Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor 01.07.2026 12:05 1 okunma

Galatasaray'ın Gözdesi Can Uzun İçin Okan Buruk'tan Çarpıcı Açıklamalar: 'Her Yerde Oynayabilir!'

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Eintracht Frankfurt'un genç yıldızı Can Uzun hakkında konuştu. Buruk, milli oyuncunun çok yönlülüğüne ve potansiyeline dikkat çekerken, transfer gelişmeleri hakkında da önemli ipuçları verdi.

Galatasaray'ın Gözdesi Can Uzun İçin Okan Buruk'tan Çarpıcı Açıklamalar: 'Her Yerde Oynayabilir!'

Galatasaray'ın başarılı teknik direktörü Okan Buruk, performansıyla dikkat çeken genç yetenek Can Uzun hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kafa Sports'un YouTube kanalında Candaş Tolga Işık'ın sorularını yanıtlayan Buruk, Eintracht Frankfurt forması giyen milli oyuncunun Galatasaray'ın transfer gündemindeki yerini ve potansiyelini değerlendirdi. Buruk'un sözleri, sarı-kırmızılı taraftarlar arasında heyecan yarattı.

Genç Yıldızın Potansiyeli ve Çok Yönlülüğü Göz Dolduruyor

Okan Buruk, Can Uzun'un kalitesine vurgu yaparak, "Can Uzun'u beğeniyorum, çok iyi oyuncu" ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz sezon sakatlıklar nedeniyle beklentilerin biraz altında kaldığını ancak buna rağmen önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Buruk, genç oyuncunun saha içindeki pozisyon çeşitliliğine dikkat çekti. "Hem forvet oynayabiliyor hem forvet arkası," diyen Buruk, esnek yapısının taktiksel avantajlar sağlayabileceğini ima etti. Hatta, "Çok zorladığınızda kanatta bile kullanabilirsiniz," diyerek, oyuncunun ne kadar farklı görevler üstlenebileceğini gözler önüne serdi. Bu sözler, Can Uzun'un Galatasaray'ın hücum hattında yaratabileceği potansiyel etkiyi şimdiden düşündürdü.

Transfer Görüşmeleri Dünya Kupası Sonrasına Ertelendi

Can Uzun'un olası bir Galatasaray transferine dair merak edilen soruları da yanıtlayan Teknik Direktör Okan Buruk, henüz resmi bir adım atılmadığını belirtti. Transfer sürecinin, özellikle genç oyuncunun milli takım görevleri ve yaklaşan büyük turnuvalar göz önüne alındığında, Dünya Kupası sonrasına kaldığını açıkladı. Bu erteleme, hem oyuncunun performansını daha yakından izleme hem de kulübün transfer stratejisini daha sağlam temeller üzerine oturtma amacı taşıyor olabilir. Sarı-kırmızılılar, bu genç yeteneği kadrolarına katmak için sabırlı bir bekleme süreci öngörüyor.

Zaniolo'da Beklenmedik Gelişme: Opsiyon Kullanıldı Ancak Pürüz Devam Ediyor

Öte yandan, Galatasaray'ın geçtiğimiz sezon kiralık olarak kadrosunda bulundurduğu ve bonservis opsiyonu bulunan Nicolo Zaniolo ile ilgili de önemli bir gelişme yaşandı. Oyuncuyu kiralayan Udinese kulübünün, Zaniolo'nun sözleşmesindeki satın alma opsiyonunu kullandığı bildirildi. Ancak bu durum, İtalyan yıldızın geleceğiyle ilgili tüm pürüzlerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Zaniolo'nun menajeri Vigorelli'nin, Udinese'nin teklif ettiği yıllık 1.7 milyon Euro'luk maaş teklifini yeterli bulmadığı ve henüz kabul etmedikleri ortaya çıktı. Bu durum, Udinese'nin Zaniolo'yu kadrosuna katma çabalarında bir engelle karşılaştığını gösteriyor. Galatasaray'ın da bu süreçteki durumu yakından takip ettiği ve ilerleyen dönemlerdeki gelişmelerin merakla beklendiği ifade ediliyor.

