Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor KÖŞE YAZISI 26.06.2026 05:07 23 okunma

Trabzonspor'dan Nefes Kesen Tanıtım: Napoli Sokaklarında Efsaneler Buluştu, 2010-2011 Sırrı Çözülüyor Mu?

Trabzonspor, 2026-2027 sezonu formalarını Napoli'de çekilen özel bir filmle tanıttı. Filmin sürprizleri arasında Hamsik, Maradona ve 2010-2011 sezonu göndermeleri yer alıyor.

Trabzonspor'dan Nefes Kesen Tanıtım: Napoli Sokaklarında Efsaneler Buluştu, 2010-2011 Sırrı Çözülüyor Mu?

Şampiyonluk Vizyonu Napoli Sokaklarında Hayat Buldu: Trabzonspor Yeni Sezon Formalarıyla Tarihe Dokundu

Trabzonspor, futbolseverlerin merakla beklediği 2026-2027 sezonu için hazırladığı yepyeni formalarını, büyüleyici bir tanıtım filmiyle sevenlerinin beğenisine sundu. Sosyal medya platformlarında eş zamanlı olarak yayınlanan film, sadece bir forma tanıtımından çok daha fazlasını vadederek, bordo-mavili kulübün köklü geçmişine ve geleceğe dönük iddialı vizyonuna ışık tutuyor. Tanıtımın adresi ise futbolun kalbinin attığı İtalya'nın ikonik şehirlerinden Napoli oldu.

Futbolun Kutsal Topraklarında Tarihi Bir Köprü: Napoli ve Trabzonspor El Ele

Futbol tutkusuyla bilinen Napoli'nin tarihi sokakları, Trabzonspor'un yeni sezon formasının tanıtım filmi için adeta bir sahneye dönüştü. Şehir kimliğiyle özdeşleşen Napoli ile Türkiye'nin güzide kulübü Trabzonspor arasında kurulan duygusal ve estetik bağ, film boyunca özenle işlendi. Bu özel seçimin ardında, iki şehrin futbol aşkını ve kulüplerin taraftarlarıyla kurduğu güçlü bağı vurgulama amacı yatıyor. Film, bordo-mavili kulübün sadece saha içindeki başarılarıyla değil, aynı zamanda kültürel ve manevi değerleriyle de ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

Efsaneler Yeniden Sahada: Hamsik ve Maradona'dan Unutulmaz Anılar

Tanıtım filminin en çok konuşulan ve taraftarların büyük beğenisini toplayan unsurlarından biri, şüphesiz ki futbolun iki büyük efsanesine yapılan göndermeler oldu. Slovak yıldız Marek Hamsik, hem Napoli'nin unutulmaz isimlerinden biri olarak hem de Trabzonspor'un 2021-2022 sezonundaki tarihi şampiyonluğunda kilit rol oynamasıyla ayrı bir yere sahip. Filmde Hamsik'e yapılan zarif göndermeler, bordo-mavili camiada nostaljik duyguları canlandırdı. Bununla birlikte, futbol tarihine adını altın harflerle yazdıran Arjantinli efsane Diego Armando Maradona'yı temsil eden figürlerin filme dahil edilmesi, Napoli'nin futbol mirasına saygı duruşunda bulunurken, aynı zamanda Trabzonspor'un da bu büyük mirastan ilham aldığını gösterdi.

2010-2011 Sezonu Göndermesi: Tarihin Perdesi Aralanıyor Mu?

Filmde dikkatlerden kaçmayan bir diğer önemli detay ise, Trabzonspor taraftarlarının hafızasında derin izler bırakan 2010-2011 sezonuna yapılan ince göndermeler oldu. Bu sezon, bordo-mavili camia için hem büyük başarıları hem de tartışmalı anıları barındırıyor. Filmin bu döneme yaptığı atıflar, taraftarlar arasında çeşitli yorumlara ve heyecanlı tartışmalara yol açarken, bu göndermelerin arkasındaki gizemi ve mesajı çözmeye yönelik bir merak uyandırdı. Sosyal medyada kısa sürede gündem olan bu sahneler, kulübün geçmişine verdiği önemi ve taraftarıyla kurduğu bağı bir kez daha gözler önüne serdi.

