasyon ve yanlış haberlerin de aynı hızla yayılması riskini beraberinde getiriyor. 'Gazze ve Medya' oturumunda, bu riskin Gazze özelinde ne kadar büyük boyutlara ulaştığı tartışıldı. Sansür iddiaları, algoritmaların belirli içerikleri öne çıkarması veya görmezden gelmesi gibi konular, katılımcıların üzerinde durduğu kritik noktalardandı. Gazze'den gelen görüntülerin ve bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesi, bağımsız gazeteciliğin önemi ve bu süreçte yaşanan zorluklar masaya yatırıldı. Medyanın, Gazze'deki dramı sansasyonel bir dille değil, insani bir perspektifle aktarması gerektiği yönündeki çağrılar öne çıktı.

Ekran Bağımsızlığı ve Geleceğe Yönelik Çözümler

'Dijital Anafor' zirvesinin bu özel oturumu, sadece sorunları ortaya koymakla kalmadı, aynı zamanda geleceğe yönelik çözüm önerileri de sundu. Medya okuryazarlığının artırılması, bireylerin dijital platformlarda karşılaştıkları bilgilere eleştirel yaklaşmaları konusunda bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, uluslararası platformlarda Gazze gibi kriz bölgelerindeki olayların doğru ve dengeli bir şekilde yansıtılmasını sağlamak adına uluslararası işbirliklerinin ve yeni etik standartların geliştirilmesine duyulan ihtiyaç dile getirildi. Bu oturum, medyanın Gazze'deki acıları yansıtma biçiminin, sadece bölgedeki insanları değil, tüm dünyayı etkilediği gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi ve ekran bağımsızlığı mücadelesinin ne kadar önemli bir boyutunu oluşturduğunu gösterdi.

Dijital Anafor'un Vurguladığı Ana Noktalar:

  • Gazze'deki olayların medya tarafından algısal etkileşimi.
  • Dijital platformların dezenformasyon yayma potansiyeli.
  • Gazze'de bağımsız gazeteciliğin karşılaştığı zorluklar.
  • Medyanın etik sorumlulukları ve insani perspektif.
  • Medya okuryazarlığının artırılması gerekliliği.
Gündem 13.07.2026 06:05 3 okunma

Dünya Sağlık Arenasında Türkiye İmzası: Bakan Memişoğlu'ndan Çarpıcı Başarı İfadesi!

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık altyapısı ve insan gücüyle ülkenin her köşesine ücretsiz ve kaliteli hizmet ulaştırdığını belirterek, uluslararası alanda elde edilen tedavi hizmetleri başarısına dikkat çekti.

Dünya Sağlık Arenasında Türkiye İmzası: Bakan Memişoğlu'ndan Çarpıcı Başarı İfadesi!

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık alanındaki geldiği noktayı ve küresel arenadaki konumunu değerlendirerek dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Memişoğlu, ülkenin sağlık altyapısının ve nitelikli insan gücünün, her vatandaşa ücretsiz ve en iyi sağlık hizmetini ulaştırma kapasitesine sahip olduğunu vurgulayarak, bu başarının özellikle tedavi hizmetlerindeki uluslararası düzeydeki etkisine işaret etti.

Türkiye'nin Sağlıkta Küresel Yükselişi

Bakan Memişoğlu'nun ifadeleri, Türkiye'nin sağlık sektöründeki son yıllarda kaydettiği büyük ilerlemeleri gözler önüne seriyor. Ülke genelinde, şehir merkezlerinden en ücra köşelere kadar erişilebilir ve kaliteli sağlık hizmetleri sunulması, Memişoğlu tarafından “sağlık altyapımız ve sağlık insan gücümüz” olarak tanımlandı. Bu altyapı, sadece fiziksel imkanları değil, aynı zamanda hastaneler, klinikler, tanı ve tedavi merkezleri gibi yapısal unsurları da kapsıyor. Nitelikli sağlık çalışanları ordusu ise bu yapının temel taşı olarak öne çıkıyor.

Memişoğlu'nun “özellikle dünyada söz sahibi bir tedavi hizmetleri başarımız var” şeklindeki vurgusu, Türkiye'nin sadece kendi vatandaşlarına değil, aynı zamanda uluslararası hastalara da sunduğu tıbbi hizmetlerdeki etkinliğini ve saygınlığını ifade ediyor. Sağlık turizmi başta olmak üzere, çeşitli ülkelerden gelen hastaların Türkiye'de modern tıbbi yöntemlerle tedavi görmesi, bu başarının somut göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Başarılı operasyonlar, yenilikçi tedavi yöntemleri ve uygun maliyetli sağlık hizmetleri, Türkiye'yi küresel sağlık haritasında önemli bir konuma taşıyor.