Galatasaray'ın Transfer Vizyonu ve Gelecek Planları

Okan Buruk'un Can Uzun gibi genç ve potansiyelli yeteneklere olan ilgisi, Galatasaray'ın uzun vadeli transfer politikasını da gözler önüne seriyor. Genç oyunculara yatırım yaparak hem mevcut kadronun dinamizmini artırmayı hem de geleceğin yıldızlarını yetiştirmeyi hedefleyen sarı-kırmızılı yönetim, doğru zamanda, doğru hamlelerle başarıyı hedefliyor. Can Uzun transferi gerçekleşirse, genç oyuncunun Türkiye'deki kariyerine bambaşka bir boyut katacağı ve Galatasaray'ın hücum gücüne önemli bir katkı sağlayacağı öngörülüyor. Teknik direktörün oyuncuya duyduğu güven ve oyuncunun çok yönlü yapısı, bu transferi daha da cazip hale getiriyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 01.07.2026 13:06 0 okunma

IPhone 18 Serisinde Ezber Bozan Karar: Apple, Fiyat Artışı Olmadan Yapay Zekayı Erişilebilir Kılıyor!

Teknoloji devi Apple, iPhone 18 serisiyle birlikte 12GB RAM standardını benimseyerek, gelişmiş yapay zeka ve Siri yeteneklerini tüm kullanıcılara fiyat artışı olmadan sunmayı hedefliyor.

IPhone 18 Serisinde Ezber Bozan Karar: Apple, Fiyat Artışı Olmadan Yapay Zekayı Erişilebilir Kılıyor!

Teknoloji dünyasının devlerinden Apple, akıllı telefon pazarında dengeleri değiştirecek radikal bir kararla gündemde. 16 Haziran 2026 tarihinde gelen bilgilere göre, şirket iPhone 18 serisi için devrim niteliğinde bir adım atmaya hazırlanıyor. Standart iPhone 18 modelinin 12GB RAM ile geleceği ve bu sayede gelişmiş yapay zeka ile Siri özelliklerini kullanıcılara sunacağı öne sürülüyor. En dikkat çekici detay ise, bu önemli donanım yükseltmesinin tüketiciye ek bir fiyat artışı olmadan sunulacak olması.

Yapay Zeka Destekli Gelecek: Siri'nin Yeni Çağı

KB Securities tarafından yayımlanan detaylı rapora göre, Apple'ın bu stratejik donanım hamlesinin ardında net bir hedef var: Cihaz içi yapay zeka (on-device AI) yeteneklerini zirveye taşımak. Şirket, WWDC 26 etkinliğinde tanıttığı yeni Siri özelliklerini kusursuz bir şekilde çalıştırmak için yüksek bellek kapasitesine ihtiyaç duyuyor. Bu yeni nesil Siri, çok daha doğal ses tonları, bağlamı anlayan diyaloglar ve dikte doğruluğunda çığır açan bir performans vaat ediyor. Bu tür karmaşık yapay zeka modelleri, cihazın işlem gücünün yanı sıra, büyük miktarda hızlı belleğe de bağımlıdır. 12GB RAM, Siri'nin ve diğer yapay zeka algoritmalarının çok daha akıcı, hızlı ve verimli çalışmasını sağlayarak kullanıcı deneyimini bambaşka bir boyuta taşıyacak.

Donanım Standardında Büyük Sıçrama: Neden 12GB RAM?

Apple'ın bu kararı, mevcut iPhone modellerindeki bellek ayrıcalıklarını da ortadan kaldıracak nitelikte. Güncel olarak yalnızca iPhone Air, iPhone 17 Pro ve Pro Max modelleri 12GB RAM ile bu gelişmiş yapay zeka yeteneklerini destekleyebiliyordu. Önceki iPhone 17 serisinin standart modelleri, 8GB RAM ile sınırlı kalarak bu teknolojilerden tam anlamıyla faydalanamamıştı. Ancak iPhone 18 ile birlikte Apple, tüm yeni cihazlarında bellek paritesi sağlamayı hedefliyor. Bu, şirketin yapay zeka odaklı özelliklerin sadece premium segmentle sınırlı kalmayıp, geniş bir kullanıcı kitlesine yayılmasını istediğinin açık bir göstergesi. Bu strateji, sadece performans artışı değil, aynı zamanda uzun vadeli yazılım güncellemeleri ve gelecekteki yapay zeka entegrasyonları için de sağlam bir temel oluşturuyor. Apple, donanım standartlarını yeniden tanımlayarak rakiplerine karşı önemli bir avantaj elde etmeyi amaçlıyor.

Apple'dan Akıllı Maliyet Yönetimi: Fiyatlar Neden Artmayacak?