Yıldızlar Kamerada: Muçi ve Seray Kaya'dan Farklı Bir Enerji

Tanıtım filminin görsel şölenine, Trabzonspor'un mevcut kadrosundan parlayan yıldızı Ernest Muçi de eşlik etti. Muçi'nin filmdeki varlığı, takımın güncel gücünü ve geleceğe taşıdığı potansiyeli simgeliyor. Bu futbolcu birlikteliğine, Türk televizyonlarının sevilen yüzlerinden ünlü oyuncu Seray Kaya da dahil oldu. Futbolun dinamizmi ile sanatın estetiğini birleştiren bu kadro, filmin sanatsal ve etkileyici yönünü güçlendirirken, kulübün sadece sportif değil, aynı zamanda kültürel ve sanatsal alanlarda da görünürlüğünü artırma stratejisini ortaya koyuyor.

Dört Mevsim, Dört Forma: Yeni Tasarımlar Taraftarla Buluşuyor

Trabzonspor'un 2026-2027 sezonunda sahada terleteceği dört farklı forma tasarımı, bu etkileyici tanıtım filmiyle birlikte gün yüzüne çıktı. Klasik ve sevilen bordo-çubuklu formanın yanı sıra, kulübün yenilikçi vizyonunu yansıtan alternatif tasarımlar da koleksiyonda yer buluyor. Bu yeni formaların, kısa süre içerisinde taraftarlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanması ve sezon boyunca takımlarına destek olacakları yeni sembolleri haline gelmesi bekleniyor. Kulübün sosyal medya hesaplarında yayınlanan ve binlerce beğeni ve yorum alan film, taraftarların yeni formalar ve tanıtım konsepti hakkındaki heyecanını gözler önüne seriyor.

Tarık Yiğit

Tarık Yiğit

Spor Yorumları & Toplum

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 24.09.2026 10:05 0 okunma

Yeşil Etiket Savaşları Başlıyor: 'Greenwashing' Devri Kapandı! Türkiye'nin Yeni Yeşil Taksonomisiyle Finans Dünyası Şokta!

Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, çevre dostu faaliyetleri net kriterlere bağlıyor. Artık 'yeşil' etiketini herkes kullanamayacak, bankalar 2029'a kadar hazırlanacak.

Yeşil Etiket Savaşları Başlıyor: 'Greenwashing' Devri Kapandı! Türkiye'nin Yeni Yeşil Taksonomisiyle Finans Dünyası Şokta!

Resmi Gazete'de Tarihi Adım: Yeşil Taksonomi Yönetmeliği Yayında!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 24 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, sürdürülebilirlik alanında devrim niteliğinde bir düzenlemeyi hayata geçirdi. Bu yeni düzenleme ile birlikte, hangi ekonomik faaliyetlerin gerçek anlamda 'çevre dostu' kabul edileceğine dair net ve ölçülebilir kriterler belirlenmiş oldu. Temel amaç ise şirketlerin kendilerini 'yeşil' olarak lanse ederken kullandıkları yanıltıcı pazarlama taktiklerinin, yani 'greenwashing'in önüne geçmek.

Türkiye Yeşil Taksonomisi Nedir? Sürdürülebilir Yatırımların Yeni Sözlüğü

Sürdürülebilir yatırımlar için ortak bir dil ve standart oluşturmayı hedefleyen Türkiye Yeşil Taksonomisi, adeta bir 'sürdürülebilirlik sözlüğü' görevi görecek. Avrupa Birliği'nde yıllardır başarıyla uygulanan benzer sistemlerin Türkiye'ye uyarlanmış hali olan bu yapı, temelini İklim Kanunu'ndan alıyor. Sistemin operasyonel yönetimi ve denetimi ise İklim Değişikliği Başkanlığı uhdesinde olacak. Başkanlık, bu kritik görevi yürütürken, ilgili bakanlıklar, düzenleyici kurumlar ve özel sektör temsilcilerinden oluşan 15 kişilik özel bir komite ile yakın işbirliği içinde çalışacak.