Ücretsiz Hizmet ve Erişilebilirlik Paradigması

Sağlık Bakanlığı'nın temel hedeflerinden biri, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve bu hizmetleri maddi durumu ne olursa olsun herkese ücretsiz sunmaktır. Bakan Memişoğlu, bu hedefin büyük ölçüde hayata geçirildiğini belirterek, ülkenin her noktasındaki insanların, coğrafi engeller veya ekonomik zorluklar nedeniyle sağlık hizmetlerinden mahrum kalmadığını belirtti. Bu durum, sosyal devlet anlayışının bir yansıması olarak da değerlendiriliyor.

Özellikle son yıllarda yapılan şehir hastaneleri yatırımları ve mevcut sağlık kuruluşlarının modernizasyonu, bu erişilebilirliği ve hizmet kalitesini daha da artırdı. Gelişmiş tanı ve tedavi cihazları, uzman hekim kadroları ve etkin yönetim modelleri, Türkiye'yi sağlık alanında bir çekim merkezi haline getiriyor. Bakan Memişoğlu'nun bu sözleri, yapılan yatırımların ve gösterilen çabanın uluslararası alanda da takdir gördüğünün bir işareti olarak algılanıyor.

Küresel Sağlık Stratejilerinde Türkiye'nin Rolü

Türkiye'nin sağlık alanındaki başarıları, sadece ulusal bir gurur kaynağı olmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel sağlık stratejilerine de katkıda bulunma potansiyeli taşıyor. Gelişmekte olan ülkelere model olabilecek sürdürülebilir ve kapsayıcı sağlık sistemleri kurma konusundaki deneyimler, uluslararası platformlarda paylaşılarak küresel sağlık sorunlarının çözümüne destek olunabilir. Bakan Memişoğlu'nun açıklamaları, bu vizyonun bir parçası olarak yorumlanabilir.

Özetle, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin hem içerideki vatandaşlarına sunduğu kaliteli ve ücretsiz sağlık hizmetleriyle hem de dışarıya ihraç ettiği başarılı tedavi modelleriyle küresel ölçekte önemli bir oyuncu haline geldiğini müjdeledi. Bu başarıda, altyapı yatırımları, nitelikli insan kaynağı ve devletin sağlık konusundaki kararlı duruşunun büyük payı olduğu anlaşılıyor.

Gündem 13.07.2026 05:05 3 okunma

Antalya'da 'Altunlar' Çökertildi! Milyonluk Vurguna ve 63 Şüpheliye Nefes Kestiler!

Antalya'da 'Altunlar' olarak bilinen organize suç örgütüne yönelik dev operasyon! Lideri Necdet Altun olduğu belirtilen çeteye yapılan baskında 63 kişi gözaltına alınırken, milyonlarca liralık mal varlığına el konuldu.

Antalya'da 'Altunlar' Çökertildi! Milyonluk Vurguna ve 63 Şüpheliye Nefes Kestiler!

Antalya polisi, 'Altunlar' lakaplı organize suç örgütüne yönelik nefes kesen bir operasyona imza attı. Suç dünyasında 'Altunlar' olarak bilinen ve liderliğini Necdet Altun'un yaptığı değerlendirilen silahlı çıkar amaçlı suç örgütüne karşı düzenlenen kapsamlı operasyonda, 63 şüpheli gözaltına alındı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinesinde yürütülen soruşturma, organize suçla mücadelede önemli bir başarıya işaret ediyor.

Suç Ağının Perde Arkası: Milyonluk Varlıklar Mercek Altında

Operasyonun detayları, suç örgütünün ne denli büyük bir finansal güce ulaştığını gözler önüne serdi. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, suç faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen çok sayıda silah, tam 240 bin Türk Lirası nakit para ve önemli miktarda döviz ele geçirildi. Ayrıca, örgütün haberleşme ve koordinasyonunda kullandığı tespit edilen cep telefonlarına da el konuldu. Bu dijital materyallerin, soruşturmanın ilerleyen safhalarında kritik rol oynaması bekleniyor.