Güney Koreli kaynaklardan gelen bilgilere göre, Apple'ın LPDDR5X bellek çiplerine olan talebi ciddi oranda artırdığı ve Samsung, SK Hynix ve Micron gibi sektörün önde gelen tedarikçileriyle olan iş birliğini güçlendirdiği belirtiliyor. Pazar fiyatlarının üzerinde alım yapmasına rağmen, teknoloji devinin bu artan donanım maliyetlerini kendi bünyesinde absorbe edeceği ve cihaz fiyatlarına yansıtmayacağı öngörülüyor. Bu hamle, Apple'ın pazar payını koruma ve rekabette öne geçme konusundaki kararlılığını gözler önüne seriyor. Şirketin bu fedakarlığı, tüketiciler için gelişmiş teknolojilere erişimin önünü açarken, Apple'ın marka sadakatini pekiştirmesine de yardımcı olabilir.

Pazar Dinamikleri ve Gelecek Beklentileri

Sektördeki beklentiler, iPhone 18 Pro ve katlanabilir iPhone modellerinin 2026 sonbaharında piyasaya sürüleceği yönünde. Standart iPhone 18 ve iPhone 18e gibi daha uygun fiyatlı modellerin ise 2027'nin ilk yarısında kullanıcılarla buluşması planlanıyor. Apple'ın cihazlarının teknik altyapısını bu denli güçlendirmesi, sadece mevcut özellikler için değil, aynı zamanda gelecekteki yazılım yenilikleri ve yerel yapay zeka süreçleri için de sağlam bir zemin hazırlıyor. Bu stratejik hamle, akıllı telefon pazarındaki rekabeti daha da kızıştıracak ve diğer üreticileri de benzer adımlar atmaya teşvik edebilecek potansiyele sahip. Kullanıcılar, daha akıllı ve yetenekli bir iPhone deneyimine hiç olmadığı kadar yakın.

Gündem 01.07.2026 12:36 0 okunma

Güney Kore'den Dünya Gündemine Damga Vuran Hamle: ABD Bağımlılığı Bitti, 'Özgür Savunma' Dönemi Başlıyor!

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, ülkesinin ulusal savunmada ABD'ye olan geleneksel bağımlılığının sona erdiğini ve kendi kendine yetebilen bir savunma ortağı olmayı hedeflediklerini duyurdu. Bu stratejik değişim, bölgesel ve küresel dengeleri derinden etkileyebilir.

Güney Kore'den Dünya Gündemine Damga Vuran Hamle: ABD Bağımlılığı Bitti, 'Özgür Savunma' Dönemi Başlıyor!

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'in açıklaması, ülkesinin ulusal savunma stratejisinde tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor. Seul'den yükselen bu ses, ülkenin Amerika Birleşik Devletleri ile olan geleneksel savunma bağımlılığını yeniden değerlendirdiğini ve kendi ayakları üzerinde duran bir savunma gücü olma yolunda kararlı adımlar atacağının sinyallerini verdi. Bu açıklama, sadece Kore Yarımadası'nda değil, küresel jeopolitik arenada da önemli yankılar uyandırmaya aday.

Savunma Stratejisinde Radikal Değişim: "Kendi Kendine Yeterlilik" Vurgusu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, ulusal savunma gündemine ilişkin yaptığı açıklamalarda, ülkesinin "ABD'ye geleneksel bağımlılığının" artık günümüz koşullarında geçerliliğini yitirdiğine inandıklarını net bir dille ifade etti. Başkan Myung, bu bağımlılığın yerine, Seul'ün "kendi kendine yetebilen bir savunma ortağı" olmayı hedefleyeceğini vurguladı. Yıllardır süregelen ABD-Güney Kore ittifakı, Kore Savaşı'ndan bu yana bölgedeki güvenlik mimarisinin temel taşı olmuştu. Özellikle Kuzey Kore tehdidi karşısında ABD'nin askeri varlığı ve teknolojik desteği, Güney Kore'nin savunma kapasitesinin önemli bir parçasıydı. Ancak Başkan Lee'nin açıklamaları, bu köklü ilişkinin niteliğinde derin bir dönüşüm yaşanmakta olduğunu gösteriyor. Güney Kore'nin kendi savunma sanayisini geliştirmedeki ilerlemesi, ileri teknolojiye yatırımları ve artan bölgesel gücü, bu yeni vizyonun temelini oluşturuyor. Bu, sadece askeri teçhizat alımında değil, aynı zamanda stratejik karar alma süreçlerinde de daha fazla bağımsızlık arayışının bir işareti olarak yorumlanıyor.