Altı Çevresel Hedef Belirlendi

Yönetmelik, sürdürülebilirliğin temel taşlarını oluşturan altı ana çevresel hedef etrafında şekilleniyor: sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitesinin artırılması, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü, son olarak da biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin iyileştirilmesi.

Bir Faaliyet 'Yeşil' Kriterini Nasıl Karşılayacak? Üç Temel Şart

Bir ekonomik faaliyetin 'yeşil' veya sürdürülebilir olarak sınıflandırılabilmesi için birbirinden kritik üç şartı aynı anda yerine getirmesi zorunlu hale geldi. Bu şartlar şunlardır:

  • Faaliyetin, belirlenen altı çevresel hedeften en az birine önemli ölçüde katkı sağlaması gerekmektedir.
  • Faaliyetin, diğer çevresel hedeflere herhangi bir ciddi zarar vermemesi esastır.
  • Uluslararası kabul görmüş çalışma ve insan hakları standartlarına tam uyum göstermelidir.

Bu katkının somut olarak nasıl ölçüleceği ve hangi teknik eşiklerin aşılması gerektiği ise İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yayımlanacak olan teknik tarama kriterleri ile belirlenecektir. Yönetmelik, kömür gibi katı fosil yakıtların kullanıldığı üretim faaliyetlerinin ise hiçbir şekilde sürdürülebilir kabul edilmeyeceğini kesin bir dille ifade etmektedir.

Hangi Sektörler Kapsamda? Geniş Bir Yelpaze ve Kritik Geçiş Faaliyetleri

Yönetmeliğin ekinde yer alan kapsamlı liste, hangi sektörlerin ve faaliyetlerin bu yeni düzenlemeye tabi olacağını detaylandırıyor. Listede, güneş, rüzgâr, jeotermal ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji üretiminden, batarya ve hidrojen ekipmanı imalatına; atıksu arıtma tesislerinden, elektrikli ve elektronik ekipman üretimine kadar oldukça geniş bir spektrum bulunuyor. Özellikle çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi yüksek emisyonlu sektörler, bu geçiş sürecinde kritik rol oynayacakları gerekçesiyle 'geçiş faaliyeti' olarak tanımlanıyor. Ayrıca, biyoçeşitliliğin korunması hedefi kapsamında oteller ve kamp alanları gibi konaklama tesisleri de düzenlemenin odağına yerleşiyor. Her bir faaliyetin 'yeşil' statüsünü belirleyecek detaylı teknik kriterler ise Başkanlık tarafından açıklanacak.

Finans Sektörü İçin 2029 Maratonu Başlıyor: Raporlama Zorunluluğu Kapıda

Yönetmeliğin en çarpıcı ve piyasalar üzerinde en fazla etki yaratması beklenen yönü ise raporlama yükümlülükleri. Şirketler, taksonomiye uyumlu gelir, yatırım ve giderlerini gönüllülük esasıyla raporlayabilecek olsalar da, bankalar, sigorta şirketleri, emeklilik fonları, aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri için bu raporlama zorunlu hale getirildi. Bu finansal kuruluşlara, yeni sisteme tam uyum sağlamaları ve raporlama altyapılarını oluşturmaları için 1 Ocak 2029 tarihine kadar önemli bir geçiş süresi tanındı. Raporlar, mali dönemin sona ermesini takip eden altı ay içinde Çevrimiçi Taksonomi Yönetim Sistemi'ne yüklenecek ve kamuya açık hale getirilecek. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen finansal kuruluşlar hakkında ise idari para cezaları uygulanabileceği belirtildi.