Sıfır Tolerans: 200 Milyon TL'lik Varlığa El Konuldu

Antalya Emniyet Müdürlüğü'nün titiz çalışması sonucunda, örgütün organize suç faaliyetlerinden kaynaklandığı düşünülen yaklaşık 200 milyon TL tutarındaki mal varlığına tedbir konuldu. Bu mal varlıkları arasında şüphelilere ait lüks araçlar, değerli gayrimenkuller ve banka hesaplarındaki paralar da bulunuyor. Bu operasyonla, organize suç örgütlerinin finansal kaynaklarının kurutulması hedeflenirken, suçla elde edilen gelirin devlet hazinesine geçirilmesi amaçlanıyor. Bu denli büyük bir mal varlığına el konulması, örgütün ekonomik gücünü önemli ölçüde zayıflatacak bir adım olarak görülüyor.

Operasyon Devam Ediyor: Firari Şüpheliler Aranıyor

Gözaltına alınan 63 şüphelinin yanı sıra, soruşturma kapsamında 1 şüphelinin yurt dışında olduğu bilgisine ulaşıldı. Diğer yandan, 5 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise titizlikle devam ettiği bildirildi. Polis ekiplerinin, firari durumda olan şüphelileri adalete teslim etmek için operasyonlarını sürdürdüğü öğrenildi. Bu operasyonun, gelecekteki benzer operasyonlar için de bir emsal teşkil etmesi ve suçlulara gözdağı vermesi bekleniyor.

Adalet Yerini Bulacak: Soruşturma Tüm Hızıyla Sürüyor

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önderliğinde sürdürülen soruşturma, tüm boyutlarıyla aydınlatılmaya çalışılıyor. Örgütün faaliyetlerinin tüm detaylarının ortaya çıkarılması, azmettiricilerin ve diğer bağlantılı kişilerin tespiti için çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. Bu operasyon, Antalya'da huzur ve güvenliğin sağlanması adına atılmış önemli bir adım olarak kayıtlara geçti. Halkın güvenliği ve kamu düzeninin korunması amacıyla yürütülen bu tür operasyonların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Spor 13.07.2026 04:05 3 okunma

Nihat Kahveci'den Montella'ya Sert Çıkış: 'Pasaportunu Verin, Yeter Artık!'

A Milli Takım'ın Dünya Kupası'ndaki son maçında ABD'yi yenmesine rağmen turnuvaya erken veda etmesi Nihat Kahveci'yi çileden çıkardı. Kahveci, Teknik Direktör Vincenzo Montella'nın açıklamalarına sert tepki göstererek görevden alınmasını istedi.

Nihat Kahveci'den Montella'ya Sert Çıkış: 'Pasaportunu Verin, Yeter Artık!'

2026 Dünya Kupası'nda beklentilerin altında kalarak grup aşamasında elenmesi kesinleşen A Milli Takım, turnuvadaki son maçında ev sahibi ABD'yi 3-2'lük skorla mağlup ederek teselli buldu. Ancak bu galibiyet, turnuvaya veda eden milli takım için sadece sembolik bir başarı olarak kaldı. Zorlu mücadeleyi ve milli takımın genel performansını Kontraspor Youtube kanalında değerlendiren eski milli futbolcu Nihat Kahveci, Teknik Direktör Vincenzo Montella'nın tutumunu ve açıklamalarını sert bir dille eleştirdi.

Galibiyete Rağmen Acı Veda: 'İçim Acıyor!'

Nihat Kahveci, ABD karşısında alınan galibiyeti genel olarak olumlu değerlendirse de, takımın ilk iki maçtaki kötü performansı nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığını gizleyemedi. Milli takımın grup favorisi ABD'ye karşı 3 gol atmasını, doğru zamanda yapılan doğru atakları, gösterilen hareketliliği ve etkili bitiricilikleri öven Kahveci, oyuncuların bireysel performanslarına da dikkat çekti. Özellikle Arda Güler'in sorumluluk alarak attığı gol ve Oğuz Aydoğan'ın makine gibi çalışması, Kaan Ayhan'ın kritik golü gibi pozitif anları vurgulayan Kahveci, takımın ofansif anlamda iyi bir mücadele sergilediğini belirtti. Ancak savunmada yenen gollere de değinen Kahveci, 'Böyle veda mı olur ya? Vallahi içim acıyor. Böyle veda olmamalı.' diyerek duygularını ifade etti. Milli takımın Dünya Kupası'ndaki son galibiyetinin 2014'te Güney Kore'ye karşı alındığını hatırlatan Kahveci, 'Bugün de yine Dünya Kupası'na maalesef galip gelerek veda ediyoruz.' diyerek bu vedanın burukluğunu dile getirdi.

'Bu Oyunu İlk Maçtan İtibaren Oynayabilirdik!'