Bölgesel ve Küresel Dengelere Etkileri: Yeni Bir Jeopolitik Denklem mi?

Başkan Lee Jae Myung'in bu çarpıcı çıkışı, Asya Pasifik bölgesindeki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, Güney Kore'nin bu hamlesinin, Washington-Seul ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatabileceğini belirtiyor. ABD'nin bölgedeki en önemli müttefiklerinden birinin, kendi savunma kapasitesine olan güvenini bu denli yüksek sesle dile getirmesi, Pekin ve Tokyo başta olmak üzere diğer bölgesel aktörler tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle Kuzey Kore'nin sürekli artan nükleer ve füze tehditleri göz önüne alındığında, Güney Kore'nin bu stratejik hamlesinin bölgedeki tansiyonu nasıl etkileyeceği merak konusu. Kendi kendine yetebilen bir savunma vizyonu, Güney Kore'nin yerel savunma sanayisine daha fazla yatırım yapması, Ar-Ge faaliyetlerini hızlandırması ve belki de nükleer enerji veya gelişmiş füze sistemleri gibi alanlarda daha agresif politikalar izlemesi anlamına gelebilir. Bu durum, aynı zamanda Japonya gibi diğer bölge ülkelerini de benzer adımlar atmaya teşvik edebilir, böylece bölgesel silahlanma dinamiklerinde önemli bir değişim rüzgarı estirebilir.

Tarihsel Bir Dönüşümün Arka Planı

Güney Kore'nin ABD ile olan savunma ittifakı, 1950-53 Kore Savaşı'ndan bu yana ülkenin güvenliğinin vazgeçilmez bir parçası olagelmiştir. On binlerce ABD askerinin Güney Kore topraklarındaki varlığı, Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında Kuzey Kore'nin saldırgan tutumlarına karşı bir caydırıcılık unsuru sağlamıştır. Ancak son yıllarda, Güney Kore'nin ekonomik ve teknolojik gücündeki muazzam artış, ülkenin kendi savunma yeteneklerini de paralel olarak geliştirmesini sağlamıştır. Dünyanın önde gelen teknoloji ve sanayi ülkelerinden biri haline gelen Güney Kore, F-35 savaş uçakları üretimi, modern denizaltılar ve kendi geliştirdiği füze sistemleri gibi alanlarda önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Bu özgüven artışı, ulusal egemenlik ve stratejik özerklik arayışıyla birleşerek, Başkan Lee'nin açıklamalarında somutlaşan bu "bağımsız savunma" vizyonunun temelini oluşturmaktadır.

Başkan Lee Jae Myung'in açıklamaları, Güney Kore'nin ulusal çıkarlarını ve güvenlik vizyonunu yeniden tanımlama sürecine girdiğini gösteriyor. Bu cesur adım, Asya'da güç dengelerini değiştirebilecek, yeni ittifak arayışlarına yol açabilecek ve küresel stratejileri etkileyebilecek derin sonuçlar doğurabilir. Önümüzdeki dönemde, Seul'ün bu yeni politikayı nasıl somut adımlara dönüştüreceği ve başta Washington olmak üzere uluslararası toplumun bu duruma nasıl bir yanıt vereceği, dikkatle takip edilmesi gereken önemli gelişmeler olacaktır.

Gündem 01.07.2026 11:36 1 okunma

10 Yıl Sonra Gelen Kan Donduran İtiraf: Mezdeke Dansçısı Aynur Kanbur Cinayetinde Akraba Dehşeti ve Çözülen Sır Perdesi!

Türkiye'yi sarsan Mezdeke dansçısı Aynur Kanbur'un 10 yıl önce işlenen cinayeti, titiz bir soruşturma sonucunda aydınlandı. Kanbur'un akrabası Bülent Gündüz, dansçılık mesleğini bahane ederek işlediği korkunç cinayeti itiraf edip olay yerinde yaşananları anlattı.