Bu Düzenleme Ne Anlama Geliyor? Tüketiciden Finansmana Etkileri

Kısa vadede, sıradan tüketiciler için doğrudan bir fiyat veya ürün değişikliği beklenmese de, bu düzenlemenin uzun vadede finansal ekosistemi derinden etkileyeceği öngörülüyor. Bankalar ve diğer finansal kuruluşlar, kredi portföylerinin ne ölçüde sürdürülebilir projelere yönlendirildiğini şeffaf bir şekilde raporlamak zorunda kalacak. Bu durumun, özellikle yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su yönetimi ve geri dönüşüm gibi alanlardaki projelere erişimi kolaylaştırması ve finansman maliyetlerini düşürmesi bekleniyor. Sistemin gerçek anlamda ne kadar etkili olacağını ve çevresel hedeflere ne kadar sıkı uyulacağını belirleyecek olan ve henüz yayımlanmamış teknik kriterler büyük önem taşıyor. Ancak genel olarak bakıldığında, 'yeşil' kelimesinin artık bir pazarlama argümanı olmaktan çıkıp, somut ve denetlenebilir bir standarda kavuşması, sektörün uzun zamandır beklediği kilit bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Teknoloji 24.09.2026 09:35 1 okunma

ARM Devriminin Kilidi Açılıyor: Snapdragon X Cihazlara Beklenen Linux Desteği Geliyor!

Qualcomm, Snapdragon X serisi dizüstü bilgisayarlar için nihayet Linux desteğini duyurdu. Debian ve Ubuntu uyumluluğu ile ARM tabanlı cihazlar yeni bir döneme giriyor.

ARM Devriminin Kilidi Açılıyor: Snapdragon X Cihazlara Beklenen Linux Desteği Geliyor!

Yıllardır beklenen gelişme sonunda resmileşti! Qualcomm, yenilikçi Snapdragon X serisi işlemcileriyle güçlenen dizüstü bilgisayarlar için uzun zamandır talep edilen Linux desteğini resmen duyurdu. Bu hamle, ARM mimarisinin PC dünyasındaki yükselişini hızlandırırken, kullanıcıların işletim sistemi seçiminde daha fazla özgürlük anlamına geliyor.

ARM Tabanlı Dizüstü Bilgisayarlar ve Linux'un Yükselişi

Dizüstü bilgisayar sektörü, performans ve enerji verimliliği arasındaki dengeyi yeniden kurma arayışında. Bu noktada, geleneksel x86 mimarisine kıyasla daha az güç tüketimi ve yüksek performans sunan ARM tabanlı işlemciler öne çıkıyor. Qualcomm'un Snapdragon X serisi, bu yeni nesil mobil işlemcilerin başında geliyor. Ancak bu güçlü donanımlar, piyasaya sürüldükleri ilk günden bu yana Linux ekosisteminden gerekli desteği alamıyordu. Android'in Linux çekirdeğini kullanmasına rağmen, tam teşekküllü Linux dağıtımlarının bu cihazlarda sorunsuz çalışması bir engel teşkil ediyordu.

Snapdragon X İçin Linux Yol Haritası Belirlendi

Qualcomm, Snapdragon Zirvesi'nde yaptığı resmi duyuruyla bu beklentiyi somutlaştırdı. Şirket, Snapdragon X serisi için kapsamlı bir Linux desteği sunma yolunda önemli adımlar attıklarını açıkladı. İlk etapta, Linux dünyasının en köklü ve kararlı dağıtımlarından biri olan Debian'ın desteği yıl sonuna kadar kullanıcılara sunulacak. Bu entegrasyon, geliştiriciler ve ileri düzey kullanıcılar için cihazların sunduğu potansiyeli tam anlamıyla ortaya çıkaracak. Debian'ın sunduğu esneklik ve güvenlik özellikleri, Snapdragon X cihazları üzerinde yepyeni kullanım senaryolarının önünü açacak.

