Türk Doktorun Çığır Açan İlacı Milyonları Aydınlatacak: Körlük Artık Kader Değil!
Fuchs distrofisi gibi tedavi imkanı kısıtlı kornea hastalıklarına umut ışığı olan Türk doktor İskender Alkın Solmaz'ın geliştirdiği göz damlası, uluslararası kongrede en iyi bilimsel çalışma seçildi. Milyonlarca hastanın hayatını değiştirmesi beklenen ilaç, 2030'da piyasaya sürülebilir.
Gelişen tıp teknolojileri ve insanlığın hizmetine sunulan yenilikçi yaklaşımlar, geçmişte çaresiz görülen pek çok hastalığa karşı umut veriyor. Bu umutlardan biri de Türk bilim insanlarının imzasını taşıyor. Yaklaşık 8 yıl önce kişisel bir merakla yola çıkan göz doktoru Dr. İskender Alkın Solmaz ve ekibi, dünyada 300 milyon insanı etkileyen ve körlüğe yol açabilen 'Fuchs distrofisi' adlı kornea hastalığına çare olabilecek devrim niteliğinde bir ilaç geliştirdi.
Bilimsel Meraktan Yaratılan Umut: Fuchs Distrofisine Karşı Devrim
Fuchs distrofisi, gözün kornea tabakasının endotelium adı verilen kısmının bozulmasıyla ortaya çıkan ve zamanla buzlu cam görünümüne yol açan ciddi bir rahatsızlık. Genellikle 40'lı yaşlarda başlayan ve 10 yıl içinde görme yetisinin tamamen kaybına neden olabilen bu hastalık, maalesef günümüzde yalnızca kornea nakli gibi cerrahi yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Ancak Dr. Solmaz ve ekibinin yürüttüğü bilimsel çalışmalar, bu tabloyu kökten değiştirmeyi hedefliyor. Yaklaşık 8 yıl önce başlayan bu serüven, önce 4 kişilik bir ekibin 6 ay boyunca tavşanlar üzerinde yürüttüğü umut vadeden denemelerle ilerledi. Tavşanlara uygulanan damla tedavisinin yüz güldürücü sonuçlar vermesi, projenin daha büyük ölçekte desteklenmesini sağladı. Bu noktada işinsanı Mehmet Ali Aydınlar'ın mali desteğiyle proje, yatırım aşamasına geçti.
Uluslararası Arenada Büyük Başarı: En İyi Bilimsel Makale Ödülü
2018 yılında başlanan ve titizlikle yürütülen ilaç geliştirme çalışmaları, nihayet uluslararası alanda da takdir topladı. Dr. İskender Alkın Solmaz, bu yıl American Society of Cataract and Refractive Surgery (ASCRS) yıllık kongresine katılarak ekibinin geliştirdiği göz damlasını tanıttı. Harvard ve Stanford gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinin çalışmalarının yarıştığı kongrede, Dr. Solmaz'ın ekibiyle birlikte sunduğu çalışma, 'en iyi bilimsel makale' seçilerek büyük bir başarıya imza attı. Bu ödül, geliştirilen ilacın hem bilimsel geçerliliğini hem de küresel çapta yarattığı etkiyi gözler önüne serdi. Milyonlarca hastanın kaderini değiştirebilecek bu çalışma, klinik aşamaların ardından büyük bir umut kaynağı oldu.
Faz-1 Çalışmaları ve Finansman İhtiyacı: Geleceğe Yönelik Hedefler
Projenin geldiği noktayı ve geleceğe dair hedeflerini Hürriyet gazetesine anlatan Dr. İskender Alkın Solmaz, şu anda Faz-1 klinik çalışmalarına hazırlandıklarını belirtti. Bu önemli aşama için yaklaşık 5 milyon dolarlık bir finansmana ihtiyaç duyduklarını dile getiren Solmaz, çalışmanın tamamen kişisel merak ve bilimsel birikimle başladığını vurguladı. Fuchs distrofisinin, her 100 kişiden 4-5'inde görülebilen, genetik temelli bir hastalık olduğunu ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de dahil olduğu 7 büyük ülkede tahmini 38 milyon hastası bulunduğunu belirtti. Hastalığın ilerleyişi ve etkileri hakkında detaylı bilgi veren Dr. Solmaz, geliştirilen ilacın, kornea nakli gibi pahalı ve karmaşık cerrahi operasyonlara bir alternatif oluşturacağını ifade etti. ABD'de kişi başı 20 bin dolar civarında olan kornea nakli maliyetlerinin, bu ilaçla önemli ölçüde azalması bekleniyor.
Klinik Çalışmalar ve Onay Süreci: 2030 Hedefi
Çift kör randomize çalışma şeklinde yürütülen araştırmanın ilk sonuçlarının oldukça umut verici olduğunu belirten Dr. Solmaz, makalelerinin ASCRS'de en iyi makale seçilmesinin de bunun bir göstergesi olduğunu söyledi. Faz-1 öncesi çalışmaların devam ettiğini ve bu süreçte Kanada'da bir şirket kurduklarını ekledi. Hedeflerinin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nden (FDA) de onay alarak bu yenilikçi tedaviyi bir göz damlası olarak piyasaya sunmak olduğunu belirtti. İlaç geliştirme sürecinin öngörüldüğü gibi hızlı ilerlemesi halinde, 2030 yılında onay almayı ve milyonlarca hastanın yaşam kalitesini artırmayı umduklarını sözlerine ekledi. Bu çalışmanın aynı zamanda ülkemiz adına da gurur verici bir bilimsel başarı olmasını arzu ettiklerini ifade etti.