10 Yıl Sonra Gelen Kan Donduran İtiraf: Mezdeke Dansçısı Aynur Kanbur Cinayetinde Akraba Dehşeti ve Çözülen Sır Perdesi!

Türkiye'nin uzun süre çözülemeyen cinayet dosyalarından biri, tam 10 yıl sonra aydınlatıldı. 90'lı yılların efsanevi Mezdeke dans grubu üyelerinden Aynur Kanbur'u evinin önünde katleden zanlı, yıllar süren titiz bir çalışmanın ardından yakalanarak cinayeti tüm detaylarıyla itiraf etti. Şişli'de, 24 Mart 2016 tarihinde işlenen bu vahşi cinayetin baş şüphelisi Bülent Gündüz, akrabası Kanbur'u "dansözlük yaptığı için" öldürdüğünü söyleyerek kan donduran bir gerçeği ortaya çıkardı. Cinayetin üzerinden geçen on yılın ardından, zanlı dün olay yerinde keşif için hazır bulundu ve korkunç anları yetkililere yeniden yaşattı.

On Yıllık Gizemin Perdesi Aralandı: Polis Dedektifliğinin Zaferi

Aynur Kanbur, o uğursuz akşam saat 20.05 sıralarında Şişli Fulya Mahallesi Narçiçeği Sokak'taki apartmanının girişinde, kimliği belirsiz bir erkek tarafından defalarca kurşunlanarak hayatını kaybetmişti. Olay yerinde bulunan boş kovanlar, aradan geçen uzun yıllara rağmen başka hiçbir olayla eşleşmeyince soruşturma karmaşık bir hal almıştı. Ancak Cinayet Büro Amirliği, bu dosyayı asla kapatmamaya kararlıydı. Tam 6 kişilik özel bir ekip, sadece bu cinayeti çözmekle görevlendirildi. Dedektifler, şüpheliye ulaşabilmek için olağanüstü bir çaba sarf etti.

Soruşturmanın en kritik aşamalarından biri, Mecidiyeköy'de bir güvenlik kamerasına yansıyan, şapkalı bir erkek figürünün görüntüsü oldu. Bu görüntü, polisin elindeki tek somut ipucuydu. Ancak sıradan bir izleme yerine, özel ekip kamera görüntülerini ağır çekim modunda izleyerek büyük bir atılım gerçekleştirdi. Tam 4 bin saatlik güvenlik kamera görüntüsünü kare kare inceleyen ekip, şapkalı şüphelinin Avcılar Metrobüs durağından Mecidiyeköy'e doğru yola çıktığını tespit etti. Bu, dosyadaki kilit gelişme olarak kayıtlara geçti. Ardından Avcılar metrobüs durağını kullanan 16-50 yaş arasındaki bin 700 erkek, Akbil kayıtları üzerinden tek tek incelendi. Bu titiz ve sabırlı çalışma, sonunda Aynur Kanbur'un uzaktan akrabası olduğu tespit edilen Bülent Gündüz ismine ulaştırdı. Şüphelinin hareketleri ve geçmişi, cinayetle örtüşüyordu.

"Kargocu Olduğumu Söyleyerek Kapıyı Açtırdım": Kan Donduran İtiraf

Gözaltına alınan Bülent Gündüz, emniyetteki ilk sorgusunun ardından cinayeti itiraf etti. Avukat eşliğinde alınan ifadesinde, Kanbur'u öldürme sebebini ise tüyler ürpertici bir şekilde açıkladı: "O bizim akrabamızdı. Dansözlük yaptığı için yıllarca insanlar bizimle dalga geçiyorlardı. Sonunda dayanamadım ve onu öldürmeye karar verdim." Bu akıl almaz itiraf, cinayetin ardındaki sosyo-kültürel çatışmayı gözler önüne serdi.

Gündüz, olay günü yaşananları da tüm detaylarıyla anlattı. Yanına silahını alarak Avcılar'dan metrobüse bindiğini, Kanbur'un evinin önüne kadar yürüdüğünü ve bir süre beklediğini ifade etti. "Kargocu olduğumu söyleyerek kapıyı çaldım. Kapıyı açar açmaz ona doğru ateş ettikten sonra oradan yaya olarak kaçtım. Beşiktaş'a kadar yürüdüm. Orada silahı denize attıktan sonra tekrar evime döndüm" şeklindeki ifadesi, cinayetin soğukkanlı planlamasını ve infazını gözler önüne serdi. Soruşturmada, 2009 yılında Bebek'te Aynur Kanbur ile Bülent Gündüz arasında dansözlük mesleği yüzünden bir tartışma yaşandığı da tespit edildi. Bu durum, cinayetin anlık bir öfke patlamasından ziyade, yıllardır biriken bir husumetin sonucu olabileceği ihtimalini güçlendirdi.