Ubuntu ve Geleceğe Yönelik Vizyon

Qualcomm'un vizyonu sadece Debian ile sınırlı kalmayacak. Şirket, 2027 yılına kadar Linux uyumluluğunu daha da genişletmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, önümüzdeki yılın başlarında Snapdragon X2 tabanlı cihazlar için popüler Linux dağıtımı Ubuntu'nun desteği de aktif hale gelecek. ASUS gibi önde gelen donanım üreticilerinin de bu sürece hızla adapte olması ve kendi Snapdragon X2 sistemleri için Ubuntu desteğini 2027'nin ilk yarısında sunmayı planlaması, ARM tabanlı dizüstü bilgisayarların Linux dünyasındaki yerini daha da sağlamlaştıracak. Modern Linux dağıtımlarının kullanıcı dostu arayüzleri ve zengin yazılım kütüphaneleri, yeni nesil donanımlarla birleştiğinde, teknik engelleri ortadan kaldırarak daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşılmasını sağlayacak. Bu gelişmeler, performans ve yazılım özgürlüğünü bir arada arayanlar için kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor.

Snapdragon X serisi kullanıcıları için bu adım, cihazlarının tam donanım potansiyelini kullanabilmeleri adına büyük önem taşıyor. Linux'un sunduğu açık kaynak felsefesi ve üstün performans, yeni nesil ARM işlemcilerle birleştiğinde ortaya verimli ve güçlü bir çalışma ortamı çıkması bekleniyor. Siz de bu gelişmeyle ilgili düşüncelerinizi ve Snapdragon X cihazınızda Linux kullanma fikrinize dair yorumlarınızı bizimle paylaşabilirsiniz.

Teknoloji 24.09.2026 09:05 3 okunma

Apple Intelligence Fiyaskosu: OpenAI'dan Şok İtiraf! ChatGPT Beklentiyi Karşılamadı Mı?

OpenAI'dan Apple Intelligence'daki ChatGPT entegrasyonuna dair beklenenin altında kalan kullanım oranlarına ilişkin çarpıcı açıklamalar geldi. Hukuki süreçler ve antitröst iddiaları bu gelişmeleri daha da alevlendirdi.

Apple Intelligence Fiyaskosu: OpenAI'dan Şok İtiraf! ChatGPT Beklentiyi Karşılamadı Mı?

OpenAI, Apple Intelligence platformuna entegre edilen ChatGPT'nin kullanımının beklentilerin altında kaldığını resmen duyurdu. Şirket tarafından yapılan ve mahkeme belgeleriyle de desteklenen bu açıklamalar, teknoloji dünyasında yankı buldu. Apple ile 2024 yılında yapılan stratejik iş birliğinin ilk sonuçları, şirketin ilk tahminlerinden oldukça uzak bir tablo çiziyor.

Gündem 24.09.2026 08:35 4 okunma

Dev Şirketin Patronundan Çarpıcı İddia: '1.4 Milyar TL'lik Değerimiz Hâlâ Ucuz!' Savcılara Şok Cevap Verdi

Tera Yatırım'ın patronu Emre Tezmen, şirketin astronomik yükselişini savcılara açıklarken, mevcut 1.4 milyar TL'lik değerlerinin bile 'ucuz' olduğunu savunarak şaşırttı. Fon soruşturmasında tanıkların ifadeleri ise perde arkasını aydınlatıyor.