Kahveci, ABD maçındaki 90 dakikalık mücadeleyi ve oyuncuların hırsını takdir etmekle birlikte, asıl üzüntüsünün bu potansiyelin turnuvanın başından beri ortaya konulamamış olması olduğunu belirtti. 'Bu oyunu biz oynayabilirdik ilk maçtan itibaren, üzüntüm de bu.' diyen Kahveci, milli takımın yetenekli bir kadroya sahip olduğunu ancak bu potansiyelin doğru yönetim ve taktiklerle çok daha erken sonuç verebileceğini ima etti. Bu durumun, mevcut teknik direktör Vincenzo Montella'nın sorumluluğunda olduğunu belirten Kahveci, İtalyan hocanın açıklamalarının da durumu daha da kötüleştirdiğini ifade etti.

'Verin Türk Pasaportunu Gitsin!'

Nihat Kahveci'nin en sert eleştirileri Teknik Direktör Vincenzo Montella'ya yönelik oldu. Montella'nın maç sonrası yaptığı açıklamaları hedef alan Kahveci, 'Yarın Montella'yı yollarım! Hala laf sokuyor.' diyerek sert bir tepki gösterdi. Montella'nın, 'Yeni kalktık, maçı izlemedik' gibi ifadelerle takımı getirdiği noktayı hafife aldığını savunan Kahveci, daha önceki teknik direktörlerin ve yöneticilerin yaptığı açıklamalara da atıfta bulunarak 'Fatih Hoca bunu dedi, Dünya Kupası'nı kazanmaya gidiyoruz, en karakterli jenerasyon, 62 şut attık, kader kısmet, Allah nasip etmedi' nedir ya bu kadar açıklama!' diyerek istatistik ve bahanelerin ardına saklanıldığını savundu. Montella'nın 'ruhunu göstermedin' eleştirisine karşı ise, 'Maç günleri uyku uyumadık lan biz! Zıngır zıngır titretiyor beni sinirden.' diyerek milli takımın başarısızlığının yarattığı derin hayal kırıklığını ve öfkeyi dile getirdi. Montella'nın görevine son verilmesi gerektiğini vurgulayan Kahveci, 'Verin Türk pasaportunu gitsin! Gitsin ama. Ben bunun açıklamalarını dinlemek zorunda değilim.' şeklinde konuştu.

'Yendiği Maçtan Sonra Laf Söylemesin!'

Kahveci, Montella'nın galibiyet sonrası sergilediği tavrı da eleştirdi. Ülkedeki insanların zor şartlarda bile milli takımı desteklemek için çabaladığını belirten Kahveci, 'Sabah 4'te 5'te 6'da kalkan insanlar vardı, meydanlara gitti. Bugün gidemediler, kimin yüzünden gidemediler! Yeter abi!' diyerek tepkisini dile getirdi. Montella'nın galip gelinen bir maç sonrası elini güçlü hissederek insanlara laf söylemesini doğru bulmadığını belirten Kahveci, havalimanına indiklerinde bahaneler yerine 'özür dilenmesi' gerektiğini savundu.

'Oyuna Müdahalede Sınıfta Kaldı'

Teknik direktörlük performansı açısından da Montella'yı eleştiren Nihat Kahveci, özellikle oyuna müdahaleleri konusunda Montella'nın sınıfta kaldığını belirtti. Kaan Ayhan'ın golünü attığı anı örnek göstererek, 'Tamam, Kaan gol attı da. Evet yani. Hani o an oyuna Kaan mı girmeliydi o ayrı.' diyen Kahveci, Montella'nın ilk 11 seçimlerine itirazı olmadığını ancak oyuncu değişiklikleri ve hamlelerinin turnuva boyunca beklentileri karşılamadığını savundu. 'Bence Montella'nın ilk çıkardığı 11'lere bir şey demem ama oyuna müdahaleleri, bazı yaptığı değişikliklerle sınıfta kaldı bana göre.' ifadelerini kullandı.

'Hala Başımız Dik Döndüğümüzü Söylüyor!'

Son olarak Montella'nın 'başımız dik döneceğiz' söylemine de değinen Kahveci, bu ifadenin görevini en iyi şekilde yaptığını ve ülkesini iyi temsil ettiğini göstermesi gerektiğini belirtti. Montella'nın bu sözlerle yanlış anlaşıldığını düşünen Kahveci, 'Gel bakalım havalimanına, nasıl karşılanacaksınız?' diyerek hocanın ülkeye döndüğünde taraftarın tepkisiyle yüzleşmesi gerektiğini ima etti. Bu sözleriyle Kahveci, milli takımın başarısızlığının faturasını Montella'ya keserken, teknik direktörün görevden alınması yönündeki çağrısını yineledi.