Olay Yerinde Keşif ve Komşunun Acı Tanıklığı

Cinayeti itiraf eden Bülent Gündüz, dün öğle saatlerinde geniş güvenlik önlemleri altında olay yerine getirildi. Soruşturmayı yürüten savcının yanı sıra Başsavcı Vekili de yer gösterme çalışmasına katıldı. Gündüz, cinayet günü takip ettiği güzergahı ve vahşeti nasıl gerçekleştirdiğini adım adım yetkililere anlattı.

Keşif sırasında apartmanda yaşananları aktaran alt komşusu Sebahat Arslan'ın ifadeleri, olayın vahametini bir kez daha gözler önüne serdi. Arslan, Gündüz'ün, Aynur Hanım'ın kendisine hakaret ettiğini, bu yüzden cinayeti işleyip panik halinde kaçtığını anlattığını belirtti. "İlk başta olayın yaşandığı dairenin farklı olduğunu söylemeye çalıştı. Ancak daire aynı, hiçbir şekilde değişiklik olmadı. Son 10 yıldır hep aynı. Biraz panik halinde olmasına rağmen olayı oldukça soğukkanlı bir şekilde anlattı aslında. Gördüğüm kadarıyla çok saçma bir sebeple işlenmiş bir cinayetti" diyen Arslan, Gündüz'ün kaç el ateş ettiği sorusuna ise "8, 10, hatırlamıyorum" şeklinde net bir bilgi veremediğini aktardı. Bu durum, zanlının cinayeti planlı ancak infaz sırasında paniklemiş olabileceğine işaret ediyor. Öte yandan, Aynur Kanbur'un ablası Dilek Kıymış da Gayrettepe'deki Asayiş Şube Müdürlüğü'nde ifade vererek kardeşinin katilinin bulunmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ancak Kıymış, itiraf eden kişiyi tanımadığını, akrabalık bağını bilmediğini belirtti. Bu cinayet, yıllar sonra adaletin tecelli etmesi adına önemli bir örnek teşkil ederken, toplumsal önyargıların ve namus anlayışının ne denli yıkıcı sonuçlara yol açabileceğinin de acı bir hatırlatıcısı oldu.

Gündem 01.07.2026 11:06 1 okunma

Erdoğan'dan İsrail'e Sert Tepki: Döktüğünüz Kanın Hesabı Sorulacak!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada, İsrail'in Filistin'de dökülen kanının hesabının sorulacağını vurgulayarak, Kızılay'ın tarihi önemine dikkat çekti.

Erdoğan'dan İsrail'e Sert Tepki: Döktüğünüz Kanın Hesabı Sorulacak!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Kızılay'ın 158'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen özel bir törende, insani değerlere ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, Erdoğan, Türk milletinin milli seciyesinin temel unsurları arasında yer alan iyilik, paylaşma ve yardımseverlik hasletlerine dikkat çekerek, bu değerlerin milletin hamurunun özü ve mayası olduğunu belirtti.

Gündem 01.07.2026 10:36 1 okunma

CHP'de Parti İçi Savaş Kızıştı: Özgür Özel ve Ekibinin İhraç Tehdidi Kime Yönelik? İşte O Yol Haritası!

CHP'de dokuz ismin partiden ihraç edilme talebi krizi büyüyor. Özgür Özel ve ekibinin bu hamleye karşı hukuki yollara başvuracağı öğrenildi. Detaylar ve arka plan bilgileri haberimizde.

CHP'de Parti İçi Savaş Kızıştı: Özgür Özel ve Ekibinin İhraç Tehdidi Kime Yönelik? İşte O Yol Haritası!

CHP'de parti içi dengeleri altüst edebilecek bir gelişme yaşanıyor. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'A Takımı' olarak bilinen Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK), dokuz önemli ismi partiden ihraç etme talebi, siyaset kulislerini hareketlendirdi. Bu beklenmedik gelişme, partinin geleceği hakkında ciddi tartışmaları da beraberinde getirirken, ihraç talebiyle karşı karşıya kalan isimler ve onlara destek veren kanat, şimdiden bir karşı hamle planı hazırladı.