Dev Şirketin Patronundan Çarpıcı İddia: '1.4 Milyar TL'lik Değerimiz Hâlâ Ucuz!' Savcılara Şok Cevap Verdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü devasa fon soruşturmasında, Tera Grubu'nun patronu Emre Tezmen'in savcılık ifadesi, piyasalarda ve yatırımcı çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Bir yılda değeri 200 kat artarak 1.4 milyar TL'den 280 milyar TL'ye fırlayan şirketiyle ilgili sorulan sorulara Tezmen'den gelen yanıt, adeta 'pes' dedirtti. Tezmen, bu astronomik yükselişe rağmen şirketin piyasa değerinin 'hâlâ ucuz' olduğunu iddia etti.

Milyarlarca Liralık Yükselişin Perdesi Aralanıyor

Soruşturma kapsamında tutuklanan Tera Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ve eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün ifadeleri, dosyanın ne denli derinleştiğini gözler önüne seriyor. Savcıların, binlerce yatırımcının merak ettiği soruları tek tek yönelttiği Tezmen'e, özellikle fonlarda toplanan paraların Tera'nın kendi hisselerini şişirmek için kullanılıp kullanılmadığı, şirket sahiplerine hisse fiyatlarını yükseltme karşılığında 'elden para' ödenip ödenmediği gibi kritik sorular yöneltildi. Ayrıca, yaklaşık 9 milyar TL'lik toplam değeri 620 milyar TL'ye çıkan şirketlerdeki akıl almaz yükselişin sırrı ve MASAK'ın raporladığı milyarlarca dolarlık şüpheli para hareketleri de sorgulandı.

'Şişirme Değil, Büyüme!' Tezmen Savunması

İfadesinde, yaklaşık 40 şirketten oluşan Tera Grubu'nun stratejik yatırım kararlarını kendisinin verdiğini belirten Emre Tezmen, fonların hangi hisseleri alıp sattığıyla doğrudan bir ilgisinin olmadığını öne sürdü. Ancak savcılık makamı, Tera Yatırım'ın yaklaşık 1.4 milyar TL olan piyasa değerinin, inanılmaz bir hızla 280 milyar TL'ye ulaşmasını sordu. Tezmen, bu olağanüstü yükselişi, şirketin kendi büyümesi ve yaptığı stratejik yatırımlarla açıkladı. Savcılığın 'Bu bir balon mu?' sorusuna karşılık Tezmen, 'Bu bir şişirme yükseliş değildir. Bu bedel bile hâlen ucuz.' diyerek iddialı bir savunma yaptı. Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre, TRHOL hissesi 450 milyon TL'den 135 milyar TL'ye, TEHOL 1.9 milyar TL'den 103 milyar TL'ye, PEKER hissesi ise yaklaşık 5 milyar TL'den 100 milyar TL'ye kadar fırlamış durumda. Tezmen, dört şirketin toplam piyasa değerinin 9 milyar TL'den 620 milyar TL'ye ulaşmasını ise yine şirket faaliyetleri, büyüme stratejileri ve yatırımcı güvenine bağladı.

Yatırımcı Parasıyla Grup Şirketlerine Operasyon Mu?

Soruşturmanın en can alıcı noktalarından biri de Tera fonlarının, grubun kendi şirketlerine yatırım yapmasıyla ilgiliydi. Savcılık, Tezmen'e 'Fonlarda toplanan paralar, sizin kontrolünüzdeki şirketlerin hisselerini almak ve fiyatlarını yapay olarak yükseltmek için mi kullanıldı?' sorusunu yöneltti. Tezmen bu noktada, Tera fonlarının grup şirketlerinin hisselerini almasının hukuken bir engel teşkil etmediğini ve bu fiyat artışlarının kendisine doğrudan bir menfaat sağlamadığını savundu. Ancak savcılığın, 'Biz sizin hissenizi fonlarla alalım, fiyatını yükseltelim; siz de karşılığında elden para verin' şeklinde bir pazarlık olup olmadığı sorusu, iddiaların ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Tezmen bu doğrudan soruya da 'iddia reddederek' yanıt verdi.

Eski Yönetici Alper Öztürk'ten Çarpıcı İfadeler

Soruşturmada eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün ifadeleri de büyük önem taşıyor. Öztürk, 'Portföy yöneticiliğim sadece kâğıt üzerinde formaliteden ibaretti.' diyerek fonların gerçek yönetim mekanizması hakkında şüphe uyandırdı. Vişne hisselerindeki işlemlerden rahatsız olduğunu ve çalışanları bu konuda uyardığını belirten Öztürk, söz konusu işlemlerin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından incelendiğini ve idari para cezası uygulandığını söyledi. Öztürk, 12 Ocak 2026'da görevlerinden ayrılmış olsa da, ifadesinin alındığı tarihte hala Tera Portföy'de danışmanlık görevine devam ettiğini de belirtti. Bu durum, Öztürk'ün Tera Grubu ile olan bağlarının tamamen kopmadığını gösteriyor. Ayrıca, yurt dışı bankalardan finansman sağlama ve girişim sermayesi projelerinde destek verme gibi konulara da değinen Öztürk, SPK incelemesinin ardından fon yöneticiliğini bıraktığını kaydetti.

MASAK Raporları ve Milyarlık Transferler

Savcılık, MASAK raporlarına dayanarak Emre Tezmen'in 28 Ağustos 2026'da Özen Kuzu'ya tek seferde gönderdiği 1 milyar 159 milyon 772 bin TL'lik transferin nedenini sordu. Tezmen, işlemin Prive Sigorta'nın satın alınmasıyla ilgili olabileceğini ancak detayları hatırlamadığını belirtti. Grup içi milyarlarca liralık para trafiği de mercek altına alındı. Tezmen'in Tera Yatırım Bankası'na 2,8 milyar TL, Tera Yatırım Holding'den 2 milyar TL ve Tera Yatırım Menkul Değerler'den 2,77 milyar TL aldığının tespit edildiği ve bu para hareketlerinin sebebinin sorgulandığı öğrenildi. Tezmen, bu işlemlerin bankanın sermaye artırımıyla ilişkili olduğunu düşündüğünü ifade etti. Savcılık ayrıca, Tezmen'in toplam para transfer hacminin 2024'te 210 milyon TL iken, 2025'te 5,87 milyar TL'ye fırlamasını da sorguladı.

Teknoloji 24.09.2026 07:35 4 okunma

Teknoloji Devinden Nefes Kesen Yenilik: Bileğinizde Zarafet ve Güç Bir Arada!

Xiaomi'nin merakla beklenen yeni akıllı saati Watch S5 41 mm tanıtıldı. Şık tasarımı, gelişmiş sağlık özellikleri ve uzun pil ömrüyle dikkat çeken model, teknoloji tutkunlarına yeni bir soluk getirecek.

Teknoloji Devinden Nefes Kesen Yenilik: Bileğinizde Zarafet ve Güç Bir Arada!

Zarafet ve Teknolojinin Yeni Buluşma Noktası: Xiaomi Watch S5 41 mm

Teknoloji dünyasının önde gelen isimlerinden Xiaomi, kullanıcılarının beklentilerine yönelik yenilikçi ürünler sunmaya devam ediyor. Şirket, geçtiğimiz aylarda piyasaya sürdüğü 46 mm'lik büyük boyutlu akıllı saatin ardından, bu kez daha zarif ve kompakt bir tasarım arayanlar için Xiaomi Watch S5 41 mm modelini resmi olarak tanıttı. Bu yeni model, akıllı saat pazarında hem şıklığı hem de üstün teknolojiyi bir arada sunarak fark yaratmayı hedefliyor.