Parti Tüzüğünün Sınırları Zorlanıyor: MYK'nın Yetkisi Tartışmaya Açıldı

CHP'de uzun süredir devam eden 'yönetim' tartışmaları, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin aldığı 'mutlak butlan' kararı sonrası iyice alevlenmişti. Şimdi ise gündem tamamen değişti ve partinin geleceğini şekillendirebilecek bir ihraç süreci konuşuluyor. Kılıçdaroğlu'nun MYK'sı, Veli Ağbaba, Umut Akdoğan, Ensar Aytekin, Ali Mahir Başarır, Burhanettin Bulut, Gökhan Günaydın, Özgür Karabat, Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Turan Taşkın Özer'in partiden kesin olarak ihraç edilmesi yönünde oy birliğiyle karar aldı. Ancak, bu dokuz ismin yanı sıra, parti içinde önemli bir güce sahip olan Grup Başkanı Özgür Özel ve ekibi hakkındaki değerlendirmenin henüz yapılmamış olması dikkatlerden kaçmadı. Özel'in kurmayları, bu durumun CHP tüzüğüne tamamen aykırı olduğunu savunarak, milletvekillerinin Yüksek Disiplin Kurulu'na (YDK) sevk edilmesinin yalnızca Parti Meclisi (PM) tarafından yapılabileceğini belirtiyor. MYK'nın böyle bir yetkisinin bulunmadığına dair güçlü argümanlar öne sürülüyor.

'İvedi Durumlar' Gerekçesi Yeterli mi? Hukuki Mücadele Başlıyor

CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın, tüzüğün 63. maddesinin beşinci fıkrasına atıfta bulunarak kullandığı 'ivedi durumlar' ifadesi, ihraç edilmek istenen isimlerin durumunu kapsamadığı yönünde yorumlanıyor. MYK'nın, 'ivedi durumlarda' il yönetim kurullarının dahi tedbirli olarak görevden uzaklaştırma yetkilerini kullanarak bir üyeyi disipline sevk edebileceği yönündeki görüşleri dile getirilse de, Özel'in ekibi, ihracı istenen kişilerin sıradan parti üyeleri değil, milletvekili olduklarına vurgu yapıyor. Bu durumun, parti tüzüğünün 63. maddesinin birinci fıkrasına göre, yalnızca Parti Meclisi'nin (PM) talebi üzerine Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilebilecekleri anlamına geldiğini savunuyorlar. Bu çerçevenin dışına çıkılmaya çalışıldığına dair iddialar, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Bu hukuki çıkmaz ve tüzük tartışmaları, Özgür Özel ve ekibini, durumu asliye hukuk mahkemesine taşıma kararı almaya itti. İlk başvurunun önümüzdeki günlerde yapılacağı öğrenildi.

Tarihi Bir Benzerlik: Süheyl Batum Davası Emsal Olabilir mi?

İhraç talepleri, başlangıçta Parti Meclisi (PM) toplantısında karara bağlanacaktı. Ancak, Veli Ağbaba, Umut Akdoğan, Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Turan Taşkın Özer gibi PM üyelerinin de bu süreçte yer alması, dengeleri değiştirdi. Toplantı masasına oturamayacakları anlaşılan bu isimler ve onlara destek veren 28 kişi, PM'den toplu istifa kararı aldı. Bu istifaların temel amacının, PM ve MYK'nın tüzük gereğince düşürülerek partiyi olağanüstü kurultaya götürmek olduğu belirtiliyor. Ancak Kılıçdaroğlu ekibi, daha önce alınan 'mutlak butlan' kararı nedeniyle bu yönteme başvurulamayacağını savunuyor. Öte yandan, bu süreçte Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın'ın durumu da ayrı bir önem taşıyor. TBMM Başkanlığı'na kendileriyle ilgili bir yazı gönderilirse, grup başkanvekilliği yetkilerinden arındırılacakları ve bunun da Özgür Özel'in gücünü önemli ölçüde zayıflatacağı öngörülüyor. Tarihsel bir not olarak ise, 12 yıl önce eski CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum'un benzer bir durum yaşadığı hatırlatılıyor. 2014 yılında disipline sevk edilip ihraç edilen Batum, mahkeme kararıyla görevine geri dönmüştü. Mahkeme, Batum'un milletvekili statüsünü ve parti tüzüğündeki ilgili maddeleri dikkate alarak ihraç kararını iptal etmişti. Bu durum, Özgür Özel ve ekibinin hukuki yollara başvurma kararında önemli bir emsal teşkil ediyor.