İnce Tasarım, Kaliteli Malzeme: Estetik Dokunuşlar

Xiaomi, akıllı saatlerdeki devasa kasaların yarattığı estetik kaygıları gidermek üzere kolları sıvadı. Yeni Watch S5 41 mm modeli, inceliğiyle göz dolduruyor. Sadece 9,9 mm'lik kasa kalınlığı ve 36 gramlık kayışsız ağırlığı ile bilekte adeta yokmuş hissi veren bu cihaz, uzun süreli kullanımlarda dahi konfor sağlıyor. Kasa malzemesinde paslanmaz çelik tercih edilirken, ekran çerçevesindeki seramik detaylar ve dokulu, döner kurma kolu, cihaza sofistike bir görünüm katıyor. Kullanıcılar, bu şık tasarıma siyah, mavi ve seramik beyazı olmak üzere üç farklı renk seçeneğiyle sahip olabilecek.

Canlı Ekran ve Hassas Sensörler: Sağlığınız Parmaklarınızın Ucunda

Xiaomi Watch S5 41 mm, estetik görünümünün yanı sıra teknolojik yetenekleriyle de ön plana çıkıyor. Cihaz, 1,32 inç boyutunda, 60 Hz yenileme hızına sahip parlak bir AMOLED ekran ile geliyor. Bu ekran, 3.000 nit'e varan tepe parlaklığı sayesinde en güneşli ortamlarda bile rahat okunabilirlik sunuyor. Ancak saatin en çarpıcı özellikleri arasında, kapsamlı sağlık takibi yetenekleri yer alıyor. Nabız ve kan oksijen seviyesi (SpO2) takibi için geliştirilen 4 LED ve 4 fotodiyotlu özel sensör dizilimi, hassas ölçümler sağlıyor. Ayrıca, ±0,1°C gibi oldukça hassas sıcaklık sensörleri, özellikle kadın kullanıcıların regl döngülerini ve yumurtlama takvimlerini kolayca takip etmelerine olanak tanıyor. Bununla birlikte, çift bantlı UVA ve UVB izleme teknolojisi, güneş maruziyetini detaylı bir şekilde analiz ederek kullanıcıları ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerine karşı uyarıyor.

Sporcular İçin Kapsamlı Çözümler ve Bağlantı Özellikleri

Spor tutkunları için adeta bir antrenör görevi gören Xiaomi Watch S5 41 mm, 150'den fazla spor modu ile geniş bir kullanım alanı sunuyor. Cihaz, çift frekanslı GNSS çipi sayesinde hassas konum takibi yaparken, çevrimdışı renkli harita desteğiyle de maceraperest kullanıcıların rotalarını kolayca planlamalarına imkan veriyor. Özellikle kış sporlarıyla ilgilenenler için tasarlanan özel kayak modu, mesafe, rakım ve maksimum eğim gibi verileri anlık olarak kaydedebiliyor. Dahası, bu mod sayesinde sert düşüşler otomatik olarak algılanabiliyor ve kullanıcıdan yanıt alınamaması durumunda acil durum kişilerine veya yardım servislerine otomatik alarm gönderiliyor. Akıllı saat, HyperOS 4 işletim sistemi ile kutudan çıkan ilk modellerden biri olma özelliği taşıyor. Bu sayede kullanıcılar akıllı ev cihazlarını yönetebiliyor, akıllı kapı zillerinin görüntülerini izleyebiliyor ve Xiaomi'nin araç ekosistemiyle entegrasyon kurabiliyorlar.

Uzun Pil Ömrü ve Erişilebilir Fiyat

Xiaomi Watch S5 41 mm, enerji verimliliğiyle de dikkat çekiyor. Cihazın içerisinde yer alan 590 mAh kapasiteli batarya, kullanım senaryosuna göre farklı pil ömürleri sunuyor. Xiaomi'nin belirttiği verilere göre, kısıtlı kullanım modunda 14 güne kadar, standart sağlık takibi açıkken 8 güne kadar ve Her Zaman Açık Ekran (AOD) özelliği aktifken bile 5 güne kadar pil ömrü sunabiliyor. Tüm bu gelişmiş özellikler ve şık tasarım, 194 dolarlık oldukça rekabetçi bir fiyat etiketiyle kullanıcılara sunuluyor.